Vaybee! Forum

Vaybee! Forum (http://localhost/forum/index.php)
-   Gesellschaft & Soziales (http://localhost/forum/forumdisplay.php?f=398)
-   -   Religion & Glauben (http://localhost/forum/showthread.php?t=4272)

xmischkox 13.02.2005 13:08

Burda Fasist Kizilbaslar
 
Ikide bir irkcilik yaptimi nerdesiniz?

Isleri gücleri bitmis gelmis Sünni Kürtlere simdi iftira atiyorlar.

Bir aralarda aziznesine yalakacilik yapiyorlardi noldu kazma sapina koyarlar adami öyle.

Sünni Kürtlerinde ne oldugunu ona burda ispatladim haddini bilsin o fasist herif yoksam burda ona forumu darrrrrr ederim.

13.02.2005 13:17

Yavuz zamaninda sizler yoktunuzki piyasa
 
hem zamaninin en Üstad Sultanlarindan biriyken, sizlere ihtiyaci zaten olmazdi....

Hangi Sultanlar tarihinde yazmakta... dis devletlerin kaynaklarida gecerlidir....

Kaynakli konusalim lütfen

xmischkox 13.02.2005 13:20

YAVUZ SULTAN SELIM SULTANLAR SULTANI
 
YAVUZ SULTAN SELIM

Kaynaklarin, ortaboylu, toparlak ve kirmiziya çalan beyaz yüzlü, çatik kasli, beyaz disli, omuzlari ile gögüs arasi açik, sakalsiz, pala biyikli, sert bakisli, cesur, gayretli, çok mahir bir avci, harp sanatinda emsalsiz bir komutan olarak bildirdikleri Yavuz Sultan Selim, âlim ve edipleri seven, Sark dillerinden Arapça ve bilhassa Farsça"ya tam manasi ile vâkif bir hükümdar idi. Kendi el yazisi ile olan Farsça manzumeleri, Topkapi Sarayi Müzesi Arsivi"nde bulunmaktadirlar. Yavuz Sultan Selim, hem Farsça hem de Türkçe siir söyleyebiliyordu. Farsça olan Divân"i l306 yilinda Istanbul"da basilmis olup, l904 tarihinde de Alman Imparatoru Wilhelm II."nin emri ile Paul Horn tarafindan Berlin"de yeniden nesredilmistir. Trabzon"daki valiliginden itibaren meclisinde sairleri bulundurmayi aliskanlik haline getirmisti. Câfer Çelebi, Ahi ve Revânî, onun meclisinin müdavimleri idiler. Siyer ve Tarih ilminde epey mütalaasi oldugundan bu konuda mahir bir sahsiyet olarak kendisinden söz edilmektedir. Bos zamanlarini âlim ve ediplerin meclislerinde geçirmekten hoslanirdi. Ilmi sever ve ülemaya hürmet ederdi. Tarih, felsefe ve tasavvuf sahalarinda genis bir bilgisi vardi. Özellike edebî bir lisanla ve pek muglak olan "Tarih-i Vassaf"i çokça mütalaa ederdi ki bu, onun ilimdeki yüksek vukufunu göstermektedir. Hazarda olsun seferde olsun, vakit buldukça ilmî mütalaalar ile mesgul olurdu. Nitekim, Misir"dan Istanbul"a gelinceye kadar Ibn Tagriberdî"nin "en-Nücûmu"z-Zâhire" adli eserini Ibn Kemâl"e tercüme ettirerek menzillerde parça parça kendisine takdim edilen tercümeleri okurdu. Yine o, Misir"daki ikameti esnasinda, Hind ve Çin haritalarini yaptirmisti. O, sair, mutasavvif ve filozof bir hükümdardi.Uzunçarsili"nin degerlendirmesiyle o, Osmanli hükümdarlari arasinda ilim itibariyle en yüksegi idi. Sam"in Sâlihiyye semtinde câmi ve imâret insa ettiren Yavuz Sultan Selim, oradaki Muhyiddin Arabî"nin türbesini de bulup yaptirdi. Böylece o, ( ) Sam"daki bu tesisler ile Konya"da Mevlevî Tekkesi"ne getirdigi sudan baska bir hayir yapamamisti. Zira benzer hayir isleri için fazla zaman bulamamisti. Hatta Istanbul"daki kendi câmiinin bile temellerini attirmis fakat ikmâline imkân bulamamisti. Osmanli Devleti"nin 9. hükümdari olan Yavuz Sultan Selim, Müslüman - Türk âleminin ilk halifesi olarak dünyada ilk defa "Hâdimu"l-Haremeyn es-Serifeyn" ünvanini almisti. Babasi II. Bâyezid, annesi Dulkadiroglu Alaüddevle"nin kizi Ayse Hatun"dur. Babasinin sancak beyi olarak bulundugu Amasya"da dünyaya gelen sehzâdenin dogum tarihi hakkinda verilen kayitlar, hicrî 87l, 872 ve 875 (m. l466, l467 ve l470) yillari seklinde epey farkliliklar göstermektedir.

Kaynaklar, Ikinci Bâyezid"in, hayatta kalan ogullarinin en küçügü olan Yavuz Sultan Selim"in, sahsiyeti ve yönetimdeki enerjisi hakkinda yeterli bilgi verirler. Kendi ifadesine göre, Trabzon Sancak beyligine 887 (l482) veya 892 (1487) yilinda tayin edilmisti. Öyle anlasiiyor ki o, diger sehzâdelere göre daha cevval ve enerjikti. Ileri görüslü bir sehzâde olan Selim, sert bir yaratilisa sahipti. Yapacagi islerde karar vermeden önce çok düsünür, etrafindakilerle konusur ve bundan sonra kat"i bir karara varirdi. Istisare ve arastirmadan sonra varilan karardan dönmezdi. Bu konuda önüne çikacak bütün engelleri ortadan kaldirmak gayesiyle elinden geleni yapardi. Kararlarini uygulayabilmek için planli bir sekilde çalisirdi. Adam seçmesini iyi bilirdi. Bütün bunlar, onun, pâdisah olmasinda ve basarili isler yapmasinda birinci derecede rol oynadi. Babasinin yerine geçip Osmanli tahtina oturmayi kafasina koydugu zaman, en çok güvendigi adamlarini Istanbul veya sehzâdeler yanina gönderdi. Onlardan aldigi raporlar sayesinde gerekli tedbirleri alarak, varmak istegi hedefe emin adimlarla ulasmaya çalisti.Zira adamlari nasil hareket etmesi gerektigi hakkinda da kendisine yol gösteriyorlardi. Onun, tahta geçmeden önce kullandigi casuslar, Istanbul, Edirne ve Amasya"da esen havayi koklamakla kalmadilar, ayni zamanda Selim hakkinda genis propaganda yapma imkânini da buldular. Istihbarati saglam olan bu adamlari sayesinde dünya siyasetine de vâkif bulunuyordu. Bundan dolayi cülûsundan önce taninmayacak bir sekilde Iran ve Arabistan"i gezdigine dair söylentiler çikmisti. Devlet hazinesini devamli surette dolu tutmak ister, debdebe ve ihtisamdan hoslanmazdi. Sadeligi severdi. Milletleri idare etme hususunda büyük bir kabiliyet göstermisti. Ülkesinin her tarafinda yalniz adaletin hakim olmasini isterdi.

Gerek Selimnâmelerde, gerekse diger kaynaklarda onun nasil bir hükümdar olduguna, tebeasi (halki) için nasil çalistigina, devletinin daha iyi bir sekilde idare edilip bütün Müslümanlari nasil bir birlik altinda toplayacagina ve bizzat kendi özelliklerine dair epey bilgi bulunmaktadir. Kesfî"nin Selimnâmesi"nde ifade edildigi üzere tahta geçtigi gün, babasi II. Bâyezid, kendisine bazi tavsiyelerde bulunarak söyle demisti:

"Ey nur-i didem (ey gözümün nuru) ve ey surûr-i sinem, bugün ki emr-i Rabbânî ve takdir-i Yezdânî birle mâlik-i mülk-i diyar ve serîr-i saltanata sehr yar oldin, gerekdir ki âd u sanimiz ve nâm u nisanimiz gözleyip ve âbâ-i kiramimiz ve ecdad-i izamimiz izini izleyüb sâhân-i kadim muktezasinca ve padisahân-i azim müddeasinca def"-i mezâlim-i esrâr (kötülerin zulmünü ortadan kaldirip yok etmek) ve ref"-i mekâdir-i ahyar kilub nâm-i nikle (iyi bir isimle) âleme tolasin..." Kesfî"nin, devam eden ifadesinde, Yauz Sultan Selim"in, babasinin bütün isteklerini yerine getirdigini, iyi ve bilgili insanlarla nasil istisarede bulundugunu, dogruluktan ve devlet ile halkin menfaatlerini kollamaktan ayrilmadigini ögreniyoruz. Hammer, Cenabî"nin, kismen sadelestirdigimiz asagidaki ifadeleri ile ondan su sekilde bahseder:



<a href="redirect.jsp?url=http://www.enfal.de/otarih46.htm" target="_blank">http://www.enfal.de/otarih46.htm</a>

13.02.2005 13:21

centilmen?
 
en azindan nasil yazildigini biliyorsun ama baskada benzeri bi noktaniz yok.Senin gibi centilmenler iste "ibne" gibi kelimeleri kulanir...baska diyecek lafim yok Psycho.

xmischkox 13.02.2005 13:22

1000 SEMELIK KÜRDÜ TANIYORSUNUZ
 
IKIDE BIR BIN SENELIK KÜRT TARIHIMIZ VAR DIYENLER SENIN TÜRKIYE CUMHURIYETININ BILIM ADAMLARIDIR

SU 1000 SENE KÜRT TÜRK DOSLUGUNUN TARIHINI DAHI BILMIYEN LAHANA KAFAYI CIDDIYE ALACAGIMI SANIYOR HAHAHAHAHHAHAHAAM

13.02.2005 13:35

Nicht von Ihm
 
ondan önce Resül Muhammed aciklamistida... hani Vahyii diye bir sey varya... orada yaziyor

13.02.2005 13:38

Bu sekilde aciklamamisti
 
istersen bir kiyaslastir.....

Dinde aciklamalar genistir... herkes Vahye dayali binbir aciklama getirir ve hepsi birer bastaci olabilir...

Benzeri aciklamalari Salih Akdemirde yapmisti... hemde daha iyi sekilde.... hem zaman hemde vahye uygun.....

Ahmed Hulusinin aciklamalarini herkes anlayamaz.... en azindan bizim klasik Türklerin anlamasi mümkün degil......

13.02.2005 14:14

10 000 sene yapsak daha iyi olur
 
Demek Türklerden cok cok daha önce vardiniz o topraklarda..... hmmmm... da muss die Geschihcte neu Geschrieben werden......

Dermisin dünya Tarihi yeniden yazilir ???

13.02.2005 14:27

Sen merak etme,
 
Türkiye"de Türkler ile kürtlerin arasinda keskin bir sekilde hatlar belirleniyor. Türk ordusu simdi senin soyu bozuk magarali kardeslerinin Musul"da, Kerkükte Türkmenlere saldirmasini bekliyor. O takdirde Türk Silahli Kuvvetleri Kuzey Irak"a senin degim ile "güney kürdistan"a" intikal edecek. Sonrasini sen görürsün. Nefesi Taj Mahal"da, Hindistan"da alirsiniz. Eger nefes almaya saglam cigerleriniz kalirsa. Cigeri bes para etmeyen yobaz, kani bozuk, soyu bozuk sübyanci, ahlaksiz, kirmanci!

13.02.2005 14:29

Auch ich liebe die Menschen
 
aber bei safii kirmanci kurden mache ich eine Ausnahme *lol* Ich findes es schon bitter, dass man mit denen die selbe Luft atmen muss. ;-))

13.02.2005 14:37

Bakl abuzer kadayif benin
 
fasist ilan etmek icin ya beni taniman lazim ya da fasitliligi. Ben fasist degilim. Türkiye"nin sorunlari var ve bu sorunlarin kaynagi bilhasa kirmancilerin en adi sekil türü olan safii kirmancileridir. Türkiye"de suc istatistiklerine bir göz at: Mardinli virto bir kiza tevacüz etti. Lice"li hamdo sunu etti, batman"li taho yol ortasinda onu istemeyen bir kizi kacirdi. bitlis"li virto 60 yasindaki dedin cüzdanini almak icin bicakladi. Irtica ve yüz kizartici ne suclari varsa bu magaralari safii kürtlerinden kaynaklaniyor. Bir soyunu sopunu sevmedeklerim en azilli alevi düsmani cikiyor. Bunlarin sonu felaket olacak. Ya abuzer Sen hic almanya"da "Ehrenmord"a karismis gercekten bir Türk"ü gördün mü? Nicht den aus Diyarbakir, oder Mardin stammenden "Türken", sondern "gercekten bir Türk" gördün mü?

Bunlar burada da bizim adimizi sanimizi lekeliyorlar

isinsu 13.02.2005 14:55

:)LIEBEN UND GELIEBT WERDEN
 
heyyy aber wo bleibt da deine Nächstenliebe??? :) LIEBEN UND GELIEBT WERDEN.. muss gelernt sein..

delahoyaa 13.02.2005 14:56

Kusura bakma...
 
... fakat yanlis "insanlari" koruyorsun.

Foruma bi göz at: Alevi düsmanlari, gözü dönmüs softalari, kin ve nefret sacanlari, hor görülüler... bil hele kimler?

Aklima bir sey geldi:
bir kac ay önce Metin Kaplan"in sinir disi edilmemesi diye karar cikmisti ve ARD Tagesthemen"deki bir kadin gazeteci bunu "Ein Sieg der Demokratie" diye kutladi... saf Alman, hangi seytanin sinir edilmemesini kutladigini, kimin hakkinda konustugu bilmiyordu.

Tekrar yazmam gerek:
bunlar % 100 seytan ve biz seytana seytan deriz!
Bazi Gutmenschler gibi demokrasi ve hos görü olsun diye gözlerimizi kapatmiyoruz!

Yani biraz da bizi anla kurban...

13.02.2005 14:59

TSUNAMİ FELAKETİNİN DÜSÜNDÜRDÜKLERİ
 
Güney Asya’da 26 Aralik 2004"te meydana gelen son 40 yilin en büyügü, 1900 yilindan bu yana en büyük besinci olan 9 büyüklügündeki deprem ve ardindan meydana gelen tsunami, 220 binin üzerinde kisinin ölümüyle sonuclanan bir felakete sebep oldu. Yeraltindaki büyük levhalarin hareketi sonucu olusan 1000 kilometrekarelik kirilmalar ve kitalarin yer degistirmesinin yarattigi büyük enerji, okyanuslarda meydana gelen cok büyük enerjiyle birlesip tsunamileri neden oldu. Tsunamiler, Güney Asya ülkelerinden Endonezya, Sri Lanka, Hindistan, Malezya, Tayland, Banglades, Myanmar, Maldiv Adalari ve Seysel Adalari’ni hatta 5 bin km uzakliktaki bir Afrika ülkesi olan Somali sahillerini bile vurdu.
Japoncada liman dalgasi anlamina gelen “tsunami” sözcügü, dünya dillerine, 15 Haziran 1896"da Japonya"da yasanan ve 21000 kisinin hayatini kaybettigi Büyük Meiji Tsunamisi"nden sonra girmistir.
Tsunamiyi anlayabilmek icin öncelikle, tsunamiyi rüzgarin olusturdugu dalgalardan ve gel-gitlerden ayirabilmek cok önemlidir. Okyanus yüzeyinden esen rüzgarlar nispeten kücük dalgalari kabartarak, denizin üst tabakasiyla sinirli bir akinti olustururlar. Örnegin; tüple dalan dalgiclar durgun suya ulasabilecekleri kadar derinlige rahatca inebilirler. Siddetli firtinalarin da 30 metre ve üzeri dalgalari olabilir, ama bunlar da derin sulari harekete gecirmezler. Ayrica normal rüzgar dalgasinin hizi yaklasik 20 km/saat kadarken, tsunami dalgasinin özelligi yaklasik 750-800 km/saat hiz yapmasidir. Gel-gitler ise gün boyunca yeryüzünü iki defa süpürüp gecer, -tipki tsunamiler gibi- deniz dibine ulasacak akintilar üretebilirler. Ama hakiki gel-git dalgalarindan farkli olarak, tsunami dalgalarinin kaynagi Ay ve Günes"in cekim kuvveti degildir.
Tsunami, okyanus ya da denizlerin tabaninda olusan deprem, volkanik patlamalar ve bunlara bagli taban cökmesi, su altindaki plakalarin kaymalari gibi tektonik olaylar veya meteor etkisi sonucu denize gecen enerji nedeniyle olusan uzun periyotlu deniz dalgasini temsil eder. Okyanus tabani hizla yer degistirdiginde üstündeki bütün su kütlesi bundan etkilenir. Tabanda olanlar üstteki su yüzeyine yansir ve 5000-6000 m. derinlige kadar olan su kütlesinin tamami dalga hareketine katilir. Birbirini izleyen kabarma ve cökme 10.000 km2 kadar alani kaplayabilir.
Acik Denizlerdeki Tsunamiler Etkisizdir
Acik okyanusta, tsunami cogu kisinin düsündügü gibi büyük bir su duvari degildir; yüksekligi cogunlukla 1 m"den azdir, dalga uzunlugu ise 1000 km.’ye yakindir. Buradan anlasildigi gibi, dalga yüzeyi hafif egimlidir, (1 km basina 1 cm). Bu dalgalar, derin ve acik okyanus bölgelerinde, saatte 500 ile 800 km arasinda degisen büyük bir hizla gitmesine ragmen fark edilmez, normal yüzey dalgalarinca maskelenir. Dalganin hizini daha iyi anlamak icin Boing 747 ucagi ile yarisabilecek hizda oldugunu söyleyebiliriz. Aciklardan gecmekte olan bir tsunami, herhangi bir gemi tarafindan farkedilmeyecektir bile.
Kiyiya 100.000 Ton Su Birakan Tsunamiler
Calismalar tsunaminin tek bir dalgadan ziyade, havuza atilan tas misali merkezleri bir olan dalga serilerinden ibaret oldugunu göstermistir. Birbirini takip eden iki dalga arasindaki uzaklik 500-650 km uzunlugunda olabilir. Böylece tsunami birkac saat icinde okyanusu gecebilir. Tsunaminin büyük enerjisi ancak sahile yaklastiginda ortaya cikar. Kalin su kolonunda dagilan enerji, gittikce kisalan kolonda yogunlasmis olur ve yüzeydeki dalga yüksekliginde hizli bir artis görülür. Okyanus aciklarinda 60 cm’den az yükseklikteki dalgalar, daha sig sulara yaklastikca hizlarini kaybeder, dalgalar arasi mesafe kisalir ve dalgalar üst üste binen dalgalar bir su duvari olusturarak tsunamiyi yaratir. Cogu kez 15 m, nadir durumlarda ise 30 m’yi asan bu devasa dalgalar, hizla vurduklari kumsala karsi cok büyük bir güc kullanirlar, ciddi zarar verirler ve cok fazla hayat kaybina neden olurlar.
Tsunami, kiyi seridi boyunca her bir metre icin, hayal etmesi zor olan yikici bir gücle 100.000 tondan fazla su birakir. (1993 yilinin Temmuz ayinda Japonya’da gerceklesen ve tarihte en büyük bilinen tsunami, deniz seviyesinden 30 m yükseklikteydi.) Cogunlukla tsunaminin yaklastiginin ilk isareti büyük bir su duvari degil, denizin ani olarak cekilmesidir.
Tarihteki Büyük Tsunamiler
Depremle olusan dev deniz dalgalarinin tarih boyunca kaydedilmis en büyükleri söyle siralaniyor:
Japonlarin ""tsunami"", Cinlilerin ""hungtao"" dedigi dev deprem dalgasinin bilinen en eskisi MS 21 Temmuz 365"te dogu Akdeniz"de meydana gelen, Misir"in İskenderiye kentinde binlerce insani öldüren deniz depremi dalgasidir.
1 Kasim 1775"te Portekiz"in baskenti Büyük Lizbon Depremi ile yikildi. Atlas Okyanusu dalgasi Portekiz, İspanya ve Fas kiyilarini 6 metre yüksekliginde süpürdü.
27 Agustos 1883: Endonezya-Krakatao Yanardagi patladi, Java ile Sumatra kiyilarini süpüren tsunami, 36 bin insani öldürdü. Yanardagin patlamasi o denli siddetliydi ki dünya gök kubbeleri uzun geceler kizil lav külleriyle isildadi.
15 Haziran 1896: ""Sankriku Tsunamisi"" Japonya"yi vurdu. Dini bayram icin toplanan kitlenin üzerine 23 metre yüksekliginde cöken dev tsunami 26 bin insani öldürdü..
17 Aralik 1896: ABD"de California-Santa Barbara Deniz Seddi"ni tsunami yikti; ana cadde dalga altinda kaldi.
31 Ocak 1906: Büyük Okyanus"un deprem dalgasi, Kolombiya"da Tumaco kentinin bir kismini, Ekvador-Rioverde ile Kolombiya-Mikay arasinda kiyidaki tüm evleri yikti; 1500 ölü.
1 Nisan 1946: Alaska Kuzey Burnu Deniz Feneri"ni 5 kisilik personeliyle yutan tsunami, Hilo-Hawaii"ye yürüyerek 159 insani öldürdü.
22 Mayis 1960: 11 metre yüksekligindeki tsunami, Sili"de 1000, Hawaii"de 61 can aldi. Öyle ki dev dalga Pasifik"in öte yakalarina yürüyerek Filipinler ve Japonya-Okinava Adasi"ni sarsti.
28 Mart 1964: ABD-Alaska"da ""Paskalya Hayirli Cuma"" tsunamisi: Üc köy haritadan silindi; 107 ölü ve Oregon ve California"da da 15 ölü.
16 Agustos 1976: Pasifik tsunamisi Filipinler Moro Körfezi"nde 5 bin can aldi.
17 Temmuz 1998: Papua-Yeni Gine"nin kuzeyinde olusan yer sarsintisi dalgasi 2313 insani öldürdü, 7 köy yok olurken, binlerce insan evsiz kaldi.
26 Aralik 2004: Güneydogu Asya"yi 6 ülkede vuran 8.9 büyüklügündeki deprem ve dev dalgasi, 156 binden fazla insani öldürdü.
Tsunaminin Siddetini Artiran Etkenler
Tsunami Vakfi kurucularindan Walter C. Dudley’in verdigi bilgiye göre depremin siddeti ne olursa olsun tsunami olusmasi icin deniz tabaninda hareketlenme yasanmasi gerekir. Yani deniz tabanindaki yer degistirme ne kadar hacimli olursa o kadar büyük bir su kütlesini harekete gecirecek, bu da tsunaminin siddetini artiracaktir. Ayrica tsunaminin siddetini artiran bir baska unsur ise vurduklari kiyinin yapisidir: Bu noktanin körfez, burun, düz ya da egimli olmasi gibi unsurlarla birlikte, kiyinin su altinda kalan kisminin yapisi katil dalgalarin siddetini artirmaktadir.
Dudley, bir diger ifadesinde ise alinan tedbirlerin kesin cözüm saglayamayacagini belirtirken söyle demistir: “Amerika ve Japonya Pasifik Okyanusu"nda cok gelismis izleme sistemleri kurdular. Ancak gercek olan su ki bütün bu sistemlerin verdigi yanlis alarmlarin orani yüzde 50!”
Ahir Zaman Alametleri
Teknolojik imkanlara ya da alinan tedbirlere ragmen engellenemeyen dogal afetler, insanoglunun gercekte ne kadar aciz oldugunu göstermektedir.
“Felaketler yüzyili” olarak tanimlanan 20. yüzyildan bu yana, tsunami dalgalari disinda deprem, volkan, kasirga, firtina, tayfun, hortum, sel gibi felaketler yasanmis ve büyük tahribatlara neden olmus, milyonlarca insan da yasamini kaybetmistir. Bu olaganüstü olaylar üzerinde düsünüldügünde ahir zamanin ilk dönemine isaret ettigi bildirilen doga olaylariyla gösterdikleri benzerlik acikca görülecektir.
Güney Asya’da 26 Aralik 2004"te meydana gelen son 40 yilin en büyügü, 1900 yilindan bu yana en büyük besinci olan 9 büyüklügündeki deprem ve ardindan meydana gelen tsunami, 220 binin üzerinde kisinin ölümüyle sonuclanan bir felakete sebep oldu. Yeraltindaki büyük levhalarin hareketi sonucu olusan 1000 kilometrekarelik kirilmalar ve kitalarin yer degistirmesinin yarattigi büyük enerji, okyanuslarda meydana gelen cok büyük enerjiyle birlesip tsunamileri neden oldu. Tsunamiler, Güney Asya ülkelerinden Endonezya, Sri Lanka, Hindistan, Malezya, Tayland, Banglades, Myanmar, Maldiv Adalari ve Seysel Adalari’ni hatta 5 bin km uzakliktaki bir Afrika ülkesi olan Somali sahillerini bile vurdu.
Japoncada liman dalgasi anlamina gelen “tsunami” sözcügü, dünya dillerine, 15 Haziran 1896"da Japonya"da yasanan ve 21000 kisinin hayatini kaybettigi Büyük Meiji Tsunamisi"nden sonra girmistir.
Tsunamiyi anlayabilmek icin öncelikle, tsunamiyi rüzgarin olusturdugu dalgalardan ve gel-gitlerden ayirabilmek cok önemlidir. Okyanus yüzeyinden esen rüzgarlar nispeten kücük dalgalari kabartarak, denizin üst tabakasiyla sinirli bir akinti olustururlar. Örnegin; tüple dalan dalgiclar durgun suya ulasabilecekleri kadar derinlige rahatca inebilirler. Siddetli firtinalarin da 30 metre ve üzeri dalgalari olabilir, ama bunlar da derin sulari harekete gecirmezler. Ayrica normal rüzgar dalgasinin hizi yaklasik 20 km/saat kadarken, tsunami dalgasinin özelligi yaklasik 750-800 km/saat hiz yapmasidir. Gel-gitler ise gün boyunca yeryüzünü iki defa süpürüp gecer, -tipki tsunamiler gibi- deniz dibine ulasacak akintilar üretebilirler. Ama hakiki gel-git dalgalarindan farkli olarak, tsunami dalgalarinin kaynagi Ay ve Günes"in cekim kuvveti degildir.
Tsunami, okyanus ya da denizlerin tabaninda olusan deprem, volkanik patlamalar ve bunlara bagli taban cökmesi, su altindaki plakalarin kaymalari gibi tektonik olaylar veya meteor etkisi sonucu denize gecen enerji nedeniyle olusan uzun periyotlu deniz dalgasini temsil eder. Okyanus tabani hizla yer degistirdiginde üstündeki bütün su kütlesi bundan etkilenir. Tabanda olanlar üstteki su yüzeyine yansir ve 5000-6000 m. derinlige kadar olan su kütlesinin tamami dalga hareketine katilir. Birbirini izleyen kabarma ve cökme 10.000 km2 kadar alani kaplayabilir.
Acik Denizlerdeki Tsunamiler Etkisizdir
Acik okyanusta, tsunami cogu kisinin düsündügü gibi büyük bir su duvari degildir; yüksekligi cogunlukla 1 m"den azdir, dalga uzunlugu ise 1000 km.’ye yakindir. Buradan anlasildigi gibi, dalga yüzeyi hafif egimlidir, (1 km basina 1 cm). Bu dalgalar, derin ve acik okyanus bölgelerinde, saatte 500 ile 800 km arasinda degisen büyük bir hizla gitmesine ragmen fark edilmez, normal yüzey dalgalarinca maskelenir. Dalganin hizini daha iyi anlamak icin Boing 747 ucagi ile yarisabilecek hizda oldugunu söyleyebiliriz. Aciklardan gecmekte olan bir tsunami, herhangi bir gemi tarafindan farkedilmeyecektir bile.
Kiyiya 100.000 Ton Su Birakan Tsunamiler
Calismalar tsunaminin tek bir dalgadan ziyade, havuza atilan tas misali merkezleri bir olan dalga serilerinden ibaret oldugunu göstermistir. Birbirini takip eden iki dalga arasindaki uzaklik 500-650 km uzunlugunda olabilir. Böylece tsunami birkac saat icinde okyanusu gecebilir. Tsunaminin büyük enerjisi ancak sahile yaklastiginda ortaya cikar. Kalin su kolonunda dagilan enerji, gittikce kisalan kolonda yogunlasmis olur ve yüzeydeki dalga yüksekliginde hizli bir artis görülür. Okyanus aciklarinda 60 cm’den az yükseklikteki dalgalar, daha sig sulara yaklastikca hizlarini kaybeder, dalgalar arasi mesafe kisalir ve dalgalar üst üste binen dalgalar bir su duvari olusturarak tsunamiyi yaratir. Cogu kez 15 m, nadir durumlarda ise 30 m’yi asan bu devasa dalgalar, hizla vurduklari kumsala karsi cok büyük bir güc kullanirlar, ciddi zarar verirler ve cok fazla hayat kaybina neden olurlar.
Tsunami, kiyi seridi boyunca her bir metre icin, hayal etmesi zor olan yikici bir gücle 100.000 tondan fazla su birakir. (1993 yilinin Temmuz ayinda Japonya’da gerceklesen ve tarihte en büyük bilinen tsunami, deniz seviyesinden 30 m yükseklikteydi.) Cogunlukla tsunaminin yaklastiginin ilk isareti büyük bir su duvari degil, denizin ani olarak cekilmesidir.
Tarihteki Büyük Tsunamiler
Depremle olusan dev deniz dalgalarinin tarih boyunca kaydedilmis en büyükleri söyle siralaniyor:
Japonlarin ""tsunami"", Cinlilerin ""hungtao"" dedigi dev deprem dalgasinin bilinen en eskisi MS 21 Temmuz 365"te dogu Akdeniz"de meydana gelen, Misir"in İskenderiye kentinde binlerce insani öldüren deniz depremi dalgasidir.
1 Kasim 1775"te Portekiz"in baskenti Büyük Lizbon Depremi ile yikildi. Atlas Okyanusu dalgasi Portekiz, İspanya ve Fas kiyilarini 6 metre yüksekliginde süpürdü.
27 Agustos 1883: Endonezya-Krakatao Yanardagi patladi, Java ile Sumatra kiyilarini süpüren tsunami, 36 bin insani öldürdü. Yanardagin patlamasi o denli siddetliydi ki dünya gök kubbeleri uzun geceler kizil lav külleriyle isildadi.
15 Haziran 1896: ""Sankriku Tsunamisi"" Japonya"yi vurdu. Dini bayram icin toplanan kitlenin üzerine 23 metre yüksekliginde cöken dev tsunami 26 bin insani öldürdü..
17 Aralik 1896: ABD"de California-Santa Barbara Deniz Seddi"ni tsunami yikti; ana cadde dalga altinda kaldi.
31 Ocak 1906: Büyük Okyanus"un deprem dalgasi, Kolombiya"da Tumaco kentinin bir kismini, Ekvador-Rioverde ile Kolombiya-Mikay arasinda kiyidaki tüm evleri yikti; 1500 ölü.
1 Nisan 1946: Alaska Kuzey Burnu Deniz Feneri"ni 5 kisilik personeliyle yutan tsunami, Hilo-Hawaii"ye yürüyerek 159 insani öldürdü.
22 Mayis 1960: 11 metre yüksekligindeki tsunami, Sili"de 1000, Hawaii"de 61 can aldi. Öyle ki dev dalga Pasifik"in öte yakalarina yürüyerek Filipinler ve Japonya-Okinava Adasi"ni sarsti.
28 Mart 1964: ABD-Alaska"da ""Paskalya Hayirli Cuma"" tsunamisi: Üc köy haritadan silindi; 107 ölü ve Oregon ve California"da da 15 ölü.
16 Agustos 1976: Pasifik tsunamisi Filipinler Moro Körfezi"nde 5 bin can aldi.
17 Temmuz 1998: Papua-Yeni Gine"nin kuzeyinde olusan yer sarsintisi dalgasi 2313 insani öldürdü, 7 köy yok olurken, binlerce insan evsiz kaldi.
26 Aralik 2004: Güneydogu Asya"yi 6 ülkede vuran 8.9 büyüklügündeki deprem ve dev dalgasi, 156 binden fazla insani öldürdü.
Tsunaminin Siddetini Artiran Etkenler
Tsunami Vakfi kurucularindan Walter C. Dudley’in verdigi bilgiye göre depremin siddeti ne olursa olsun tsunami olusmasi icin deniz tabaninda hareketlenme yasanmasi gerekir. Yani deniz tabanindaki yer degistirme ne kadar hacimli olursa o kadar büyük bir su kütlesini harekete gecirecek, bu da tsunaminin siddetini artiracaktir. Ayrica tsunaminin siddetini artiran bir baska unsur ise vurduklari kiyinin yapisidir: Bu noktanin körfez, burun, düz ya da egimli olmasi gibi unsurlarla birlikte, kiyinin su altinda kalan kisminin yapisi katil dalgalarin siddetini artirmaktadir.
Dudley, bir diger ifadesinde ise alinan tedbirlerin kesin cözüm saglayamayacagini belirtirken söyle demistir: “Amerika ve Japonya Pasifik Okyanusu"nda cok gelismis izleme sistemleri kurdular. Ancak gercek olan su ki bütün bu sistemlerin verdigi yanlis alarmlarin orani yüzde 50!”
Ahir Zaman Alametleri
Teknolojik imkanlara ya da alinan tedbirlere ragmen engellenemeyen dogal afetler, insanoglunun gercekte ne kadar aciz oldugunu göstermektedir.
“Felaketler yüzyili” olarak tanimlanan 20. yüzyildan bu yana, tsunami dalgalari disinda deprem, volkan, kasirga, firtina, tayfun, hortum, sel gibi felaketler yasanmis ve büyük tahribatlara neden olmus, milyonlarca insan da yasamini kaybetmistir. Bu olaganüstü olaylar üzerinde düsünüldügünde ahir zamanin ilk dönemine isaret ettigi bildirilen doga olaylariyla gösterdikleri benzerlik acikca görülecektir.
Hadislerde bildirildigine göre ahir zaman, kiyamete yakin bir zamanda gerceklesecek olan ve Kuran ahlakinin insanlar arasinda yaygin olarak yasanacagi bir dönemdir. Ahir zamanin ilk dönemi, insanlarin din ahlakindan uzaklasacagi, savaslarin artacagi ve olagan disi doga olaylarinin yasanacagi bir dönemdir.
Nitekim hadislerde yok olan sehirler, tarihten silinen halklar ahir zaman alametleri olarak haber verilmektedir. Konuyla ilgili hadislerde Peygamber Efendimiz söyle buyurmaktadir:
“Su hadiseler meydana gelmedikce kiyamet kopmayacaktir…depremler cogalacak…” (Ramuz-El Ehadis, 476/11)
Onun zamaninda büyük hadiseler vuku bulacak. (El-Kavlu"l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)
“Kiyametten önce iki büyük hadise vardir… ve sonra da zelzeleli yillar…” (Ramuz-El Ehadis, 187/2)
Onun zamaninda nice hayret veren haller zuhur edecektir. (Mektubat-i Rabbani, 2/258)
Ahir zamanin ikinci döneminde ise Allah Hz. Mehdi"yi vesile kilarak insanlari yozlasmadan, savaslardan kurtaracaktir. Altincag olarak da adlandirilan bu dönemde savaslar ve catismalar son bulacak, dünya bolluk, bereket ve adaletle dolacak, İslam ahlaki tüm dünyaya yayilacak ve yaygin olarak yasanacaktir. Böyle bir dönem simdiye kadar yasanmamistir ve -Allah"in izniyle- kiyamet öncesinde yasanacaktir. Su an Allah"in takdir ettigi zamani beklemektedir.
Hersey Allah’in kontrolündedir, bu gercegi bilen ve Allah’a samimiyetle iman eden müminler, kaderi izlediklerinin bilincinde olarak, Rabbimiz"e tevekkül ederler. Dünyanin yaratilisindan kiyamete kadar herseyi en ince ayrintisina kadar Allah kusursuzca düzenlemistir. Her olay “Levh-i Mahfuz” isimli kitapta kayitlidir. Zaman ve mekandan münezzeh olan Allah’in Katinda hersey tek bir anda olup bitmistir, her bir olayin yeri ve zamani belirlenmistir. Bu gercek, bir ayette “Her bir haber icin kararlastirilmis bir zaman (müstakar) vardir. Siz de bileceksiniz.” (Enam Suresi, 67) seklinde ifade edilir.

delahoyaa 13.02.2005 15:00

Millet degil...
 
... sen manyaksin gözü dönmüs Kürt softa seni...

delahoyaa 13.02.2005 15:01

Softaya softa ve...
 
... yobaza yobaz diyenlerdenim!

Yükurida cevabi yazdim bile, onu oku.

Yanlis insanlari koruyorsun.

13.02.2005 15:03

sevmek suc degilse, SEVMEMEK MI SUC ;))
 
ohne Text

delahoyaa 13.02.2005 15:04

Israil"yi neden tsunami vurmuyor?
 
Ya sen milleti o kadar aptal, hurafe perest mi saniyorsun?

delahoyaa 13.02.2005 15:17

S-Bahn-Schubser
 
Su S-Bahn-Schubser en iyi misal!

Cocuk Sanliurfa/Viransehirli bir mülteci (Asylbeweber) idi fakat gazetelerde Türk diye geciyordu!

Simdi -kurdischer S-Bahn-Schuber- demek irkcilik mi oluyor?

Bizim Gutmenschler hala derin bir uykuda...

13.02.2005 15:25

Galiba Sen beni bunlarin iclerinde
 
en iyi anlayansidir DeLaHoyaa kardes. Bunlar ile kardeslik naralari atacagima kendimi Rhein/Main Brücke"den asagi atarim daha iyi olur ;-))

Iste zurnanin zirt ettigi delik burasi. Medyanin isine geldi mi idi, kürtten Türk yapiliyor ama isine gelmedi mi idi, kürtte kürt derler. En iyi cözüm bunlar ile yollarimizi ayirmak. Ama bu cözüm nasil olur orasi kafami kurcaliyor.

13.02.2005 15:37

Karsindaki insan degil ki :-))
 
Maymunlar karsilarindakileri de kendileri gibi zannedermis ;-))

13.02.2005 16:31

Mesela Yanardagin icine
 
atöarsan yanip gidecegin muhtemeldir.... okumakla muskayla yada kendini Peygamber ilan etmekle kurtulunacak bir sey degildir..... ve bu sisteminde adi Sünnetullahtir.... iste degismeyen Allahin mekanizmasinin adi.....

Sen git deprem yada sel böylgesinde evini yap ondan sonra demprem olunca Allahi sucla......
Allah ne yapsin sen kafani calistirmiyorsan....

Kaldiki böyle bir felaketin olacagini kimse kestiremezdi, Ilahi takdir iste sadece orasi..... ama bundan sonra yine ayni yerde böyle bir felaket olurda insanlik yine telaf olursa, ancak enayiliklerinden olur....

13.02.2005 16:33

Eeeee dogru ya demek Allah
 
Israili seviyor ve Müslüman Alemini sevmiyor, diye bir seyde cikarilabilinir dimi......

Demekki Allah ona inana ve onun yolunda giden herkesi seviyor...... ne güzel dimi

isinsu 13.02.2005 16:43

RESPTIERE UND LIEBE AUCH DICH DU MENSCH!
 
ohne Text

xxabuzerkadayifx 13.02.2005 16:44

peki siz ikiniz hic düsündünüzmü???
 
devletimiz ve polisimiz o asagiladiniz kürtlerin en ufak siyasi suclarinda tepesine atliyor,yilanin deligine girse,henüz suc islemeden bulup infaz ediyor da,
Adi suclarinda,kan davalarinda, Namuscinayetlerinde neden hic kilini kipirdatmiyor?? neden bu tür ilkel suclarin üstüne ayni kararlikla gitmiyor..

o suclari bizzat devletimiz ihmaliyle tesvik etmesin????

isinsu 13.02.2005 16:48

heyy duuu enes..
 
heyy du! Diskutieren will auch gelernt sein.. bleib doch mal sachlich und loyal... und mische auch mal andere Foren auf.. ist sicher interessant was du zu sagen hast :)

xmischkox 13.02.2005 17:54

Ulen Öküzz oglu öküz
 
Ben bunu söylemiyorum senin Türkcüler söylüyor?

Salakmisin öküzmü sen nasil okula gitmis adam olmusun hayrett Kürtler bunu söylemiyor Sikimin Anteni???????????

xmischkox 13.02.2005 17:57

Senin Devlet zaten Mafyaa?
 
pkk aylan ayni sinifta?

xmischkox 13.02.2005 17:59

alevi oldugunuz icin
 
bir birinizlen anlasa biliyorsunuz baska neden göremiyorum

13.02.2005 18:00

Terbiyesiz Mahlukat.... annen baban
 
terbiye ögretmedilermi sana..... yazik iste topunuz böylesiniz, geri kalmis ve sadece küfür müfür, asiret, cinayet, Terör, töre cinayetleri, asip kesmek usw.....

Sikayeti ilettim.... artik senin olayin Vaybeeye kalmis bir olay.....

Durmadan beni sikayer edersiniz Supporta, hic benden böyle küfürler ciktimi....

Akifi hatirla Akifi hatirla

xmischkox 13.02.2005 18:11

aptal herif konusmasini ögren
 
ozaman daha senin tarihcilerinin dediklerini kabullenmiyor tarihi seyine göre yorumluyorsun?????????

bende seni sikayet ettim reni rasist seni??????????ßß

xmischkox 13.02.2005 18:15

hahahahahahhaaha
 
daha bir iki pkk liylan basa cikamadiniz gidib pesmergelerlenmi basa cikacaksiniz

sana kackez demistim ben pkk yada kürdistan sevdalisi deyilim

pkk kürtleri hem temsilde edemez her kimse kürt olaylarini tartisdimi pkk li yada kürdistanlimi oluyor

neyse ginede askerine selam söyle büyük islere kafasini sokmasin

xmischkox 13.02.2005 18:28

Ayidan Post Gavurdan Dost Olunmaz.
 
Kutsal Kitabtada yaziyor Gavurlarlan isbirligi yapmayin diye.

Kim bilir beyaz adam bu kezde deprem hatlarina güclü bir bomba koyup ortaligi kana bulamisdir.

Siddetli patlamalar depreme sebeb oluyor bunu batili bilim adamlarida söylüyor.

Afganistanda abd fasist demokratlar bombalamadan sonra patlamanin siddeti yüzünden yer salsilmisti Tora Bora daglarinda.



Bu yazimin altina 3 sapiktan olusan Fasist Aleviler ve rumlar yazi yazmasin?

Ben Alevileri ve Rum Dönmelerini sevmiyorum tarihi daha bilmiyorlar gelib buralarda ötüb duruyorlar.

Türkün aleviye yaptiklarini Kürtlerin üzerine yikmak istiyorlar.

Kürt Türk catismasina sebeb oluyorla o dönmeler.

Not: fasist kemalistler cevab yazmasin??????????

xmischkox 13.02.2005 18:29

Fasistleri Seven Fasisttir. o.T.
 
ohne Text

xmischkox 13.02.2005 18:31

Seni Fasist Bektasi?
 
Gözün Sünnileri kötülemeylen boyanmis PISLIGIN TEKISIN SENI GÖRDÜKCE SIZDEN DAHADA TIKSINMEYE BASLIYORUM


ASLINDA IYLIKTEN YANAYIM SIZE IYLIKKK YARAMAZ HERZAMAN BURNUNUZU SIKMAK LAZIMKI BÖYLE SACMALIKLARDAN KORUNASINIZ DIYE

xmischkox 13.02.2005 18:38

Türkçe Kur"an sözü yanlıştır
 
Sual: Bir yazar, (Türkçe Kur"an olur, Kur"anın tercümesi ile namaz kılınır) lafını ortaya attı. Halkın sosyete hocası dediği bu yazar, ne yapmak istiyor?

CEVAP

Yazarın asıl maksadı, sosyeteye şirin görünmek, din düşmanlarına yaranmak ve dinimizi içten yıkmaktır. Bunun yapmak istediğini, diğer reformcular defalarca yapmaya teşebbüs etmiştir. Mesela, bir zamanlar bazı profesörler, dinimizde yapılacak yenilikleri bir rapor halinde hazırlamışlardı. Rapor, özetle şöyle idi:



(Din de, diğer sosyal teşekküller gibi, hayatın akıntısına uymalıdır! Din, eski şekillere bağlı kalamaz. Türk demokrasisinde, din de, muhtaç olduğu gelişmeyi göstermelidir! Camilerimiz kullanılır hâle getirilmeli, sıralar, elbise askıları konmalı, içeriye ayakkabı ile girilmelidir! İbadet lisanı Türkçe olmalı, âyetler ve hutbeler Türkçe okunmalıdır!)



Ezanı yabancı dil ile okumak, namazı yabancı dil ile kılmak caiz değildir. Orucu, Ramazan ayında tutmak Allah’ın emri olduğu gibi, namazda kıraati Arapça okumak da Allah’ın emridir. Kur"an-ı kerimin tercümesini, Kur"an hükmünde tutmanın ve namazda okumanın asla caiz olmadığını bütün İslam âlimleri bildirmektedir. Kur"an-ı kerim Arapça olarak indirilmiştir. (Yusuf 2)



Allahü teâlâ, (Benim kitabım Arapçadır) buyuruyor. O halde, Allahü teâlânın melek ile indirdiği kelimelerin, harflerin ve anlamların toplamı Kur"andır. Başka dile, hatta Arapçaya çevrilirse, yine Kur"an olmaz.



Büyük İslam âlimi İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyurdu ki:

(Kur"an-ı kerimi Arapçadan başka harf ile yazmak ve Kur"an-ı kerim yerine tercümesini okumak haramdır. Kur"an-ı kerimi tercüme etmek başka, yapılan tercümeyi Kur"an yerine koymak başkadır. Selman-ı Farisi, Fatiha"yı Farisi harflerle yazmadı. Tercümesini de yazmadı. Fatiha"nın Farisi tefsirini yazdı. Arapçadan başka harf ile yazmak ve böyle yazılmış olanı okumak haramdır. Kur"anı Arapça harflerle, okunduğu gibi yazmak bile haramdır.) [Fetava-i fıkhıyye s.37]



Ünlü fıkıh âlimi İbni Âbidin hazretleri, (Hutbeyi de Arapçadan başka dil ile okumak, tahrimen mekruhtur) buyurdu. Hindistan âlimlerinden Muhammed Viltori de, (Hutbelerin bir kısmını bile Arapçadan başka dil ile okumak bid"attir) buyurdu. [El-edille]



Eshab-ı kiram ve sonra gelen âlimler, bid"at işlememek için, Asya ve Afrika"da, hutbeleri hep Arapça okudu. Halbuki, dinleyenler Arapça bilmiyordu. Bunun için, Osmanlı âlimleri, 600 yıl, hutbelerin, kabul olmayacağını bildikleri için, Türkçe okunmasına izin vermediler.



(Namazda okunanı anlamak gerekir) demek, ibadetin ne olduğunu bilmemek demektir. Çünkü, namazı, insanın kendisi tertip etmemiştir. Namazın ve bütün ibadetlerin nasıl yapılacağını, yaparken neler okunacağını Allahü teâlâ Peygamberine bildirmiştir. Peygamber de, bunları, öğrendiği gibi eshabına bildirmiş ve kendi de yapmıştır. Allahü teâlâ, namazda (Kur"andan kolayınıza geleni okuyun) buyurmuştur. (Müzemmil 20)



Âlimlerimiz, eshab-ı kiramdan görüp işiterek, namazın nasıl kılınacağını öğrenmişler ve (Namazda okunacak Kur"anın, Allah kelamı olması gerekir. Vazife, ancak böylece yapılmış olur) buyurmuşlardır. (F. Fıkhıyye)



Diyanet işleri Başkanlığı Din işleri Yüksek Kurulu"nun 4.12.1997 gün ve 103 sayılı kararı da özetle şöyle:

(Kur"andan kolayınıza geleni okuyun) âyetinde olduğu gibi, Peygamber efendimiz de namaz kılmayı tarif ederken, (Kur"andan hafızandakilerden kolayına geleni oku) buyurmuştur. Bu itibarla namazda Kur"an-ı kerim okumak; kitap, sünnet ve icma ile sabit bir farzdır. Kur"an, sadece mana olarak değil, Resulullahın kalbine elfazı [sözleri] ile indirilmiştir. Bu elfazdan başka lafızlarla ifade edilen mana Kur"an değildir. Çünkü, indirildiği elfazın dışında, hatta Arapça bile olsa, başka sözlerle ifade edilen mana, Kur"an değildir. Kur"an kavramında sadece mana değil, bir rüknü olarak onun elfazı da vardır. Bunun için tercümesine Kur"an denilemeyeceği ve Kur"an hükmünde olmadığı konusunda İslam âlimleri görüş birliği içindedir.



1926"da Göztepe camii imamı Cemal Efendi"nin cuma namazında Kur"an-ı kerimin tercümesini okuması üzerine, İstanbul müftülüğü, Diyanet işleri reisi Rıfat Börekçi"nin de imzası bulunan Müşavere heyeti kararında denmiştir ki:



“Namazda Kur"an okumak, icma ile farz ve Kur"anın herhangi bir tercümesini Kur"an yerine koymak asla caiz değildir. Bu husus İslam âlimlerinin icmaı ile sabittir. Bu bakımdan Cemal Efendi"nin vazifeden alınmasına zaruret hasıl olmuştur.”

delahoyaa 13.02.2005 20:31

Kili kirk yarma....
 
... yoksa Alman dönmemisin?

delahoyaa 13.02.2005 20:33

Sei du erst mal sachlich...
 
... und komme uns nicht mit solchen Multi-Kulti-Aberglauben-Zeugs!

Wir sind Moslems, und keine Akte-X-Freaks!

delahoyaa 13.02.2005 20:37

Gene ayni hata...
 
... yapiyorsun!

Ya düsünsene hele:
Türkiye"de herkes tok ve sadece Kürtler mi ac?
Herkes calisiyor ve sadece Kürtler mi issiz?

Yalan iste! Karadeniz"de ve Orta Anadolu"da o kadar fakir insanlar var ki, hayal farz bile edemezsin!

Yani hepimiz bu devletten cekecegimizi cekiyoruz, fakat buna ragmen bizim Kürt dostlarimiz gibi siniri asmiyoruz.

Anlatabildim mi?

delahoyaa 13.02.2005 20:39

@xxabuzerkadayifx... bunu oku!
 
Bak bize Alevi diyor...

Ben ne zaman Alevi oldum, onu da bi dese sevinirim...


Alle Zeitangaben in WEZ +2. Es ist jetzt 02:06 Uhr.