https://www.birgun.net/haber/ekrem-i...acaklar-693120
İBB Başkanı ve CHP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan “resmi belgede sahtecilik” davası kapsamında Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde dördüncü kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada savcının mütalaasını açıklaması beklenirken, dava 6 Temmuz’a ertelendi.
Savunmasında yargı sürecinin siyasi olduğunu öne süren İmamoğlu, iddianameyi “çöp” ve “utanç verici” olarak nitelendirdi. Hakkındaki davaların iktidarın korkusundan kaynaklandığını savundu ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ifade etti. İktidar medyasını ve bazı kurumları sert sözlerle eleştirerek “Sıçan gibi kaçacaklar” dedi. Kendisinin şeffaf ve dürüst bir siyaset yürüttüğünü, hayatında hile ya da sahtecilik olmadığını belirtti.
İddianamede, İmamoğlu’nun Kuzey Kıbrıs’taki Girne Amerikan Üniversitesi’nden yaptığı yatay geçiş sürecinde usulsüzlük bulunduğu ve “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçunu işlediği iddia ediliyor. Savcılık, 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası ve TCK 53 kapsamında siyasi yasak talep ediyor. Ceza verilmesi halinde siyasi yasaklı hale gelmesi söz konusu olabilecek.
Yorumum nettir: Bu tablo artık “acaba” denilecek bir tablo değildir. Yıllar önce alınmış bir diploma üzerinden, seçim kazanmış bir belediye başkanının ve cumhurbaşkanı adayının ağır hapis ve siyasi yasak tehdidiyle karşı karşıya bırakılması, hukuki bir teknik tartışmadan çok siyasi bir hesaplaşma görüntüsü vermektedir. Bunu görmek için hukuk profesörü olmaya gerek yok. Sürecin zamanlaması, iddiaların büyütülme biçimi, medya kampanyaları ve peş peşe açılan dosyalar ortadadır.
Eğer ortada somut, tartışmasız bir suç varsa, delil konur, karar verilir ve mesele kapanır. Ama dosyalarla, manşetlerle ve uzatılan yargı süreçleriyle siyaset dizayn edilmeye çalışılıyorsa bunun adı hukuk değil, güç kullanımıdır. Bu durum yalnızca bir kişiyi değil, milyonların oyunu ve iradesini tartışmalı hale getirir. Hukuk devleti iddiasında olan bir ülkede yargı, siyasi rekabetin aracı haline gelmemelidir. Aksi halde zarar sadece bir siyasetçiye değil, doğrudan demokrasinin kendisine olur.