Einzelnen Beitrag anzeigen
  #10  
Alt 25.10.2003, 15:24
Benutzerbild von kolaygelsin
kolaygelsin kolaygelsin ist offline
Neuer Benutzer
 
Registriert seit: 06.05.2008
Beiträge: 0
Standard Tarihçi Lewis"ten Osmanlıya övgü

-ABD"YE ORTADOĞU"DA BAŞARI İÇİN TASAVVUF TAVSİYESİ
-TARİHÇİ BERNARD LEWIS: ""TASAVVUF SAYESİNDE FARKLI TOPLUMLAR ARASINDA DAHA İYİ İLİŞKİLER KURULABİLİR""
-KABBANİ: ""ABD, BAŞARIYA ULAŞMAK İÇİN TASAVVUFÇULARLA ÇALIŞMALI""

Lewis: Osmanlı İmparatorluğu hoşgörülüydü.
"Dini mülteciler, Avrupa"daki kötü muameleden, Osmanlı"ya kaçıyordu. Belki ikinci sınıf vatandaştılar, ama sonuçta bu, hiç vatandaşlık hakkına sahip olmamaktan daha iyidir"".

Kabbani: ABD başarılı olmak istiyorsa, Vahhabilerden başkasına da ulaşmak zorunda.

Müslüman dünyası ile Batı dünyası arasındaki açığı kapatmak için Amerikalı yetkililer, Türkiye, Ürdün, Fas gibi ""ılımlı"" ülkelerden destek almanın önemine inanıyor.



ABD"ye,Müslüman dünyasına ulaşmada ve terörizme karşı mücadelede başarı sağlamak için tasavvuftan yönelmesi tavsiye edildi.
Washington"da düşünce kuruluşu Nixon Merkezi tarafından düzenlenen ""Tasavvufu ve Amerikan politikasındaki potansiyel rolünü anlamak"" başlıklı panele, tarihçi Bernard Lewis ve Nakşibendilerin ABD"deki liderlerinden Şeyh Muhammed Hişam Kabbani gibi isimler katıldı.
Tarihçi Lewis, Nixon Merkezi uzmanlarından Zeyno Baran"ın yönettiği paneldeki konuşmasında, ""hoşgörü"" anlayışını benimseyen tasavvuf sayesinde, bütün farklı toplumlar arasında ""daha iyi ilişkiler"" kurulabileceğini, bunun çok önemli olduğunu söyledi.
Hoşgörü anlayışında, karşı tarafı ikinci sınıf görme durumu bulunduğunu söyleyen Lewis, ""Hoşgörü gösteren, "Düzgün davrandığın sürece sana hoşgörü gösteririm" der. Mesela Osmanlı İmparatorluğu hoşgörülüydü. Dini mülteciler, Avrupa"daki kötü muameleden, Osmanlı"ya kaçıyordu. Belki ikinci sınıf vatandaştılar, ama sonuçta bu, hiç vatandaşlık hakkına sahip olmamaktan daha iyidir"" diye konuştu.
Kabbani de, ""ABD başarıya ulaşmak istiyorsa, tasavvufçularla çalışmalıdır"" görüşünü vurguladı. Kabbani, tasavvufun insanlar arasında köprü kuran sosyal bir güç olduğunu belirterek, ""Birbirimizin dilini öğrenmeliyiz. Birbirimiz arasında köprüler kurmalıyız. Farklı medeniyetler arasında köprü kurulması tasavvuftur"" dedi.
Tasavvufta iman etmenin koşullarının, Allah"a ve peygamberlerine inanmak olduğunu belirten Kabbani, ""Dikkat edin peygamberler deniliyor, peygamber denilmiyor. Başka dinleri getiren peygamberlere de işaret ediliyor"" diye konuştu. Kabbani, tasavvuf ve hoşgörüye örnek olarak Mevlana"yı gösterdi.
Tasavvufu, Vahhabilikle karşılaştıran Kabbani, 1960"lardan önce ABD"nin, İslam ile ilgili problemi olmadığını, şimdi ise tasavvufçuların mı, Vahabilerin mi destekleneceği sorusuyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Kabbani, ""Bazı Vahabiler terörist değil. Ancak Sufiler arasında terörist yoktur. Sufiler, Müslüman olsun ya da olmasın, iletişim kurar. Eğer ABD başarılı olmak istiyorsa, Vahhabilerden başkasına da ulaşmak zorundadır"" ifadesini kullandı.

-REJİM DEĞİŞİKLİĞİ ANLAYIŞINA DESTEK-

Osmanlılarda tasavvufun önemli olduğunu belirten Kabbani, sufilerin şeyhülislama, onun da sultana bilgi verdiğini, bu felsefenin devlet yönetiminde kullanıldığını kaydetti. Kabbani, tasavvuf felsefesine göre, başındaki liderden memnun olmayan halkın, sultanla savaşma yoluna gitmesinin yasak olduğunu, ancak sultanın veya günümüzde devlet başkanının ""daha iyi biri olması için dua edeceğini"" söyledi. Vahhabiliğin ise her türlü hareketi kısıtladığını söyleyen Kabbani, ""Amerika bu durumda ne yapmalı? Tasavvufla yönetilen halk, rejim ona ne derse ona göre hareket edecektir. O zaman rejimin nasıl olacağı önemli"" diye konuştu ve dolaylı olarak ABD"nin rejim değişikliği politikasına destek verdi.
Müslüman dünyası ile Batı dünyası arasındaki açığı kapatmak için Amerikalı yetkililer, Türkiye, Ürdün, Fas gibi ""ılımlı"" ülkelerden destek almanın önemine inanıyor.
ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, basına sızan bir iç yazışmasında, terörizme karşı savaşta ne derece başarı elde edildiğini sorgulamış ve ""Teröristler milyon harcarken, biz onlarla savaşmak için milyarlarca dolar döküyoruz"" demişti. Rumsfeld, başka türlü bir çözüm bulunması gereğine işaret ederken, medreselerde ""daha ılımlı"" Müslümanların yetişmesi için ne yapılabileceği konusunda, yardımcılarından görüş istemişti.

Kaynak : AA- 25.10.2003