![]() |
TARTIŞMALARIN YURDU CEHENNEM
Allah Kuran"da, "Andolsun, bu Kur"an"da insanlar için Biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, herşeyden çok tartışmacıdır." (Kehf Suresi, 54) ayetiyle, insanların tartışmacı özelliklerine dikkat çekmektedir. Bazı insanlar özellikle çıkarları ile çatıştığını düşündükleri konularda, gerçekler çok açık olduğu halde bunları anlamazlıktan gelirler. Gereksiz detaya daldıran, bir sonuca götürmeyecek, anlamsız sorular sorarak, tartışmacı ve çekişmeci bir karakter gösterirler. Bu özellikleri nedeniyle insanlardan bazıları, tarih boyunca Allah"ın seçtiği tüm peygamber ve elçilerle tartışmış, onların getirdikleri apaçık gerçeklere karşı gerçek dışı misaller öne sürmüşlerdir. Bu karşı çıkışlarındaki amaç ise, samimi olarak gerçekleri öğrenmek değil, aksine gerçekleri görmezlikten gelerek zorluk çıkarmaktır.
Bu noktada, samimi olarak, gerçekten öğrenmek, düşünmek ve anlamak kastıyla soru soranları bu açıklamanın dışında tutmak gerekir. Elbette ki, insanların birçoğunun ilk kez karşılaştıkları ve hayata bakış açılarını tamamen değiştirecek böyle önemli bir konuda sorular sormak, daha iyi anlamak için araştırmak ve bilenlere danışmak son derece makul ve gereklidir. Sorularında ve araştırmalarında samimi ve iyi niyetli olan insanların üsluplarının, tartışmacı, şüpheci ve anlayışsız insanlarla aynı olmayacağı da açıktır. Dolayısıyla burada konu edilen kişiler gerçekleri kabul etmek konusunda direnen, tartışmayı ve reddi alışkanlık haline getiren insanlardır. Allah bir ayetinde tartışmacı insanların ruh halini şöyle açıklar: Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar "tartışmacı ve düşman" bir kavimdir. (Zuhruf Suresi, 58) Kuran"da inatçı ve tartışmacı olan insanlara verilen örneklerden biri de Firavun"dur. Firavun, Hz. Musa, kendisine bütün gerçekleri tüm açıklığı ile anlatmasına karşın, onun anlattıkları ile hiçbir ilgisi olmayan, ayrıca cevabını alsa dahi kendisine bir fayda sağlamayacak bir soru sormuştur. Kendisine Allah"ın varlığını anlatan Hz. Musa"ya Firavun"un sorusu şöyledir: (Firavun) Dedi ki: "İlk çağlardaki nesillerin durumu nedir öyleyse?" (Taha Suresi, 51) Açıktır ki, Firavun bu soruyu, "yalnızca bir tartışma konusu" olsun diye sormaktadır. Sorusunda samimi bir öğrenme isteği yoktur ve kendi zayıf aklınca Hz. Musa"nın cevapsız kalarak zor duruma düşeceğini sanmaktadır. Ancak, Hz. Musa onun bu soruyu sormasındaki amacını hemen anlar, ona çok açık ve kesin bir cevap verir: Dedi ki: "Bunun bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Benim Rabbim şaşırmaz ve unutmaz." (Taha Suresi, 52) Tartışmacı ve kasıtlı olarak gerçekleri anlamazlıktan gelen karakter, elbette ki sadece Firavun"a veya geçmişte yaşayan birtakım inkarcılara ait değildir. Günümüzde de insanların büyük bir bölümü, çıkarları ile çatışan konularda, özellikle din hakkındaki konularda hemen tartışmalara başlarlar. Samimiyetle yaklaştıklarında hemen anlayabilecekleri konuları özellikle anlamak istemedikleri, sorularından ve üsluplarından hemen belli olur. Özellikle bu kitapta anlatılan kader gerçeği ve maddenin bir hayal olması gibi konular, insanların en çok görmezlikten gelmeye çalıştıkları konulardır. Bu nedenle de bu konularda sordukları sorular, gerçeği araştırıp öğrenmeye yönelik samimi bir arayıştan ziyade, kendince bu gerçeği geçersiz kılmaya yöneliktir. Örneğin, "Eğer herşey görüntü ise, neden ibadetlerimizi yerine getirelim" diye soranlar, sordukları sorunun ne kadar anlamsız olduğunu fark edemezler. Bir insanın görüntü olarak yaratılması neden onun namaz kılmasını engellesin veya bir yiyeceğin görüntü olması neden onun haram olmasını engellesin, bunu düşünmeden, sadece itiraz etmek için bu soruları sorarlar. Tek amaçları, hiçbir mantık olmaksızın, sadece karşı gelmek, doğruları kabul etmemek ve direnmektir. Müminler ise, gerçekleri gördüklerinde hiçbir tartışmaya girmeden, Kuran"da da bildirildiği gibi "işittik ve itaat ettik" diyerek hemen kabul eder ve uygularlar. Kendilerine tartışmacı kimselerden gelen sorulara ise, onlarla tartışmaya girmeden, kesin ve açık cevaplar verirler. Allah, kendileri ile tartışmaya girenlere müminlerin şöyle cevap vermelerini bildirmiştir: De ki: "O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, bizimle Allah hakkında (sözde kanıtlarla) tartışmalara mı giriyorsunuz? Bizim amellerimiz bizim, sizin de amelleriniz sizindir. Biz, O"na gönülden bağlanmış (muhlis) olanlarız." (Bakara Suresi, 139) Müminlerle tartışmalara girenler, kaderi, Allah"ın tek mutlak varlık olduğunu, kendilerinin ise Allah"a ait birer varlık olduğunu inkar ederek çok açık gerçekleri anlamazlıktan gelenler, mantıksız sorularla, cennetin, cehennemin varlığını, Allah"ın merhametini ve adaletini sorgulayanlar şunu çok iyi anlamalıdırlar: Bu tartışmalarına cehennemde de sonsuza kadar devam edeceklerdir. Kuran ayetlerinde, cehennem ehlinin sürekli bir tartışma ve çekişme içinde olduğu haber verilmiştir: Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki: "Andolsun Allah"a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz." (Şuara Suresi, 96-97) Ateşin içinde, iddialar öne sürüp karşılıklı tartışırlarken zayıf olanlar, büyüklenen (müstekbir)lere derler ki: "Gerçekten biz, size uymuş (teb"anız) olan kimselerdik. Şimdi siz, ateşten bir parçasını olsun, bizden uzaklaştırabilir misiniz? Büyüklenen (müstekbir)ler derler ki: "Biz hepimiz (ateşin) içindeyiz; gerçekten Allah, kullar arasında hüküm verdi (artık)."(Mümin Suresi, 47-48) Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi, inkarcılar ateşin içindeyken dahi tartışmaya devam edeceklerdir. Başka bir ayette ise yine sözleri ile müminlere "sataşmaya" çalıştıkları ve şöyle dedikleri bildirilir: Derler ki: "Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır." Ve derler ki: "Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz. Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?" Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. (Sad Suresi, 61-64) Cehennem ehli, cehennemin dar ve sıkışık yerlerinde, demir kamçılarla, üzerlerinden dökülen kaynar su ile, ateşten derileri erirken, yine tartışmayı sürdüreceklerdir. Sonsuza kadar sonuçsuz tartışmaları bitmeyecek, kendilerinin neden cehennemde azap çektiğini birbirlerine soracaklar, Allah ve müminler hakkında çekişmeye devam edeceklerdir: İşte bunlar çekişen iki gruptur, Rableri konusunda çekiştiler. İşte o inkar edenler, onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir; başları üstünden de kaynar su dökülür. Bununla karınları içinde olanlar ve derileri eritilmiş olur. Onlar için demirden kamçılar vardır. Ne zaman ordan, sarsıcı-üzüntüden çıkmak isterlerse, oraya geri çevrilirler ve (onlara:) "Yakıcı azabı tadın" (denir). (Hac Suresi, 19-22) Ancak bu tartışmalarından da hiçbir sonuç alamayacaklardır. Dünyada gerçekleri anlamazlıktan gelerek tartışıp çekişenler, sonsuza kadar cehennem azabı içinde, telafisi olmayan bir pişmanlıkla tartışıp çekişerek yaşayacaklardır. Cehennem ehlinin cehennemde de tartışmalarına devam etmesi, onların cehennem ateşini gördüklerinde dahi iman etmeyeceklerinin, tartışmalara devam ederek gerçekleri anlamayacaklarının bir göstergesidir. Bu insanlar cehennem azabının içindeyken bile inkarlarına devam etmektedirler: Ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine dediler ki: "Rabbinize dua edin; azabtan bir günü (olsun) bize hafifletsin." (Bekçiler:) "Size kendi Resulleriniz açık belgelerle gelmez miydi?" dediler. Onlar: "Evet" dediler. (Bekçiler:) "Şu halde siz dua edin" dediler. Oysa kafirlerin duası, çıkmazda olmaktan başkası değildir. (Mü"min Suresi, 49-50) Cehennem ateşinin içindeyken bile "Rabbim" diyerek dua etmeyen ve büyüklenmeye devam eden bu insanlara dünya hayatındayken yapılan açıklama ve hatırlatmaların fayda sağlamayacağı açıktır. Bu insanlara bütün örnekler verilse, tüm deliller gösterilse dahi anlamazlar. Allah bir ayetinde bazı insanların hiçbir zaman inanmayacaklarını şöyle bildirir: Olanca yeminleriyle, eğer kendilerine bir ayet gelse, kesin olarak ona inanacaklarına dair Allah"a yemin ettiler. De ki: "Ayetler, ancak Allah katındadır; onlara (mucizeler) gelse de kuşkusuz inanmayacaklarının şuurunda değil misiniz? (Enam Suresi, 109) Bu nedenle bazı insanların burada anlatılan gerçekleri, çok açık ve anlaşılır olmasına rağmen anlamamalarına şaşırmamak gerekir. Bu insanların gerçekler karşısında ikna olmamaları da, aslında Allah"ın bir ayetidir. |
birakin o zaman Kuran disi yorumlari
Kurana sarilin, Allaha ve peygamberine itaat edin!
cok basit ;O) |
anlamadin galiba.. rüyada gördüklerin
beynin gözüyle algilayip hafizaya isledigi seyleri görüyorsun. Allah isterde baska sey gösteriri, oda bir baska konu... ama Kuranin ayetlerini inkar edip, peygambere itaati kabullenemeyen nefisler böyle seyleri nasil anliyabilir? ancak anladiklarini zannedip devamli tartisma konusu acarlar, seninde kopyanda görüldügü gibi. Kuranin emirlerini yasamayi unutmayin!
|
neden
sen kendini Hic baska bir mekanda ve hayatinda hic görmedigin insanlarla rüya da görmedin mi ?..
Sonra günün birinde yolda giderken bir an icin Ben buradaydim simdi su olacak dedigin olmadi mi ?.. :o) |
Muhahahahhahahaahhahahhahhahaha
Allahin ayetlerini yaziyoruz KURAN disi diyor :o)
Anlasildi: senin Musaf in baska :o) Musaf-i RE$ mi ?.. ( kara Musaf ) |
Kurandan bildiklerini gizleyenlerin akib
eti Kuranda belirtiliyor.. yani Kurani kullaniyorum deyipte onu kendi istedigi yere cekmek isteyenlerin yeri, bazi ayetleri alip peygamberimize itaati inkar edenlerin var oldugu gibi, diger konulardada bunu yapiyorlar.. sizler sagolun, yeterince misalini görmemize yardimci oluyorsunuz!
Allah sizlerede Kurani cimbizlamayipta, dogru sekilde anlamayi nasip etsin! |
GERÇEKLERDEN KAÇILMAZ
İnsanların fikirlerini temelinden değiştiren, insanları Allah"a iman etmeye mecbur eden, Kuran"da bahsedilen bütün güzel ahlak özelliklerinin severek ve isteyerek yaşanmasını sağlayan, insanlardaki hırs, rekabet, kin, düşmanlık, kibir duygularını ortadan kaldırarak, sevgi, merhamet, şefkat, tevazuyu hakim kılan bu olağanüstü önemli gerçeği, yani maddenin bir algı olduğu gerçeğini öğrenen ve anlayan insanların sayısı hızla artmaktadır. "Bu kadar açık ve kolay bir gerçeği nasıl olup da bugüne kadar fark edemedim" diyen insanlar çoğunluktadır.
İnsanların, kader, zaman, ölüm, diriliş, cennet, cehennem gibi konuları kesin şekilde anlamalarını sağlayan bu büyük sırrı kavrayan her insanın, diğerlerini de bu önemli bilgiden haberdar etmesi çok önemlidir. Bunu yapan bir insan, bu sayede hem insanların Kuran"ı daha iyi ve çabuk anlamalarını sağlayacak hem de insanların büyük bir hızla hidayetlerine vesile olacaktır. Allah, Kendisine gizli veya açık şekilde şirk koşulmadığında, yalnızca Kendisine ibadet edildiğinde, tek ilah ve tek güç olarak Allah kabul edildiğinde, Kuran ahlakını dünyaya hakim edeceğini müjdelemektedir: Allah içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va"detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa, onları da yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55) Kuran ahlakının dünyaya hakim olması için kaçınılması gereken en önemli konu şirk, yani Allah"ın dışında güçlerin olduğuna inanmaktır. Allah"ın dışında maddenin olduğunu iddia etmek, Allah"ın maddeyi ancak hayal şeklinde sarabileceğini düşünmek, Allah"ı akıl gibi soyut bir varlık olarak görmek, insanda Allah"tan ayrı bir güç vehmetmek, insanın isterse kaderini değiştirebileceğini düşünmek, zamanı, mekanı mutlak zannetmek gibi şirk olan inançlardan kurtulmak için bu kitapta anlatılan konuların iyi anlaşılması gerekir. Bu nedenle, "bu konunun ne önemi var? Neden her fırsatta, her kitabınızda bu konuya yer veriyorsunuz?" diyenler, bu önemli gerçeği tekrar düşünmelidirler. Tek mutlak varlık Allah"tır ve Allah biz bu kitabı yazarken de, okurken de, bu kitap hakkında düşünürken de bizi izlemekte, görmekte, işitmekte, gizlimizin gizlisini bilmektedir. Allah, bizi her yönden sarıp kuşatmıştır. Gerçek mutlak varlık olan Allah"tır, akıl gibi görünmeyen ve soyut olan ise biz kullarıyız. Bu gerçek, Allah"ı seven ve Allah"a kul olduğunun farkında olan biri için büyük bir şeref ve güzelliktir. Bu gerçekten Müslümanların kaçması doğru olmaz. Müslümanlar, hak olanı gönülden kabul etmeli, görmezden gelmeye çalışarak, Allah katında küçük düşmemelidirler. Allah inanan kullarını Kuran"da şöyle uyarmaktadır: Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz. (Bakara Suresi, 42) Şunu da unutmamak gerekir ki, bu gerçeğin açıklanması materyalizmin çöküşüne ve tüm dünyada maneviyatın ve güzel ahlakın hakim olmasına vesile olacaktır. Bunu fark eden materyalist çevreler, bu gerçeğin açıklanmasından büyük bir rahatsızlık duymakta, felsefelerini temelden yıkacağını anladıkları bu gerçeğin insanlara açıklanmasını engellemek için son derece gülünç ve çaresizliklerini gösteren yollara başvurmaktadırlar. Ancak, bugün maddenin gerçeği konusu tüm açıklığı ile ortaya çıkmıştır. Geçmişte sadece bir felsefe olarak kalan, bilimsel bulguların desteklemekte yetersiz kaldığı bu gerçek, çağımızda bilim tarafından açıkça ortaya konmuştur. Örneğin Frederick Vester bu gerçeği kavramış biri olarak bu konuda şöyle der: Bazı düşünürlerin, "insan bir hayaldir, aslında bütün yaşananlar geçici ve aldatıcıdır, bu evren bir gölgedir" şeklindeki sözleri günümüzde bilimsel olarak kanıtlanıyor gibidir.57 Materyalistlerin çabaları artık boşunadır. Bilginin büyük bir hızla tüm dünyaya kısa zamanda iletilebildiği çağımızda, asırlardır gözlerden kaçırmaya çalıştıkları bu büyük gerçek, bugün Guyana"dan İngiltere"ye, Amerika"dan Endonezya"ya, Singapur"dan İsveç"e, materyalistlerin kaleleri olan Rusya"dan Çin"e, Küba"dan Arnavutluk"a kadar her yerde okunmakta, öğrenilmekte ve anlatılmaktadır. Materyalizm, tarihin en büyük ve en gürültülü çöküşü ile çökmektedir. Çünkü bugün anlaşılmıştır ki, maddenin aslına hiçbir zaman ulaşamayız. Zihnimiz dışında madde var mıdır yok mudur bilemeyiz. Hiçbir zaman hiç kimsenin göremeyeceği birşeyin felsefesini yapmak ise son derece mantıksızdır. Madde ile asla muhatap olamadığımıza ve olamayacağımıza göre maddecilik de olamaz. Kuran"ın bazı ayetlerinde işaret edilen ve birçok konunun anlaşılmasını daha da kolaylaştıran bu önemli gerçeğin, materyalizm gibi batıl ve din karşıtı bir felsefeyi yıkıyor olması çok önemli bir gelişmedir. Kuran"da Allah şöyle bildirmektedir: Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah"a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size. (Enbiya Suresi, 18) Ayette de haber verildiği gibi, doğru olan batılın üzerine atıldığında, batıl bir inanç olan materyalizmin beyni olan madde de yok olup gitmiştir. Herhangi bir materyalistin bu gerçeği durdurma veya değiştirme imkanı da kesinlikle yoktur. Hoscakalin |
görüdügün seylere birlestirme kabiliyeti
n olmiyabilir. o zaman bunu anlamanda mümkün olmaz zaten. ;O)
diger yazimda birde Allahin sana rüyanda bazi seyleri göstermeside var dedim.. ama bunlarida cimbizla istersen.. yaptinda zaten :O) |
evet, gercekler sadece kafamda olusuyor
deyip kacmak isteyenlerden olmayin!
|
Benim yazdiklarim cimbizlama ise
dogru bir müslüman olarak Bu cimbizlamalarin Dogrusunu yaz..
Bunu Beceremiyorsan atmis oldugun iftira ile Güvenilmez bir insan olarak hayatin boyunca yasa.. :o) |
peki nerede olusuyor ?..
Bu itirazini bir süslesende nasiplensek..
Gerceklerin Seni DÖT bölgende olusmasi büyük bir ihtimal dahilinde :o) Cünkü Düsündügün Organ ANÜSÜN :o) |
kafastan olusmayan seyler varmi yokmu?
sen buna cevap ver.. senin orandan birsey cikabilir.. ama bunlarin fikir oldugunu zannetme.. biraz kokan bir sey oldugunu ögren artik! ;O)
|
kac sefer sana cimbizlamana cevap veril
di? milleti senin gibi mahluklarla mesgul etme niyetin belli..
copy+pastlerini oku sen ;O) |
sen devamli soru sormak huyunu terket
anlatacagin bir seyler varsa anlat..
|
bana verilen cevabi buraya yaz:o)
cekirge :o)
|
Allahin varligi devamlidir, bizim varlig
imz farklidir. ölüme kadar bir alemde yasar sonra baska aleme göceriz. bizler yaratilmis varliklariz.. bizler yok olsaz bilene Allah(c.c.) daima var olup kalacak. bizim beyin yok olunca, onu beynimiz hangi sekilde olursa olsun algilamayinca o yoktur diyemeyiz.. bazi yorumlarini yavasca oraya götürmek isteyenlerdende sakinmamiz lagzim!
|
cevabin yoksa yok de..
sen zamaninda soruyorken iyiydi.. baskasi sorunca isine gelmiyormu? copy+paste"lik bir sey bulamadinmi? ;O)
|
sen ziplarken iyiydi.. senin gibi cok fa
zla bos vaktim yok ;O)
sen ziplamaya devam et ;O) |
Amel
AMEL
İş, vazife, hareket, idare, daire, işlemek, yapmak, davranış, etki, ibadet, hayırlı iş. Daha ziyade canlıların bir maksatla yaptıkları işe amel denir. Yapılan işte bir gaye ve maksat yoksa buna fiil denir, amel denmez (Râgıb el-Isfahânî, Müfredât, 348). Çoğulu "a"mâl" gelir. Gramerde amel, âmilliği, yani bir kelimenin diğer bir kelime üzerindeki tesirini ifade eder. Amel, iyi (sâlih) ve kötü (seyyi") amel olmak üzere ikiye ayrılır. insan yeryüzüne, nasıl davranışlar göstereceği, iyi ve kötü amellerden neler yapacağı belli olsun diye çıkarılmıştır. Ayetlerde; "Hanginizin daha iyi amel işleyeceğini denemek için ölümü ve hayatı yaratan O"dur" (el-Mülk, 67/2), "şüphesiz ki, sizi biraz korku, açlık, mal, can ve ürün eksikliğiyle imtihan edeceğiz. (Ey Muhammed) sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/155), "Her can ölümü tadacaktır. Biz, sizi denemek için hayır ve serle imtihan ederiz. Siz ancak bize döndürüleceksiniz. " (el-Enbiya, 21/35) buyurulur. İslâm"da bir iyiliğin ve sâlih amelin dünya ve ahirette ecir ve sevap kaynağı olması için bu ameli işleyen kimsenin imanlı olması şarttır. Bu konuda iman ön şarttır. İman da; Allah"a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allâh"tan olduğuna inanmayı kapsamına alır. Ayetlerde şöyle buyurulur: "Asra yemin olsun ki, insan şüphesiz maddî manevi büyük kayıp içindedir. Ancak iman edenler, sâlih amel işleyenler, birbirine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır" (el-Asr, 103/1-3), "İnkâr edip, imansız olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altını feda (tasadduk) etseler bile kabul olunmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Onların bir yardımcıları da yoktur" (Âli İmrân, 3/91). Sâlih (iyi) amelin özü, Allah"u Tealâ"nın emirlerini üstün tanımak, Allah"ın hükümlerini yeryüzünde uygulamak, onun din ve şeriatını korumak, yarattıklarına şefkat beslemek ve yardım etmektir. Salih ameller ikiye ayrılır. Birincisi; bedenî ibadetler gibi, yükümlünün önce ve bizzat kendisine yarar sağlayan ve kendisinin iyileşmesine yarayan amellerdir. Namaz, cihat, küfürle mücadele, Allah"ın dinini yeryüzünde hakim kılmak için gayret sarfetmek ve bunun gerçekleşmesi için Allah"a dua istiğfarda bulunmak, oruç tutmak bunlar arasında sayılabilir. ikincisi; zekât ve sadaka gibi başkalarına yararı olan amellerdir. (M. H. Yazır, Hak Dini Kur"an Dili, VIII, 6079, 6080). Allah"ın yasakladığı işler de kötü amel sayılır. Allâh"u Teâlâ insana irade-i cüz"iyye vererek, iyi ile kötü, hayır ile şer arasında ona belli ölçüde serbestlik tanımıştır. insan kendi isteği ile tercihini yapar. Bu yüzden de yaptığı işlerden sorumlu olur. Dünyadaki amellerinin sonucuna göre de ahirette karşılık görür. Kur"an-ı Kerîm"de iyi ve kötü amellerden ve bunların sevindirici veya üzücü sonuçlarından söz eden pek çok ayetler vardır: "Onlar, Allah"ın yanında bir başkasını ilâh edinip, ona kulluk etmezler. Ölümü hak edenler dışında, Allah"ın haram kıldığı cana kıymazlar. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa işlediği günahın cezasını görür kıyamet günü azâbı kat kat olur. O korkunç azâbın içinde hor ve hakir bir halde ebediyen kalır. Ancak tevbe eden, imanında samimi kalıp salih amel işleyen bunun dışındadır. İşte Allah, onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah gafûrdur, rahimdir. (Çok affeden ve çok merhamet edendir)" (el-Furkan, 25/68-70). "Kim tevbe edip, salih amel işlerse, şüphesiz o, Allah"a hakkiyle yönelmiş olur" (el-Furkan, 25/71). Yukarıdaki ayetlerde zikredilen adam öldürme ve zina gibi en ağır kötü amellerden sonra, tövbe edenlerin azaptan istisna edilmesi, katilin ve zaninin de tövbesinin geçerli olduğunu gösterir . "Kim bir mümini kasden öldürürse, onun cezası; içinde devamlı kalmak üzere Cehennem"dir" (en-Nisa, 4/93). Bu ayet, katilin affedilmeyeceği anlamında değildir. Ayet Medine"de nazil olmuş olsa bile mutlak*tır. Manası, katilin tövbe etmeden önce vefat etmesine hamledilmiştir. Hz. Peygamber"e hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca şu cevabı vermiştir: "Kişinin elinin emeği ve hayırlı olan (mebrûr) alış-veriştir" (Ahmed b. Hanbel, III, 466, IV, 141; el-Heysemî, Mecmau"z-Zevâid, Beyrut 1967, III, 60, 61). Amellerin değeri imandan sonra niyete*de bağlıdır. Yüce duygu ve amaçlar taşımayan veya kötü amaçlar için yapılan bazı âmeller kişiye fayda sağlamaz. Meselâ, ashâb-ı kirâm Medine"ye hicret ederken Mekke müşriklerinin kötülük ve baskılarından kurtulmak, Medine"de daha güzel ibadet, taat ve amellerde bulunmak, İslam"ı, oradan cihana yaymak gibi düşüncelerle dolu idiler. İçlerinden birisi ise, nişanlı olduğu kadın hicret ettiği için, sadece onunla evlenmek niyet ve düşüncesiyle Medine"ye gelmişti. işte Hz. Peygamber, diğer muhacirlerin büyük ecir ve mükafatlara nail olduklarını bildirirken onun da istediği kadına kavuşmakla niyetine ulaştığını, ancak hicret sevabından mahrum kaldığını haber verdi. Bunun üzerine "Ameller ancak niyetlere göredir" (Buhârî, Bedü"l- Vahy, 1; Müslim, İmâre, 155) buyurdu. "Biriniz müslümanlığı iyi yaşadığı zaman, kendisine işlediği her iyi amel on katından yediyüz kata kadar katlanmış olarak yazılır. Yaptığı her kötülük de misliyle (ceza) olmak üzere yazılır" (Buhârî, İman, 31; Müslim, İman, 205.) "Birr (iyilik, sıla) ahlâk güzelliğidir. İsm (günah ve günaha sebep olan şeyler) ise, kalbini gıcıklayan ve insanların bilmesini hoş görmediğin şeylerdir" (Müslim, Birr ve Sıla, 14; Tirmizî, Zühd, 52; Dârimî, Rikâk, 23). "Gerçek müslüman, elinden ve dilinden diğer müslümanların selâmette kaldığı kimsedir" (Buhârî, İman, 4-5; Müslim, İman, 64). "Nerede ve hangi hâlde olursan ol Allah"tan kork. Kötülük işlemişsen hemen bir iyilik yap ki, o iyilik kötülüğün günahını silsin. insanlara güzel muamelede bulun" (Tirmizî, Birr ve Sıla, 55; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 5; Dârimî, Rikâk, 47). Başkalarını iyi ve güzel ameller işlemeye davet etmek, Allah ve Resulünün övdüğü bir davranıştır. Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Hayrın işlenmesine vesile olan kimseye o hayrı işleyenin ecri kadar ecir vardır" (Müslim, İmâret, 133; Ebû Dâvud, Edeb, 115; Tirmizî, İlim, 14). "Doğru bir yola çağıran kimse, ona tabi olanların ecirleri kadar kendisi de ecir alır. Bu, tabi olanların ecrinden bir şey eksiltmez. Kötü bir yola davet eden kimse de, ona tabi olanların günahlarından hiç bir şey eksiltmez" (Müslim, İlim, 16, Zikir, 1; Ebû Dâvud, Sünnet, 6; Tirmizî, ilim, 15). "İslâm"da güzel bir çığır açan kimse hem o çığırın, hem de o çığırla amel edenlerin ecrini kazanır." (Müslim, Zekât, 70; Ebû Dâvud, Sünnet, 6). Sonuç olarak yukarıda verilen ayet ve hadislerden de anlaşıldığı gibi, amel yalnız ibadetlerden ibaret olmayıp, günlük hayatta bir müslümanın diğerine veya topluma karşı yaptığı güzel iş, yardım ve muameleler de bu niteliktedir. |
Hep sustun harama helal denirken
bagrinda öksüzün hakki yenirken
Küfür kara kara filizlenirken Yürege gömülen DINI de anlat.. Anlat !.. |
Anliyorum :o) o.T.
ohne Text
|
Dünlerin yedigi Günü de anlat
Ne Günü unut sen ne geceyi
Unutmaktan ates sardi bacayi Kanli katil yetistiren HOCAYI Medreseyi tekkeyi FENI de anlat.. Anlat !.. |
sen bir kurana göre kildigin namazi anla
t bakayim :O)
halen bir cit yok! |
Su ananin Gözündeki yasa bak
Su mezarin basindaki tasa bak
Ne yaziyor?..Dogumuna yas a bak Senin Icin verilen cani da anlat !.. Anlat !.. |
yine mi yazalim :o) Oku o zaman
Tekbir getirince kurbanlık koç gibi âlemden çıkarsın. Ey ulu , tekbirin manası şudur : “Yarabbi, huzurunda kurbanız!...” Hani koyun keserken ,”Allahu Ekber-Allahu Ekber ” dersin ya!... O ölesice nefsini keserken de bu söz söylenir. Allahu Ekber de de ; vehmî benliğinin başını kes, ki , can mahvolmaktan kurtulsun. Ten; İsmail’e, Can ; Halil’e benzer. Can, yaptırdığı bu senin bedeninde tekbir getirdiğinde; ten kesilir, yani beden kaydından çıkar, şehvetlerden, hırslardan kurtulur, besmeleyle kesilmiş temiz bir kurban haline gelir.
Kıyamette olduğu gibi Hak huzurunda saf tutulur . Hesaba, rabbi ile konuşup görüşmeye geçilir. Allah huzurunda gözyaşı dökerek ayakta durmak, kıyamet gününde kabirden kalkıp mahşer yerinde dikilmeye benzer. Hak: - Sana bunca zamandır mühlet verdim, bana ne getirdin?... Ömrünü ne ile geçirdin , verdiğim gıdayı, ihsan ettiğim kuvveti ne uğurunda harcadın?.. Gözünü, kulağını , aklını, arşa ait bütün cevherleri harcadın... bunlara karşılık ne getirdin?... Sana kazma ve bel gibi el ve ayaklar verdim , bağışladığım bunca şeye karşılık ne var elinde, neler getirdin bana?... der. Kıyamda iken kula gelen bu haberlerden kul utanır, iki büklüm olur, Rükûa varır. Utanmaktan ayakta duramaya kudreti kalmaz, rükûda Allah’ı tesbih eder. Allah’tan: - Başını kaldır, rükûdan kıyama dön de, sorulara birer birer cevap ver , fermanı gelir. O utanan kul, rükûdan başını kaldırır,fakat olgun bir iş yapmamış olduğundan yüzüstü yere düşer. Yine emir gelir: - Başını kaldır. Secdeden kalk da, yaptıklarından haber ver!... Tekrar utana utana başını kaldırır ama, yine yılan gibi yüz üstü düşüverir. Hak tekrar sorar: - Başını kaldır da söyle , kıldan kıla bütün yaptıklarını araştırmak istiyorum!... Artık ayakta durmaya kudreti kalmadığından, Hakk’ın heybetli hitabı da canına tesir etmiş olduğundan, o ağır yükün altında ezilir , yere çöker, oturur. Hak: - Söyle bana ; sana nimet verdim, nasıl şükrettin?... Sermaye verdim, haydi göster kazandığını?... der. Kul, sağ yanına dönüp peygamberlere, o ululara selam verip : - Padişahlar, bu kötü kişiye şefaat edin , der. Peygamberler: - Çareye baş vuracak gün geçti. O , orada yapılacak bir şeydi. Elde alet oradaydı, orada kaldı. A bahtsız kişi , git oradan!.. Sen vakitsiz öten bir horozsun. Bırak bizi, kanımıza bulaşma, derler. Bunun üzerine sol tarafa başını çevirir. Hısımından, akrabasından yardım ister. Onlar da: - Sus!... Allah’a kendin cevap ver. Biz kim oluyoruz ki?.. Elini çek yakamızdan, derler. Ne bu yandan bir çare olur, ne o yandan. O biçarenin canı da yüz parça olur. Herkesten ümidini keser de ellerini açar, duaya başlar : - Yarabbi!... Herkesten ümidim kesildi. Evvel de sensin, âhir de. Senden başka önü, sonu olmayan yok!... Namazdaki bu hoş işaretleri gör de, bunun eninde sonunda böyle olacağını bil. Namaz yumurtasından civcivi çıkarmaya bak!... Yoksa; tane toplayan yolsuz yordamsız kuş gibi yere başvurup durma!... Daha elleri Kaldirmaya 550 sayfa sart kosan uydurulan namaz senin namazindir.. Senin gibilerinin namazi beytullah da islik calmaya benzer.. :o) |
git oku ;O)
tekkeler hakkinda bilgim yok
|
eee.. hani? o.T.
ohne Text
|
Öğrenci ben seni daha mantıklı ve
akıllı tanımıştım!!!!!!!!!!!!!!!!
Alpinin reel ve sürreel yaşam bakış açılarına getirdiğin açıklamaları okudukça tüm açıklamaların o sürreel açıklamaların doğrultusunda olan açıklamalar gibi gözüküyorlar. Ama olay ne Alpinin nede senin açıklamaların gibi yüzde yüz örtüşmekteler, bunun altını tekrar çizerek belirteyim ki bir yanlışlık doğmasın. Alpinin açıklamaları büyük ölüçülererde meditasyona ve Ezoterk açıklamalara girer... Sen neye karşı çıkmaktasın? bunun adını bilmkte misin??? Bütün sorunları bildiğin Kuran kavramları ile açıkladığını düşünmektesin, gördüğün gibi olmamakta. Olmayınca Metaryalist Felsefe ile değerlendirmeye çalışmaktasın, aklın ve Mantığın yetmemekte yetmeyincede bocalamaktasın. Alpinin açıklamalarının büyük bir kısmı tartışmaya açıktır!!!!! Sürrealizim ile olan bölümleri daha büyük tartışmalara açıktır.... Lakin açık olan bir bölüm vardır zaman ve mekan kavramı! Zaman ve mekan kavramı bu dimenzona ait bir kavramdır, yani şu an yaşadığın dünya ölçülerin de olan bir kural ve kavramlar bütünlüğü ve kaosu... Yaşam ötesinde bulunduğun daha doğrusu içine bir ruh olarak düştüğün bölümde zaman ve mekan kavramı yoktur.... Ve ruhsal algılaman ve bilincin ruhunun sana verilen ve olduğu kadar açılması ve berrak olarak algılaması ortaya çıkar, lakin bu durumu şu an yaşadığın insani mantık, algılama, hissetme ve düşünme olarak ölçemeyeceğin bir durumdur bu. Bunu ben ne kadarda açıklamak istesem bunu idrak edebilmen mümkün değildir, ölümü yaşaman gerekir... O ruhsal diriliş yada fiziksel ölüm durmununda bu dimenzonyanda sıyılıp, ruhun tüm gücünün gerçekliği ile ruhu tanıma ortaya çıkar, lakin bu üstün şefkat ve sonsuz sevgi ile bir arada bulunulan İlahi yolun o gidilen yerinde ışıklardan yaratılmış canlıların senden, yani ruhundan bilemeyeceğin bir( insani mantık ile) zaman ötesinde enerjik, bilgi, huzur veren, ve sonsuz anlayışlı ve swenin henüz o ortama düşmene rağmen daha yeni bir öğrenci olduğunu belirten enerji, ışık, bilgi ve sevgi cisimleri bunlar, bunların adını melek yada başka bir şey de hiç önemli değildir... İşte orada insani sürtüşmeler ve abartılar yoktur... |
Ek, bütün dinlerde meditasyon ve ruhsal
dinginlik, erğitim, doyma, doyurulma ve kabullenme vardır....
Bunun içinde yaşadığın, var olduğun fizik ve ruh ve onların ikisinin bu dünyaya ait birbütümlüğü ile olduğunu bilebiklmek gerekir... Ne ezotorik, ne meditasyon, ne sipirilutet, ne zaman ve mekan kavramı, ne tüm dinler ve onların ruhsal olgunluğu bunlardan ayrı düşünülemez... |
o.T.
Harflerde ve cümlelirimde hatalarım doğuyorsa lütfen beni anlayış ile karşılayın, benim burada yazmama karşı çıkanların çok ızun bir dönemden uyguladıkları yöntemdir.
Bu bölüme adım atınca kaerşımda bir kaç tane vaybee ile boğuşup doğru yerde yazmaya özen göstermekteyim bazen yeterli olamıyorum ve yanlış cümlelerim ve hartflerim ortaya çıkıyor.. Sizler doğru bulduğunuz gibi okuyun... |
Babur ,abartmaların yeterlidir!!! o.T.
ohne Text
|
Ve orada sen fizik olarak yoksun,
Olamıyorsun fizik bu dünyaya ait bir metaryal bunun böyle olduğunu sende bilmektesin ama insani zaaafından dolayı Alpıye karşı çıkabilmek için metaryalist maddeci felsefeden daha da katısını yaratmaktasın, bu hem güzel, hem değil...
A Negaifliği ancak bir arada kabul edebildiğin an hem pozitifin, hem negatifin bir anlamı ortaya çıkar, her ikiside vardırlar, sen her ikisi olma, bir başkası ol... İnsanlara olumlu oldukları söylenince mutlu olurlar, olumsuz oldukları söylenince mutsuz olurlar, birisi insani kurallarda negatiftir, b,risi pozitif. Ama, doğru olan insanlarda her ikiside olumlu mevcutlatlar olarak bulunurlar, bu bağlamda insan dünyalı bir canlı olarak her ikisidir... Her ikisi olamaz ise insan olamaz, ruhsallığın bu ilişkiler ile hiç bir ilişkisi yoktur, tüm ruhlar temiz ve evrenseldir ister zaman kavramında, ister zamansızlığın ve mekansızlığın kavramlarında olsunlar... Onlar ölümsüz ve ışıktırlarlar. IŞIK BİLGİ, SEVGİ, ŞEFKAT VE ZAMAN VE MEKAN ÜSTÜ NE CİSMİ NE DÜŞÜNCESİ, NE VARLIĞI ÖLÜÇÜLEMEYEN VE EBEDİ VE EVRENSELDİR. BU BÜTÜN VAR OLAN CANLILARDA VARDIR... BEN HEM SENİ ANLIYORUM, HEM SENİ YARADANI KABUL EDİYORUM, TARTIŞTIĞIN AKLI BAŞINDA İNSANLARIN HEPSİDE BUNU YAPIYORLAR. LAKİN SEN BUNU ANLAMAK VE BİLMEK İSTEMİYORSUN.. ELBET HER ŞEYİN BİR OLDUĞU VE ANLAŞILDIĞI BİR HACMİ VARDIR. LAKİN TARTIŞTIĞIN İNSANLARI HAFİFE ALMA, HAFİFE ALIRSAN EMİN OL SENİN İÇ DÜNYANDA VAR OLAN SORUNLARINDAN KAÇMAYA ÇALIŞMAN AMA BÜYÜK BİR ÖZLEM İLEDE YARDIM ÇAĞRLARIN VARDIR. KURANI YALNIZ SEN OKUMADIN, YALNIZ İSLAMİ KESİM OKUMADI, MERAK EDENLERİN HEPSİ OKUDULAR... VE SEN ONLAR OKURKEN YANLARINDA HİÇ BULUNMADIN, MERAK BİLE ETMEDİN... BIRAK İNSANLARI OKUDUKLARI TANRI KİTAPLARINDAN OHUDUKLARI GİBİ İÇ HUZURA SAHİP OLSUNLAR. SENİN İÇ HUZURUN NE BANA NEDE ONLARA MUTLULUK VERMEYEBİLİR, BENİMKİDE SANA. SAYGI, SEVGİ, ŞEFKAT VE OLANIN KABULLERİYLE... |
fizik nereye bagli ve degil nerede acikl
andi? aciklanmis bir sey yoksa o zaman bosuna kafa yormayin..
derin yandiktan sonra tekrar eski haline getirilip yine yanacak ve bu böyle devam edecek. fizik olmayan deri nasil yanar? tarif edermisin? her hangi bir sekilde var olacagiz ölümden sonra. iman etmeyenler yanacak. iman edenlerde durumlarina göre belirli bir süre yanip sonra ebedi bir güzel hayata gidecekler. bunun sürü mürü kalmadi.. böyle seylerle bosuna kafa yoruyorsunuz. onun yerine gidinde ibadetlerinizi yapin. sürmür düsünmen sorulmayacak sana, tartinda 1 arti bile getirmeyebilir. tartinda sana extra puanlar getirecek seylerle mesgul olsan? ben aklimi sen bana birak.. sen fazla yorumlama en iyisi. senin yorumlama kabiliyetinde sana kalsin. |
hadislerde ve kuranda bulabilirsin o.T.
ohne Text
|
sen bosuna kilmisin simdiye kadar..
ister onu tarif ister dogru bildigini #:O)
|
sen çok zorsun yaw, ben ruhtan bahset,
mekteyim sen fani olan bedenden.
Bunları bilerek mi yapmaktasın, bu durumdan senin kazancın ve çıkarın nedir?? Neden dürüst olmamakta bu kadar kendine acı vermektesin, bana acı vermiyorsun, yalnızca zevksizlik ve utanç veriyorsun, eğer yazdıklarımın içinde fani olanda fiziksizlik olarak, yani ten olarak yazdığım bir tek hücre ve harf var ise göster!!!!! Ruhun üzerine yazdıklarımda bir tekten ile ilgili bir açıklama var ise göster yoktur ve bulamazsın... Ama bulabileceğin bir tek şey vardı KOSKOCAMAN VE TERBİYESİZ BİR YALANCI VE İFTİRACI OLDUĞUN... Her ikiside tüm dinlerde yasaktır... Sen Arap asıllı mısın? milliyet olarak sormuyorum, zihniyet olarak soruyorum... |
elazığlı ben sana boşuna PİSLİKSİN
demedim, sen ondan öte zararlı büyük bir MİKROPSUN, DEFOL BU SAYFALARDAN...
|
o.T.
spiritualist izah ve anlayisa nasil bilimsel ispat getiriliyormus coook merak ediyorum? bilimsellestirme -daha dogrusu bilimsel alanda konusulabilir hale getirme- calismalari var elbette, fakat bu ayri konu. bilim üzerinde duruyorsun, ama tek delil olarak -ki öyle kabul edersek- frederick vester isminde bir mechulun cümlesi getiriyorsun. sundugun makale kendi ölcüsüne göre bile hicbir deger tasimiyor. bu mu senin bilimsellik ve gerceklik anlayisin? mesafeyi gram ile, agirligi da metre ile ölcmekten farkli bir durum degil.
kendi capinda hayal ile hakikat sinirlarini kaldirdigin icin icabinda sana bunak da diyebilirmiyim :) |
devam edecegiz!!!
Vaybe yi kiniyoruz!
Mütter ohne grenzen aktivistleri ve destekcileri olarak vaybenin cikarci yaklasimini kiniyoruz. Cocuklarin uyusturucu batagina saplanmamalari icin baslatilan kampaya ile ilgili bir haberi alman basinindan cevirerek aktaran vaybeyi protesto eden analar vaybe tarafindan nickleri silinerek engelleniyorlar Calma haber yayinlayan vaybeciler bu durumu desifre eden analarla ile röpörtaj yapma teklifinde bulunmus ve rededilmistir. Rededildikten birkac saat sonra ise o analarin nickleri vaybe tarafindan kapatilmistir. Vaybee egerki mütter ohne grenzen aktivistlerini ve destekcilerini böyle karsiliyorsa ne diye röpörtaj istedi.Ne yapacakti o röpörtaji? Kedisine röpörtaj vermeyen analarin nicklerinin silinmesinin anlami ne? Kimi koruyor vaybe, uyusutucu saticilarinin ekmegine yag sürdüklerini zaten biliyorduk. Bu kadinlarin ve erkeklerin nicklerini silene kadar chatte uyusturucu satanlarin pesine düssün,,, Bizler biliyoruz ki chatte uyusturucu saticilari cirit atiyorlar! Onlari desifre edecegiz! Vaybeyi de desifre edecegiz! Mütter Ohne Grenzen destekcileri BU YAZIYI VABEDE DEFTERLERE ASAN Hera, hanah, hominid, alpaneros, xTUALx, homidik, basma, 7heera, hera7, MARAL, alpineros, citikosman NICKLERI VAYBE TARAFINDAN HICBIR NEDEN GÖSTERILMEKSIZIN KAPATILMIS YA DA SILINMISTIR!!! INSANLAAAAAAR NERDESINIZ !!! Selam, Destek benim icin degil, yapilacak her sey ister karsi ister destek olarak olsun cocuklar icindir. Öncelikle google girerek bu konuda ayrintili bilgi icin Kreuzberg mutter ohne grenzen yazip bak lütfen. Vaybee karsi ise yapilacak olani sen sec bence. Amacimiz taraftar toplamak degil! Amacimiz herkesin cocuklarina sahip cikmasini saglamak. Ben yöntem olarak sana yazdigim duyuruyu bütün vaybee üyelerinin sayfalarina kopyaliyorum. |
Hayirrrrrrr
Resül Kurani zamaninda indigi sekilde anlatmistir göstermistir..
ORIJINALINDEN disari cikamaz zaten... Namaz olayindan baska HANGI olayda Resüle ihtiyac var.... ????? Diyebilirmisin su konuda mutlaka RESÜLÜN uygulamasina bakmaliyizzzz.. Yanii benim aklima vallahi hic bir tane konu gelmiyorki.. HZ. Muhammedi KOPYALAMADIKMI Günaha giriyoruz... Simdi HZ. Muhammedde evliydi karisiyla yatti fala filan.. sidmi onun icinde Sünnet pozisyonunda karinla yatma FETVASIMI cikaralim.... Onun sakali vardi... bizde sakalmi birakalim... Kusura bakma Reis... ben senin su andaki düsüncelerini bundan 5 yil önce astim.... ILAVELI ZAMALI DIN üretir senin bu yaklasimin... Resüle uyun itata edin olayi.. bizler iicn MECAZI yaklasimdir... iyi inan olmaya calisin anlamdir bizler icin gecerli olan... Ama o zamanki insanlar bizzat Resülün yaninda Resülü görüyorlardi... asil o Ayet onlar icindir... ikinci etapta bizler icindir... Demdimya.. olayin arkasindaki Sosyo-Kültürel olayi bilip.. O ZAMANA verilen cevabi, simdiki ZAMANIMIZA yorumlayacagiz... RESÜL uygulamasi zamansaldir... islemler Evrenseldir... sonuclar Evrensel degil ZAMANSALDIR... Sizler Sünnetin Evrensel degil, ZMANASAL oldugunu unutmussunut... EVRENSEL ANCAK KURANDIR... Sünnet ISLEVSELDIR... yani Resülün Zamaninin Kuran uygulamasidir.... BENIM ZAMANIM ICIN O ISLEVSEL UYGULAMALAR DIN OLARAK BIR DEGERI YOKTUR... Haaa isime gelirse Ilaveli-DIN olarakta Sünnet eklerim... ister eklemem... Buna Resül bile karisamaz.... Ancak Allah ile aramdaki olaydirrrrrr Ben sinirlarimi cok iyi biliyorum... VAHYII olamayan bir sey bana yaklasamaz... onu yaparak yada uygulayarak ancak icime rahatsizlik girer... Vayhyiii ise huzur ve dengeli hayat verir |
Alle Zeitangaben in WEZ +2. Es ist jetzt 01:28 Uhr. |