keje9
bayramin mübarek olsun nice mutlu bayramlar dilerim.
xxxtirexxx
BANA AŞK BORÇLUSUN
Adam genç kadına seslendi:
-Bana gözyaşı borcun var!
Genç kadın sordu:
-Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı:
-Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın.
Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde.
İkisi de bahar kokuyordu...
Biri ilkbahar, diğeri güz.
Adam, seslendi yine:
-Bana mutluluk borcun var!
Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:
-Nasıl ödeyebilirim?
Heyecanlandı adam:
-Haydi yat dizlerime!
Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının.
Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sıra sıra. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam.Yetmedi, gizli düğüm attı.. Ağladı.
Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.
Genç kadının gözlerinin içine baktı:
-Bana yürek borcun var!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın. Şaşırmadı;
-Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?
Adam kollarını uzattı:
-Haydi tut ellerimi!
Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki,eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
-----DEVAMI Bİ AŞAGISI-------
xxxtirexxx
Genç kadın gitmek üzereydi.
Adam son kez seslendi:
-Bana can borcun var.
Kadın irkildi:
-Can mı?
Sigarasından derin bir nefes çekti adam:
-Evet. Can borcun var.
Sensizlik öldürüyor beni!
Hoşuna gitti sözler kadının:
-Peki, bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
Adam, biraz daha yaklaştı:
-Yum gözlerini!
Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyendudaklarına.
-Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaşlarını kadın...
Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi:
-Hayat öpücüğüydü!
Kısa bir sessizliğin ardından, bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam şaşırdı:
-Ya senin bu yaptığın neydi?
Genç kadın kapıya yöneldi:
-Veda öpücüğü!
Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.
Adam koştu peşinden,sümbülleri geri verdi kadına:
-Ne olur iyi bak umut çiçeklerime solmasınlar.
Genç kadın sümbülleri aldı:
-Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini.
Adam sevindi:
-Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
Kadın gözden kaybolurken, haykırdı adam:
-Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun! Haykırışı yağmura karıştı, kadın yağmuru hissetmeyen kalabalığa....
xxxtirexxx
ÇEKMECE
Büyüklerle ben yapamıyorum
çocuklar da almıyor beni oyunlarına
devlet dairesinde
yangından kurtarılmayacak
sıkışmış bir çekmece gibiyim
açılamıyorum sana
Kardeşiyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken
Öpüşme sahnesinin tam ortasında
içeri girdiğin yazlık sinemanın
yer göstericisiyim
yürüyorsun fenerimin ışığında
yer:Kız Kulesi
ve sonu ayrılıkla bitecek
hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
beyaz duvarında
Bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara
Son karesi gibi Red Kit`in
batan güneşe doğru
sürerken atımı
gitme kal demeni bekliyorum
ama yalnızca
rüzgar çekiştiriyor atkımı
Sunay Akın
xxxtirexxx
BOŞVER BE YAŞI BAŞI!
gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?
şöyle atıp grileri siyahları sabahtan
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna ondan haber ver??...
koyma bir kenara yüreğini!
AÇ KAPILARINI!!!
gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
GÖMME BAŞINI TOPRAĞA BİR ÇİFT GÜZEL GÖZ UĞRUNA...
bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda...
ama aklını kaybettirecek kadar bir aşk varsa avuçlarında
bırak aksın yollarına
YAĞ GEÇ
YIK GEÇ
KİMSE İNANMAZSA İNANMASIN!
SEN İNAN YÜREĞİNE!...
hem ona geçmezse kime geçer sözün?
büyü büyü...
bak ellerin,ayakların kocaman,
aklında maşallah yerinde...
E NE DİYE TUTARSIN YÜREĞİNİ UÇMASIN DİYE?...
akıllı ol,yüreğin gelir peşinden
BOŞVER YAŞI BAŞI!
AŞK VAR MI SEN ONDAN HABER VER?
takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere...
o çizgilerin yüreğine neler kazandırdığını düşün
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü öl gitsin!
BOŞVER BE YAŞI BAŞI
KİM TUTAR SENİ KİMM
KENDİ YÜREĞİNDEN BAŞKA KİM?...
aklını al da öyle git
ister bir duvara
ister bir odaya
ister kıra bayıra vur da git
dert etme ellerini onlar da gelir seninle
bırakmadıkça birine
o biri de gelir gerçekten istediğin oysa
SEVECEKSEN VE ÖLECEKSEN UĞRUNA...?
yaşa be!yaşa da öyle git gireceksen toprağa
yaş 70´e gelmiş ama hayat daha bitmemiş
SEN Mİ BİTECEKSİN??
çekeceksen bile bayrağı
YAŞADIM ULAN DİBİNE KADAR
diyemeyecek misin?...
CAN YÜCEL
xxxtirexxx
: YALNIZ ÇİÇEK :
O derin uçurumlarda açan
Dikeni zehirli yalnız çiçek
Suç olur muydu seni bir kez koklayıp ölmek
Fırtına olsam kırsam dikenini
Yüreğimle dokunsam çiçeğine
Bu inat bu dik bakış neden gözlerime
Kendini bırak
Bırak artık benim cennetime
Ayrı iklimsin ne çare
Ben sana vurgun biçare
Sarardım, soldum hasretinle
Ayrı iklimsin apayrı
Sert soğuk mağrur sevdalı
Kavrulur yanarım ben niye...
YıLdız TiLbe...
xxxtirexxx
ÖLÜMSÜZ AŞK(GERÇEK YAŞANMIŞ)
Bir kiz ve bir delikanli bir motosikletin üzerinde 180Km hizla gidiyorlar ve aralarinda söyle bir konusma geciyor;
Kiz : Lütfen yavasla, ben korkuyorum
Delikanli : Hayir, bak ne kadar eglenceli
Kiz : Lütfen, lütfen, cok korkuyorum
Delikaniı : Peki, beni sevdigini söyle
Kiz : SENİ COK SEVİYORUM, lütfen yavasla
Delikanli : Simdi de bana skica saril Kiz delikanliya skica sarilir
Delikanli : Sapkami alip, kendine takar misin? Basimi cok skti
Ertesi gün gazetelerde söyle bir haber cikti:
Motorsiklet Kazasi; Motorsiklet, fren arizasi nedeniyle, bir binaya carpti. Üzerindeki 2 kisiden sadece biri kurtuldu.
Gercek ise söyleydi; Yolun yarisinda, delikanli
frenlerin bozuldugunu anlamis ama bunu kiza belli etmek istememisti.
Bunun yerine, kizdan kendisini sevdigini söylemesini istemis kendisine
son defa sarilmasini istemisti. Sonra da kendi ölümü
pahasina, kizin basligi takmasini ve hayatta kalmasini saglamisti. Iste
gercek ASKIN anlami da buydu!!!
xxxtirexxx
-KIRILDIM AŞKA AMA ONUN HABERİ YOK-
Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç bir şeyimiz yok.
Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum,
seninle konuşuyorum... Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım,
sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum...
Cümlelerimi kısalttım,
kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda...
Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz
ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum,
imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor... Bir çocuk gibi
isteklerimi bastıramıyorum... Çalmayan telefonuma elim gidiyor,
sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum... Bende olan seni,
hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin
nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...
İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum!
Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı...
Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım
anılarım dışında... Isınabilmek için onlara sarılıyorum...
Anlamsız ve cevapsız sorular hıhzırca sırıtıyor, ben görmemeye
çalışıyorum... Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...
xxxtirexxx
Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksın
ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım
falıma... Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş
itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil...
Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı,
kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini,
sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi,
dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de
hiç niyetin yoktu aslında... Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum...
Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi
ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş
gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana...
Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde,
gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi...
Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki?
Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana...
Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım... Ayak uyduramadım
yorgunluğuna... Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım...
Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın;
dokunuşlarında kendini bulan... Ama! En çok da imkânsızın oldum...
xxxtirexxx
Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum... İnanamadığın, Yenemediğin,
üzerinden atlayamadığın korkuların oldum... Ağladığın, bağırdığın ya da
sustuğun isyanın oldum, sessizce boşalan gözyaşların, birikmişliğin oldum...
Yüreğindeki kadın ben olmak isterken yüreğine sığınan ve tozlanacak olan
bir anı oldum... Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken
belki de hiçbir şeyin oldum... Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum?
Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim...
Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim?
Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan
ama bir ömür gibi gelen aşk... Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini,
öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum... Seni halen
benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum...
Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların
sonunda olması acıtıyor içimi... Suskunluğun en büyük silahındı,
suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan, canımı acıtan unutulmak...
Söylesene unutulmak kime yakışıyor?
Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor ...
Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak
sende daha güzel duruyor... Görüyorsun işte, aşk´a ve sana ihanet etmiyorum
benim kırgınlığım Aşk´a... Sen üstüne alındın...
xxxtirexxx
GELDİGİMDE
Geldiğimde notun duruyordu masanın üzerinde
Sekizde yatmıştın
Saatime baktım sekizi beş geçiyor
O gün anladım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığı
Aramızda düşman gibi duran zamanı
O gün anladım Senin bana erken
Benim sana geç kaldığımı
Murathan MUNGAN
xxxtirexxx
Zulmü Alkışlayamam
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
-Boğamazsın ki!
-Hiçolmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticanın şu sizin lehçede ma´nası bu mu?
.
Mehmet Akif Ersoy
xxxtirexxx
SONSUZ AŞK
Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesizden başlayıp sonsuza giden
Dalga hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya
Dalga seven, kıyı sevilendir
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca
İşte bende seni böyle severim yar.
Ya bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
Bilirler görünmeyeceklerini..
Sevilmeyeceklerini..
Koklanmayacaklarını..
Okşanmayacaklarını..
Ama inatla açarlar aşkla.. sevgiyle.. özlemle..
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
İşte bende seni böyle beklerim yar.
Ya bilir misin günebakanın güneşe olan aşkını?
Hiç kucaklayamayacağı bir sevgilinin peşindedir
Bir bakışına verir ömrünü
Bir bakışının özlemindedir sevgiliden gelecek olan
Ve güneşin her batışında boynu bükük kalır
Sarıya boyanır yüzü sevgiliden aldığı ilhamla
Bilse de kavuşamayacağını
Her doğan günü umutla bekler sevgiliye kavuşmak için
Bende seni böyle beklerim yar.
Ya ipek böceğini bilir misin?
Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
Bilir o ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
Ama aşkına feda eder kendini
Öyle verir kendini yarenine korkusuzca
İşte bende kendimi böyle veririm sana yar.
Ya ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin?
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
Öyle zorludur ki ayrılmaları..
Verir meyvesini ağaç
Meyve tohum olur,
Tohum kök olur..
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden
İşte bende böyle yar
Yok olmayı göze aldım tekrar sende doğmak için
xxxtirexxx
Benim İçin Ağlar mısın?
Beni anladıklarını söylüyorlar
Hiç kimse beni anlayamaz
Hiç kimse...
*
Benim içimdeki masum şeytanı kim anlayabilir ki?
Ben, bu gördüğünüz ceset değilim
Benim içimdeki yaratığın gözyaşlarını kim görebilir ki?
Korkuyorum, anlayamazsınız işte, ölmeliyim
Ölmeli ve korkularımdan kurtulmalıyım.
*
Ben, onun sana zarar vermesinden korkuyorum
Beni bu huzurdan çıkarmandan
Belki de beni anlamandan korkuyorum.
*
Hiç kimse beni anlayamaz
Hiç kimse...
*
Soluduğum hava bile boğazımda düğümleniyor
o da benden yana, benim gibi yalnız, benim gibi korkak.
Anlıyor musun? Ben sevilmekten korkuyorum
Beni sevmenden, beni acılarımdan ayırmandan korkuyorum.
*
Artık bu uzun merdivenin son basamağındayım
Önümdeki sonsuz uçurum bana sevgiyi hatırlatsa da
Uçurum beni senden uzaklaştıracak biliyorum.
İçimdeki karanlık beni zorluyor, buna mecburum, anlıyor musun?
*
Hiç kimse beni anlayamaz
Hiç kimse...
*
Sevgi içimdeki küçük çocuğu sevebilir mi ki?
Hıçkırıklarını duyuyor musun?
Sevgi onun ıstıraplı geçmişini silebilir mi ki?
Artık dayanamıyor, anlıyor musun?
*
Hergün ölüyordum zaten, benim için değişiklik değil bu
Aslında ölümün sonu bu, o da ölüyor benle.
Hiç ağlayan bir ceset gördün mü?
Şimdi gözlerimden iki damla yaş dökülüyor sevginle birlikte.
*
İçimdeki yaşlar sel oldu, taştı, anlıyor musun?
İçimdeki o canlı boğuldu ve kurtuldu artık
Sadece cesetini bekliyor, her şey bitecek.
Masumiyetimi neden öldürmek istediğimi anlıyor musun?
*
Hiç kimse beni anlayamaz
Hiç kimse...
*
Bu dikenli yolun sonu artık gelmeli
Sevgiler beni terk etmeli.
İçimdeki setler yıkıldı tutamam gözyaşlarımı.
*
Hey sen! Beni öldüren korkularımın nedeni
Görüyor musun onları?
Duyuyor musun meleklerin çığlıklarını?
*
Hey sen! Beni ağlatan sevginin sahibi
Ben öldüğümde
O küçük çocuğun gerçek yüzünü gördüğünde
Benim senin için ağladığım gibi
Sen de benim için ağlar mısın?...
birtanesi ...
bayramin mübarek olsun nice mutlu bayramlar dilerim.
BANA AŞK BORÇLUSUN Adam genç kadına seslendi: -Bana gözyaşı borcun var! Genç kadın sordu: -Nasıl öderim? Adam gözlerini kırptı: -Haydi gülümse! Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu. Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar, diğeri güz. Adam, seslendi yine: -Bana mutluluk borcun var! Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu: -Nasıl ödeyebilirim? Heyecanlandı adam: -Haydi yat dizlerime! Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sıra sıra. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam.Yetmedi, gizli düğüm attı.. Ağladı. Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu. Genç kadının gözlerinin içine baktı: -Bana yürek borcun var! Borcunun farkındaydı sanki genç kadın. Şaşırmadı; -Bu borcumu nasıl ödeyebilirim? Adam kollarını uzattı: -Haydi tut ellerimi! Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki,eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde. -----DEVAMI Bİ AŞAGISI-------
Genç kadın gitmek üzereydi. Adam son kez seslendi: -Bana can borcun var. Kadın irkildi: -Can mı? Sigarasından derin bir nefes çekti adam: -Evet. Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni! Hoşuna gitti sözler kadının: -Peki, bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun? Adam, biraz daha yaklaştı: -Yum gözlerini! Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyendudaklarına. -Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaşlarını kadın... Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi: -Hayat öpücüğüydü! Kısa bir sessizliğin ardından, bu kez kadın öptü adamı şehvetle... Adam şaşırdı: -Ya senin bu yaptığın neydi? Genç kadın kapıya yöneldi: -Veda öpücüğü! Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın. Adam koştu peşinden,sümbülleri geri verdi kadına: -Ne olur iyi bak umut çiçeklerime solmasınlar. Genç kadın sümbülleri aldı: -Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini. Adam sevindi: -Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter! Kadın gözden kaybolurken, haykırdı adam: -Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun! Haykırışı yağmura karıştı, kadın yağmuru hissetmeyen kalabalığa....
ÇEKMECE Büyüklerle ben yapamıyorum çocuklar da almıyor beni oyunlarına devlet dairesinde yangından kurtarılmayacak sıkışmış bir çekmece gibiyim açılamıyorum sana Kardeşiyle sokaklarda hep bir örnek giydirilen sen nasıl sevmezsin eşitliği yürürken düşen çoraplarını aynı hizaya getirmek için annen değil miydi önünde diz çöken Öpüşme sahnesinin tam ortasında içeri girdiğin yazlık sinemanın yer göstericisiyim yürüyorsun fenerimin ışığında yer:Kız Kulesi ve sonu ayrılıkla bitecek hüzünlü bir aşk filmini oynuyor beyaz duvarında Bir kez olsun çıkmazken ağzından seni sevdiğimi her gün söylememi yadırgama bil ki bu şehirde iskelenin verilmesini beklemeden atlarım vapurlara Son karesi gibi Red Kit`in batan güneşe doğru sürerken atımı gitme kal demeni bekliyorum ama yalnızca rüzgar çekiştiriyor atkımı Sunay Akın
BOŞVER BE YAŞI BAŞI! gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver? şöyle atıp grileri siyahları sabahtan sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna ondan haber ver??... koyma bir kenara yüreğini! AÇ KAPILARINI!!! gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama GÖMME BAŞINI TOPRAĞA BİR ÇİFT GÜZEL GÖZ UĞRUNA... bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda... ama aklını kaybettirecek kadar bir aşk varsa avuçlarında bırak aksın yollarına YAĞ GEÇ YIK GEÇ KİMSE İNANMAZSA İNANMASIN! SEN İNAN YÜREĞİNE!... hem ona geçmezse kime geçer sözün? büyü büyü... bak ellerin,ayakların kocaman, aklında maşallah yerinde... E NE DİYE TUTARSIN YÜREĞİNİ UÇMASIN DİYE?... akıllı ol,yüreğin gelir peşinden BOŞVER YAŞI BAŞI! AŞK VAR MI SEN ONDAN HABER VER? takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere... o çizgilerin yüreğine neler kazandırdığını düşün atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü öl gitsin! BOŞVER BE YAŞI BAŞI KİM TUTAR SENİ KİMM KENDİ YÜREĞİNDEN BAŞKA KİM?... aklını al da öyle git ister bir duvara ister bir odaya ister kıra bayıra vur da git dert etme ellerini onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine o biri de gelir gerçekten istediğin oysa SEVECEKSEN VE ÖLECEKSEN UĞRUNA...? yaşa be!yaşa da öyle git gireceksen toprağa yaş 70´e gelmiş ama hayat daha bitmemiş SEN Mİ BİTECEKSİN?? çekeceksen bile bayrağı YAŞADIM ULAN DİBİNE KADAR diyemeyecek misin?... CAN YÜCEL
: YALNIZ ÇİÇEK : O derin uçurumlarda açan Dikeni zehirli yalnız çiçek Suç olur muydu seni bir kez koklayıp ölmek Fırtına olsam kırsam dikenini Yüreğimle dokunsam çiçeğine Bu inat bu dik bakış neden gözlerime Kendini bırak Bırak artık benim cennetime Ayrı iklimsin ne çare Ben sana vurgun biçare Sarardım, soldum hasretinle Ayrı iklimsin apayrı Sert soğuk mağrur sevdalı Kavrulur yanarım ben niye... YıLdız TiLbe...
ÖLÜMSÜZ AŞK(GERÇEK YAŞANMIŞ) Bir kiz ve bir delikanli bir motosikletin üzerinde 180Km hizla gidiyorlar ve aralarinda söyle bir konusma geciyor; Kiz : Lütfen yavasla, ben korkuyorum Delikanli : Hayir, bak ne kadar eglenceli Kiz : Lütfen, lütfen, cok korkuyorum Delikaniı : Peki, beni sevdigini söyle Kiz : SENİ COK SEVİYORUM, lütfen yavasla Delikanli : Simdi de bana skica saril Kiz delikanliya skica sarilir Delikanli : Sapkami alip, kendine takar misin? Basimi cok skti Ertesi gün gazetelerde söyle bir haber cikti: Motorsiklet Kazasi; Motorsiklet, fren arizasi nedeniyle, bir binaya carpti. Üzerindeki 2 kisiden sadece biri kurtuldu. Gercek ise söyleydi; Yolun yarisinda, delikanli frenlerin bozuldugunu anlamis ama bunu kiza belli etmek istememisti. Bunun yerine, kizdan kendisini sevdigini söylemesini istemis kendisine son defa sarilmasini istemisti. Sonra da kendi ölümü pahasina, kizin basligi takmasini ve hayatta kalmasini saglamisti. Iste gercek ASKIN anlami da buydu!!!
-KIRILDIM AŞKA AMA ONUN HABERİ YOK- Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç bir şeyimiz yok. Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum... Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum... Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda... Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum, imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor... Bir çocuk gibi isteklerimi bastıramıyorum... Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum... Bende olan seni, hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum... İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum! Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı... Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında... Isınabilmek için onlara sarılıyorum... Anlamsız ve cevapsız sorular hıhzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum... Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...
Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma... Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil... Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi, dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de hiç niyetin yoktu aslında... Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum... Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana... Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi... Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki? Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana... Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım... Ayak uyduramadım yorgunluğuna... Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım... Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın; dokunuşlarında kendini bulan... Ama! En çok da imkânsızın oldum...
Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum... İnanamadığın, Yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum... Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum, sessizce boşalan gözyaşların, birikmişliğin oldum... Yüreğindeki kadın ben olmak isterken yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum... Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum... Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim... Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk... Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini, öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum... Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum... Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi... Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan, canımı acıtan unutulmak... Söylesene unutulmak kime yakışıyor? Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor ... Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Görüyorsun işte, aşk´a ve sana ihanet etmiyorum benim kırgınlığım Aşk´a... Sen üstüne alındın...
GELDİGİMDE Geldiğimde notun duruyordu masanın üzerinde Sekizde yatmıştın Saatime baktım sekizi beş geçiyor O gün anladım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığı Aramızda düşman gibi duran zamanı O gün anladım Senin bana erken Benim sana geç kaldığımı Murathan MUNGAN
Zulmü Alkışlayamam Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!... -Boğamazsın ki! -Hiçolmazsa yanımdan kovarım. Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu... İrticanın şu sizin lehçede ma´nası bu mu? . Mehmet Akif Ersoy
SONSUZ AŞK Dalga ile kıyının aşkını bilir misin? Öncesizden başlayıp sonsuza giden Dalga hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya Dalga seven, kıyı sevilendir Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga Ve döner hep geriye Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca İşte bende seni böyle severim yar. Ya bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini? Bilirler görünmeyeceklerini.. Sevilmeyeceklerini.. Koklanmayacaklarını.. Okşanmayacaklarını.. Ama inatla açarlar aşkla.. sevgiyle.. özlemle.. Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını İşte bende seni böyle beklerim yar. Ya bilir misin günebakanın güneşe olan aşkını? Hiç kucaklayamayacağı bir sevgilinin peşindedir Bir bakışına verir ömrünü Bir bakışının özlemindedir sevgiliden gelecek olan Ve güneşin her batışında boynu bükük kalır Sarıya boyanır yüzü sevgiliden aldığı ilhamla Bilse de kavuşamayacağını Her doğan günü umutla bekler sevgiliye kavuşmak için Bende seni böyle beklerim yar. Ya ipek böceğini bilir misin? Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını Bilir o ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını Ama aşkına feda eder kendini Öyle verir kendini yarenine korkusuzca İşte bende kendimi böyle veririm sana yar. Ya ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin? Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için Öyle zorludur ki ayrılmaları.. Verir meyvesini ağaç Meyve tohum olur, Tohum kök olur.. Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden İşte bende böyle yar Yok olmayı göze aldım tekrar sende doğmak için
Benim İçin Ağlar mısın? Beni anladıklarını söylüyorlar Hiç kimse beni anlayamaz Hiç kimse... * Benim içimdeki masum şeytanı kim anlayabilir ki? Ben, bu gördüğünüz ceset değilim Benim içimdeki yaratığın gözyaşlarını kim görebilir ki? Korkuyorum, anlayamazsınız işte, ölmeliyim Ölmeli ve korkularımdan kurtulmalıyım. * Ben, onun sana zarar vermesinden korkuyorum Beni bu huzurdan çıkarmandan Belki de beni anlamandan korkuyorum. * Hiç kimse beni anlayamaz Hiç kimse... * Soluduğum hava bile boğazımda düğümleniyor o da benden yana, benim gibi yalnız, benim gibi korkak. Anlıyor musun? Ben sevilmekten korkuyorum Beni sevmenden, beni acılarımdan ayırmandan korkuyorum. * Artık bu uzun merdivenin son basamağındayım Önümdeki sonsuz uçurum bana sevgiyi hatırlatsa da Uçurum beni senden uzaklaştıracak biliyorum. İçimdeki karanlık beni zorluyor, buna mecburum, anlıyor musun? * Hiç kimse beni anlayamaz Hiç kimse... * Sevgi içimdeki küçük çocuğu sevebilir mi ki? Hıçkırıklarını duyuyor musun? Sevgi onun ıstıraplı geçmişini silebilir mi ki? Artık dayanamıyor, anlıyor musun? * Hergün ölüyordum zaten, benim için değişiklik değil bu Aslında ölümün sonu bu, o da ölüyor benle. Hiç ağlayan bir ceset gördün mü? Şimdi gözlerimden iki damla yaş dökülüyor sevginle birlikte. * İçimdeki yaşlar sel oldu, taştı, anlıyor musun? İçimdeki o canlı boğuldu ve kurtuldu artık Sadece cesetini bekliyor, her şey bitecek. Masumiyetimi neden öldürmek istediğimi anlıyor musun? * Hiç kimse beni anlayamaz Hiç kimse... * Bu dikenli yolun sonu artık gelmeli Sevgiler beni terk etmeli. İçimdeki setler yıkıldı tutamam gözyaşlarımı. * Hey sen! Beni öldüren korkularımın nedeni Görüyor musun onları? Duyuyor musun meleklerin çığlıklarını? * Hey sen! Beni ağlatan sevginin sahibi Ben öldüğümde O küçük çocuğun gerçek yüzünü gördüğünde Benim senin için ağladığım gibi Sen de benim için ağlar mısın?...