![]() |
Dogru Örnek verdim
Simdi git Türkiye cumhuriyeti Devletciginin kanun kitabini ac ve oku, mesela sen evli olsan ve hanimini kendi yatak odanda baska bir erkekle yakalasan ve hanimin isteyerek o erkekle yatmis olsa sen tc kanununa göre hanimina birsey yapamazsin ve belki senin anlayisina göre bunu hosgörürsün yada onlarla beraber olursun belkide degilmi?
|
zina kafada baslar!
Kendinden emin olan bir erkek oldugum icin böyle seyler aklimin ucundan bile gecmiyor. Ama farz et ki böyle bir sey olur, insan olan insanin basindan hersey gecebilir o zaman ayrilirim olur biter. Bu kadar.
Ya senin basindan gecse ne yaparsin. Örnegin senin seyhin ile karini bir yatakta pekte makbul olmayan bir sekilde gördün. Seyhim canim Sana veda olsun, karim ne ki mi dersin? |
Kur`an i biliyorsan, kibirli kul nereye.
..kardesim Isigadogru, senin 1A-Hayatin neye bagliyorsun??? Yani kibirli kul mahser gününden, terazeden sonra, hangi kapilar ona acilacak?? Cennet`mi, cehennem mi ilk önce?
Sen kibirlimisin???-))) |
Bu kibir degil,halime sükür ediyorum ;-)
ohne Text
|
Bu kibir degil,halime sükür ediyorum ;-)
ohne Text
|
Okumus aptal cahil aptaldan daha aptaldi
ohne Text
|
Bizler Müslümaniz elhamdülillah
Ve böyle birseyin gerceklesmeyecegi kesindir.Demekki senin düsüncen hakkindaki yorumum dogruymus ve yanilmamissim. Sizlerde izzet seref namus olmadigi bir kez daha kanitlanmis oldu, tesekkürler.
|
BILGI: YA IKSIR YA ZEHIRDIR !!!!!!!!!!!!
Bilmek insanin ihtiyaci ve görevidir. Insan Rabbini ve kendini bildigi oranda INSANDIR...!
Bilenler bilmeyenlerden üstündür. ILIM ise bilmenin <<ARACI>> ve insana verilen, ona ayricalik kazandiran en degerli NIMETdir...! Ama FAYDA saglayacak bilgi ve ilim hangisi ve sadece bilmek yeterli mi? Geregi yerine getirilmezse, ilim insani ne ölcüde gayesine ulastirabilir? Ilim, temelde iki kisma ayrilir: 1- FAYDALI ILIM 2- FAYDASIZ ILIM. Faydali ilim, insani HAKIKATE ulastiran, herseyi asli ile irtibatlandiran, dolayisi ile insani yaraticisina götüren ilimdir. Faydasiz ilim ise hakikatten SAPTIRAN, soysuzlastiran ve insani Rabbinden uzaklastiran ilimdir. Insanin kendisini DEW aynasinda görmesini saglar ve mutevazilik alcak gönüllülük unsurlarini yüreklerden yok eder. Faydali ilim, insana hem dünyada, hem ahirette kazandirir. Faydasiz ilim ise bir yük olmaktan öteye gecmez, hatta bircok zararlarin kaynagi bile olur. Güzel süslenmis cümleler kurarak ve MILLETIN KUTSAL DEGERLERINI SÖVEREK SATASARAK kendisine prim yapmaya calistirir faydasiz KISIR I L I M... !! "Yapmayacaginiz seyleri nicin söylersiniz?" Musa (SAV)´a inandigini söyleyen ve Tevrat ile sorumlu tutulan insanlar hakkinda Yüce Mevlamiz söyle bir benzetme yapiyor: "Tevratla yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap tasiyan merkebin durumu gibidir. ALLAH´in ayetlerini yalanlamis olan kavmin durumu ne kötüdür! ALLAH, zalimler güruhunu dogru yola iletmez." (Cuma S. /5. Ayet) Inandigini ve bildigini bilincli olarak yasamayan kisilerin, sirtinda tasidigi kiymetli eserlerden habersiz olan esege benzetilmesi ve onlardan <ayetleri yalanlayanlar> diye söz edilmesi cok dikkat cekicidir. Böyle davranmakla en büyük zulmü gerceklestirmis olan insanlar, ayette zalimler olarak nitelendiriliyor ve bu zulümlerine devam ettikleri sürece hidayete ulasmalarinin mümkün olmayacagi belirtiliyor. Cünkü kullarin icinde bulunduklari halleri, hidayet sebebi kabul etmek veya etmemek sadece ALLAH´a aittir. Bildigini ve inandigini yasamamanin, insanlari kötülüge ve zulme itmekle kalmayip hidayetten mahrum biraktigini acikca ifade eden bu ayeti, Resul-i Ekrem (SAV)´in su duasi tefsir etmektedir: "ALLAH ´im! Faydasiz ilimden sana siginirim!..." Ilim var ama faydasiz, hayata yansimiyor. Ilmin faydasizligi, kisiyi Rabbine ulastirmamasindadir. Ilmin kendisi zararli degildir, sahibinin durumuna göre ya hayat veren bir iksir veya hayati yok eden bir zehirdir. Faydasiz ilim öyle bir zehirdir ki, zarari sadece sahibi ile sinirli kalmaz, halka halka ulastigi kisilere de zarar verir. Ilim bir aractir, ve burda bir zavalli merkebin yaptigi gibi AMAC degil. Ilmini hayata gecirmeyen kisiler, cogu zaman ilmi AMAC edinme yanilgisina düserler; ilmi elde etmekle gayeye ulastiklarini sanirlar. Bu kisilerin en büyük yanilgisi, sadece konusarak sahip olduklari ilmin geregini yerine getirdikleri duygusuna kapilmalaridir. Böylece toplumda kendilerini <en iyi bilen, delilleri en iyi anlayan ve ALLAH´a en yakin kul olan> kisiler olarak görüp, din adina bircok hükümler vermeye baslarlar. ALLAH´in ayetlerini kendilerine göre yorumlarlar. Peyamber´i, anlamak istedikleri sinirlar icerisine hapsederler. Iste bu ilim faydasiz ilimdir ve basli basina zarardir. Bu sebeple ALLAH´in Rasulü, faydasiz ilmin zararlarindan ALLAH´a siginmistir. "Kendinizi unutup baskalarina mi iyiligi emrediyorsunuz?" (Bakara S./44. Ayet) ve "Ey iman edenler! Yapmayacaginiz seyleri nicin söylüyorsunuz? Yapmayacaginiz seyleri söylemeniz, ALLAH katinda kötü birsey olarak büyük bir nefretle karsilanir." (Saff S./2-3. Ayetler) ayetleri, hayata gecirilmeyen bilginin, sahibini sürükledigi kötü sonuclari acik bir sekilde ortaya koymakta degil mi? ............. |
Mezheb olmus olmamis bir allahina
inanan ve dinine bagli oglan birisi icin önemli olmamasi lazim.
Malesef senin Mezheb yanlis benimkisi dogru diyerek sivasta zamaninda insanlar yakildi. Dinim olmus olmamis ... "Mekke ile Medine arasinda Peygamberimiz bir molada yoldaslarina demiski. Bir tasa cikmis siz bana ne kadar inaniyorsunuz, cok demis halk, ozaman Aliyede okadar inanin .. Ikinci soruda siz beni nekadar sevyirorsunuz demiz , halkta cok demis, Peygamberimiz demiski ozama Aliyede okadar sevin... Muhammedin ölümünden sonra Birisi demis Ali Kalif olucak digeride baskasi... Ve anlasmazliklar baslamis.." Sünni , Alevi, Sii hepsi ayni sonunda ... Ama bizim icin farkli... Din icinde ayrimlar.. |
kisa bir HATIRLATMA...
Hala SIVAS SIVAS deyip durmayin arkadaslar..
1. Alevilik MEZHEP degil... 2. Sivastaki olaylarda asla MEZHEP unsuru yok... 3. Gizli Örgütlerin TR deki REFAH/ERBAKAN yükselisini durdurmak icin tezgahlanmis bir OYUN idi ve SILAH ters tepti ve MASUM vatandaslarimizi katlettiler bu CANI AJANLAR... 4. Mezhep Mezhep diye dilinize doladiniz... Sizin ISLAMI ILIM aldiginiz hocalariniz/ögretmenlerini hepside MEZHEBINE BAGLI kisiler... usw... |
Bunu ispat edebilirmisin ? Nerden
bu kaynaklar...
Alevilik Mezheb olmus olmamis ... bu senin özel düsüncen olsun ok. |
Soru : Sence ne olabilir? o.T.
ohne Text
|
Also Nostradamus von Heute.....
Ya en iyisi herseyi akisina birakmak...daha iyi..
Allahimizin cizdigi bir yol vardir... biz daha onu bilmiyoruz .Ot gibi Mathematik manyaklari 0 ve 1 toplamasini bilmeyen Homo Sapiensler ötüyorlar... |
Sacmalamissin biraz
ne demek faydali ve faydasiz ilim?
hangi hakikat?senin hakikat ile benim ki ayni mi? illah ilim yaraticiya mi götürecek? vallah benim bildigim nedense ilim yaratandan uzaklastiriyor.. onun icin böyle bübük konusmayalim en iyisi |
!!!!!!! DILDE ALIM # KALPTE CAHIL !!!!!!
Tamamen fayda vermesi gereken ilmin nasil zararli hale geldigini ve vardirdigi sonuclari Efendimiz (SAV) söyle anlatiyor:
"Adi kimselerle mücadele, alimlere karsi üstünlük taslamak ve bu suretle yalniz insanlarin teveccühüne mazhar olmak icin ilim ögrenmeyin! Bu gaye icin ilim ögrenenler cehennemdedir." (Ibn-i Mace). "Sizin icin Deccal´den ziyade Deccal olmayanlardan korkarim." "Onlar kimdir?" sorusuna "Saptiran imamlardir" buyurdu. (Ahmed b. Hanbel). "Kiyamet gününde alim getirilir ve cehenneme atilir; bagirsaklari disari dökülür ve degirmen ceviren merkep gibi onunla döner. Cehennem halki etrafina toplanir ve ‘Bu cektigin nedir?´ diye sorarlar. Alim söyle cevap verir: Iyiligi emrettim, kendim yapmadim; kötülükten menettim, fakat onu kendim yaptim (da onun icin)." (Buhari, Müslim) (bunu tabiiki Hadisleri inkar etmeyenler KABULLENMEYECEKLERDIR) Hz. Ömer (R.A.): "Bu ümmet hakkinda en cok korktugum, ilim sahibi olan MÜNAFIKTIR." buyurarak en büyük endisesini dile getirir. "Bilgili MÜNAFIK nasil olur?" sorusuna "Dilleri ile ALIM, kalp ve amelleri ile CAHIL olmakla!" seklinde cevap verir. Faydasiz ilme sahip olanlar, ilimlerinin geregini yerine getirmedikleri icin genellikle ALLAH´in zikrinden de uzak kalirlar ve arzularina maglup olurlar. Bu tür kisilere karsi cok dikkatli olmak gerektigini su ayet ortaya koyar: "Kalbini zikrimizden gafil kildigimiz, keyfinin pesine düsen ve isi haddini asmak olan kimseye itaat etme!" (Kehf S. /28. Ayet) Faydali ilim, yasanan ve ALLAH´a ulastiran ilimdir. Faydali ilme sahip olan yeryüzünde takva üzere dolasir, hicbir sey onu simartmaz. Bütün gayreti ALLAH´in kitabina, Rasulü´nün Sünneti´ne uymak ve bu dünyadan göcünceye kadar ALLAH´in ölcülerini asarim endisesi ve hassasiyeti icerisinde yasamaktir. Bu haliyle o, Resul-i Ekrem (SAV)´in su hadislerini canlandirmaktadir: "Ilim üctür: 1. Konusan kitap (Kuran), 2. Yasanan sünnet 3. "BILMEM" demektir." (Ibn-i Mace). "Islam garip olarak dogdu ve garip olarak gidecektir. Gariplere müjdeler olsun." "Garibler kimdir?" sorusuna söyle cevap verdi: "Benim sünnetimden insanlarin bozdugunu ve terkedilen sünnetlerimi yasatanlardir." (Müslim) YÜCE ALLAH´im! Faydasiz ilimden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve karsilik görmeyen duadan sana siginiriz...! AMIN ! |
ILIM ile BILIM´i karistirma arkadasim :)
ohne Text
|
sivasinli 10-20 bin insan ordaydi
ve insanlarin icinde oldugu binanin yanmasini cani hayvan gibi seyrettiler!!
neymis de ajan mis!! 10 bin ajan mi vardi orda? kafayi yiyecem yav yahu kardesim cani bir ruhunuz mu var hepinizin?? |
Bence ne olabilir degilki
bence öyle bir sey yok..... olsa bu soruyu sormazdim...
Ben Mehepsizim.... Alinin Velinin kilif dinine ihtiyacim yok... kuran yeterli.... yetmeyen var ise o onun sorunu benim degil... |
Usta yanlis anlamada bu dediklerine
karsi gelen bir yazi falan yazmadim.. hepsione katiliyorum... ama yinede Mezhepleri bana dogrulamadi....
Yayni sorumun cevabi degil |
MEZHEP baslikli yazimi oku
ALEVILIK MEZHEP degil ! BASTA :-)
|
ne farki var ki? o.T.
ohne Text
|
MEZHEPLER
MEZHEPLER
Mezhepler nasıl ve ne zaman doğmustur? Peygamberimiz (S.A.V.) hayatta iken herhangi bir mezhebe ve müctehide ihtiyac duyulmuyordu. Cünkü peygamberimiz dogrudan meseleleri ve ilgili hükümleri asil kaynagindan, yani VAHY"den aliyordu. Dünya islerinde Peygamberimizin (S.A.V.) bazen kendi görüsünü ortaya koydugu vakidir. Yani bazi hususlarda kendileri ictihad ederlerdi. Ancak dini konularda buna gerek duyulmaz, Cebrail"in vahiy indirmesi beklenirdi. Ashab devrinde de ictihada gerek görülmedigi gibi, mezheblere lüzum hissedilmemistir. Ashab"dan biri karsisina cikan bir mesele hakkinda kendinde bir cözüm bulamadiginda, onu arkadaslarina sorar, dogruyu ögrenip öylece cevap verir veya meseleyi cözerdi. Ancak Ashab-i Kiram fethedilen Islam ülkelerine dagilip her biri gittigi ülkede Islami yayarken ancak kendi bildiklerini ögretebildi. Zamanla Islam Devletinin sinirlari genislemis, ashab azalmis ve yeni yeni meseleler ortaya cikmis, böylece farkli görüsler ortaya cikmaya baslamistir. Tabii"nin devrine gelindiginde ise meselenin önemi kavranmis ve ümmeti dinin kaynaginda birlestirip Vahdet"i saglamak icin Peygamberimiz (S.A.V.)"in hadislerini toplama, tasnif, tahlil, birbirleriyle ve Kur"an ile karsilastirmak süretiyle hüküm cikarma calismalarina girisilmistir. Iste atilan bu ilk adimla birlikte ilim adamlari kollarini sivayarak ise koyulmustur. Ancak kendine güvenen ilim adamlari bu ise koyulurken "biz bir mezhep kuruyoruz, siz de bize uyacaksiniz" diye bir fikir, bir öneri ortaya atmak söyle dursun böyle birsey hatirlarindan bile gecmemistir. Su da unutulmamalidir ki, mezhepler arasindaki görüs ayriliklari teferruat meselelerde olup, dinin zaruri hükümlerinde ve te"vili mümkün olmayan "muhkemat"ta bütün hak mezheb alimleri ittifak icindedirler. Mezhepler arasindaki farkliligin sebepleri nelerdir? Sadece fer-i meselelerde olan farkliligin bazi sebeplerini su sekilde siralamak mümkündür: A. Ayetlerden kaynaklanan farkliliklar: a) Bazi ayetlerde kelimelerin mecazi veya hakiki manada kullanilip kullanilmadiginin farkli anlasilmasi b) Bir kelimenin birden fazla manaya gelmesi c) Ayette bir tahsisin olmamasi. Yani yapilacak ise bir sinirlamanin getirilmemesi d) Emir ve nehiy ifadelerinin gercek manada kullanilip kullanilmadigi hususu Ayetlerdeki meselelerin net bir sekilde ortaya konmamasinin hikmeti kullarin akillarini kullanmaya tesvik icin olabilecegi gibi Rabbimizin kullarina karsi kesin ve zorlayici bir cizgi cizmek yerine biraz esneklik birakmak suretiyle rahmet ve merhametli olusu da olabilir. B. Hadislerden kaynaklanan farkliliklar: Lügatten kaynaklanan farkli anlayislar. Arapca"nin cok ince bir lisan olmasi hasebiyle bir kelimenin bir harekesi manayi degistirir. Bir hadis birkac okuyus sekliyle rivayet edildiginde imamlarin bunlardan birini tercih etmesi farka yol acar. Mana ile rivayet caiz oldugu icin bazi hadisler tami tamina Peygamberimizin agzindan ciktigi sekliyle degil de mana ile rivayet edilmistir. Ancak ravilerin ayni manaya geldigi düsüncesiyle önem vermedigi bir kelime bazan ayni hadisten farkli hükümlerin cikmasina sebep olmustur. Imamlarin hadisleri anlamada birbirinden farkli olmasi. Bu, ya hadisin cok manaya gelmesinden ya da imamlarin anlayis seviyesinin farkliligindan kaynaklanir. Ayni meselede farkli iki hadisin bulunmasi ve imamlarin bunlari degerlendirerek bir hüküm cikarmasi Imamlarin hadis bilgisinin farkli farkli olusu Peygamberimizin davranislarinin farkli anlasilmasi Hadiste kastedilen mananin anlasilmamasi Hadisin sahihligini tesbitteki metotlarin farkli olusu ve zayif hadisle amel edilip edilemeyecegi konusundaki görüs ayriliklari Bunlarin yaninda örf ve adetin fetvalarin verilisindeki tesiri, sahabe sözlerine itibar edip etmeme ve degi$ik fetva metodlari farkli görüslerin olusmasina neden olmustur. |
Hurafe ve cehalet tuzagi bunlar
o yüzden ötüp duryorlar... birde para icin yapiyorlar...
Bazilarida okumak icin can atiyor böyle seyleri... adamlarda bu meraktan kapital schlagen ediyor |
Hep farkliliklardan bahsediyorsun
oysa din tektir... fark yoktur...
Nasil olacak simdi... hangisi hakli hangisi haksiz ????? Karari kim verecek ???? |
DANLAGALAKLAR olmayin :-)
boynunuzun üzerindeki KELLE olarak degil size SUNULMUS bir NIMET olarak KULLANIN !!!!
Yazmadan ÖNCE TEFEKKÜR edin DANGALAK arkadaslar... |
DAVUL ile ZURNA kadar fark var.... o.T.
ohne Text
|
ahh be ENISCIM ah! Ne olur KAFANI kullan
ohne Text
|
SIVAS OLAYLARI RAPORU
OLAY TARIHI : 02.07.1993 YARGILAYAN MAHKEME : Ankara 1 no’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi
ILK KARAR TARIHI : 26.12.1994 2. KARAR TARIHI : 28.11.1997 KONU : Sivas davasi ve bu güne kadar olan gelisimi hakkinda gözlem raporumuz ve kanaatlerimizin sunulmasidir. OLAY Salman Rüsdi isimli bir yazarin Resulullah(SAV) hakkinda hakaret dolu tasvir ve yazilari ile dolu kitabi Aziz Nesin tarafindan Türkçe olarak yayinlandiginda Müslümanlar tüm ülke genelinde bu hakaretleri telin eden gösteriler yapmislar ve protesto etmislerdir. Istanbul, Ankara, Konya, Bursa ve diger birçok ilde yapilan gösterilerin aynisi Aziz Nesin’in Sivas’a geldigi günlerde Sivas’da da yapilmistir. Ancak o günlerde Pir Sultan Abdal’i anma günleri varligi ve zaten Aziz Nesin’in de bu günler nedeniyle ve Sivas Valisi’nin özel daveti ile Sivas’a gelmis olmasi bu gösterilerin daha fazla bir kalabalik kitlesi tarafindan yapilmasi sonucunu dogurmustur. Yapilan gösteriler yedi saati askin bir süre devam etmis ve burada gerek Sivas valisinin, gerek ise Emniyet Müdürlügünün alabildigine basiretsiz tutumu nedeniyle çok kisa zamanda dagitilabilecek ve sona erdirilebilecek bir gösteri, gittikçe kalabaliklasmis ve kontrol edilemez hale gelmistir. On binlerce kisinin katildigi gösterilerde göstericilerin özellikle Aziz Nesin’e ve giderek Aziz Nesin’i Sivas’a davet eden ve bir gün öncesindeki törenlerde birtakim teröristler anisina saygi durusunda bulunan Sivas Valisine yönelik sloganlar attiklari gözlemlenmistir. Aksama dogru Aziz Nesin’in Madimak otelinde oldugunun haber alinmasi üzerine gösteriler anilan otel önünde yogunlasmis, kitle içerisinden çikan bir kaç kisinin otel önündeki arabalari atese vermesi, arabalardan otele sirayet eden yanginin büyümesi sonucunda otuzbes kisi duman zehirlenmesinden vefat etmistir. Iki kisinin ise kursunla vuruldugu sabittir. Anilan kursunla vurulan kisiler hakkinda hiçbir tetkikat yapilmamistir. Her ne kadar bina içerisinde bulunan bir çok kisi, hemen yan binadaki Büyük Birlik Partisi içerisindeki parti mensuplarinca kurtarilmis ve yine gösterici kitlenin asil hedefi olan Aziz Nesin’in kurtarilmasi sirasinda kendisine yönelik kitlesel bir saldiri husule gelmemis ise de, yanginin yogunlastigi ve içeride insanlarin yanarak ölme tehlikesinin var oldugu bilindigi halde otel önündeki gösterici kitlenin, kitle psikolojisi tesiri altinda kalarak yanma tehlikesi icerisindeki insanlari kurtarmaya tevessül etmedigi de vakiadir. ILK SORUSTURMA SAFHASI Olay günü ve sonrasinda çekilen fotograflardan, bir kisim vatandaslarin ihbarlarindan ve özellikle tüm bu olaylara sebebiyet veren Salman Rüstü’ye ait yaziyi tefrika eden Aydinlik Gazetesinde yayimlanan ihbar listelerinden faydalanarak birtakim insanlar gözlem altina alinmislar, ancak bu calisma, alabildigine sihhatsiz ve karadüzen yöntemlerle gerceklesmistir. Halk arasindaki özel kin ve haset duygularinin da kontrol edilemeyecegi bir yöntemle yapilan ihbarlarla insanlar toplanmis ve bunun sonucunda olay günü Sivas’da hiç olmayan birtakim insanlar da yargilanmak, tutuklu kalmak durumunda kalmislardir. Ilk sorusturma safhasinda yapilan teshisler de saibelerle doludur. Yüzlerce polis ve vatandasin var oldugu Sivas olaylarinda, yapilan bütün teshislerin altinda Emniyet Müdürü, yardimcisi ve üst düzey birkac polis amirinin imzasi vardir. Siradan vatandaslar ya da polislerin tanikligina müracaat edilmemistir. Saniklar, kendilerinin alelusul gruplara ayrildiklarini ve anilan kisilerin kendi aralarinda "sunu, sunu sen teshis et, bunlari da ben teshis edeyim" seklinde "görev taksimi"yaptiklarini, teshislerin tümüyle üst düzey görevlilerin kendi acziyetlerini örtebilmek kaygisi ile yapildigini iddia etmektedirler. Verilen karar tümüyle bu teshislere dayandirilmistir. YARGILAMA SAFHASI Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi’nin 37. Maddesi: "Hiç kimse, kanunen tabi oldugu mahkemeden baska bir merci önüne çikarilamaz." Avrupa insan Haklari Sözlesmesi’nin 6/1.Maddesi: "Her kisi, gerek yurttaslik hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyusmazliklar, gerek ceza alaninda kendisine karsi yapilan bir suçlama konusunda karar verecek olan yasal,bagimsiz ve yansiz bir mahkeme tarafindan davasinin, akla uygun bir süre icerisinde, hakgözetirlige uygun ve açik bicimde dinlenmesini istemek hakkina sahiptir" Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 1.maddesi: "Mahkemelerin vazifelerini kanun gösterir" Ayni kanunun 8.maddesi: "Davaya bakma salahiyeti; suçun islendigi yer mahkemesine aittir." hükümlerini amirdir. Anilan hükümler uyarinca Sivas Olaylari davasina Sivas Agir Ceza Mahkemesince bakilmasi icap etmekte idi. Hukukun en temel ilkesi olan "Tabii hakim ilkesi" bunu gerektirmekte idi. Zaten Sivas Olaylari Davasinin ilk sorusturmasi Sivas Cumhuriyet Savciligi ile Kayseri Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savciligi tarafindan ayri ayri yürütülmüs ve ayri ayri ifadeler alinmak sureti ile ayri iddianameler hazirlanmistir. Olaylarin Terör örgütü baglantisi ihtimali ve suçun terör suçu olabilecegi ihtimaline binaen böyle bir uygulama yapilmistir. Sivas Cumhuriyet Savciliginca; Sivas Sulh Ceza, Sivas Asliye Ceza ve Sivas Agir Ceza Mahkemelerinde suçun vasif ve mahiyetine göre ayri davalar acilmistir. Kayseri Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savciligi da Kayseri Devlet Güvenlik Mahkemesinde dava açmistir. Bu safhada Siyasilerin devreye girmesi ile Kayseri Devlet Güvenlik Mahkemesinde acilan dava, "Kamu güvenligi" gerekçesi ile Ankara’ya nakledilmistir. Bu nakil islemi beraberinde sorulari da getirmistir. Gerçekten de aslinda Sivas’tan uzak ve Sivas’in bagli bulundugu Devlet Güvenlik Mahkemesi olan Kayseri Devlet Güvenlik Mahkemesinden davanin Ankara’ya nakledilmesi gerekçeleri davanin savunma tarafinca kabul görmemis, inandirici bulunmamistir. Bu arada Sivas Ceza Mahkemelerinde açilmis davalar da yine "kamu güvenligi" gerekçesi ile Ankara Sulh Ceza, Asliye Ceza ve Agir Ceza Mahkemeleri’ne nakledilmistir. Iste tam bu safhada o zamanki Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Bassavcisi Nusret Demiral tarafindan "Düsünce Örnegi" adi altinda Sivas Olaylarina bakan Ankara Sulh, Asliye Ve Agir Ceza Mahkemelerine bir yazi gönderilmis, bu yazida sucun vasif ve mahiyeti hakkinda mütealalarda bulunulmus ve anilan mahkemelerin görevsizlik karari vermeleri telkin olunmustur. Bu yazi, kamuoyunda "Mahkemelere talimat" olarak algilanmistir. Cünkü DGM Bassavcisinin ne böyle bir görevi, ne de yetkisi vardir. Kaldi ki acili davalar ve bu davalarin iddianameleri mevcuttur. Bunun takdiri münhasiran davaya bakan mahkemeye aittir. Bu telkinler sonrasinda Ankara Agir Ceza, Asliye Ceza ve Sulh Ceza Mahkemeleri "görevsizlik" karari vermisler, bu arada Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi de suçun terör suçu olmamasi nedeniyle "görevsizlik karari" vermis, konu Yargitay ilgili dairesine intikal etmis, Yargitay ise Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin görevli olduguna ve dava dosyalarinin birlestirilmesi gerektigine karar vermistir. Bu sürec bes ay sürmüs ve saniklar ancak bes ay sonra hakim huzuruna cikabilmislerdir. Tüm bu yer degistirmeler, saniklar ve vekillerince "tabii hakim ilkesi"nin ihlali olarak degerlendirilmis ve yapilacak olan yargilamanin saglikli bir yargilama olup olmayacagi konusunda süphelerin dogmasina sebebiyet vermistir. Bes yillik yargilama süresince Medya, görüntülü ve yazili olarak sürekli yapilan yargilamaya müdahale etmis, her durusma öncesinde "Sivas Katliami" basligi altinda yangin görüntüleri ve saniklarin suçlu olarak lanse edildigi bir ortamda ve kamuoyu baskisi altinda hakimler yargilama yapmak durumunda kalmislar, ancak yapilan yayinlara mani olunmamis, olunamamistir. Yargiya müdahale eden medya organlari hakkinda en küçük bir islem yapilmis degildir. Bu delillere dayanarak mahkeme, saniklarin TCK md.450/6 uyarinca yakarak adam öldürme fiilini gerçeklestirdigine hükmetmis ve saniklarin bir kismini asli fail olarak idam cezasi ile cezalandirmis, ancak faillerin herhangi birine izafe edilecek maddi delil elde edilemedigi icin ceza yirmi yila indirilmis, Aziz Nesin’in tahriki de dikkate alinarak ayrica ¼ oraninda indirim uygulanmistir. Mahkeme saniklarin bir kismini fer’i fail olarak agir hapis cezasi ile, bir kismini toplanti ve gösteri yürüyüsleri kanununa muhalefetten cezalandirmis, bir kismina da beraat karari vermistir. Mahkemenin bu karari yargilamanin tüm taraflarinca temyiz edilmis, Yargitay 9.Ceza dairesi, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin anilan kararini esastan bozarak suc vasfini degistirmis ve TCK’nun 146.maddesinde ifadesini bulan: "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasinin tamamini veya bir kismini tagyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile tesekkül etmis olan Büyük Millet Meclisi’ni iskata veya vazifesini yapmaktan men’e cebren tesebbüs edenler, idam cezasina mahkum olur." Hükmünün bu olaya uygulanmasini öngörmüs ve saniklardan 46’si hakkinda idam cezasi verilmesinin, digerlerinin ise bu sucun feri faili olarak cezalandirilmalari gerektigini bozma ilaminda belirtmistir. Yargitay safahatinda Yargitay Cumhuriyet Bassavciliginca verilen teblignamede olay su sekilde vasiflandirilmaktadir: "Olaylarin devami sirasinda topluluk icindeki kisilerce bagirilan sloganlarin mahiyeti laik cumhuriyet ilkelerine aykiri, dini duygulari istismara yönelik ve kiskirtici nitelikte olduklari görülmekte ise de; Olaylarin, T.C. Anayasasinin Laik Cumhuriyet Ilkesini ortadan kaldirmaya yönelik amaclar icin teskil edilmis gizli veya acikca faaliyet gösteren bir örgütce düzenlendigi, olaylara karisanlarin böyle bir örgütle irtibatlarinin bulundugu hususlarinin belirlenemedigi. Kanuna aykiri toplanti ve yürüyüs olarak baslayip süren olaylarin devami sirasinda T.C. Anayasasi’nin Laiklik ilkesini ortadan kaldirmaya yönelik amaclar etrafinda birlesmenin vuku buldugunun kabulüne de imkan bulunmadigi gözönünde tutuldugunda; olaylarin vahameti esas alinarak saniklarin fiillerinin TCK’nun 146. maddesine göre degerlendirilmesi gerekecegi yolundaki itirazlar yerinde bulunmamis, mahkemece sucun vasfinin tayin ve takdirinde kanuna aykiri bir yön görülmemistir." Yargitay’in bozma kararindan sonra Mahkeme heyetindeki tüm hakimler degismis, yeniden tesekkül ettirilen heyet, saniklarin bozma kararina karsi diyeceklerini sormus, Yargitay’in TCK md.146 uyarinca ceza verilmesi gerektigi yolundaki "bozma" kararina uymus, ancak saniklarin bu safhada Ceza Usul Hukuku hükümleri geregi TCK md.146 dogrultusunda yapilan yargilamada degisen suc vasfi karsisinda ileri sürdükleri yeni delilleri ve tahkikatin genisletilmesi taleplerini dikkate almamistir. Yargilamanin devam ettigi sirada Türkiye’de hükümet degisikligi olmus, hükümete gelen Refah Partisi-Dogru yol Partisi koalisyonu, birtakim çevrelerin tepkisini çekmis ve bir kisim askeri ve sivil bürokratik çevrelerin medya esliginde hükümete ve temsil ettikleri anlayislara yönelik demokrasi disi telkin, tedbir, baski ve tasarruflarina sahit olunmustur. Bu süreç içerisinde en önemli gelisme de, yargiya yapilan baski ve yönlendirmeler olmustur. Türk Genel Kurmayinca 1997 yili basinda olusturulan "Milli Askeri Stratejik Konsept" uyarinca "IRTICA" birinci derecede düsman ilan edilmis, tüm ülke genelinde tarifi verilmeyen, kimi hedefledigi açik olmayan bir "irtica kompleksi" yaratilmistir. Bu asamada Genelkurmay, bizzat kendi görev binasinda bürokrasinin her kesimine "Irtica bilgilendirme brifingleri" tertip etmis, tüm yargi mensuplarini da bilgilendirmek üzere brifinge tabi tutmustur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi’nin 138.maddesi, (Mahkemelerin bagimsizligi basligi altinda): "Hakimler, görevlerinde bagimsizdirlar; kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hicbir organ, merci veya kisi, yargi yetkisinin kullanilmasinda mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gösteremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmünü amirdir. Sanik müdafileri, Mahkeme baskani da dahil olmak üzere Yargitay üyelerinin de bu brifinglere katildiklarini ögrenmis ve bu durumda savunma yapmanin anlamsizligindan bahsetmek sureti ile topluca SANIK MÜDAFiiLiGiNDEN ISTIFA ETMISLERDIR. Böylesine toplu bir davada sanik vekillerinin toptan istifasi Türkiye’de ilk defa görülen bir durumdur. Bu istifalara karsilik Mahkeme, saniklarin müdafii tayini cihetine gitmesi gerekirken bu gereksinime uymamis, saniklarin son savunmalarina dahi firsat verilmeden hüküm kurulmustur. Verilen hüküm, diger saniklara verilen cezalar yaninda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi’nin bir kismini ya da tamamini tagyir ve tebdil veya ilgaya tesebbüs etmis olduklarindan bahisle 38 SANIGIN IDAM EDILMESINI de iceren bir hükümdür. Bu saniklardan 4’ünün cezasi olay tarihinde 18 yasindan kücük oldugu icin 20 yila, birinin cezasi ise aklen malül olmasi nedeniyle 15 yil hapse çevrilmistir. Sonuc olarak bu bes kisi disinda 33 SANIK HAKKINDA IDAM, 27 SANIK HAKKINDA TCK 146/3.MADDESI UYARINCA HERBIRINE 7,5 YIL HAPIS CEZASI VE KAMU HIZMETLERINDEN ÖMÜR BOYU MAHRUMIYET, 11 SANIK HAKKINDA ISE 3 YIL HAPIS CEZASINA, 14 SANIGIN ISE BERAATINE KARAR VERILMISTIR. Bilindigi kadari ile bu dava, Istiklal Mahkemeleri sonrasinda tek bir davada bu kadar idam cezasinin verildigi ilk davadir. su anda dava, temyiz asamasindadir. Temyiz incelemesini yapacak olan merci, yine Yargitay 9.Ceza Dairesidir. Yukarida da belirtildigi gibi anilan daire, bir önceki temyiz incelemesi sonucunda sucun vasfini degistiren ve TCK md.146’dan ceza verilmesini öngören dairedir. NETICE Anilan davanin yargilama sürecinde, yapilan yargilamanin basta müsteki tarafin mensubu oldugu kesimler, giderek medya ve Genelkurmayin olusturdugu tarafli ortam ve yargiya müdahalesi altinda cereyan ettigi, birtakim üst bürokratik kesimlerce ülke genelinde olusturulan "ideolojik savas" ortamindan ciddi olarak etkilendigi, öte yandan asker hakimlerin de görev aldigi Devlet Güvenlik Mahkemesince yapilan yargilamanin bagimsiz ve tarafsiz bir yargi olamayacagi, nitekim Avrupa Insan Haklari Komisyonu’nun da bu yönde mütealalarinin bulundugu dikkate alindiginda bu davanin Türkiye’deki hukukun isleyisindeki aksakliklarin izlenebilmesi acisindan örnek ve dikkatle takip edilmesi gereken bir dava oldugu kanisindayiz. Öte yandan isbu dava yaninda, Devlet Güvenlik Mahkemesi Bassavcilarinin ünlü "Antalya Laiklik Bildirisi", Refah Partisi’ne yönelik kapatma davasi, Sincan davasi, Anayasa Mahkemesi Baskani’nin aciklamalari, Yargitay Cumhuriyet Bassavcisi’nin aciklamalari ve diger birtakim davalarda gerek Yargitay’in, gerekse Devlet Güvenlik Mahkemelerinin uygulama ve egilimleri dikkate alindiginda Yarginin tarafsizligi, Yarginin ideolojik ve politik egilimlere alet edilmesi gibi olgularin bir bütün halinde ulusal ve uluslararasi platformda tartismaya acilmasi gerektigine de isaret etmek istiyoruz. |
Sen bana söyle bari
hep yuvarlak laf duyuyorum Forumdakilerden....
Nasil olacak simdi... birisinde kananinca abdest bozulmuyor digerinde bozuluyor.... Simdi hangisi dogru..... Veeeeeee Kuran ne diyor.... Yani Kurani terk edip Ali Velinin peisne kosmak simdi ne kadar mantiki ve ayni zamandada dine uygundur.... Ohooooo ben bunlari asali yillar oldu... es macht einfach kein Spaß mehr darüber zu reden, weil es überholt ist |
ILIM ile BILIM
Bilim: Naturwissenschaften
Ilim: Geisteswissenschaften diyelim anlaman icin arkadasim |
birak bu fasafisolari
ortacagda ancak yasanan bu caniligin hic bir mazereti ve hafifletici sebebi olamaz..
marasta da insanlar ayri bir inanca sahip diye evlerine günler önceen carpi atilip sonra evlere girildi ve hamile kadinlarin karni yarildi. onun icin de bir rapor varmi?? caniligi savunmayi birak |
Bence...
Eniscim o kadar kati olmamak gerek... Bak ben ADET ve ÖRF den gelen bir ISLAMIYETI savunmuyorum ve Mezhepler arasinda BERLIN DUVARI gibi bir ayrimda yok ve olmamali... Hak Mezhep dedigimiz Mezhepler sadece DINI GÖREVLERI UYGULAMAKTA yardimci olmaktadir. Abdestin kanayinca digerinde bozulmuyorsa, sende o anda o mezhebe göre NIYETLEN ve ibadetini yap. YETERKI SEN IBADET YAP ve her an Mezhep degis :-)
Kardesim aslinda sen birgün BERLIN e gelde yüz yüze konusalim bunlari :-) yazmakla olmaz !! |
:-) sana havaya zilayip agzimizla...
sinek tutsak bile hic birseye inandiramayiz ! SENIN BEYNIN SARTLANMIS... Dünyada en zor sey DEWEYE HENDEK atlatmaktir ...
Sana asla HENDEK atlatamayiz DEWE kaldigin sürece... |
O halde ben Yasar Nuri ve Ahmed
Hulusi Mezhebindenim.....
Ne dersin... sende gelsene bizim kulübe |
o zaman geisteswissenschaft(ilim) de
soru sormak esasdir..
Allahin varligini ise sorgulayamazsin,allaha soru soramazsin..demek ki din ile ilim cok da uyusmuyor |
Tamam kuran zaten yeterli, zaten onuda
bilmeyen kisiler var...Ve kalkip Namazin yanina bazi ibadetler sikistiriyorlar.
Örnegin süleymancilar ve Feytullahcilar.. Kuran ve bizim Peygarmizin yaptiklari yetmez mis gibi durmadan sapik sapik seyler uyduruyorlar ve cok gencin begnini yikiyorlar... Özelikle bati kisileri Islam altinda yazdiklari kitaplar bazi kisileri destekliyor.. Örnegin "Kendini arayan adam" |
ABIM SAGOLASIN
önce Es-Selamu aleykum,
uzunca bir yazi hazirlamistim mezheplerin dogusu, özellikleri, farkliliklarinin sebebleri ve gereksimi hakkinda..Maalesef burada yayinlamak nasip olmadi pc sorunu yüzünden..sende ayni konuyu islemissin Kama abi, Allah razi olsun. |
ISTEDIGIN soruyu sor :-)
hatta ALLAHIN VARLIGINI :-)
ALLAH (c.c.) asla ne ILME ne BILIME ters düsmektedir... Buyur Sor :-) |
ecmain :-) o.T.
ohne Text
|
Saygim var ama ben IMAM AZAM da kalayim
ohne Text
|
Alle Zeitangaben in WEZ +2. Es ist jetzt 12:54 Uhr. |