Vaybee!
  |   Mitglied werden   |   Hilfe   |   Login
 
  #91  
Alt 26.08.2017, 00:52
eMasculine
 
Beiträge: n/a
Reden SeyranGay

Efenim Merhabalar

Yazi yazma islerini bu aralar biraz aksatinca “editorumuz ” nazim beyden inceden hicivle karisik bir uyari aldim. Bildiginiz gibi bir sonraki yazi icin balina kopekbaliklarini yazmaya soz vermistim. Gecikince Nazim balina kopekbaligini izgara yapip rakinin yaninda yedin mi diye bodoslama gimis konuya. Zaten yarim sise rakimiz kaldi Fevzi ile, gidim gidim iciyoruz, ona da taa Kanada`dan goz koyup cok gormeyiniz nazim efendi. Zaten aslen whale shark denen mahlukatlarin ismini turkceye cevirmek ve cumle icinde kullanmak yeterince zor. O yuzden bu yazida da ne yazik ki balina kopekbaliginin (BKB) balinalik kopeklik ve baliklik unsurlarina deginemeyecegim. Bu aralar Utila Adasi civarinda pek goremiyoruz kendilerini zaten.

Basliktan da goruldugu uzere bu yazida daha cok gerzekliklerden bahsetmeyi uygun gordum musaadenizle. Gerzeklik derken aslen bir seyi herkesin yaptigi gibi yapmama halinden bahsediyorum. Ama “gerzek!” vurgusu daha cok bu farkliligin absurdlugu konusunda bir uyari, sosyal rot balans ayari naminda bisey. Meydan larusa ayrica bakip yorumlara ekleyebilirsiniz tabi. Benim icin gerzek kelimesi oldukca olumlu anlami olan bir kavram. Aklima ilk gelen sey ise George Perec`in “Yasam Kullanma Kilavuzu”. Yazar aslen Fransızca’nın en çok kullanılan sesli harfi olan “e”yi kullanmadan kaybolus isimli bir roman yazdigindan beri benim obsesif kompalsif yazarlar listeme girdi. Buradan kitabi 5 yil once bana hediye eden Ertan ustadimiza entel bir selam cakalim hizlicanak. Baskisi tukenmis ona gore. “Parçaları yerleştirenin her hareketi, bu parçaların üreticisi tarafından kendisinden önce tekrarlanmıştır; eline aldığı, incelediği, okşadığı her parça, denediği, bir kez daha denediği her kombinasyon, her dokunuş, her sezgi, her umut, her cesaretsizlik bir başkası tarafından kararlaştırılmış, hesaplanmış, incelenmiştir.” demis yazar kitabin bi yerinde. Yazarin aslen ne demeye calistigindan bagimsiz olarak ben; ne zaman zihinsel uretim cabasina girissem, bu denenmislik halinin golgesi altinda ezilmekteyim. O yuzden kurtulusu gerzeklikte yani parcalarin ureticisi olmakta goruyorum.

Yanildiniz kitap da tanitmiyorum. Gerzeklikten bahsediyorum hala. Gerzeklik tabi ne dedigini dosdogru dolandirmadan bildigin gibi soylemek demek ayni zamanda. Politik olmaya calismadan, elestirilerin onune onceden nasil gecerim diye dusunmeden. Soz agizdan cikarken dert sudur: “arkadasim ben buna baktim, bunlari gordum, bana degisik geldi, bi de sana deyim dediydim kelamimi, belki sen de katarsin ustune bisey”. Bu anlamda blogumuzda bu ayin gerzeklik odulunu incelikli bakisina bir kez daha saygi duydugum kayahan kardesime vermeyi dilerim ben. Yazisinin altindaki yorumlari okuyunca tartismanin biraz daha gorsel iletisim uzerine odaklanmadigina uzuldum acikcasi.

Yine yorumlarla baglantili olarak, Greenpeace insanlarinin (sanirim ben de hala bu insanlardan birisi sayilabilirim) surekli bir savunma ve greenpeace hakkindaki yanlis anlasilmalari (o kadar cok ki!) giderme gibi bir refleksi var biraz da hakli olarak. Diger yandan her elestiri de yanlis anlasilmadan kaynaklanmiyor. Bu elestirileri alip (yes publicly) uzerine greenpeace`in bakis acisini ekleyip bir de ozelestiri koydugunuzda dadindan yinmez bana kalirsa. Kurumsal kimligin nufus edilemez pembeliginden kurtulursun bir. Fikri sermayeni dusunce borsasina yatirmis olursun, dusunce yatirimcilari olumlu olumsuz yonleri birlikte tartar ve dusunce hisselerin daha da bir deger kazanir, iki. Insanlar Greenpeace`in sokakta para toplayan insanlardan ve yerden bitiveren eylemcilerden ote bir yuzu oldugunu gorur bu da uc.

Yani aslinda Greenpeace`te kimsenin bu soylediklerimin aksine bir dusuncesi oldugunu sanmiyorum. Asil sorun su. organizasyon turkiye`de buyurken iki ana kafa karisikligi ortaya cikti. Bilgiyi uretip yayarken neyin ozel, neyin umumi (ey okur!bak kamusal demiyorum burdan dalma bana) oldugu konusunda bir fikir birligi hala olusabilmis degil. Bu da orgut ile ilgili entellektuel tartismalarin gereksiz sekilde dar bir sinirda kalmasina sebep oluyor. ikinci kafa karisikligi ise greenpeace`in taban orgutlenmesi mi yoksa tepeden orgutlenme modelini mi benimsedigi. bu tartismaya hic girmiyorum ama tartismanin yarattigi kafa karisikliginin sonucu sudur: greenpeace`in internet veya diger toplu iletisim kanallari ile kitleleri kendiliginden harekete gecmesini saglamasi zorlasiyor. Hem de cok zorlasiyor. Iletisim kampanyasi yuruturken bilgiyi ve gorsel ogeleri belli paket formatlardan sunmak gibi bir zorunluluk var. Ama internet iletisiminin sagladigi imkanlar ve olusmakta olan yeni kultur, bu gazete televizyon formatinin otesinden bir iletisim taktigi gerektiriyor. Ve bu taktikleri oturup bu blogda ya da baska umumi sanal ortamlarda neden tartismiyoruz, arkadaslar buyrun demek istiyor ben.

Aman tanrim, yine buyuk buyuk laflar etmisim kendimi kaptirip. Ama bu yazinin konusu Greenpeace de degil. Bildiginiz gibi hondurastayim bu aralar. E domuz gribi de malum. Meksikaya cok yakin oldugumuzdan dunyanin cesitli yerlerindeki tanis ve dostlardan uyari mesajlari geliyor. Sagolasiniz ben domuz gibiyim ve hic biyere gitmeye ya da donmeye niyetim yok. Bu uzakta bir felakete tepki gosterme halinin “turk”e has bir durum olmadigina sahit oluyorum. tam aksine bu medya manipulasyonuna gelip paniklemenin doruk noktasi sanirim amerika. ama tabi turke bisey olmaz sktiret olm geyiklerini de yapmakta ihmal etmiyoruz fevzi ile. Meraklananlara tek bir dusunce noktasi veriyorum: kus gribi sirasinda turkiyeyi neden terketmediniz? Turk gerzekligi ve yaraticiligi benimle birlikte honduras topraklarinda dolasiyor merak etmeyesiniz. Ama bu arada memlekette hala bir islam alimimiz cikip “domuz yiyenler allahin gazabina ugradi iste” demedi ise de ben burada cig cig domuz yiyecegim.

Benim bu aralar ugrastigim daha buyuk gerzeklikler var. Pasaportumun suresini konsoloslukta ucuza uzattiririm dusuncesiyle turkiyeden ayrildim. Ama bizim disisleri her ulkede konsolosluk acmiyor haliye. Orta amerikada meksika buyukelciligi 10 ulkeye birden bakiyor. Ben de mecburen amerikan hizli posta sirketiyle pasaportumu konsolosluga gondermek zorunda kaldim. Damga vurup geri gonderecekler. Simdi mal gibi yolda kaybolmasin diye dua ediyorum. Ama proseduru de iyice ogrenmis oldum. Hani buyukler ders olsun diyo ya…

Adadaki birinci ayimda super bir zula mekan ogrendim. Adadaki su deposu. Harika manzarasi oldugunu soyluyorlar. Tarifini de 2-3 kisiden ayri ayri aldim. Bu yoldan yukari dogru yuru, bir adet kesinlikle girilmez tabelasi var, ordan gir. curuk bir merdiven var, tepesine tirmanip manzarayi izleyebilirsin. Bunu cok fazla turiste soylemiyorlar. O yuzden gurur duydum kendimle. Gerzek gerzek gidip keyif ilen inceden ufka bakip pasaportumun gelisini beklemeyi dusunuyorum dalmadigim gunlerde.

Dalis isleri de yavasladi bu ara. Insan yogun calismadigi zaman gerzeklige ve eglenceye daha fazla zaman kaliyor. Dalis sonunda teknenin altindan yukselirken, yuzeyde iseyerek gevseyen bunyelere regulatorle jakuzi yapmakta huzuru buldum ben. bi anlik saskinlik ve yuzerken sicrama hali cok eglenceli bir gorsel. bu eylemin bi amaci anlami var mi yok tabi. Fevzi ile de bol bol bomba atlayisi yapip herkesi islatarak dunya aleme turkun gucunu gostermek mesguluz anlayacaginiz.

Her yazida bir tarif vermeye calisiyorum. Gelenegi bozmayalim. Bu haftaki favorimiz pratik cikolatali dondurma. bakkaldan cikolatali sut alinir. bi yudum alip, buzluga sogusun diye konup unutulur. donan sut iyice bir ezilir. bildigin super dondurma olur. ama bu tarif turkiyede calisir mi bilmiyorum. sutte cok su olunca buz kristallerinin sayisi artiyo. olay baska bir seye donusuyor.

Mektubumu bu paragraf ile noktalarken herkesin 1 mayis bayramini kutlarim. ucuncu dunya ulkesi falan diye hor goruyosunuz ama 1 mayis burada resmi tatil naber. Hatta bizim patrondan baska herseye benzeyen patron, evinde bize barbeku partisi veriyor. Ben simdiden herkese 1 mayis marsini ogretiyorum. Buradan taksime dogru yuruyuse gecicez ada halki ilen.

biz geliyoruz! acin taksim meydanini, bizim hondurasli arkadaslara ayip olmasin. 😀
  #92  
Alt 02.11.2017, 22:17
Benutzerbild von Lara__
Lara__ Lara__ ist offline
Erfahrener Benutzer
 
Registriert seit: 28.12.2015
Beiträge: 903
Daumen runter

Zitat:
Zitat von eMasculine Beitrag anzeigen
Efenim Merhabalar

Yazi yazma islerini bu aralar biraz aksatinca “editorumuz ” nazim beyden inceden hicivle karisik bir uyari aldim. Bildiginiz gibi bir sonraki yazi icin balina kopekbaliklarini yazmaya soz vermistim. Gecikince Nazim balina kopekbaligini izgara yapip rakinin yaninda yedin mi diye bodoslama gimis konuya. Zaten yarim sise rakimiz kaldi Fevzi ile, gidim gidim iciyoruz, ona da taa Kanada`dan goz koyup cok gormeyiniz nazim efendi. Zaten aslen whale shark denen mahlukatlarin ismini turkceye cevirmek ve cumle icinde kullanmak yeterince zor. O yuzden bu yazida da ne yazik ki balina kopekbaliginin (BKB) balinalik kopeklik ve baliklik unsurlarina deginemeyecegim. Bu aralar Utila Adasi civarinda pek goremiyoruz kendilerini zaten.

Basliktan da goruldugu uzere bu yazida daha cok gerzekliklerden bahsetmeyi uygun gordum musaadenizle. Gerzeklik derken aslen bir seyi herkesin yaptigi gibi yapmama halinden bahsediyorum. Ama “gerzek!” vurgusu daha cok bu farkliligin absurdlugu konusunda bir uyari, sosyal rot balans ayari naminda bisey. Meydan larusa ayrica bakip yorumlara ekleyebilirsiniz tabi. Benim icin gerzek kelimesi oldukca olumlu anlami olan bir kavram. Aklima ilk gelen sey ise George Perec`in “Yasam Kullanma Kilavuzu”. Yazar aslen Fransızca’nın en çok kullanılan sesli harfi olan “e”yi kullanmadan kaybolus isimli bir roman yazdigindan beri benim obsesif kompalsif yazarlar listeme girdi. Buradan kitabi 5 yil once bana hediye eden Ertan ustadimiza entel bir selam cakalim hizlicanak. Baskisi tukenmis ona gore. “Parçaları yerleştirenin her hareketi, bu parçaların üreticisi tarafından kendisinden önce tekrarlanmıştır; eline aldığı, incelediği, okşadığı her parça, denediği, bir kez daha denediği her kombinasyon, her dokunuş, her sezgi, her umut, her cesaretsizlik bir başkası tarafından kararlaştırılmış, hesaplanmış, incelenmiştir.” demis yazar kitabin bi yerinde. Yazarin aslen ne demeye calistigindan bagimsiz olarak ben; ne zaman zihinsel uretim cabasina girissem, bu denenmislik halinin golgesi altinda ezilmekteyim. O yuzden kurtulusu gerzeklikte yani parcalarin ureticisi olmakta goruyorum.

Yanildiniz kitap da tanitmiyorum. Gerzeklikten bahsediyorum hala. Gerzeklik tabi ne dedigini dosdogru dolandirmadan bildigin gibi soylemek demek ayni zamanda. Politik olmaya calismadan, elestirilerin onune onceden nasil gecerim diye dusunmeden. Soz agizdan cikarken dert sudur: “arkadasim ben buna baktim, bunlari gordum, bana degisik geldi, bi de sana deyim dediydim kelamimi, belki sen de katarsin ustune bisey”. Bu anlamda blogumuzda bu ayin gerzeklik odulunu incelikli bakisina bir kez daha saygi duydugum kayahan kardesime vermeyi dilerim ben. Yazisinin altindaki yorumlari okuyunca tartismanin biraz daha gorsel iletisim uzerine odaklanmadigina uzuldum acikcasi.

Yine yorumlarla baglantili olarak, Greenpeace insanlarinin (sanirim ben de hala bu insanlardan birisi sayilabilirim) surekli bir savunma ve greenpeace hakkindaki yanlis anlasilmalari (o kadar cok ki!) giderme gibi bir refleksi var biraz da hakli olarak. Diger yandan her elestiri de yanlis anlasilmadan kaynaklanmiyor. Bu elestirileri alip (yes publicly) uzerine greenpeace`in bakis acisini ekleyip bir de ozelestiri koydugunuzda dadindan yinmez bana kalirsa. Kurumsal kimligin nufus edilemez pembeliginden kurtulursun bir. Fikri sermayeni dusunce borsasina yatirmis olursun, dusunce yatirimcilari olumlu olumsuz yonleri birlikte tartar ve dusunce hisselerin daha da bir deger kazanir, iki. Insanlar Greenpeace`in sokakta para toplayan insanlardan ve yerden bitiveren eylemcilerden ote bir yuzu oldugunu gorur bu da uc.

Yani aslinda Greenpeace`te kimsenin bu soylediklerimin aksine bir dusuncesi oldugunu sanmiyorum. Asil sorun su. organizasyon turkiye`de buyurken iki ana kafa karisikligi ortaya cikti. Bilgiyi uretip yayarken neyin ozel, neyin umumi (ey okur!bak kamusal demiyorum burdan dalma bana) oldugu konusunda bir fikir birligi hala olusabilmis degil. Bu da orgut ile ilgili entellektuel tartismalarin gereksiz sekilde dar bir sinirda kalmasina sebep oluyor. ikinci kafa karisikligi ise greenpeace`in taban orgutlenmesi mi yoksa tepeden orgutlenme modelini mi benimsedigi. bu tartismaya hic girmiyorum ama tartismanin yarattigi kafa karisikliginin sonucu sudur: greenpeace`in internet veya diger toplu iletisim kanallari ile kitleleri kendiliginden harekete gecmesini saglamasi zorlasiyor. Hem de cok zorlasiyor. Iletisim kampanyasi yuruturken bilgiyi ve gorsel ogeleri belli paket formatlardan sunmak gibi bir zorunluluk var. Ama internet iletisiminin sagladigi imkanlar ve olusmakta olan yeni kultur, bu gazete televizyon formatinin otesinden bir iletisim taktigi gerektiriyor. Ve bu taktikleri oturup bu blogda ya da baska umumi sanal ortamlarda neden tartismiyoruz, arkadaslar buyrun demek istiyor ben.

Aman tanrim, yine buyuk buyuk laflar etmisim kendimi kaptirip. Ama bu yazinin konusu Greenpeace de degil. Bildiginiz gibi hondurastayim bu aralar. E domuz gribi de malum. Meksikaya cok yakin oldugumuzdan dunyanin cesitli yerlerindeki tanis ve dostlardan uyari mesajlari geliyor. Sagolasiniz ben domuz gibiyim ve hic biyere gitmeye ya da donmeye niyetim yok. Bu uzakta bir felakete tepki gosterme halinin “turk”e has bir durum olmadigina sahit oluyorum. tam aksine bu medya manipulasyonuna gelip paniklemenin doruk noktasi sanirim amerika. ama tabi turke bisey olmaz sktiret olm geyiklerini de yapmakta ihmal etmiyoruz fevzi ile. Meraklananlara tek bir dusunce noktasi veriyorum: kus gribi sirasinda turkiyeyi neden terketmediniz? Turk gerzekligi ve yaraticiligi benimle birlikte honduras topraklarinda dolasiyor merak etmeyesiniz. Ama bu arada memlekette hala bir islam alimimiz cikip “domuz yiyenler allahin gazabina ugradi iste” demedi ise de ben burada cig cig domuz yiyecegim.

Benim bu aralar ugrastigim daha buyuk gerzeklikler var. Pasaportumun suresini konsoloslukta ucuza uzattiririm dusuncesiyle turkiyeden ayrildim. Ama bizim disisleri her ulkede konsolosluk acmiyor haliye. Orta amerikada meksika buyukelciligi 10 ulkeye birden bakiyor. Ben de mecburen amerikan hizli posta sirketiyle pasaportumu konsolosluga gondermek zorunda kaldim. Damga vurup geri gonderecekler. Simdi mal gibi yolda kaybolmasin diye dua ediyorum. Ama proseduru de iyice ogrenmis oldum. Hani buyukler ders olsun diyo ya…

Adadaki birinci ayimda super bir zula mekan ogrendim. Adadaki su deposu. Harika manzarasi oldugunu soyluyorlar. Tarifini de 2-3 kisiden ayri ayri aldim. Bu yoldan yukari dogru yuru, bir adet kesinlikle girilmez tabelasi var, ordan gir. curuk bir merdiven var, tepesine tirmanip manzarayi izleyebilirsin. Bunu cok fazla turiste soylemiyorlar. O yuzden gurur duydum kendimle. Gerzek gerzek gidip keyif ilen inceden ufka bakip pasaportumun gelisini beklemeyi dusunuyorum dalmadigim gunlerde.

Dalis isleri de yavasladi bu ara. Insan yogun calismadigi zaman gerzeklige ve eglenceye daha fazla zaman kaliyor. Dalis sonunda teknenin altindan yukselirken, yuzeyde iseyerek gevseyen bunyelere regulatorle jakuzi yapmakta huzuru buldum ben. bi anlik saskinlik ve yuzerken sicrama hali cok eglenceli bir gorsel. bu eylemin bi amaci anlami var mi yok tabi. Fevzi ile de bol bol bomba atlayisi yapip herkesi islatarak dunya aleme turkun gucunu gostermek mesguluz anlayacaginiz.

Her yazida bir tarif vermeye calisiyorum. Gelenegi bozmayalim. Bu haftaki favorimiz pratik cikolatali dondurma. bakkaldan cikolatali sut alinir. bi yudum alip, buzluga sogusun diye konup unutulur. donan sut iyice bir ezilir. bildigin super dondurma olur. ama bu tarif turkiyede calisir mi bilmiyorum. sutte cok su olunca buz kristallerinin sayisi artiyo. olay baska bir seye donusuyor.

Mektubumu bu paragraf ile noktalarken herkesin 1 mayis bayramini kutlarim. ucuncu dunya ulkesi falan diye hor goruyosunuz ama 1 mayis burada resmi tatil naber. Hatta bizim patrondan baska herseye benzeyen patron, evinde bize barbeku partisi veriyor. Ben simdiden herkese 1 mayis marsini ogretiyorum. Buradan taksime dogru yuruyuse gecicez ada halki ilen.

biz geliyoruz! acin taksim meydanini, bizim hondurasli arkadaslara ayip olmasin. ��

hobit lan yazin boyundan uzun yazi yüklemi$sin.
allah bilir ne anladin beli cok ho$una gitmi$ buraya yükledigine göre...))))))


bak ne kocamin kiz oldun sidikli altina kacirma diyor sana....))

Geändert von Lara__ (02.11.2017 um 22:36 Uhr).
  #93  
Alt 03.11.2017, 05:08
eMasculine
 
Beiträge: n/a
Daumen runter Acıların Kadını "Lara"

Avrupadan gelen soğuk hava dalgası, ülkemizi etkisi altına aldı.. Yok abi, Avrupa bizi sevmiyor işte, kabul edelim artık!..

Uzun lafın kısası : U.L.

Oyunu ayakta alkışladım, oturacak yer yoktu...

Cinayet masası, idam sehpası, elektrikli sandalye, ölüm döşeği... Bu ev pek tekin değil hanım.. Yürü gidelim...

Zencinin biri denize düşerse ne olur? Tabii ki ıslanır..

Yumurtanı sahanda mı yersin? Yoksa deplasmanda mı?

Alfabe artık 28 harf, O şimdi asker!

Ağrı kesicin varda, Erciyes kesicin de var mı?

Volkswagen Pass-at , Şahsi oynama !

1 , 2 , 3 TIP!.. Hayır!?! 1, 2, 3 Mühendislik !

Her hakkı saklıymış. Bende de bunca Hakkı nerede diyordum.

Maaş 250 milyon mu? Aaa başlarım böyle işe haa..

Atı alan Üsküdar''ı geçti. Biz takibe devam ediyorum merkez. Tamam!..

Kedi ulaşamadığı ciğere mundar der. Ondan sonra Konuşan kedi olarak çok meşhur olur.

Kızımı ne doktorlar, ne mühendisler istedi. Bizde baktık evde kalacak,size verelim dedik, berber bey oğlum!..

Sigaraya ayrı, içkiye ayrı paramı veriyorsun. Tütün kolonyası iç...

Seni görünce gözlerim dolar, kulaklarım mark.

Kadın hakkı diye bir şey yokur. Çünkü Hakkı erkek ismidir...

Ağlarsa anam ağlar gerisi playback yapar...

Kendim için bir şey istiyorsam namerdin Allah''ım anneme güzel bir gelin nasip et!! Aminnnnnn...

Yıkanan Ton''a ne denir? Washington!

Geçen gün bir taksi çevirdim, hala dönüyor!

Cin Ali mavi mürekkebe düşerse ne olur? Blue Jean.

Kitabım evde kaldı. Aaa ben kitabını evli sanıyordum!

Mevlana neden çok dönüyormuş? Çift okey gelmişte ondan...

Basamakta durmayın otomatik kapı çarpar, böler, karekökünü alır...

Bak Barbie''ciğim,sen daha TOY sun.

Türkiye''de en demokratik olay, trafik kazaları; herkes eziliyor...

Tüh!.. Amortiyi tek rakamla kaçırdım yine...

Oğlum,senin zayıflaman için daha 40 fırın ekmek yemen lazım..

Suçlu ayağa kalk!..Çocuklu bayana yer ver!..

Daha son kullanma tarihine çok var, Yavaş iç şu meyve suyunu...

Beni deniz tutar, Ali tutar, Cem tutar.. Severler beni..

Bayram değil, seyran değil.. Allah Alah!... Bir türlü çıkartamadım sizi..

Hava korsanı uçağı kaçıracaktı,yapamadı.. Çünkü; uçağı kaçırdı...

Çingeneler Amerikayı nasıl okur? ABE DE..

Ödümü patlattın.. 80 yıla kadar ölürsem sebebi sensin.

İyi ki Italya''da doğmamışız! Neden? Çünkü İtalyan''ca bilmiyoruz!

Sizin araba ne malı? Alman malı! Bizimki de kliMALI!

Yangın dolabını açarsan ne olur? Yang kızar...

Adamın biri yarın ölücem demış. Yarmışlar hakkaten ölmüş...

İnsanları niye kafasına su dökerek uyandırırlar? Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır.

Köfteyle möfte arasında ne fark vardır? Biri kıymadan yapılır diğeri mıymadan...

Geçen gün ben kamyonu sürdüm, Leonardo da Vinci...

Fransızların nesi ek**? Franları tabii ki!

Çok iyi göbek atan kazana ne denir? İyi oynayan kazansın!

Tem otoyoluna muz düşerse ne olur? TemMUZ...

Yerin kulağı war benim de kulağım war. Ben yer miyim? Hayır yemem...

Bir adam karısını dövüyormuş, kapı calmış karısını dövmeye bırakmış, neden? Eşek sudan gelmiş.

Tomi''nin annesi kimdir? AnaTOMİ

Adam bilgisayar başında uyuyakalmış. Ertesi gün nezle olmuş. Neden? Windows açık kalmış.
  #94  
Alt 21.11.2017, 16:44
seyrangah_06
 
Beiträge: n/a
Standard

Lara senin kaliteli yazilarini severek okuyorum. Hic üslübünü ve seviyeni bozmadan,

bu harman yeli dislemis "kizimiza" gereken dersi veriyorsun.



Zitat:
Zitat von Lara__ Beitrag anzeigen
hobit lan yazin boyundan uzun yazi yüklemi$sin.
allah bilir ne anladin beli cok ho$una gitmi$ buraya yükledigine göre...))))))


bak ne kocamin kiz oldun sidikli altina kacirma diyor sana....))
  #95  
Alt 21.11.2017, 22:57
eMasculine
 
Beiträge: n/a
Reden Motor Lara bile sana vermedi Hödük SeyranGay

Meine Erlebnisse bei der Entenjagd

Es versteht sich fast von selbst, dass ein Mensch meines Schlages gerne zur Jagd geht. Und so geschah es eines Morgens, dass ich aus meinem Fenster blickte und auf dem Teich vor dem Haus eine ganz Schar Wildenten entdeckte, die meinen Jagdinstinkt sofort heraufbeschworen. Was aber sollte ich tun: Wenn ich eine Ente schoss, dann würden die anderen zwangsläufig das Weite suchen. Da kam mir eine Idee: Ich nahm eine sehr lange Schnur und fädelte ein Stück Schinkenspeck auf, das ich mir vom Frühstück aufgehoben hatte.

Nun ging ich nach unten, versteckte mich im Schilf und warf die mit dem Leckerbissen versehene Schnur aus. Schon sah die erste Ente den Speck und schluckte ihn begierig herunter. Es dauerte aber gar nicht lange, da kam der Speck samt Faden hinten wieder heraus, denn er war glatt und schlüpfrig und wollte so gar nicht im Magen der Ente bleiben. Dies genau war mein Glück!

Denn schon stürzte sich die nächste Ente auf den leckeren Brocken und verschlang ihn. Und auch sie schied ihn mitsamt dem Faden wieder aus. So ging es weiter, bis diese Köstlichkeit schließlich durch alle Entenmägen gewandert war. Weil der Speck aber an einem Faden befestigt war, hing meine Jagdbeute nun fein aufgefädelt an besagter Schnur. Ich zog die Enten aus dem Wasser, band mir den Faden um den Körper und ging nach Hause.

Doch mit jedem Schritt wurden mir die Tiere schwer und schwerer. Auch den Enten schien die Lage nicht zu gefallen, denn plötzlich begannen sie aufgeregt mit den Flügeln zu schlagen und ehe ich mich versah, erhob ich mich mit ihnen in die Lüfte. Das war eine Reise kann ich euch sagen!

Natürlich wollten die Enten zurück auf den See. Mit meiner weiten Jacke aber gelang es mir, dem Flug die richtige Richtung zu geben und so steuerten wir geradewegs auf meine Behausung zurück.

Wie aber sollte ich die Enten nun zur Landung bringen? Ich überlegte lange, doch es blieb mir nichts anderes übrig, als einer Ente nach der anderen den Hals umzudrehen. Immer niedriger sanken wir aus den Lüften herab. Mit dem letzten Tier kam ich gerade noch über dem Schornstein meines Hauses an, glitt schließlich sachte durch den Schlot hinunter und - siehe da - landete mit meiner nun endgültig erlegten Jagdbeute mitten auf dem Herd unseres Kochs.

Gott sei Dank hatte er das Feuer im Ofen noch nicht entzündet, denn sonst hätte es statt Entenbrust wohl gerösteten Münchhausen gegeben!
Antwort


Themen-Optionen Thema durchsuchen
Thema durchsuchen:

Erweiterte Suche

Forumregeln
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge anzufügen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

vB Code ist An.
Smileys sind An.
[IMG] Code ist An.
HTML-Code ist Aus.
Gehe zu