![]() |
Hakli Bir yazi ama ..
Konuyu derinliklerinde arastirmak lazim..
ama esas itibari ile Hakli.. Biz Bir akima kapilarak Elimizi kolumuzu kestik Ve sakat kaldik. Islamiyetin evrensel boyutundan Milliyetciligin EGO sunda takildik kaldik.. Öz güvenimizi kaybettik. Milli kavramini anliyamadik.. Bu kavramda diger insanlarin Yasama haklarini en dogal dil ve inanc haklarini Kendi hakkimiz oldugunu sandigimiz Degerlere indirgedik.. muhtesem bir tarihi Inanilmaz bir harmoniyi katlettik.. Ibret mi aldik ?.. Hayir.. Ne yazik ki Ibrete hala heveslidir cogumuz Yetmezmis gibi Dünya ya ibret oldugumuz. |
Müslümanlar Kandilin Islami kanitini
Getirmedikce Müslümanliklari süphelidir.
Ve din Uydurarak hidayet üstünde olamazlar. |
Mevlana bosuna dememis....
Cahil kimsenin yaninda kitap gibi sesiz ol!!!
|
ROMAN..
Fikirlerime saygi duyman ne hos.. son gunlerdir buralari takip edemiyorum ancak dostlugunu benim farkli dusuncem nedeniyle bitirdigini soylemen de cok hos! cunku genelde adaletten ve dusunceden bahseden insan!! yani roman!!!
Dostlugunu fikir ayriligi nedeniyle bitirmen cok adilce.. ve seni tebrik ederim.. ben ise buyukluk bende kalsin diyorum.. ben ise varim.. buradayim.. dost aci soylermis belki de.. ama sana aci soz de soylemedim ki!! Her neyse ben duygu somurusu yapmayi sevmem ama ben sana ne kin ne de nefret duyarim.. sen yine bir ARKA-DAS olarak kalacaksin .. Forum arkadasim ... |
Ceza evi ziyareti hic yaptin mi??
TR nin ceza evini gordun mu? Almanyanin gordun mu?? Cezalar hakkinda ne dusunuyorsun?? Adalet varmidir dunyada?? Benimle sert konusman ya da elestirmen beni hic sarsmaz roman arkadasim.. cunku elestiriye acik bir insanim..
Dedigin gibi.. ben dusundugum gibi yasarim.. ve bunun arkasindayim zaten!! gizlenmiyorum ki!!!! Bence sen son hararetli tartistigin konu uzerine yeterince bilgi edinemedin.. veya edindin ama sadece teoretik acidan bu yuzden de olaylara benim baktigim gibi bakmiyorsun... ben sabah aksam "adalet" kavramini hem kendimce hem de yazilarim ile insanlara anlatmaya calisan bir insanim.. Sivil hukuk diyorsun.. ama sivil hukukta insanliga adaleti getirmez.. DEdigin gibi insanlar hep tertemiz degillerdir.. yani dusun yasalari yapanlar da temiz degiller.!!!!!!Yine de senin demek istedigini anliyorum ama benim yazimi cok yuzeyden okuyup, bir yerden yakalayip fikirlerini dusuncesizce savurman ve elestirmen.. belki de cok fazla konu hakkinda dusunmediginden.. Neyse... |
:) neyse anlayamadin ya da
anlatamadim.. onemli degil kalsin.
|
ROman
bilge insan cahilden, cahilin kendisinden ogrendiginden daha cok ogrenirmis -roman arkadas..
Astronotlar uzaydan insanlari goremezler.. dunyaya inince sorunlar ile karsilasirlar.. |
Kazik Senin nerende? Yanlis yere mi
oturdun haneficik ;-)) Aleviler sünnilere nazaran daha imanlidir. Sen bir imanini tazele ;-)) Ben alevi-sünni meselesini asmis bir insanim. Ben Müslümanim sünnicik ;-))
|
SAdece ve sadece
laf kalabaligin yerine daha guzel ve bilgili tartisma yaratma pesindeyim ama nafile! .. zorlastirma deyip.. olaylari istedigin yone cekebilme yetenegin guzel yine de.. herkes yapamaz bunu...cok yuzeyde kaliyorsun... insan insandir evet.. ayniyiz evet.. ama kafamiz ayri.. dusuncelerimiz ayri.. demek ki insanlari hic bir zaman bir cati altinda toplayamayacaksin.. bu dunya boyle.. komunist bir insan Allah yoktur der isin icinden cikar gider... tartismaz... bu insanlara da insansin sen,icinde Allah zaten var oyle doguyoruz vs. deyip hem kendini hem de o insani kandirmiyacak misin?? ne zaman uyanacaksin?? senin yasin 6 mi?? Realite bize neyi gosteriyor??? dinler yok mu?? var!!! NEden var??? Sen mi yarattin da yok edeceksin ortadan??? Yeniden yorumlama diyorsan tamam ok... de ki islam da anlatilan su demektir.. Yahudulikteki su demektir vs.. ama global dindi bilmem neydi tamamen politika ve ozunden ve benliginden korkma..
Birsey de haklisin.. Yazmissin : Hast du Angst, dein Glauben aufzugeben diye.. NEIN!!! KEine Angst.. MEin Glaube ist in mir.. und da bleibt er auch!! SADECE yuce Allah isterse alir ... o isterse olur.. ama senin gibiler cok basarisiz olacaklar.. ve dikkat et ki sen dinini yanlis ogrenme ...ben bu konuda sana sadece bu kadar diyebilirim ... tabi senin dinin sana.. |
Amann Alpi dostum. Bir degim var...
ESEGE VURDUM DAYAGI GENE BAYAGI BAYAGI!! Satanist sünniler senin yazilarindan ne anlarlar ki. Esek hosaftan ne anlar ki? Suyunu icer denesini secer ancak ;-)))
|
ne varbunda? Aksini iddia eden mi var? o
ohne Text
|
REFORM DEĞİL KURAN"A DÖNÜŞ
Etrafımızda İslam adına sergilenen tüm ilkelliklerden, çirkinliklerden ve çelişkilerden görülenler, kitlelere acilen gerçek dinin anlatılmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu manzaradan rahatsız olan Muhammed İkbal 1920"lerde şöyle diyordu: "Eğer biz İslam"ın bir üstün değerler sistemi olduğunu Müslüman olmayanlara anlatmak istiyorsak, onlara her şeyden önce bizim İslam’ı temsil etmediğimizi söylemek borcundayız.” İkbal"den daha önceki yıllarda yaşayan Muhammed Abduh aynı gerçeği kendi kelimeleriyle şöyle anlatıyordu: "İslam denince akla problemler, çıkmazlar ve çelişmeler geliyorsa, bunun sebebi İslam değil Müslümanlardır. Müslümanların bu asırda Kuran"dan başka imamları yoktur. Ezher"de okutulan ve benzeri kitaplar varolduğu müddetçe, bu ümmet ayağa kalkamaz. ümmeti kaldıracak ruh, ilk dönemde hakim olan Kuran ruhudur. Kuran dışında her şey; Kuran"ı bilmek ve yaşamak arasına konmuş engellerdir.” Mehmet Akif Ersoy ise Kuran"a rağmen dini yozlaştıranların oluşturduğu manzarayı bakın nasıl tarif ediyor: "Eğer İslam’dan maksat Kuran’sa, ortada İslam diye bir şey olmadığını söylemek durumundayız. çünkü Kuran bugün göklere çekilmiş ve yeryüzündeki İslam’ın onunla ilgisi kalmamıştır.” Arap asıllı Amerikalı Profesör İsmail Faruki de aynı manaya gelen kendi tespitlerini şöyle aktarmaktadır: "İslam, ne bugünkü Müslümanların tavır ve yaşayışları, ne İslam tarihinin şu veya bu dönemi, ne de İslam adına kaleme alınan şu veya bu kitabın anlattıklarıdır. İslam Kuran"dır.”
|
BU HAREKET POPÜLİST BİR HAREKET DEĞİLDİR
Geniş halk kitlelerinden çoğu İslam düşünürüne kadar pek çok kişi, bugün İslam adına sergilenenlerin düzeltilmesini ve İslam"ın bunlar olmadığının anlatılmasını istemektedir. Bu hareket popülist bir hareket değildir. Yani bu hareket salt geniş kitleler Müslüman olsun, insanlar İslam’ı daha çok sevsin diye yapılan bir hareket değildir. Bu hareket, bugün sergilenen manzaranın Allah"ın diniyle, Allah"ın dininin tek kaynağı Kuran"la çelişmesi yüzünden oluşmuştur. Amaç insanların beğeneceği dinin değil, Allah"ın istediği dinin oluşturulmasıdır. Sonuç olarak Kuran"ın anlattığı din, insanların daha rahat yaşayabileceği, daha rahat ettiği, daha çok sevgi ve tolerans dolu bir yapıdadır. Bu yüzden de insanlar tarafından daha çok beğenilmektedir. Ana gaye insanların beğenisi değildir, bu, ana gaye gerçekleşirken ortaya çıkan sonuçlardan biridir.
Amacı insanların beğenisi olan hareket, dini Allah"ın istediği gibi değil; şahsi, kültürel görüşler ve siyasal amaçlar çerçevesinde şekillendirir. Fransız devrimi sonucunda oluşan rönesans ve reform da böyledir. Allah"a ait olmayıp sübjektif olan, yani insani olan hiçbir şey din olamaz. |
HERKES MEZHEPSİZDİ
Peygamberimiz ve 4 halife döneminde Kuran dışında dini bir kaynak yoktu (11. Bölüme bakınız). İnsanlar mezheplere bağlı olmadan doğrudan Kuran"a bağlıydılar. Kuran"ın belirttiği şekilde dini yaşar, Kuran"ın serbest bıraktığı konularda kendi beğeni, örf ve alışkanlıklarına göre hareket ederlerdi. Kimse ben Sunniyim, Hanefiyim, Şafiyim veya ben Şiiyim, Aleviyim, Caferiyim şeklinde görüş belirtmiyordu. Onlar Müslümanım diyor, rehberlerini Kuran görüp, bununla yetiniyorlardı. Peygamberimiz"in dönemindeki en cahil bedeviler bile Kuran ayetlerinden anlayışlarına göre faydalanıyor ve Müslüman oluyorlardı. Bizim arzumuz da aynı o günlerde olduğu gibi Hanefi, Şii, Caferi, Sunni gibi etiketler kullanmadan, mezheplere bağlanmadan sadece Müslüman olmamız; değişmeyen, çelişkisiz, akla, mantığa uygun ve Allah"ın uymamızı istediği Kuran"a diğer kaynaklara itibar etmeden tâbi olmamızdır. Böylece tek Allah, tek din ve tek kitabın oluşması ve Müslümanların dine fatura edilen uydurmalardan ve bu paramparça tablodan kurtulmalarıdır. O dönemdeki gibi olmamız gerekir derken o dönemdeki gibi Kuran"a uymalı, başka dini kaynak tanımamalı, takısız Müslüman olmalıyız diyoruz. Yoksa Kuran"ın verdiği serbestlikleri o döneme göre düzenlemek Kuran"ın dinine ilave yapmaktır. Kuran"ın hüküm getirmediği konuların Allah"ın bizi özgür bıraktığı konular olduğunu anlarsak, din diye bildiğimiz yanlışları düzeltebiliriz. çünkü dinimizdeki bozulmalar en çok Kuran"ın bizi özgür bıraktığı konularda kısıtlamalar getirilmesi ile oluşmuştur (39. Bölümü okuyun).
Tüm bunları gerçekleştirirken ilk önce Allah’ın bizden bunu istediğini anlamamız lazımdır. Bunun için kitabın ikinci bölümünde Kuran"ın tek kaynak olduğunu açıklayan görüşlerin yeterli bir delil teşkil edeceğini zannediyoruz. Kuran"ın yeterliliğine dair bu bölümde bahsetmediğimiz bir çok ayeti kitabın diğer bölümlerinde göstermemiz zaten yeterli olan bu ayetleri daha da pekiştirecektir. Bu bölümden sonra kutsala fatura edilen, doğru ile yalanın birbirine karıştığı hadislerin geri dönüşü mümkün olmayan, yani doğru ile yalanın bir daha ayırt edilemeyecekleri bir şekle girdiklerini anlayacağız. Eğer ki hadisler Kuran gibi dinin kaynağı olsalardı bu, İslam"ın geriye dönüşü mümkün olmayan tarzda bozulduğu manasına gelecekti. Bu yüzden hadislerin dinin kaynağı olamayacağını göstermek hem dinimizi, hem de Peygamberimiz"i iftiralardan kurtarmak olmaktadır. İleride hadislerin hem Kuran’la, hem kendi aralarında, hem mantıkla çeliştiklerini, hem de Kuran’a ilaveler yaptıklarını göreceğiz. Üstelik Peygamber’in ve 4 Halifenin hadisleri yazdırmama ve yaktırma konusundaki tavrını görünce (4., 10. ve 11. Bölümleri okuyun) Kuran dışında dini kaynak olabilecek hiç bir şey bırakmamanın ve Kuran"a gidip dini oluşturmanın haklılığını daha da iyi anlayacaksınız. Uydurulan din ile indirilen dini ayırt etmedeki yöntemimiz, indirilen dini (Kuran"ı) ve uydurulan dini (hadisleri, mezhepleri, şeyhleri) inceleyerek gerekli delilleri çıkartmaktır. Allah"ın istediği gibi aklı işleterek ve beyyine yani açık delil üzere olarak mevcut yapı değiştirilmelidir. Bunun aksi körü körüne taklit olur ki o da bizi karşı olduğumuz yapıyla aynı noktaya götürür. |
forumda kesinlikle SEN...
... cunku.. annenin Aleviligini tutuyor ama babanin sunniligine karsi koyma ozelligin oldugu icin.. mezhepcilik deyince ... cok genis dusunebilme guzellgine sahip oldugun icn!!!!
Alevilik -sunni tartismasi ne zaman bitecek?? Din ile politika ne zaman bitecek? |
PUTLAŞTIRILMIŞ KİŞİLERDEN DİNİ KURTARALI
Uydurmaları açıklayıp dini Kuran’ın denetimine teslim ederken, adeta putlaştırılmış, tartışılmaz sanılan kişilerin hegemonyasından dini kurtarmak gerekir. Bu sağlanmadan Sunni ile Alevi, Şii ile Hanefi, Şafi ile Caferi kucaklaşamaz. Daha doğrusu herkes putlaştırdığı, tartışılmaz gördüğü insanlardan dinini kurtarıp, tek tartışılmaz olarak Kuran"ı ilan edecektir ki herkes Sunniliğinden, Aleviliğinden, Şiiliğinden, Hanefiliğinden kurtulup bir tek Müslüman olabilsin. (Bu arada biz de kelime manası olan gerçek sünnete tabi olma konusunda Sunni, Hz. Ali"yi sevme manasında Şii ve Alevi"yiz. Fakat bizim karşı olduğumuz bu kavramların sözlük anlamı değil, sosyolojik olarak kazandıkları anlam ve İslam"ın içinde oluşturdukları Kuran"a ilavelerle dolu olan mezhepsel yapılardır.)
Ve derler ki "Rabbimiz biz efendilerimize, büyüklerimize itaat ettik de böylece onlar bizi yoldan saptırdılar.” 33 Ahzab Suresi67 Yani Sunni olanlar Ebu Hanife"yi, Şafi"yi, Malik"i, Hanbel"i kutsallaştırıp, din kurucusu haline getirmekten kaçınmalılar, "Ebu Hanife 99 defa Allah"ı rüyasında görecek kadar büyük insandı” şeklinde hezeyanlardan kurtulmalılar. (Bu inanılmaz iddiayı çağrı Yayınları"nın Fıkhı Ekber kitabı 321. sayfada ve Ebu Hanife"yi öven birçok yazıda görebilirsiniz.) Bu arada bu mezhep imamlarıyla beraber Buhari, Muslim, Tirmizi, Ebu Davud ve diğer hadisçiler de eserleriyle Kuran"ın önünde oluşturdukları kalabalığa son vermeliler. Şiiler de bizim imamlarımız masumdur, onlar hiç hata yapmazlar deyip adeta imamlarına Peygamber"in ve Kuran"ın vasıflarını veren hareketlerinden vazgeçmeliler; Kuran dışında kaynak, Peygamber dışında din önderi tanımamalılar. Aleviler de kutsallaştırdıkları dedelerini değil, Kuran’ı dini kaynak olarak önlerine almalılar, Peygamber"in soyundan olmanın kimseye bir üstünlük getirmediğini bilmeliler. Kuran"da Hz. İbrahim"in babasının, Hz. Lut"un karısının nasıl sapıttıkları anlatılmaktadır. Peygamber"ler hayattayken bile yakınları kimi zaman kurtulamazken, Peygamber"in bilmem kaç göbek öteden torununun torunlarının torunlarında üstünlük aramak ve bunu yaparken Kuran"ı, Allah"ın bize rehber, rahmet ve herşeyin açıklayıcısı olarak gönderdiği kitabı (16 Nahl Suresi 89) unutmak olacak şey değildir. Her mezhebin güzel yaptığı bir şeyi de unutmayalım. Her mezhep diğerinin hatalarını, diğerinin eksiklerini çok iyi anlamaktadır. Sunniler, Şiilerin mezhep imamlarını masum ilan edip onlara körü körüne tabi olmalarını çok mantıklı eleştirirler. Fakat sonra kendi imamlarını; Hanefi"yi, Şafi"yi, Malik"i, Hanbel"i tartışılmaz kıldıklarını, din diye Kuran yerine onlara tabi olduklarını unuturlar. Bir mezhebe göre bir farzı yerine getirenin, diğer mezheplere göre haram işlediği birçok husus ortaya çıkar ve sen Hanefi isen bu doğru, Şafi isen şu, Hanbeliysen öbürü doğru derler ve Allah"ın indirdiği din bir iken bir sürü din oluştururlar. (14. Bölümdeki Mezhepler kısmını okuyun.) Şiiler"in mezhepimamlarını yüceltmelerini çok iyi algılayan göz ne yazık ki kendisi de aynen bir imam bulup ona tabi olmuştur, ama aynı göz onu farkeder, kendini farketmez. Ona sapık der, kendisine ise yegane kurtulacak olan fırka, mezhep diye bakar. Evet belli kişilere tabi oluyorsanız, nedir sizin farkınız? çoğunuza göre kendi tabi olduğunuz kişi en üstün kişi, diğerleri ise sapıktır. Peki hangi kritere ve neye göre? Kriteri Kuran alsaydınız, zaten Kuran dışında dini otorite, dini hüküm koyucu aramamanız gerekirdi. Sorun da zaten burada, Kuran"ı dinin tek kaynağı yapmıyorlar. Birbirlerini kınayıp, aynı hataları kendileri yapıyorlar. |
AH DİYANET, VAH DİYANET
Türkiye açısından olaya bakarsak Sunni ağırlıkta olan Diyanet kurumunun düzenlenmesi en önemli şart olarak gözükmektedir. Ne yazıktır ki sorulara Kuran"a dayanarak değil; Sunni fıkhına, mezheplerin İslamına dayanarak cevap veren Diyanet"e göre hurafe deyince akla türbelere bez bağlamak, türbelerde mum yakmak gibi şeyler geliyor. Kendisi gırtlağa kadar hurafelere boğulmuş kaynaklara gönderme yapan Diyanet"in, hurafe deyince sırf bu tarz şeyleri anlaması ne acı! Ayrıca imam hatip liselerinde ve ilahiyat fakültelerinde Sunniliğin Hanefi kolunun hegemonyası ağırlıktadır. Bu mezhepçi anlayış ise kitlelerin Kuran"la arasına mezhep duvarı örmektedir. (Yazının ilerleyen bölümlerinde Kuran"ın İslamı ile mezheplerin İslamı arasındaki uçurumu daha iyi göreceğiz.) İmam hatip liselerinde yetişen SunniHanefi din görevlileriyle bu mezhepsel anlayışın devamı sağlanmakta ve Hanefi imamlarla en ücra köylere kadar Kuran"ın dini yerine; ilmihal kitaplarından, mezheplerden öğrenilen din yayılmaktadır. Diyanet kurumundan, ilahiyata, imam hatiplere kadar her yer tek yanlı Hanefi mezhebinin öğretileriyle doludur. Bu yüzden başta bu kurum ve kuruluşların değişikliğe uğraması zorunludur. Yoksa daha uzun yıllar hurafe deyince bez bağlanan, mum yakılan türbelerden başkasını anlamayacağız. ülkemizin ikinci büyük mezhebi ise Aleviliktir. Cami ile aynı manaya gelen ve aynı kökten türeyen "Cem evi” terimiyle bu mezhebin ibadet yeri bile değiştirilmiştir. Sunniler ile Aleviler arasında evlilikler yasaklanmakta, bu iki mezhebin taassubuyla bir çok kişi birbirinin cenazesine bile gitmemektedir. Mezhep taassuplarının dini getirdiği nokta apaçık ortadadır. Irkçı ayrılıktan daha tehlikeli bir fitneyi bağrında taşıyan bu ayrılığın kanaatimize göre tek ilacı herkesin mezheplerini bırakıp, yalnız Kuran"ın etrafında toplanması, Kuran"ın helalini helal, haramını haram bilip, diğer her türlü otoriteyi reddetmesidir. Yoksa ne Hanefi Alevi olur, ne de Alevi Hanefi. Hele geleneksel İslam"ın yanlış izahlarından dolayı geçmişte yapılan katliamlar düşünülürse, bu tamamen imkansızdır. Tek çıkar yol, Allah"ın değişmemiş kaynağı olan ve ortak saygınlığa sahip tek kaynağı olan Kuran"ın etrafında birleşmek; dedeler,şeyhler, imamlar yerine Kuran"ı otorite yapmaktır.
|
HANEFİ MEZHEBİNE GÖRE ÖLDÜRÜLMESİ GEREKE
HANEFİ MEZHEBİNE GÖRE ÖLDÜRÜLMESİ GEREKENLER
Diyanet"e gelince, Diyanet İşleri dini konulardaki açıklamalarında yöntemini belirlemelidir. Eğer ki Diyanet İşleri"ne göre Hanefi mezhebi dinen geçerli bir mezhepse her konuda bu açıkça ortaya konmalıdır. örneğin kadınlarla ilgili konularda: Erkeğin tüm vücudu cerahat olsa kadının bu cerahatı yalayarak temizlese de erkeğin hakkını ödeyemeyeceğini, kadının tek başına 90 km"den fazla seyahatinin haram olduğunu, kadının boşanma hakkının olmadığını, kadınla erkeğin el sıkışmasının haram olduğunu, kadının sesinin bile erkekler tarafından duyulamayacağını, kadının kalktığı yere sıcaklığı geçmeden oturulamayacağını da Diyanet İşleri açıklamak zorundadır.(21. ve 22. bölümde kadınlar hakkındaki uydurmaları okuyacaksınız.) Yine Hanefi mezhebine göre İslam dinini değiştiren öldürülür. "Mürtedin katli vaciptir.” ifadesi ile belirtilen bu hüküm her Müslüman ailede doğup, sonradan kafir olan için geçerlidir. Yani Türkiye"deki herhangi bir kişi dinsiz olursa Hanefi mezhebine göre öldürülür. Hanefi mezhebine göre namaz zorla kıldırılır, oruç zorla tutturulur. Namaz kılmayan dövülür ve kılmaya başlayana kadar hapsedilir. (Diğer 3 Sunni mezhepte öldürülür.) Ayrıca Hanefi mezhebinde kişinin kafir olması çok kolaydır. örneğin "Kadın ile erkek el sıkışamaz.”, "Kadın tek başına 90 km"den uzağa gidemez.”, "Kadın erkeğin cerahat kaplı vücudunu yalayarak temizlese de erkeğin hakkını ödeyemez.” gibi hükümlerin veya bunlarla ilgili hadislerin herhangi birinin saçma olduğunu söyleyen de Hanefi mezhebine göre kafir olur. Eğer bir Müslüman, bir alimi beğenmeyip ona alimcik derse kendini Müslüman sansa da Ehli Sünnet din bilginlerine göre kafirdir (Bakınız Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehli Sünnet İtikadı). Bu kişi "Ben Müslümanım” diyorsa da Hanefi mezhebine göre kafirdir ve öldürülmesi gerekir.(çünkü Müslüman aileden doğup sonradan kafir olduğu için mürteddir.) Yani Hanefi mezhebinin dinen geçerli bir kurum olduğunu düşünen bir kişi, Türkiye"nin çok büyük bir kısmının dinen öldürülebileceğini de savunmak zorundadır. Dini anlamada yöntem çok önemlidir. Siz eğer Hanefi mezhebini savunuyorsanız, Hizbullah gibi terör örgütlerine nasıl kızarsınız? Bu örgütler kendi terörlerini meşrulaştıracak birçok izahı Hanefi mezhebinden, diğer Sunni veya Şii kaynaklardan, hadis kitaplarından bulacaklardır. Hanefi mezhebinde kişinin ne kadar kolay kafir ilan edilebildiğini ve sonra öldürülmesine karar verilebildiğini şu olaydan anlayabiliriz: |
KABAK SEVMİYORUM DİYENİN KELLESİ GİDER
Ebu Yusuf, Hanefi mezhebinin 3 kurucusundan biridir ve Ebu Hanife"den sonra ikinci en önemli adamıdır. Bir gün Ebu Yusuf "Peygamber"imiz kabak severdi.” der. Bu lafı söylediği ortamda bulunan bir kişi bu lafın üstüne "Ben kabak sevmiyorum.” der. Ebu Yusuf "Peygamber"in sünneti olan bir şeyi sevmeyen Peygamber"e karşı gelmiş olur, Peygamber"e karşı gelen Allah"a karşı gelmiş olur.” der. Allah"a karşı gelen kafirliğe dönmüş olacağı için Ebu Yusuf bu şahsın kellesinin kesilmesi için muşamba ve kılıç ister. Kabak sevmem izahına tövbe eden adam kellesini zor kurtarır. Bu olay Hanefi mezhebini savunan kitaplarda Ebu Yusuf"un dini konularda ne kadar titiz olduğuna delil olarak anlatılır (Bakınız Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehli Sünnet İtikadı, Sayfa 80).
Ey Diyanet İşleri"nde çalışanlar! Siz eğer bir kurucusunun "Kabak sevmem.” diyen kişinin öldürülmesini dinen gerekli gördüğü bir mezhebi doğru buluyorsanız, Hizbullah gibi terör örgütlerini neden hatalı buluyorsunuz? Eğer ki dini anlamada yönteminiz Hanefi mezhebinin çıkarımlarını savunmaksa o zaman tüm bu izahları savunmak zorundasınız. Bizim yöntemimiz belli: Biz din Kuran"a eşittir, Kuran dinin tek kaynağıdır diyoruz. O yüzden bu yöntemimize dayanarak Kuran"da geçmeyen ve Kuran’a aykırı olan Hanefiliğin, Sunniliğin tüm bu izahlarına karşı çıkıyoruz. Sizin yönteminiz ne? örneğin Kurban bayramında "Hanefi mezhebine göre kurban kesmek vaciptir.” diyorsunuz. Bu izahınızla Hanefi mezhebine göre bir hususu açıklamayı dinle özdeşleştiriyorsunuz. O zaman Hanefi mezhebine göre insanları dövmenin, hapsetmenin, kesmenin de ne zaman vacip olduğunu açıklayın. Sizin yönteminiz ne? Yöntemsiz din anlaşılır mı? Yöntemsiz dini açıklamaya kalkmak kendi görüşünü dinselleştirmekten başka nedir? Biz uyarıyoruz. Eğer ülkemizde Sunniliğe ve Hanefiliğe göre dinin anlaşılmaya çalışılması durdurulmazsa, ülkemiz sürekli din adına ortaya çıkan terör ile uğraşmak zorunda kalır. Hanefilik ve Sunniliğin ne olduğu açıkça ortaya konmalıdır ve başta Diyanet İşleri Kurumu bu mezhebin hegemonyasından kurtarılmalıdır. |
OSMANLI’DAN MİRAS KALAN MEZHEPÇİ Z
OSMANLI’DAN MİRAS KALAN MEZHEPÇİ ZİHNİYET
Diyanet İşleri"ndeki çalışanlar tahminimizce teröre karşıdır. Fakat Hanefi mezhebinin izahlarının (tüm Sunni ve Şii İslam"ın da) teröre olanak tanıdığı da gerçektir. Tüm dünyadaki İslam adına yapılan terör de işte bu mezhep çıkarımlarına, uydurma hadislere dayanmaktadır. Siz ne kadar iyi niyetli olursanız olun savunduğunuz sistemi objektif olarak değerlendirmek ve ortaya koymak zorundasınız. Ne yazık ki ülkemiz Osmanlı döneminden beri mezhepçi İslamcı görüşle yönetildi. Osmanlı padişahları Sunniliğin halifesiydiler ve Sunniliğin dört mezhebinden biri olan Hanefi mezhebindendiler. Bu tarihsel süreçte dinimiz bu topraklarda Hanefi mezhebi ile eşitlendi. Bugün din adına ortaya konan kadına bakış açısından, ibadetlere kadar her husus bu mezhebin izahlarının etkisi altındadır. (Mezheplerin kökleri de Emevi, Abbasi dönemlerine kadar gider. 13. Bölümü okuyunuz.) İşte yapılması gereken reform bu uydurma sistemdedir (Mevcut tüm mezheplerdedir). Fakat yapılan bu reforma dinde reform denmez. çünkü bu hareket dinin özüne, kaynağına (Kuran"a) döndürülüşüdür. Allah"ın sisteminde reform (değiştirerek yeniden yapılandırma) düşünülemez. çünkü Allah"ın sözlerini, Allah"ın hükmünü insanlar değiştiremez. Sunni mezheplerin, Hanefiliğin dinimizde yaptığı değişiklik (reform) ve bunun sonucu ortadadır. Yapmamız gereken; Hanefi mezhebinin izahlarını reddetmek ve Kuran"a gidip kadına bakış açısından namaza, din adına her konuyu Kuran"dan çıkarmak, böylece dinimizi Kuran"a göre yapılandırmaktır. Eğer biri bize dini bir konuda bir çıkarım, bir hüküm söylerse; "Bu izahını neye göre yapıyorsun?” diye sormalıyız. İzah eğer Kuran"a dayandırılmıyorsa din adına bir şey ifade etmez. İster şeyh olsun, ister müftü olsun, dini izahlar, ağzından çıktıkları kişinin makamına göre değil, Allah"ın kitabı Kuran"da dayanakları olması sebebiyle geçerlilik kazanırlar. |
KURTULUŞ FORMÜLÜ
KURTULUŞ FORMÜLÜ
Tüm bu felaketlerden kurtuluşun formülü çok basittir: Allah"ın kitabı Kuran"ı ele alıp, geri kalan her şeyi bir kenara bırakmak. Tüm ibadetleri, dini ahlakı, insanlar arası ilişkilerdeki dini gerekleri; yani hem teoriyi, hem hayatın pratiğini Kuran"a giderek öğrenmek. Kuran"da geçmeyen hususların dinle alakası olmadığını, Kuran"ın açıklamadığı konularda Allah"ın kendi tercihimizi belirleme hakkını bize verdiğini bilmek. Hiçbir mezhebe yüz vermemek, Müslüman ismi dışında hiçbir isme gerek duymamak. Böylece tek Allah, tek din, tek kitap etrafında birleşmek. |
Sen önce dogru dürüst kelime-i sehadet
getir. Putperest taliban ;-))
|
Sap ile samani karistirmayacaksin!
Ben babamida annemi de severim. Benim gayem kisiler ile degil kurumlarla ugrasmamdir. Sünnilere bir düsmanligim yok ama sünniligin de dostu olamam. Bile bile göz göre göre seytana kulluk edemem. Alevilige düsman olanlar önce bir sünniligi irdelesinler. Irdelesinler ki cehalet icinde cirpinsinlar. Irdeledikce batsinlar. Nefesleri de tükenmeden önce Kuran"a sarilsinlar.
|
neden?why?wieso?
s.a.
hattet ihr schonmal eine Phase der Gleichgültigkeit o. einer "leere"? Ich bin gläubig erzogen worden, weiss auch das ich Glück habe immerhin als Moslem auf die Welt gekommen zu sein. Leider komme ich meinen Pflichten nicht nach. Ich glaube. Ich liebe meine Religion, dennoch kann ich den Islam so leben wie ein "guter" Moslems es tun sollte. Bin ich einfach nur zu bequem´, ich weiss es nicht. Manchmal denke ich dann wieso nutze ich nicht meinen Tag? Das sind aber nur kurze momente in (m)einem hektischen Leben. Jetzt z.B denke ich darüber nach diesen Beitrag nicht zu Ende zu fassen und es sich auf sich beruhen zu lassen...und darauf zu warten das ich vielleicht irgendwann mich dem Islam gänzlich zuwenden kann und als guter aktiver Moslem meinen leben einen Sinn geben kann. Dann wiederum denke ich, warten allein reicht vielleicht nicht...was wenn es morgen schon zu spät ist. WER HAT EINE ÄHNLICHE SINNKRISE bzw Gedanken (gehabt). Feedback: gerne an mich als mail oder ans board (dalcom@gmx.de) einen schönen Abend noch, CD |
ne kadar guzel ve verimli sozler ile
bagladin... :) leb demeden leblebiyi anlattin belki de.. ama yine de amacin guzelse .. burada anlatmak istediklerin de guzeldir diyor.. bu gibi bos bir tartismaya girmektense burada bu konu hakkindaki dusuncelerimi NOKTALIYORUM.
|
Yaw Işın çok tuhafsın!????!!!! o.T.
ohne Text
|
Ben ölmedim ki, ama namazda
peygamber karsinda dururmus gibi selam verirsen, isler degisiyor..anliyormusun? ;-))
|
Sen hukukçu değilsin Işın!
Sen olmak istiyorsun ama bu konumun ile asla olamazsın.
Cezaevi tecrübem benim inanamadığın ölçüde var, bundan kesinlikle emin ol. Ben adaletten çok farklı şeyler anlıyorum, sen hukukçu olmadan yasa yapan olmaya çalışmaktasın, bu mantığın ile ne adil bir hukukçu olabilirsin, nede yasa yapanların yanında bir yerin olabilir, kendine bir çeki düzen ver. Beni şu an anlayabileceğine hiç ihtimal vermiyorum, çünkü çok aşırı duygusalsın ve seni eletirmeme tahammülün yok. Zaman ile kavrarsın burada sana yazılan bir kaç cümleyi, elbet adil bir hukukçu olmak istersen, yoksa bir sokak üç kağıtçısından hiç bir farkı olmayan hukukçularıda çok yakından tanıdığımdan emin ol. Sivil yaşamı ve demokrasinin adaletlerini kavrayıp, uygulayamayan,evrenselleşeyen, adil olamayan, din ile devlet işini birbirinden ayıramayan kişi dürüst hukukçu olamaz. |
Tekrar yazayım!
Ben idamı ve molla hukukunu savunan hiç bir kimse ile dost olamam.
|
dogru...
duygusal insanim.. iste bu dogru!!!Ahh roman ben molla kelimesini hic kullanmadim.. idam kelimesini kullanirken de cumlelerime iyi bak ne yazmisim o zaman elestir.. cunku benim isyanim cok daha farkli .. istersen detayli bir sekilde konusalim bunlari...
Ama dost olamam vs.yazman bunlari gecelim cok cocukca oluyor... |
Türkiye ölçülerine ait.
Ama bu ölçülerin büyük bir kısmı güzel olmasına rağmen evrenselliğe yetmiyor, yine de olumlu bulmaktayım, belki bir yararı olur sana!
Toplumda bireylerin birbirleri ve devletle veya devletlerin birbirleriyle iliskilerini düzenleyen yasalarin uygulanmasi sirasinda ortaya çikan anlasmazliklarin çözümü konusunda çalisacak hukukçular yetistirilir. Hukuk fakültesini bitirenler, genellikle Hakim, Savci ve Avukat ünvani ile çalismaktadirlar. Programin Amaci: Hukuk programinin amaci, toplumda bireylerin birbirleri ile ve devletle veya devletlerin birbirleriyle iliskilerini düzenleyen yasalarin uygulanmasi sirasinda ortaya çikacak anlasmazliklarin çözümü konusunda çalisacak hukukçulari yetistirmek ve bu alanda arastirma yapmaktir. Programda Okutulan Belli Basli Dersler: Hukuk programinda hukuk felsefesi ve sosyolojisi, Türk hukuk tarihi, anayasa hukuku, Roma özel hukuku, medeni hukuk, idare hukuku, devletler umumi hukuku, Islam hukuku, borçlar hukuku, ceza hukuku, ticaret hukuku ve vergi hukuku gibi meslek dersleri verilir. Gereken Nitelikler: Hukuk fakültesinde basarili olabilmek için ögrencinin lisede aldigi felsefe, mantik, sosyoloji, kompozisyon ve Türkçe derslerinde basarili olmasi beklenir. Hukuk fakültesi mezunlari hangi alanda çalisirlarsa çalissinlar üstün bir akademik yetenege, ikna gücüne, saglam bir mantik ve seziye sahip olmalidirlar. Hukuk fakültesine girmek isteyenler hukukun, sorumlulugu çok fazla olan bir meslek alani oldugunu, sürekli çalisma, okuma ve arastirma gerektirdigini öncelikle kabul etmelidirler. Sabir ve anlayis da bu alanda basari için gerekli niteliklerdir. Mezunlarin Kazandiklari Ünvan ve Yaptiklari Isler: Hukuk fakültesinde 4 yillik lisans programini tamamlayanlar daha sonra yaptiklari stajin konusuna göre genellikle "Hakim", "Savci" ve "Avukat" ünvanlari ile çalismaktadirlar. Bir kismi da "Danisman" olarak görev yapar. Hakim mahkemede, vatandaslar arasinda çikan anlasmazliklarin hukuk kurallari çerçevesinde çözülmesine çalisir. Hakim veya savci olabilmek için bir hukuk fakültesini bitirdikten sonra mahkemelerde staj yapmak gereklidir. Hakim veya savci olmak isteyen bir kimse hukuk fakültesini bitirdikten sonra Adalet Bakanligina basvurur. Isteklilerin ihtiyaçtan fazla olmasi halinde stajyer atamalarinda hukuk diplomasinin derecesine bakilir. Ayni dereceye sahip olanlar arasinda önce basvuranlar sonrakilere, doktora yapmis olanlar hepsine tercih edilir. Stajyerlik dönemini bitirenlerin atanacaklari yer kura ile belirlenir Hakimlere ve savcilara, kendi yasalari hükümlerince bazi maddi ayricaliklar taninmistir. Bu ayricaliklar, iki yilda bir ilerleme (diger memurlar 3 yilda bir derece ilerlemesi yapar), maaslarinin yaridan fazlasi kadar tazminattir. Hakimlerin, görevleri geregi, siyasal etkilerden uzak tutulmalari ve kendilerini güvenlikte hissetmeleri için bazi önlemler alinmistir. Sözgelisi, kendileri istemedikçe, hastalik veya yüz kizartici bir suç islemis olma durumlari disinda, Anayasa"da gösterilen yastan önce isten çikarilamazlar, emekliye ayrilamazlar. Avukatlik genellikle serbest yürütülen bir meslektir. Avukatlar insanlarin hukuki sorunlariyla ugrasirlar. Avukat kendisine basvuranin sikayetini dinler, gerekirse davanin açilmasi için yol gösterir, savunmayi hazirlar ve mahkemede yargica yazili ya da sözlü olarak sunar, davayi kovusturur, gerekirse olay yerine gidip kesif yapan mahkeme heyetine katilir. Avukat olmak isteyen bir kimsenin hukuk fakültesini bitirdikten sonra bir yil staj yapmasi gerekir. Staj süresinin yarisi mahkemelerde, yarisi tecrübeli bir avukatin yaninda geçer. Egitimini basari ile tamamlayan bir avukat bir yazihane açarak dava kabul etmeye baslayabilir. Bazi avukatlar kamu kuruluslarinda ve özel kuruluslarda avukat veya hukuk müsaviri olarak görev alirlar. Her avukat, avukatlik meslegini yürütmek için meslek üyelerinin çalismalarini denetleyen bir kurulus olan Türkiye Barolar Birligine kaydolmak zorundadir. Avukatlik mesleginde is bulma olanagi; bulunulan bölgenin ekonomik ve toplumsal kosullarina ve avukatin yeteneklerine baglidir. Bunun disinda, hukuk fakültesini bitirenler hukuk danismanligi, müfettislik, hariciye meslek memurlugu gibi mesleklerde de is bulabilmektedirler. |
Bu konu burada kapansın Işın,
şurada bir kaç kişi var insan gibi insan olmaya çalışan onlarda birbirlerini yok etmesinler.
Ben seni tanıdığıma sevindim. Ama, idam yanlısı olan, olabilen insanı, yada insanları anlayabilmem mümkün değildir benim. Yaşamda değişmeyen tek şey değişimdir. Neden olmasın iyi bir hukukçu olmak isteyen, insan yaşamının (yaptığı ne olursa olsun) kutsal olduğunu bir gün kavramasın. Yaşam hakkının dünyanın en aşağılık bir suçlusuna da sunulduğuna inanmasın, sanıyorum iyi bir hukukçu olabilmenin temelide bu olsa gerek. |
kapansin evet...
az once "kapansin konu" diye ben de yazmistim ama sanirim sayfada bir sorun var ki iletilmemis...
Bana TR de bir "hukukcu " nasil bir egitimden gecer vs. anlatman cok doyurucu oldu..:)Kaldi ki bizim tüm sulale aileden gelen bir sey hukukcudur... Tabi herkesin adalet anlayisi farklidir.. Sen dunyada var olmayan adaletin hukukcularin yarattigini dusunuyorsan yaniliyorsun...Bir hukukcu yasalarina dayanarak adaletten bahsediyorsa coooook yalan konusuyordur.. ama konu bu degil.. madem konuyu bu sekil kafana gore aciyor ve de kendince destek ariyor isen benim de tabiki konuyu kapatmadan soyleyeceklerim var-- Benim sahsi fikrime gorede idam denilen birsey yoktur.. cunku ben senin de tabirin ile insanlara cok duygusal yaklasirim.. dolayisiyla da ceza derken ölüm bana gore ceza degildir..daha guzel ceza verme yontemleri vardir.. mesela sevgiden mahrum etmek gibi .. bundan daha guzel bir ceza mi olur ki?? Ancak ceza evi ziyaretlerinde gormus oldugum manzaraya dayanarak.. Almanyadan bahsediyorum!!!Tam anlamiyla bir ceza ve isler bir hukuk goremiyorum.. cunku 2 ay bile yatmadan ceza evinden cikmissin .. ve de ay aman ceptelin olmamis, yatma saatin ve kalkma saatini cezaevi belirlemis vs.. bu ceza degildir... belki bir nevi lejyonerlik yaptirsalar sucuna gore cezasini cekti diyecegim ama o da yok!!! Ama eger ki sen bu konu hakkinda bir yaran var ise.. sanirim yine cok farkli bir bakis acin olacaktir...ve buna saygim vardir... hic birsey diyemem.. Asagilik insandir, yok psikolojik hastadir vs. bunlar hep hikaye..! yani tamam boyle durumlarda bulunan bir cok insan vardir.. ama cinnet gecirmek ve de paraya sefaya duskun bir insanin baska bir insani öldürmus diyelim o insana da sucuna layik bir ceza vermek gerekiyor.. pskiloji tedavisi cok yetersiz..!! Cunku bugun ben dr. gideyim ve karnim agriyor cok hastayim diyeyim bak sana dr. neler yaziyor.. seni resmen hasta ilan eder.. yani rol geregi bilirsin insanlar guzel rollerini oynarlar... Benimkisi sadece isyan.. ölüm elbette ceza degildir.. laf degistiriyorum sanma sakin.. onceki yazimi sen kalben okuduysan anlatmak istediklerimi anlamissindir.. cunku ben daha oncede.. ( ki bunu kac kez tekrarladim simdi!!!!) isyankar bir tavirimdan bahsettim... FArkindayim konu cok acaip uzadi ve cok farkli yonlere gitmeye basladi.. Bana hukukculugu veya iyi bir hukukculugu bilmem neyi ogretici, tavsiyeci ve igneleyici bir tavirla anlatmana gelince.. bu konuda iste elestiriye acik degilim.. cunku ben iyi bir hukukcuyu ne oynuyor ne de temsil ediyorum burada...ben burada sadece bir insanim.. siradan bir insan... ok mi?? |
kapansin evet...
az once "kapansin konu" diye ben de yazmistim ama sanirim sayfada bir sorun var ki iletilmemis...
Bana TR de bir "hukukcu " nasil bir egitimden gecer vs. anlatman cok doyurucu oldu..:)Kaldi ki bizim tüm sulale aileden gelen bir sey hukukcudur... Tabi herkesin adalet anlayisi farklidir.. Sen dunyada var olmayan adaletin hukukcularin yarattigini dusunuyorsan yaniliyorsun...Bir hukukcu yasalarina dayanarak adaletten bahsediyorsa coooook yalan konusuyordur.. ama konu bu degil.. madem konuyu bu sekil kafana gore aciyor ve de kendince destek ariyor isen benim de tabiki konuyu kapatmadan soyleyeceklerim var-- Benim sahsi fikrime gorede idam denilen birsey yoktur.. cunku ben senin de tabirin ile insanlara cok duygusal yaklasirim.. dolayisiyla da ceza derken ölüm bana gore ceza degildir..daha guzel ceza verme yontemleri vardir.. mesela sevgiden mahrum etmek gibi .. bundan daha guzel bir ceza mi olur ki?? Ancak ceza evi ziyaretlerinde gormus oldugum manzaraya dayanarak.. Almanyadan bahsediyorum!!!Tam anlamiyla bir ceza ve isler bir hukuk goremiyorum.. cunku 2 ay bile yatmadan ceza evinden cikmissin .. ve de ay aman ceptelin olmamis, yatma saatin ve kalkma saatini cezaevi belirlemis vs.. bu ceza degildir... belki bir nevi lejyonerlik yaptirsalar sucuna gore cezasini cekti diyecegim ama o da yok!!! Ama eger ki sen bu konu hakkinda bir yaran var ise.. sanirim yine cok farkli bir bakis acin olacaktir...ve buna saygim vardir... hic birsey diyemem.. Asagilik insandir, yok psikolojik hastadir vs. bunlar hep hikaye..! yani tamam boyle durumlarda bulunan bir cok insan vardir.. ama cinnet gecirmek ve de paraya sefaya duskun bir insanin baska bir insani öldürmus diyelim o insana da sucuna layik bir ceza vermek gerekiyor.. pskiloji tedavisi cok yetersiz..!! Cunku bugun ben dr. gideyim ve karnim agriyor cok hastayim diyeyim bak sana dr. neler yaziyor.. seni resmen hasta ilan eder.. yani rol geregi bilirsin insanlar guzel rollerini oynarlar... Benimkisi sadece isyan.. ölüm elbette ceza degildir.. laf degistiriyorum sanma sakin.. onceki yazimi sen kalben okuduysan anlatmak istediklerimi anlamissindir.. cunku ben daha oncede.. ( ki bunu kac kez tekrarladim simdi!!!!) isyankar bir tavirimdan bahsettim... FArkindayim konu cok acaip uzadi ve cok farkli yonlere gitmeye basladi.. Bana hukukculugu veya iyi bir hukukculugu bilmem neyi ogretici, tavsiyeci ve igneleyici bir tavirla anlatmana gelince.. bu konuda iste elestiriye acik degilim.. cunku ben iyi bir hukukcuyu ne oynuyor ne de temsil ediyorum burada...ben burada sadece bir insanim.. siradan bir insan... ok mi?? |
ayrica insanliktan bahsederken..
en asagiylaci bir insanin bile yasama hakki var falan deyip.. hani boyle ozunde bir sevginden bahsetmeye calisiyorsun ya.. romancim.. biraz boyle konusurken sen de dikkatli ol cunku bir yazim ile "hayal kirikligi" diye bir msj gonderip arkadasligi bitirdigini soyledin.. tavir alirken bile daha adil tavir almani ben de beklerdim dogrusu .. simdi sen de sert elestirilere acik olacagindan eminim...
Aksi takdirde ben de sana "kafana gore takil" diyecegim... ki ben cok daha sabrli bir insanimdir... ve duygusalimdir.. |
itikat ve iman (rezaleti)
üstat, itikat ve imani ihata ediyor:
[...] din, topyekün varligi icad eden yaratici müessire bagli itikatlar manzumesidir. itikat ve iman, gören, isiten, koklayan, tadan, dokunan ve bu bes hassenin birlesiminde ve ötesinde duyan, sezen ve düsünen, insanin nereden ve nicin geldigi suali üzerinde, kendisini vücuda getirici mutlak müessire ve onun kanunlarina inanmasi diye cercevelenebilir. [... n.f.k., iman ve islam atlasi, s.15] burada sürdürülen tartismalar icinde bu mevzuyu bircok arkadaslar maalesef gözden kaciriyor. maddi veya manevi, her kimsenin hakkina temas etmedikten sonra, toplumu degil, sadece ve sadece bireyi ilgilendiren konularda cephe olusturmak kimsenin karina degil; bilhassa din adina! tesettür, faiz, icki, kumar, zina ve benzerleri elbette toplumu ilgilendiren konular, hadlere riayet edilme sartiyle hem dini, hemde ilmi acidan tartismaya acik. fakat bir kimsenin mesela yaratani bir enerji kitlesi olarak görmesine, mirac hadisesine inanmasina veya inanmamasina, seytani boynuzlu veya kareli tahmin etmesine kim ne diyebilir, kimi ne ilgilendirir? parmak havada, solastik tavirlarla, keyfiyete göre kah rasyonel, kah emosyonal yaklasimlarla insanlari müskül duruma düsürmenin bilgilendirmeyle, aydinlatmayla ne alakasi var? yaratan bile imanin sartlari disinda aklimizin almadigi hicbir seyi kabullenmemizi beklemiyor. islam zincirinde önce inanlari, din adamlarini, daha sonra sirasiyle peygamberleri iskartaya cikaranlar simdi elbette (hasa) allahin da üstüne cikmaya calisiyor. bu ne rezalet! |
dön o zaman, kil namazini tut orucunu
bir müslüman gibi :O)
icraatsiz laklaklar ise yaramaz ;O) |
kurani anlamadigin belli! 3 rekat diyors
unuz, halbuki 5.. burada aciklamasinida okuduk..
sende kurana uyuyormus gibi atip tutma.. git Allah rizasi icin iki rekat namaz kil.. belki düsünceler düzelir! |
evet, insana karsi secde edipte onda
onu temsil ettigi sey icin secde ediyoruz diyenler daha iyiydi :O)
|
abisi, o zaman gercek incili getirde
hiristiyanlarda faydalansin!
|
Alle Zeitangaben in WEZ +2. Es ist jetzt 12:05 Uhr. |