Vaybee! Forum

Vaybee! Forum (http://localhost/forum/index.php)
-   Gesellschaft & Soziales (http://localhost/forum/forumdisplay.php?f=398)
-   -   Religion & Glauben (http://localhost/forum/showthread.php?t=4272)

timurd25 09.05.2007 14:57

aaa
 
da bist du aber spät darauf gekommen, ich kritisiere nur dann wenn was zu kritisieren gibt, hab nicht alle MDW kritisiert...und ausserdem ist das Thema was anderes..lies den text noch mal durch und leg dein fetten roman zur seite :-)

timurd25 09.05.2007 15:04

du jude
 
aptal yaratik, domuz etini müslümanlar birde adi üstünde "Domuz" oldugu icin yemiyorlar, pis bir hayvan oldugu icin bir temiz insan yemez. Ama senin kibi hayvanlar yerler...Pislik pisligi cekiyor cünküü...burada müslümanlara sen din dersi mi veriyorsun??Sen git abdest alda sonra dinden bahs et...ve o GB´deki sacma sayfayida bilmem nerene koy...Senin zaten tohumun bozukdur

peren 09.05.2007 15:12

MAIDE Suresini okurmusun
 
Selamlar Eniskaya,


aradigin ayetleri Maide suresinde bulacaksindir.

Saygilar

peren 09.05.2007 15:15

Daha fazla dikkat
 
Hayir arkadasim sanirim seninde biraz daha dikkatli olman gerekiyor. Burda söylenilen bosana tekrar evlenemz falan degil, bosanan tekrar evlenir elbette. Sadece ele alinan konu Muhammetin kendi evletliginin karisi ile evlenmesi ve evlenebilmesi icinde Kuranda bir ayetin bulunmasi. Bu ayet aynen Cyberin buraya aktardigi sekilde vardir. Inanmayanlar evlerindeki Kurani acip okuyabilirler.
Saygilar

09.05.2007 16:01

evet daha fazla dikkat
 
ayetle ilgili yazilmadi yazi
dikkat edersen evlenip bosananlara bu haysiyetsizin yazdiig laf üzerine konu

dikkat!!

09.05.2007 16:02

oh ja das ist es o.T.
 
ohne Text

klette 09.05.2007 18:04

o.T.
 
er hat schon recht irgendwie.
alkohol ist meiner meinung nach schädlicher/sündhafter als schweinefleisch. weil man durch den konsum von alkohol auch mitmenschen in mitleidensschaft ziehen kann (autounfälle, schlägereien etc.)
mit dem verzehr von schweinefleisch schadet man nur sich selbst.

nazlibebek 09.05.2007 20:03

:)
 
also gut: du hast nichts besseres zu tun als die Texte der Mitglieder der Woche zu "kommentieren" du vielbeschäftigter diplom-kaufmann du hahahahahahaha :)

hacikischkisch 09.05.2007 20:16

@Abdullahcatli&Apoyakoyan&cyberangel
 
siz hic ha$lanmi$ gergedan ta$$agi yediniz mi?
muahahahahaha
forumu lagam cukuruna cevirmissiniz leng göt laleleri sizi

09.05.2007 20:58

yok yemedik ama
 
sen kudurmus katir tassagi yedin gibi

basak80 09.05.2007 22:48

dann darf auch kein rauchverbot geben!!!
 
ohne Text

basak80 09.05.2007 22:49

gercek atatürkcü budur iste!!!
 
aferin sana!!!

09.05.2007 23:27

Ikiyüzlü müslümanciklar ! :-)) 2
 
Gercek müslümanin avrupada yasamasi ve yahudilere hiristiyanlara hizmet etmesi kuranca ne kadar dogru bir bakalim !

Maide/5/51. Ey Inananlar! Yahudileri ve hiristiyanlari dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandir. Allah zulmeden kimseleri dogru yola eristirmez.

Tevbe/9/5. Hurmetli aylar cikinca, puta tapanlari buldugunuz yerde oldurun; onlari yakalayip hapsedin; her gozetleme yerinde onlari bekleyin. Eger tevbe eder, namaz kilar ve zekat verirlerse yollarini serbest birakin. Dogrusu Allah bagislar ve merhamet eder.

Tevbe/9/41. Isteyen, istemeyen, hepiniz savasa cikin. Allah yolunda mallarinizla, canlarinizla cihat edin. Bilirseniz bu sizin cin hayirlidir.

Tahrim/66/9. Ey Peygamber! Inkarcilarla ve ikiyuzlulerle savas; onlara karsi sert davran. Onlarin varacaklari yer cehennemdir, ne kotu donustur!...

Bakara/2/ 193. Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.

Kurandaki ayetlerden görüldügü gibi müslümanlara allah hiristiyan ve yahudilerle savasmayi emir etmis.
Ama siz günümüz müslümanciklari avrupada hiristiyan ve yahudilere hizmet usaklik ediyorsunuz ! :-))
Siz allahin kuran vermis oldugu emirlerini hice sayarak avrupada yahudilere ve hiristiyanlara para karsiligi lüks karsiligi allaha ve kurana ihanet ediyorsunuz ! :-))

Simdi yine ekmek edebiyati cekmeyin, Türkiyede yasayanlar acliklarindan ölmüyorlar ! :-))

10.05.2007 00:10

bozacinin sahidi siraci
 
ya da it itin kuyruguna neden basmaz

gercek atatürkmü dedin :

peki atatürk nasil bakiyordu islam dinine bi okuyalim :

Ey millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allah"ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran"daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk"ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, S.93)


Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor” sözleriyle teşvik etmiştir. ( Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 30 )

Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Atatürk"ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf. 66)

"Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed"e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, sf.4)



vay yobaz vayyyyy..öylemi???????? yoksa öyle degilmi?..sizi gidi sahte kemalistler sizi..atatürk sizin gibilerini YIKILIN ULAN KARSIMDAN YAHUDI USAKLARI diye kovmustu!
hierauf reagieren

10.05.2007 00:11

man bist du dumm o.T.
 
ohne Text

10.05.2007 00:15

yazdiklarinin
 
avrupada yasamkal ne alakasi var
sende kesin bir KELEksin!!!

cocuklar bile ciksa senden daha iyi savunurlar kendini

ama sen serefsiz ciktin din düsmanligi yapip duruyorsun burda
madem disniszsin sanane

ha untumadan..su itin avukatlari..2006sevdam olsun diger salaklar olsun..hadi kinasiniza bunun söylediklerinide

yemiyormu
sizin gibi düsününce iyi degilmi
yoksa hepiniz ayni nikmisiniz!!??

10.05.2007 00:16

übrigens du dirne
 
warum ist dein Gb immer zu
kann das sein dass das dein ausweich-nick ist

delikanli ol esas nickinle gel..ama sen delikanli degil ancak deligi_kanli olursun

degilmi ibis ;)

timurd25 10.05.2007 10:09

aa
 
doch ich habe viel zu tuen, aber das Problem ist, dass ich alles auf einmal kann, oda allah vergisi :-) bin kein langweiler...bin sarkastisch veranlagt mich muss man verstehen können, weil bei mir liegt alles zwischen den Zeilen und das muss ein intelligenter Mensch erkennen können, und nicht alles schwarz auf weiss auffassen...

10.05.2007 12:05

hahahahahahahahahahahaaaaaaa
 
Anlasilan sen herkesi kendin gibi saniyorsun !? :-))

Benim senin gibi cesit cesit nickler arkasinda saklanma ve yazma ihtiyacim yok !

10.05.2007 12:08

ortada kinalinacak ne var !?
 
Bakiyorumda artik baskalarina imdat diye anirmaya baslamissin !? :-))

Ortada kinalinacak birsey varsa oda senin gibi cahil medeniyetsizlerin forumlarda yazmasidir !

Ortada kinalinacak bir durum varsa, dinim dinim diye aniranlarin islerine göre islam anlayisidir !
Yani ikiyüzlülükleri !
Yani yazdiklarim ! :-))

Sende bunun aksini ispat edemedigi icin bilginle imaninla cevap veremedigin icin careyi küfürde ariyorsun ! :-))

10.05.2007 12:13

görüyoruz
 
ondan Gb hep kapali degilmi
küfürleri burdan normal yazilari öbür nickten

küllahima anlat sen onlari

10.05.2007 12:14

imansiza imana ögretmek
 
benim görevim degil
ayetleri degistirip buraya yazmakmi marifet

küfür etmeyen senmisin ayrica?
vay vay vay

yazdiklarini tekrar oku istersen

ayrica kimseden yardim dilemiyorum..2 yüzlü serefsizliklerini ortaya koyuyorum
ama bunu anlayacak beyin nerde sende degilmi?

kezban 10.05.2007 15:03

o.T.
 
muahahaaaaaaaaa



demek bu ÖKÜZ Abdeli öyle yapiyo



loooool

10.05.2007 17:32

aile terbiyesi almis
 
ama 12 saattie kalatklasan kezban yenge..burdanda sen ciktin bakiyorumda..pekte heveslisin milletin avukatligini yapmaya..otoban gibisin..üzerinden biri gecmeden duramiyon herhalde ;)

10.05.2007 23:31

Kadinlar neden hala müslüman !?
 
Su müslüman kadinlari bir türlü anlamiyorum.
Nedeni ise, kuranda, yani islamda kadinlari dövmek allah tarafindan izin verilmis.

Hic bir insan, kadin olsun erkek olsun, baskasi tarafindan dövülmeyi hak etmez !
Kaba kuvvet insanin hayvanlastigini gösterir !

Sizi bilmem ama ben hayvanlarin seviyesine inmek istemiyorum !
Gülüp gecmek karsinizdaki insana verebileceginiz en büyük cezadir aslinda.
Yani karsinizdakini hice saymak, dediklerini hice saymak !

Bakalim kuranda kadinlari dövme hakkinda neler yazilmis !
Kaynagimiz herzamanki gibi kurandan ayetler ! :-))

Türkçe tercümesi:(Diyanet)

Nisa 4/34. Allah"in kimini kimine ustun kilmasindan oturu ve erkeklerin, mallarindan sarfetmelerinden dolayi erkekler kadinlar uzerine hakimdirler. Iyi kadinlar, gonulden boyun egenler ve Allah"in korunmasini emrettigini, kocasinin bulunmadigi zaman da koruyanlardir. Serkeslik etmelerinden endiselendiginiz kadinlara ogut verin, yataklarinda onlari yalniz birakin, nihayet dovun. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayin. Dogrusu Allah Yuce"dir, Buyuk"tur.


"Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinda belli hakları vardır.Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler." (Bakara/228)

"Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır."(Nisa/3)
"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah"a tevbe ediniz ki kurtulu?a eresiniz" (24/Nur/31)


islama ve allaha göre Erkek kadından birçok yönden üstündür:

1. Erkeğin akılca üstünlüğü vardır
2. Diyette (kurtulmalıkta) üstünlüğü vardır.
1. Miras konularında üstünlüğü vardır.
2. Erkek, "kadı (yargıç)", "hükümdar" olur, kadın ise olamaz. Erkek tanıklığa da daha elverişlidir.
3. Erkek, kadının üzerine evlenebilir. Dilerse karısının, karılarının üzerine cariye de alabilir. Kadın için, kocasının üstüne evlenmek gibi bir hak yoktur.
4. Mirasta erkeğin payı daha çoktur.
5. Erkek kadını boşayabilir. Kadın, erkeği boşayamaz. Erkek kadını boşadıktan sonra da süresi içinde dönüş yapabilir, kadının bu yönde bir hakkı yoktur.
6. Erkeğin ganimetten payı kadınınkinden çoktur.

Inanmiyorsan ac bak kurana.
Körü körüne kulakdan duyma müslüman olma ! ;-)

10.05.2007 23:51

islam dini ve kölelik ! :-))
 
islam dini allah tarafindan insanlarin hayrina "gönderildi" diyorsunuz ama islam dini neden bir insanin baskasina köellik yapmasina izin veriyor !?

NÛR SÛRESİ
(32) Sizden bekar olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

NÛR SÛRESİ
(33) Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükâtebe" yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. Allah"ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

RÛM SÛRESİ
(28) Allah size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.

BAKARA 178
"Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. "

"Allah kiminize kiminizden daha bol rizik verdi. Bol rizik verilenler, sag ellerinin satin alip sahip olduklari kölelerine riziklarini verirlerken kendilerini rizik alaninda onlara esit saymazlar..." (K. 16 Nahl 71).

NAHL 75
"Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler."



Buna benzer daha nice ayetler !

islamda kölelik yasakdir, haramdir günadir sucdur diye bir ayet cikarsaniza bana ! :-))

Hani islam dini insanlara huzur ve refah getirmisdi !?
Hani islam dini kölelige son vermisdi !?

islam dinin köleligi caiz kildigini ben size ayetlerle ispatladim !
Iste size bir apacik bir ayet daha ! :-))
“ Ey Muhammed!... Allahiin sana ganimet olarak verdigi ve elinin altinda bulunan cariyeleri... sana helâl kildik...” (K. 33 Ahzâb 50)

Görüldügü gibi islamda köle sahibi kölelerin irzina gecme, yani tecavüz etmesi bile caiz kilinmisdir !

Aksini iddia eden varsa bana ayetlerle ispatlasin !

11.05.2007 00:34

Man sollte Deine Beiträge unterschätzen
 
...und sie ignorieren.
Dir fehlen definitiv Grundlagenkenntnisse über rationales, menschliches Verhalten.
Schade, daß es einige nicht merken und tatsächlich gleichwertig reagieren...

11.05.2007 00:40

buyur dinsiz arkadasim
 
Kölelik bilindiği kadarı ile eski Mısır, Bâbil, Merzopatamya, eski Yunanistan ve Roma medeniyetlerinden itibaren binlerce yıllık geçmişi olan eski inanç, felsefe ve uygarlıklarda kökleşmiş bir kurumdur. İslam"ın gelir gelmez yüzlerce yıllık geçmişi olan ve hemen bütün toplum ve geleneklerde kökleşmiş olan köleliği kaldırması neredeyse imkansızdı. Köleliğin hemen kaldırılmasıını pratikte imkansız ya da faydasız kılan başlıca sebepler şunlardı:
a) Kölelik, savaş esirlerinin toplu öldürülmelerini önlemesi bakımından yararlıydı.
b) Esirlerden köle olarak yararlanma beklentisi savaşlarda gereksiz kan dökülmesini önlüyordu.
c) Savaş sonunda karşı taraf müslüman esirleri kölelleştirdiğinden, İslamiyet"in köleliği tek yanlı olarak kaldırması düşünülemezdi.
d) Bu kurumun hemen kaldırılması köleler için de çok ciddi ekonomik ve sosyal buhranlar doğurması muhtemeldi.

Bütün bunlara rağmen Islam dini kölelerin durumlarını iyileştirme yönünde çok önemli yenilikler getirdi. Öncelikle İslam"ın getirdiği eşitlik ilkesine gör, hür köle ayırımı yapılmaksızın bütün insanlar bir erkek ve ile bir kadından yaratılmıştır.

Resulullah (s.a.v) buyuruyor:

* Köleleriniz sizin kardeşlerinizdir. Onlara yediğiniden yedirin, giydiğinizden giydrin. ağır bir iş yüklemeyin; yüklerseniz onlara siz de yardım edin. (3)
* Kölelerinize , kölem, câriyem demeyin; oğlum, kızım deyin. (4)
* Sizden kimse "kölem!" "cariyem!" diye söylemesin. Hepiniz Allah"ın kölelerisiniz. (5)
* Kim kölesini döverse onun cezası kölesini âzat etmekle yerine getirilir. (6)

11.05.2007 00:41

son cümleyi özellikle oku sus sonra
 
susda cahilligin ön plabna cikmasi ;)

Köleliğin devam ettiği dönemlerde müslümanlar, Kur"an ve Sünnet"teki öğretiye uygun olarak, çoğunlukla köle ve cariyelerime birer aile üyesi olarak bakmılar, ayrıca köle satın alıp âzat ederek Allah rıasını kazanmayı ahlaki bir şuur olarak sürekli canlı tutmuşlardır. İslam tarihinin hiçbir döneminde kölelik önemli bir kazanç ve üretim aracı olarak görülmemiştir. Buna karşılık Batı"a köle ticareti yapmak ve köleleri bir üretim aracı olarak kullanmak temel bir zihniyet ve uygulama olarak sürmüştür. Batı"da köleliğin fiilen ortadan kalkması, bazı insani yaklaşımların yanında, daha çok sanayinin gelişmesi ve insan gücünün artık hem pahalı hem de verimsiz hale gelmesiyle mümkün olmuştur. İslam köleliği tamamen kaldırmayı hedeflediği, bunun için gerekli tedbirleri aldığı ve kapıyı açık bıraktığı için dünya köleliği kaldırmaya karar verdiğinde müslümanlar buna kolaylıkla katılabilmişlerdir; dinleri bu konuda onlar için bir engel değil, teşvik unsuru olmuştur.

11.05.2007 00:47

ilk sorunu okudum o yetti
 
sonra utanmadan GB ne moslems akzeptieren und respektieren andere nicht yazmissin

yani simdi kimin hangi dine inanacagina karis, sonra böyle bir sey yaz Gb ne..korkundan kapattigin GB..

insan önce bir aynaya bakar bu soruyu sorarken..ama iki yüzlülük kanina islemis..hadi bu nickin kartlandi..öbür nickinle gel sen

11.05.2007 01:12

überschätzen sollte es heißen
 
Gute Nacht!

1insanol 11.05.2007 03:47

Sen Bilemezsin !
 
Ey sicak yataginda Kahramanlik $arkilari besteleyen...

Türküm demekle yetinip

Türkü yücelten degerleri bilmeyen !

Eger Müslüman Türksan ninelerine soracaksin

Vatanin ne oldugunu

Ne $efkle, ne azim ve sevdayla,

Ogullarini kinalayip vatana kurban ettiklerini...

Sen bilemezsin

Dedelerinin

Örtüye uzanan elleri nasil kirdigini

sen nerden bileceksin

Orta asyadan Anadoluya, rumeliye,

gezinmek icin gelmediklerini.

Sen ancak parsellersin

frenkle yatip kalkar

bilgelik peydahlar

cagdaslik masallari söylersin...

tanidinmi kendini?!

al bir ipucu daha vereyim

Müslümana col bedevisi der,

yunanin, frengin, siyonistlerin döktüklerini salgilar

Müslüman mahallesinde salyangoz satanlara

hümanist gözle bakarsin...

Bu halinle degil Vatana,

Ruhune bile,faydali olamazsin!

11.05.2007 16:33

hahahahahahahahahahahaaaaaaa
 
Hangi ayet ve sureler !? :-))

Bak ben ayet ve surelerini yazmisim ! :-))

11.05.2007 16:35

Madem gercekleri bilmek istiyorsun, oku!
 
Her nekadar kölelik denen müsibet, yüzyillar boyunca baska dinlerde ve ülkelerde de uygulanmis
olmakla beraber, bu baska dinlerde ve toplumlarda kölelige karsi daima sesini yükseltenler ve
direnenler olmustur. Örnegin Budha, köleligi yeren ilk din adami olarak karsimizdadir. Bati"da
kölelige karsi ilk savasim Milad"tan önce 4cü yüzyilda, eski Yunan ile baslar. Her ne kadar Aristo
gibi büyük düsünürlerden bazilari köleligi dogal ve olagan bir kurulus olarak görmekle beraber bu
zihniyete karsi cephe alanlar çoktur. Örnegin Alcidamas, ki bu konuda ilk direnenlerdendir, tarihin
bu eski çaglarinda insanliga söyle seslenirdi: "Tanri herseyi özgür kilmistir. Doga hiçbir yaratigi
köle yapmamistir" 1.

Yahudilik ve Hiristiyanlik köleligi yok kilmamistir ama, bu dinlerin uygulayicilari ya da salikleri
arasinda kölelige karsi savasim verenler çok çikmistir. Orta Çag"da bile köleligi insan haysiyetine
karsi suç seklinde gören nice fikir türleri gelismistir2. O en karanlik bilinen dönemlerde, köleligi
dogal bilen ziyhniyete karsi isyan edenler çoktur.

Oysa ki Islâm"da böyle bir gelisme görülmez: ne din adamlari ve ne de ne düsünürler arasinda sesini
yükselten olmustur. Islâm dünyasi bu açidan insan sahsiyetinin haysiyetine âdeta yabanci kalmistir.
Kur"ân"in köleligi dogal gören hükümlerine karsi "Hayir" diyebilecek cesarette bir kimse
çikmamistir. Aksine bu hükümlerin kölelige engel olmadigini savunanlar çikmistir3. Geçmis dönemler
boyunca Islâm bilginlerinin yaptiklari sey, Islâm dininin kölelere, kendi özgürlüklerini satin alma
hakini tanidigini ve kölelerin durumunu iyilestirdigi masallarini tekrarlamaktan ibaret kalmistir:
onlara göre güyâ Islâm seriâti bu "olumlu" yenilikleri getiren ilk ve son din"dir. Oysa ki
söyledikleri yalandir, çünkü Islâm"dan 2500 yil önceleri Babilonya"da, köleler için kendi
özgürlüklerini satin alma hakki vardi. Yine bunun gibi Islâm"dan bin yil önce uygulanan Manu
kanunlarina göre Hindistan"da koca"lara, kölelerini döverlerken, karilarini dövdükleri gibi
dövmeleri emredilmistir. Eski Misir"da, örnegin Ramses III zamaninda, kölelerin yerli halktan
kimselerle evlenerek bir kaç kusak sonra özgürlüge kavustuklari görülürdü 4.

Bütün bunlardan Islâm yazarlari habersizdirler. Hem de öylesine ki, bu habersizlik içerisinde köle
ticâretini bile âdeta ilim konusu yapmislardir. Köle satin almak ile hayvan almak arasinda fark
gözetmemislerdir. Nice örneklerden biri olarak XIci yüzyil"in ünlü hükümdarlarindan Keykavus Ibn
Iskender"in Kâbus-nâme adli kitabini söyle bir karistirmak yeterlidir. Cürcan ve Taberistan
hükümdari olan bu yazar, Kâbus-nâme"yi, oglu Gilân Sah"in egitimi için yazmistir. Kitabinin bir
bölümünde söyle der:"Her seyden önce satin alacaginiz kölenin gözlerini ve kirpiklerini muayene
ediniz; sonra burnunu, dudaklarini ve dislerini ve nihayet saçlarini gözden geçiriniz... Bütün bu
ögütlerime sunu da eklemek isterim ki satin alacaginiz... kölenin boy ve posunun ölçülü olmasina ve
karar dolgunlukta bulunmasina dikat etmelisiniz"5

Kitabin diger bir yerinde yazar, hayvan satin aliminda dikkat edilmek gereken hususlari belirtir:
"Hayvanlarin disleri kusursuz, bembeyaz ve muntazam olmalidir; alt dudak üst dudaktan hafifçe ilerde
olmalidir; burun delikleri uzun, açik ve düz, alin genis ve kulak hizasina kadar tek renkte
olmalidir" 6

Görülüyor ki köle satin almakla hayvan almak arasinda pek fark yok. Ne ilginçtir ki yazildigi
tarihten bu yana Kâbus-nâme, Islâm dünyasinda "hükümdarlara âit terbiyevî kitaplarin en
önemlilerinden biri" olarak kabul edilmistir 7.

Çagdas yazarlar arasinda köleligi Islâm"in yarattigi bir kurulus olarak degil fakat Islâm"a karsi
açilmis savaslar nedeniyle ortaya çikan bir kurulus seklinde görecek kadar saf düsünceli olanlar
çoktur. Onlara göre Islâm güya köleligi, sadece savas nedeniyle mesrû görmüstür ve bu nedenle
Islâm"da kölelik kurulusunun yer almasinin sorumlulugunu Islâm"a karsi savas açanlarda aramak
gerekir 8.

Bu gülünç iddiâlara yönelenlerin, Kur"ân"da köleligi dogal kilan hükümlerden ya da Muhammed"in köle
kullandigindan, köle alip sattigindan ya da ona buna köle hediye ettiginden haberleri olmamalidir.
Haberli olmadiklari diger bir husus da Islâmiin savas dini olup, yer yüzünü “Dar-ül Islâm”
(müslümanlarin yasadiklari diyar) ve “Dar-ül harp” (“kâfirlerin” yasadiklari yerler, ki harp
edilecek diyardir) diye ikiye ayirmis olmasi, ve yer yüzünü, tümü itibariyle “Dar-ül Islâm” olana
kadar savas yapmayi ilke edinmis olmasidir. Hemen belirtmek gerekir ki Muhammediin giristigi 29
savas ile göndermis oldugu 45 kadar çete hep bu amaçla girisilmis seylerdir.

Arap yazarlarin genellikle savunduklari bir görüs de kölelik kurulusunun Islâmia Türkler yüzünden
girmis oldugu dogrultusundadir, ki gerçekten yalana dayalidir. Konuyu “Arab Milliyetçiligi ve
Türkler” adli kitabimizda ele aldigimiz için burada durmayacagiz. Fakat sadece sunu tekrar etmekle
yetinelim ki eski Türklerde, örnegin Hunilarda, “kisisel kölelik” diye bir sey yoktu; “Kabile
köleligi” vardi ki kisisel kölelik sistemine oranla daha iyi kosullara baglanmisti. Islâmiyeti kabul
ettikten sonra Hun"lar, “Kabile köleligi” uygulamasini terkedip "kisisel kölelik" zihniyetine
geçmislerdir.




A) Islâm Ülkelerinde Kölelik 20.ci Yüzyila Kadar Sürmüs ve Ancak Bati Dünyâsi"nin Zorlamalariyle
Sona ermistir




Kölelik, resmî bir kurulus olarak Islâm ülkelerinde 20ci yüzyila kadar süregelmistir. Taninmis bir
yazarin deyimiyle Islâm dünyasi "kölelik uygarligi" olmaktan ileri geçememistir9. Halifelerin ve
hükümdarlarin saraylari, yüzlerce köle ve cariye ile dolup tasmistir. Vaktiyle Kahire"deki Fatimi
hükümdarlariinin hareminde on iki bin köle bulunurdu. Ispanya"daki Islâm devleti hükümdarlarindan
Abd ar-Rahman III (912-967) hareminde 6300 köle vardi 10. Osmanli dönemi boyunca Türk padisahlarinin
yaptiklari da bu olmustur

Öte yandan köle ticareti, tipki diger bütün müslüman ülkelerde oldugu gibi, dinsel bir kurulus
olarak Osmanli Imparatorlugu sinirlari içerisinde de geçerli idi: haftanin belli günlerinde hayvan
pazarlari, ya da hububat ve sebze pazarlari gibi esir pazarlari kurulurdu. Bu esir pazarlarinda
halk, tipki hayvan alir gibi, esirlerin yüzüne, eline, disine, ayak bileklerine vs... bakip deger
biçer ve ona göre köle satin alirdi.

Yeryüzü ülkelerinin kölelik sistemine karsi savas açtiklari ve köleligi kaldirdiklari dönemlerde
bile11 müslüman ülkeler köleligi dinsel ve dogal bir kurulus olarak benimsemekten geri kalmamislar,
ve köleligin kaldirilmasi girisimlerini Islam"a aykiri görmüslerdir. Arap ülkelerinin Osmanli
egemenligi altinda bulundugu dönemlerde, dis baskilar sonucu olarak köleligi kaldirmaga yönelen
Osmanli yöneticileri, Arap halklarinin direnmesi ve ayaklanmasi olaylariyla karsi karsiya
kalmislardir.

Osmanli devleti ile Iran ve Misir gibi ülkelerde kölelik denen sey, Bati devletlerinin (özellikle
Ingiltereinin ve Fransa"nin) baskilariyle sona erdirilmistir: o da pek yavas bir tempo ile. Zenci
kölelerin azâdlanmaga baslandigi ilk müslüman ülke Tunus"tur. 1890 yilinda bütün Fransiz
kolonilerinde kölelik yasaklanmistir.

1854 ve 1857 yillarinda Ingiltere ile imzaladigi andlasmalarla Osmanli devleti, köle ticaretine son
vermeyi kabul etmistir. Ancak ne var ki Mekke ve Medine, bu andlasma hükümlerinden hariç
tutulmustur. Çünkü bu iki kent Islâm"in "kutsal" topraklari sayildigindan, Kur"ân"in Tanrisal bir
kurulus olarak getirdigi köleligin bu kentlerde yasaklanmasi yoluna gidilememistir. Vaktiyle
Muhammed"in yasadigi ve bizzat köle sahibi bulundugu bu topraklarda köle ticaretini yasaklamanin
Kur"ân"a karsi gelmek olacagi düsünülmüstür. Bundan dolayidir ki Afrika"da ve Arabistan"da köle alim
satimina ve kullanilmasina daha uzun bir süre devam edilmistir.

Her ne kadar Osmanli devleti 1908 Anayasa"si (1293 Kanun-u Esâsî) ile köleligi saf disi kilmis
olmakla beraber, bu kurulusun gerçek anlamda ortadan kalkmasi ve Türk topraklarindan silinip
atilmasi Atatürkiün yarattigi Türkiye Cumhuriyeti sayesinde olmustur. 1926 yilinda Cenevre"de
imzalanan ve yeryüzü ülkelerinin tamamini kölelige "Hayir" demege zorlayan andlasmayi imzalamakla
Türk devleti, Kur"ân"daki kölelikle ilgili hükümlerin uygulanmasina kesin olarak son vermistir.

Islâm"in "koruyucusu" rolünde görünen Suudi Arabistan"a Ingilizler, ancak 1927 yilinda "Cidde
Andlasmasi" ile köleligin uygulamadan kaldirilmasi zorunlugunu kabul ettirmislerdir. Fakat buna
ragmen Suud devleti, Kur"ân"i Anayasa olarak kabul ettigi için, köleligi gayr–i resmî sekilde
sürdürmekten kaçinmamistir. Yemen gibi diger bir çok Arap ülkelerinde de durum bu merkezde olmustur.




B) Köleligin resmen kaldirilmis olmasina ragmen Islâm ülkelerinde kölelik kurulusunu geçerli bilen
zihniyet hâlâ canlidir.




Islâm dünyâsinin halklari, ve “bilim kaynagi” diye kabul edilen cevreleri dahi bugün hâlâ öylesine
çagdisi bir zihniyete sapli, öylesine bilgisiz ve öylesine insan sahsiyetinin haysiyeti duygusundan
yoksundur ki, bir yandan insanlarin esit ve özgür olduklari tema"sini savunur görünürken diger
yandan köleligi mesrû ve makbul bir kurulus olarak benimsemekten çekinmezler. Bunun en bariz
örneklerinden biri, Misir"daki el-Ezher Üniversitesinin tutumudur. Güyâ en büyük bir bilim merkezi
ve otoritesi sanilan bu Üniversite, köleligi Kur"ân"dan kaynaklanan bir kurulus olarak bagrina basar
ve bu konuda fetvalar yayinlar. el-Ezher"in resmî yayin organi olan Macalla"nin 1962 Temmuz
nüshasinda yayinlanan bir fetva"da, savas esirlerinin köle olarak kullanilmalarinin câiz oldugu
belirtilmistir12.

Ne ilginçtir ki bu ayni Üniversitenin mensuplarindan biri, ayni Macalla dergisinin 1967 (Aralik)
tarihli nüshasinda, Islâm"in “kurtarici” ve “insanlari bagimsizliga kavusturucu” oldugunu ve nereye
gitti ise orada kisileri ve halklari özgürlüge ulastirdigini yazmaktaydi13

Yine bunun gibi Yemen"de, 1962 yilinda Kiral Faysal, Bati ülkelerinin baskilariyle köleligi resmen
ilga eder görünürken, Ulema sinifi, bu kurulusun Kur"ân"da yer aldigina dâir fetvalar yayinlamakta
idi 14.

Ayni ilkel zihniyete sapli bizim mollalarimiza göre dahi kölelik ve cariyelik, "güncelligini"
yitirmis bir konu degildir. Her ne kadar bu efendiler Islâm"in kölelige ve cariyelige karsi bir din
oldugunu söylemekle beraber, bu kurulusu kökten yasaklamadigi görüsünü de savunmaktan geri
kalmazlar. Onlara göre Islâm, güyâ sosyal gerçeklerin bir anda degisemeyecegini bildigi içindir ki
köleligi kökten yasaklamamistir; yasaklamis olsaymis, "daha ilk anlardan itibaren iç kargasaliklara
sebeb olur" idiymis.

Yine bizim mollailarimiza göre Islâmida köleligin ve cariyeligin sürüp gelmesinin asil nedeni,
Islâm"in bunu "Harp esirleri kurumuna inhisar ettirmek istemesi" imis. Savunduklari görüs su:
"Islâm"da cariye harp esiridir. Harbler ise dünyamizin gündemindedir" 15. Anlatmak istedikleri sudur
ki savas denilen sey ortadan kalkmadigina ve muhtemelen kalkmayacagina ve dolayisiyle savasta alinan
esirler Kur"ân geregince paylasilmak gerektigine göre kölelik ve cariyelik denen seyin de devam
etmesi dogaldir 16.

Bununla beraber bizim mollalar, köleligi ve cariyeligi "zarûrî bir müessese" olarak görürlerken, bir
de Islâm"in bu kurulusu "insanlik haysiyetini çignetici bir kurum" olmaktan çikardigini iddiâ
ederler 17. Ederler ama cariyelerin dinî ve hukukî sorumluluklarinin "hür" kisilere nazaran, daha
az, sosyal durumlarinin daha asagi oldugunu belirtmekten geri kalmazlar18. Örnegin hukukî
sorumluluklarinin daha az oldugunu anlatmak üzere, câriyeyi öldüren bir kisinin kisas olarak
öldürülmeyip "ta"zir" cezâsina çarptirilacagini söylerler 19. Yine bunun gibi hür bir kadina zinâ
isnad eden kimseye, bu isnadini dört sahitle ispatlayamaz ise seksen sopa ceza verildigi halde,
câriye"ye zinâ isnad edipte ispat edemeyen kimselere böyle bir ceza verilmez; sadece "ta"zîr" cezasi
verilir oldugunu ve esas cezâinin kiyâmet gününe birakildigini eklerler. Öte yandan cariye için
“iddet” süresinin (yâni kocainin ölümünden sonra tekrar evlenebilme süresinin) 65 gün oldugu halde
“hür” kadinlar için iddet müddetinin bunun iki misli oldugunu söylerler. Yine bunun gibi hür bir
kadinla evli olan kisiinin, dördie kadar hür kadinla evlenebildigi halde cariye ile evlenemeyecegini
belirtirler (K. Nisa 25). Yine bunun gibi sahibinin iznini almadan câriyeinin, hiçkimse ile
evlenemeyecegini eklerler.

Bütün bunlardan gayri bir de su var ki birden fazla kadinla evli bulunan erkek, karilarinin yaninda
gecelerken adâlet esasina riâyetle görevli oldugu halde bu adâleti câriyeleri arasinda gözetlemek
zorunlugunda degildir. Yine bunun gibi cariye hür bir kadin üzerine “kuma” (ikinci karfi olarak)
gelemezse de hür kadin cariye üzerine “kuma” gelebilir20 .

Bütün bunlar, köle "nin ya da cariye"nin asagilik durumunu yansitan hususlardan bazilaridir. Ama
bizim mollailarimiz yine de köleinin (cariyeinin), insanlik haysiyetinden söz ederler.

Yine tekrar edelim ki seriâtçi"nin (ve bu arada Mollalarin) mantigina ve insanlik anlayisina itibar
edildigi sürece insanlarimizin (ve Islâm ülkeleri insanlarinin) uygar zihniyete ulasamayacaklari
muhakkaktir.

Nitekim köleligin ve cariyeligin dogal bir kurulus oldugu fikri, sadece din adamlarinin degil fakat
müslüman kisinin de bilinç altina öylesine çöreklenmistir ki 20ci yüzyilin sona ermek üzere
bulundugu bu dönemde dahi Islâm dünyasinda, farkli adlar ve uygulamalar seklinde köleligin
sürdürüldügü görülür. Insan haklarina aykiri bu uygulamalara karsi sesini yükselten pek yoktur.

Gerçekten de Islâm ülkelerinde, çogu evlerde, sosyal yasami itibariyle köle durumundan farksiz
"beslemeler", ya da buna benzer adlar altinda hizmetçiler bulunur. Bu zavallilar, daha küçücük
yaslardan itibaren evin hizmetinde kullanirlar. Evin temizligini yaparlar, yemegini hazirlarlar,
evin çocuklarina bakarlar, her ne türlü pis is varsa hepsini "basarirlar". Sabahin kör saatlerinden
gece yarilarina kadar yok pahasina çalisirlar. Bunlarin zavalli ve acikli durumlarina son vermek hiç
kimsenin aklindan geçmez. Seriât zihniyeti bu tür köle sahiplerinin beyinlerinde yuvalanmis kaldigi
sürece de geçmeyecektir.

11.05.2007 16:40

hahahahahahahahahahahaaaaaaa
 
Madem öyle, bana yazdiklarimin aksini ispatlayacak ayetlerle cevap ver !
Bu tutumun senin kurani inkar ettigini ispatliyor !

Iman sahibi olsaydiniz bana kurandan ayetlerle yani ispatlarla cevap veriridniz !

Ne küfüre ne harete basvurudunuz !
Ama siz müslüman olmakdan cok küfürbaz oldugunuz icin böyle sacma sapan yazilarla islami savunuyorsunuz ! :-))

Iste tipki senin kafadan olanlar hoca haciya üfürükcüye giderek kendilerini kurcalatiyorlar ! :-))
Hersey islam ve allah icin ! :-))
Ne güzel islam ve müslümanlik anlayisi ama ! :-))

hahahahahahahahahahahahahahaahahahaaaa :-))

11.05.2007 16:41

Wirklich !?
 
bist du sicher, das du dich richtig ausgedrückt hast !? :-))

11.05.2007 16:47

Islam ve Türkler
 
Türklerin nasil müslümanlastirildigini bilmek isteyenler birkac dakika zaman ayirsinlar ve atalarinin araplar tarafindan ne kadar zalimce barbarca müslümanlastirildigini ögrensinler !
Her akli basinda düsünme yetenegi olan birisi bir ulusun öylesine bir anda din degistirmeyecegini bilmesi gerekir.
Bunun ispatini, osmanli egemenliginde yüzyillarca yasayan hiristiyanlardan görüyoruz.


Türklerin ilk Müslümanlaştırılmaları ile ilgili 670 li tarihlere dayanan bilgiler maalesef okullarda bizlere hiçbir zaman verilmemiş, verilen bilgiler ise, Türklerin Müslümanlığa geçişleri kendi istekleri ile olmuş gibi gösterilerek, 740 lara kadar ki tarih atlanarak verilmiştir.

İslam"ın Türklere zorla kabul ettirilmeleri ile ilgili 670 lerden başlayarak 740 lara kadar uzanan tarihin bize okullarda anlatılmamasının nedenlerini, bu kısa tarihi öğrenince biraz daha anlamak mümkün olabilecektir. Şimdi, bu atlanan 70 senelik tarihe bir göz atalım.

Müslüman Arapların Türklere İlk Saldırıları

Seyhun ve Ceyhun nehirleri arasında bulunan bölge tarihi ipek yolu üzerindedir.. Türk beylikleri, bu bölgedeki, Buhara, Semerkant, Talkan, Baykent gibi şehirlerde yerleşmiş yaşıyorlar, deri imal ediyor ve pamukdan kağıt üreterek bunları satıyor ve iyi de para kazanıyorlardı.. Bu üretimlerinin yanı sıra Altın madenleri çalıştırıyorlardı..Özellikle adı zengin şehir manasına gelen, Semerkant’ın zenginliğinin o devirde dillere destan olduğu söylenir.. Bu zenginlik ötedenberi Talancı Arapların iştahını kabartıyorduysa da, Türklerden çekiniyorlar ve araya sınır olarak koydukları Ceyhun nehrini geçmeye pek cesaret edemiyorlardı.. Çünkü daha önce Halife Osman zamanında, Muhammed bin Cerir komutasındaki Araplar İslamı yayma bahanesiyle oraları talan etmek için 2700 kişilik bir ordu ile Fergane’ye kadar girdiysede Türkler tarafından yok edilmişlerdi.. Ancak daha sonraları Muaviye tarafından, Ceyhun nehrinin altında kalan Horasan’ın tamamiyla işgal edilmesi ile o bölgede ilk Araplaştırma ve İslamlaştırma girişimleri başlamış oldu..

Buhara"nın Talan Edilmesi

Horasan’ın kendileri tarafından tamamen işgal edilmesinden cesaret alan Araplar, Muaviye’nin ilk Horasan valisi olan, Ubeydullah bin Ziyad 673 yılında bu sefer ilkinden çok daha kalabalık 24000 kişilik bir ordu ile Ceyhun nehrini geçerek Kibac Hatun yönetimindeki Buhara’yı kuşatır. Kibac Hatun diğer Türk beyliklerinden yardım istersede bu yardım kendisine gelmez ve Araplar verdikleri kayıplardan dolayı Buhara’yı işgal edemezlersede tam anlamıyla talan ederler.. Daha sonra, Muaviye’nin ikinci Horasan Valisi, Halife Osman’ın oğlu Said’de Buhara’ya saldırmaya hazırlanır.. Kendisine diğer Türk Beyliklerinden yardım gelmeyeceğini anlayan Kibac Hatun, Said’le anlaşma yapmak zorunda kalır.. Bu anlaşmaya göre, Kibac Hatun, Said’e diğer Türk Beyliklerine yapacağı saldırılarda önüne çıkmayacağına dair güvence ve bu güvencenin teminatı olarak da Buhara’daki Türk asilzadelerinden rehinler verir.. ( Bu sayı kimi tarihcilere göre 50 kimine göre de 80’ dir... ) Bu anlaşmanın verdiği rahatlıkla Said, zenginliğini öteden beri duyduğu Semerkant’a saldırır.. Semerkant’ı baştan aşağı talan eder ve topladığı binlerce Türk gencini, köle pazarlarında satmak için Horasan’a getirir.. Said daha sonra Kibac Hatun’dan aldığı 80 kadar rehine tarafından bir punduna getirilmiş ve hançerlenerek öldürülmüştü....( Said’i öldürdükten sonra dağa kaçmayı başaran rehinlerin orada açlıktan öldüğü söylenir ) Said’den sonra, Horasan Valisi Salim bin Ziyad olur. Horasan’da Muaviye’nin oğlu Yezid’e bağlıdır.. Ziyad’da ayni şekilde 680 yılında Türkleri İslamlaştırmak ve şehirlerini talan etmek için saldırır fakat püskürtülerek geri çekilirler.. Bu sefer, kendi orduları Türkler tarafından talan edilerek silahları alınır.. Daha sonra Araplar daha güçlü bir orduyla tekrar saldırır ve Türkleri gene talan ederler.. Bu talandan her Arap 2400 dirhem alır.. ( Bir kölenin satış fiyatı 300 ile 500 dirhem arasında olduğu düşünülürse, bu durumda aldıkları ganimet adam başına 7 veya 8 köleye eş değerdedir..)

Haccac ve Rutbil

İslam’da ilk asimilasyon 685 yılında Abdülmelik ile başlar.. Abdülmelik, etrafını İslamlaştırmaya adı İslam tarihine kandökücü zalim olan Haccac’ı kendisine yardımcı seçerek başlar.. Abdülmelik önce civar halkların dillerini Arapçalaştırdı.. Harac karşılığı önceden bazı hakları kabul edilmiş olan gayri müslimlerin bütün haklarını geri aldı.. Bu arada Haccac’ı Irak genel valiliğine atadı.. Haccac’ın Irak’a genel vali atanmasından sonra Türklerin kaderinde ilk köklü değişikler başlamış oldu.. Haccac ilk olarak Ubeydullah ibni Ebi Bekri’yi Sicistan’a, Muhalleb ibni Ebi Sufra’yi da Horasan’a vali yapar.. O tarihte, Sicistan’ın Türk Hükümdarı Rutbil’dir ve Araplara vergi vermektedir.. Haccac, bununla yetinmez ve Ubeydullah’ı Rutbil’in üzerine göndererek ondan tam olarak teslim olmasını ister.. Rutbil önce bu teklifi kabul etmek istemez.. Bunun üzerine Ubeydullah Rutbil’in üzerine yürür.. Rutbil 18 fersah geriye çekilerek Ubeydullah ve ordusunu kuşatma altına alır..Ubeydullah, Rutbil’den kurtulmak için 700000 dirhem teklif ederse de Rutbil kabul etmeyerek Arap ordusunu büyük bir bozguna uğratır.. Buna çok kızan Haccac 40000 kişilik büyük bir ordu toparlayarak, Abdurrahman ibn Esas komutasında Rutbil’in üzerine gönderir.. Rutbil’i yenemiyeceğini anlayan Esas, bu sefer onunla anlaşır.. Bu olay karşısında çılgına dönen Haccac, Esas’ı yakalatmak üzere bir birlik gönderirse de, Esas’ın ordusu bu birliği yenilgiye uğratır ve geri kalanları da Basra’ya kadar sürer. Ancak burada yenilen Esas’ın ordusu dağılır ve Esas Rutbil’e sığınır.. Bunun üzerine Haccac, Esas’ı kendisine vermesi için Rutbil’i tehdit eder.. Vermediği taktirde çok büyük bir ordu ile üzerine yürüyeceğini ve bütün Türk şehirlerini harap edeceğini, verirse de kendisinden 7 sene hiç vergi almayacağını söyler.. Türk şehirlerinin tekrar bir savaşa girmesini istemeyen Rutbil, 7 sene haraçtan muaf tutulacağını da düşünerek Haccac’ın bu teklifini kabul eder ve Esas ve yakınlarını Haccac’a teslim eder.. Ancak, Rutbil Haccac’a güvenmekle hata yaptığını daha sonra anlayacaktır.. Haccac Rutbil’den Esas’ı teslim aldıktan sonra derhal yeni bir ordu düzenleyerek 699 yılında Muhelleb bin Ebi Sufyan komutasında Türk şehirlerinin üzerine gönderir.. Hocente, Kes, Sogd ve Nesef’i ele geçirirsede Türkler direnirler.. Horasan valiliğine Muhelleb’in oğlu Yezid gelir.. Yezid ibni Muhelleb’de Türk şehirlerini talan eder.Yezid’in savaşçıları, Harzem’den ele geçirdiği Türkleri boyunlarına damga vurarak köle pazarlarında satarlar.. Bu tarihlerde, Araplar Türklerin yurtlarını devamlı olarak istila edip şehirlerini talan ettilersede kalıcı bir üstünlük sağlayamamışlar, elde ettikleri yerleri sonunda tekrar Türlere geri vermek zorunda kalmışlardı..

Kuteybe ibni Müslim

705 yılında Abdülmelik öldüğünde yerine oğlu Velid geçer.. Ve Türk tarihini önemli şekilde etkileyecek olay, Kuteybe ibni Müslim’in Horasan’a vali atanması olur.. Bu zamana kadar kalıcı bir başarı elde edemeyen Araplar onun zamanında Türk yurtlarında kalıcı başarılar elde etmişlerdir.
Türklerin gerçek anlamda kılıç zoru ile Müslümanlaştırılmaya başlamaları Kuteybe zamanında olmuştur..Vali olduğu andan itibaren, Türk Beyliklerinin toptan işgal edilerek İslamlaştırılması için çok güçlü bir ordu kurmaya başlar.. Merv’de askerleri toplayarak, Allah kendi dininin aziz olmasi için size bu toprakları helal kıldı der.. Sanki, Bakara suresi 193’ü .... “Yalnız Allah dini kalana kadar onlarla savaşın...” yada “8.Enfal /.39’u “din tamamen Allah"ın oluncaya kadar onlarla savaşın!” . ayetlerini savaşçılarına hatırlatarak Arap ordusunu Türklerin üzerine sürer.. Kuteybe ilk olarak Baykent’i kuşatır.. Diğer Beyliklerden Türk Savaşçılar Baykent’in savunmasına yardıma gelirler.. İki ay süren bir savaş olur. Kuteybe tam bir zafer kazanamazsa da, Türkleri haraca bağlayan bir anlaşma yapmaya zorlar.. Şehir yıkımdan kurtulur ama, şehre giren Araplar anlaşmaya rağmen şehrin bir kısmını yağmalarlar ve şehirden ayrılırlarken arkalarında bir de askeri garnizon bırakırlar.. Başlarına gelecekleri anlayan Türkler ayaklanmaya başlarlar ve kendi aralarında silahlanarak karşı bir mücahit birliği kurarlar, Baykent’de karışıklıklar başlar.. Bunun üzerine Kuteybe Baykent’e tekrar gelerek nekadar silahlanan Türk varsa hepsini öldürtür.. Kadınları ve çocukları esir alır ve şehri tekrar baştan aşağı yağmalar..

Taberi’nin anlatımlarına göre, Kuteybe’nin aldığı ganimetlerin haddi hesabı yoktur.. Taberi, bütün Horasan’ı işgal ettiklerinde dahi bu kadar ganimet toplayamadıklarını söyler..

Şehrin yağmasından sonra, daha önce Horasan’da Merv’e getirilmiş olan Arap aileleri, Merv’den getirilerek Baykent’e yerleştirilir.. Muhafız birlikleri oluşturulur.. Valilik den vergi tahsildarlığına kadar bütün denetim organları Araplar’dan oluşturulur.. Türklerin Budist ve Zerdüşt inançlarını simgeleyen bütün heykeller toplatılır, taş olanlar kırılır, altın olanlar eritilerek ganimet olarak Araplar tarafından alınır.. Bunlar, Enfal suresinde yazdığı gibi, sanki Araplara Allah’ın verdiği ganimetlerdir.. Daha sonra esir edilen kadın ve çocuklar kocalarına ve babalarına geri satılır.. Müslümanlar, Baykentli Türklerin neleri var neleri yoksa almışlar, şehrin onarımı da gene Türklere kalmıştır..Bundan sonra sıra gelir Buhara’nın tamamen işgal edilip Müslümanlaştırılmasına..

Buhara"nın Tekrar Kuşatılması ve İlk Türk Katliamı

Kuteybe Merv’de büyük bir hazırlık yapar.. Bu arada Vardana ve Buhara beylikleri arasında çatışmalar vardır.. Müslümanlara karşı mücadele etmek için bu çatışmalar derhal durdurulur ve Vardan Hudat, Kuteybe’ye karşı Türklerin başına geçer.. Kuteybe önce, Numiskent ve Ramitan’a saldırır ve buraları kolayca istila eder.. Demirkapı önlerinde Vardan’la çarpışırlar.. Vardan savaşı kaybeder ve Buhara’ya doğru çekilir.. Ancak Kuteybe’de, savaştan yorgun düştüğü için Buhara’yı alamadan Merv’e geri döner.. Haccac bunu başarısızlık olarak kabul eder ve, Buhara’yı mutlaka almasi için Kuteybe’ye emir verir..Kuteybe büyük bir hazırlık yaparak bir sene sonra tekrar Buhara’yı kuşatır.. Türkler direnir ve Kuteybe başarılı olamaz, ordusu dağılmaya başlar.. Bunun üzerine Kuteybe her bir Türk başı için askerlerine 100 dirhem vaad eder.. Para hırsı ile gayrete gelen Araplar, şehri istila ederler..Bütün direnen Türkler kılıçtan geçirilerek tam bir katliam yapılır, Araplar Türk kadınlarına tecavüz ederler, beğendikleri kadınları ya cariye olarak kullanmak yada köle pazarında satmak üzere alıkoyarlar.. Erkeklerden de binlerce kişiyi köle olarak satmak üzere beraberlerinde götürürler.. Araplardan oluşan yeni bir idari kurumlaşma yapılır.. Diğer beyliklerden tepkiler gelmeye başlayınca da, Buhara Melikesi Hatun’un oğlu Tuğ Sad kukla hükümdar yapılır.. Tuğ Sad tarihe hain bir işbirlikçi olarak geçer.. Daha sonrada Müslüman olarak oğluna da, efendisi Kuteybe’nin ismini vererek bağlılığını kanıtlar.. Etkili bir kolonizasyon yapmak isteyen Kuteybe bunun için öncelikle yerli halkı İslamlaştırmaya başlar.. Buhara halkı önceleri Müslüman olmuş gibi görünselerde bu dini kabul etmek istemezler..Kuteybe Türklerin aslında Müslüman olmadıklarını, evlerinde İslami kuralları tatbik etmediklerini anlar ve yeni bir yöntem geliştirir..Bu yönteme göre Türkler evlerini Araplarla paylaşmak zorunda bırakılırlar ve bu şekilde bire bir kontrol altına alınırlar.. İslami kurallara uymayanlar ise ağır cezalara uğratılırlar..
( Bugün, bazı İslami yazarlar bu getirilen tedbirlerin İslam"ın Türkler tarafından kabul edilmesinde çok yarar sağladığını açıkca ifade ederler..Bu yaklaşım da üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.. )
Kuteybe’nin bu zorlamaları karşısında, halkdan bazı direnişçiler çıkar.. Gizlice silahlanırlar..Bu durum karşısında Araplar camiye dahi silahsız gidemez olurlar..Kuteybe baskıları arttırır, kendi aralarında örgütleşen Türkleri yakalattırıp öldürtür.. Bu arada yeni vergi yasaları getirir.. Yerli halk, halifeye senede 200000 dirhem, Horasan valisi Haccac’a da 10000 dirhem vergi ödemeye mecbur bırakılır.. Bunun dışında Arap askerlerinin atlarına yem temin etmeye, oraya getirilip yerleştirilen Arap ailelerine odun temin etmeye ve onlara tahsis edilen arazilerde çalışmaya mecbur bırakılırlar.. Kadınlar, kızlar Araplara cariye yapılırlar.. Buhara Türkleri bu yıllarda dünyadaki çok az milletin yaşadığı vahşeti ve ızdırabı yaşar.. Kuteybe’nin getirip Türk evlerine yerleştirdiği Arap’lar, Türklerin o zamana kadar yaptıkları bütün birikimlerinin üzerine konarlar, Türklerin tarlalarını alır ve Türkleri o tarlalarda çalıştırırlar.. İste Tek din İslam oluncaya kadar savaşın diyen ayet, Arapları Türklerin sırtından geçimlerini sağlayacak ortamı yaratmıştır..Allah dini dedikleri İslam, Ahzab Suresi / 50 de olduğu gibi, savaşta gasp edilen Türk kızlarınıda ganimet olarak görür, ve Araplara cariye olmalarını helal kılar..Cuma namazı zorunlu hale getirilir.. Genede Türkerden rağbet görmez. Bunun üzerine Kuteybe, namaza gelenlere 2 dirhem vaad ederek önce fakirler üzerinde İslamın etkili olmasını temine çalışır.. Bu uygulama nispeten başarılı olur.. Fakir halktan para için camiye gidenler olur..

1. Büyük Katliam ( Talkan Katliamı )

Buhara’da olanlar diğer Türk Beyliklerinde de etkilerini gösterir.. Aynı şeylerin kendi başlarına geleceğinden korkmaktadırlar.. Sogd meliki Neyzek Tarhan şehrinin yıkıma uğramaması için Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır.. Bu anlaşmaya göre Tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktır.. Ancak bu tarafsız kalmalar ve Türklerin birleşememeleri Arapların işlerini kolaylaştırmış ve Türk beyliklerini istedikleri gibi istila edip talan etmişlerdir.. İlk olarak saldırıya uğrayan Kibac Hatun’a diğer beyliklerden yardım gelmeyince, o yardımı esirgeyenler aynı akibete uğramışlardır.. Bu olaylarda Türklerin belli bir şekilde organize olamamaları da onların Araplar tarafından istila edilmelerini kolaylaştırmıştır.. Neyzek Tarhan daha sonra Kuteybe ile yaptiğı anlaşmada hatalı olduğunu ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir güvence getirmeyeceği gibi diğer Türk Beylerine de ihanet etmiş olacağını anlar.. Tohoristan’a dönerek bütün Türk Beyliklerine birer mektup yazar ve onları ortak bir direnişe girmeleri için uyarmaya çalışır.. İlk olumlu yanıt Talkan meliki Sehrek’den gelir..Tarhan’ın planlarını öğrenen Kuteybe, buna karşılık Belh şehrinde hazırlık yaparak, baharda büyük bir ordu ile Talkan şehrine doğru yürür.. O ana kadar bir direniş hazırlığı yapamayan Talkan şehri meliki Sehrek, Kuteybe’nin gelişinden önce şehri terkeder.. Şehre hiç savaşmadan giren Kuteybe’nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen nekadar erkek varsa hepsini kılıçtan geçirirler.. Bu katliam o zamana kadar yapılanların en büyüğüdür.. Kuteybe bu katliamı diğer beyliklere ibret olması için yapar.. Kuteybe’nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler, geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar.. Bu yolun 4 fersah ( 24 Km.) mesafelik bölümü Türklerin ağaçlara asılan cesetleri ile doludur.. Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiştir.. Halk, Müslüman Araplarla savaşmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır.. bütün bunlar hep İslam adına yapılmıştır..
Kuteybe, Talkan katliamından sonra Suman’a girer.. erkeklerin pek çoğunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alıkoyar.. Daha sonra Kes ve Nesef’de aynı şeyleri yapar.. Erkekler öldürülür, Türk kadın ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye olurlar.. Daha sonra Faryab’a yönelir ve Faryab’ın teslim olmasını ister.. Faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar.. Erkekleri dövüşerek ölürler.. Bütün şehir yakılır.. Araplar bu şehre yakılmış şehir anlamında Muhtereka derler.. Kuteybe, Faryab’dan sonra, Tarhan’ın çekildiği kale Bazgis’i kuşatır.. 2 ay süreyle devamlı olarak buraya saldırır fakat bir sonuç elde edemez.. Bu arada kış yaklaşır..Kuteybe’nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak, kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiştir.. Her iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür.. Kuteybe son olarak bir hileye baş vurur.. Tarhan’ın yanına Muhammed bin Selim adındaki adamını gönderir.. Muhammed ibni Selim Tarhan’ın teslim olması durumunda kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği güvencesini verir.. Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan’ın Kuteybe’nin teklifini kabul etmesinden başka yapılacak bir şeyi yoktur.. Komutanları ile görüşüp teklifi kabul ederler.. Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar.. Tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, etrafı hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur..Kuteybe bu arada Tarhan’ı hemen öldürmez.. Haccac’a haber göndererek ne yapacağını sorar.. Haccac Tarhan için, “ O bir Müslüman düşmanıdır hiç aman vermeden öldür” der.. Kuteybe önce Tarhan’ın iki oğlunu, Tarhan’ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür.. Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının başlarını gene Tarhan’ın ve halkın gözü önünde kestirir.. Tarhan’ı da bizzat kendisi öldürür.. Bütün kesilen başlar Haccac’a gönderilir.. Kuteybe sanki Kuran’daki ayetleri yerine getirmiştir..

9 Tevbe. 123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir.

Tarhan’ın öldürülmesinden sonra, Kuteybe, Aral Gölü’nün altında bulunan Harzem bölgesine yürür.. Harzem’de Caygan ile Havarizat arasında taht kavgası vardır.. Kuteybe Caygan’la işbirliği yapar.. Önce Havarizat ile etrafındakileri öldürtür.. Arkasından Camhud melikini yenerek 4000 civarında esir alırlar.. Ancak, daha sonra bunlar Kuteybe’nin emri üzerine öldürülürler..

Bu olay, Ziya Kitapçı"nın, İslam Tarihi ve Türkler adlı kitabında aynen şöyle anlatılır ;
Bu harblerden birinde, et-Taberi"nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe"ye, 4000 esirle gelmişti. Kuteybe, Abdurrahman"ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana kurulmasını istedi. Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını emretmiştir. Cebbar, zorba, insafsız Arap komutanının etrafının bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu harblerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu. Nitekim bu vahşetten adeta gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır,

Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız.

Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler. ( Sayfa 314 )

Harzem’de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı için Caygan’ı öldürür..Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem’i yakıp yıkar, halkı kılıçtan geçirir.. Harzemli ünlü Türk bilgini, Biruni Harzem’deki uygarlığın yok edilişini şu şekilde anlatır.. “Kuteybe, her çareye baş vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece herşey karanlıklara gömüldü.. İslam Harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi hakkında bilinenleri artık öğrenme olanağı bırakmadı..Harzem’i yıktıktan sonra Kuteybe, Semerkant üzerine yürür..Semerkant meliki Gurek üzerine gelen Müslümanlara karşı diğer Türk Beyliklerinden yardım ister.. Taşkent ve Fergane’den yardım gönderir, fakat gelen birlikler yolda Kuteybe’nin askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler..Semerkant, kuşatılır.. Araplar mancınık ateşi ile saldırırlar.. Daha fazla dayanamıyacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır..Bu anlasmaya göre,

1.Semerkant Araplara hersene 2.200.000 altın ödeyecektir..
2.Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir..
3.Şehirde Cami yapılacaktır..
4.Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır..
5.Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe’ye teslim edilecektir..

Daha sonra Kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve Merv’e geri döner.. Dönerken kardeşi Abdurrahman bin Muslim’i Semerkant’ın başına vali olarak bırakır..
Kuteybe’nin Merv’e dönüşünden sonra, Türkler kendi aralarında işgalci Müslümanlara karşı bir direniş birliği kurarlar.. Zaman zaman Ceyhun ırmağını geçerek Araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler.. Haccac Kuteybe’ye Taşkent ve Fergana’yi işgal etmesi talimatını verir.. Kuteybe Taşkent’e gider fakat başarılı olamaz.. Bu arada Haccac ölür. Halife Velid, Kuteybe’ye Türklere karşı savaşları devam ettirmesini söyler.. Kuteybe bu sefer Kasgar’a doğru yola çıkar.. Tam Kasgar’ı kuşatacakken Halife Velid ölür, yerine Süleyman ibni Abdülmelik halife olur.. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi olmayan Kuteybe Kasgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile birlikte 716 senesinde kafası kesilerek öldürülür.. Çünkü Kuteybe’nin komutanları Halifeye karşı gelmek istememişlerdir..

2. Büyük Katliam.. ( Curcan Katliamı )

Kuteybe ve Haccac’ın ölümü, Arapların Türkleri Müslümanlaştırmak ve Türk şehirlerini talan etmek politikalarında bir değişiklik yapmamıştır.. Öncelikle, Araplardaki Türklere karşı olan korku ortadan kalktığı için, Araplar, Kuteybe’den sonra da aynı şekilde Türk yurtlarına saldırılarını sürdürmeye devam etmişlerdir.. Kuteybe’nin öldüğü aynı yıl olan 716 da, Yezid ibni Muhelleb Horasan’a vali atanır.. İlk iş olarak Dağıstan’ı işgal eder.. Dağıstan meliki Saltekin, Yezit’e karşı uzun süre dayanır.. Sonunda Dağıstan düşer.. Şehir yağmalanır ve 14000 kişi öldürülür..Dağıstan’dan sonra Curcan’a yönelir.. Curcan 300.000 dirhem karşısında savaşmadan teslim olur.. Yezid, Curcan’a bir bölük asker yerleştirerek, Taberistan’ a doğru yola koyulur.. Taberistan Meliki, İsfehbed, Deylem melikinden 10000 kişilik bir yardım alarak savaşa başlar.. İsfehbed savaşırken, Curcan halkı da ayaklanarak Esed ibni Abdullah komutasındaki askerleri imha ederler.. Yezid öfkeye kapılır, Curcan’lı Türkleri yendiğinde kanlarından değirmen döndürüp ekmek yiyeceğine dair Allah’a yemin eder.. Askerlerini toplayarak Curcan üzerine yürür.. Curcan beyi, şehirden çıkarak Curcan kalesine çekilir. 7 ay süren savaştan sonra, kale düşer.. Curcan beyi öldürülür.. Kaledeki askerler esir alınır.. Araplar, daha sonra Curcan şehrine girerler.. Burada da aynı şekilde Kuteybe’nin yaptiğı katliama benzer bir katliam yapılır.. Türkleri öldürerek, 4 fersah boyunca sağlı sollu ağaçlara astırır.. Allah’a verdiği sözü yerine getirmek için, esir aldığı binlerce Türk’ü, Enderiz vadisindeki nehrin kenarına sürükler, orada askerlerine korumasız Türkleri öldürtür.. Öldürülen Türklerin kanlarını nehire akıtır.. Nehrin suyuyla akan kanlardan, ilerideki değirmenden un ve ekmek yaptırarak yer ve Allah’a verdiği sözü yerine getirir.. Katliamdan geriye kalan kız ve kadınlardan beş de biri cariye olarak halifeye ayrıldıktan sonra, geriye kalanlar askerler arasında ganimet olarak paylaştırılır..
Kaynaklar Curcan katliamında Talkan katliamında olduğu gibi yaklaşık 40.000 Türk’ün öldürüldüğünü söylerler..
717 yılından sonraki zaman, Arapların kendi aralarındaki çatışmalarla geçer.. Buraya kadar dikkat ederseniz, ilk Arap saldırıları başladığında Kibac hatun diğer Türk Beyliklerinden yardım istediği halde istediği yardım kendisine verilmemişti.. Sonra o yardımı göndermeyenler, yardıma muhtaç duruma düştüler.. Bu olaylardan Türklerin daha o zaman da aralarında tam bir birlik ve beraberlik sağlayamamış olduklarını görüyoruz.. 717 yılında Ömer ibni Abdulziz halife olur..İki yıl sonra hastalanır yerine, 719 da, Yezid ibni Abdülmelik geçer.. Yezid ibni Abdülmelik ile Yezid ibn Mehleb’in arası iyi değildir.. Yezid ibn Mehleb hapse attırılır ancak, Yezid ibni Mehleb hapisten kaçarak, Basra’da örgütlenir ve Yezid ibni Abdülmelik’e karşı ayaklanır.. 721’de Abbas ve Mesleme adında iki komutan önderliğinde kurulan hilafet ordusu Yezid ibni Mehleb ile savaşır.. Bu savaşta Abbas ve Yezit ibni Mehleb olur.. Yezit’in kafası kesilerek halife Yezit ibn Abdülmelik’e yollanır.. Mesleme, Mehleb’in yakını olan yaklaşık 300 kişinin daha kafasını kestirerek öldürtür. Yezid ibni Mehleb’in oğlu olan, Muaviye ibni Yezid’de elinde bulundurduğu 32 kadar Mesmele taraftarının kafasını kestirtir.. Aralarındaki savaş, Mehleb taraftarlarının tamamen yok edilmesi ile biter… Mesmele, Mehleb’den ele geçirdiği aralarında Türklerin de bulunduğu cariyeleri Cerrah ibni Hakem’e satar..Bu arada, Yezid ibni Mehleb’in yerine getirilen yeni Horasan Valisi, Cerrah ibni Abdullah, Türkmenistan’ın iç kısımlarına bazı saldırılar yaparsada başarılı olamaz..
Kuteybe’nin ölümüyle birlikte Türk topraklarına yapılan akınlar eskisi kadar başarılı olamamışlardır.. Bu dönemde İslam yayılmacılığı bir duraksama içine girer.. Halife II. Ömer ibn Abdülaziz, işgal altında bulunan yörelerdeki Arap egemenliğinin her geçen gün biraz daha zorlaşır bir hale gelmesinden dolayı bu bölgelerde yaşanan gerginliğin azaltılarak İslam’ın kuvvetlendirilmesine çalışır.. Kendisine bağlı yöneticilere, “ Bundan böyle Türk Beyliklerine saldırmayın, hakimiyetiniz altında bulunan bölgelerde gücünüzü arttırarak İslamı yaymaya çalışın” demiştir.. Ayrıca, II. Ömer, Müslüman olan halklardan cizye alınmamasını istersede, Arapların gelirlerinde önemli ölçüde düşme olmasından dolayı bu karardan daha sonra, Türklerin Müslümanlıkarında samimi olmadıkları bahane edilerek vazgeçilmiştir.. Bu arada Horasan’da Cerrah ibni Abdullah, yerine Abdurrahman ibni Nuaym atanmıştır..

Hakan Sulu"nun Göktürk Boylarının Başına Geçmesi

Türkler, Arapların istilasına karşı direnişlerini Çin’den yardım isteyerek sürdürürler.. Daha önce Araplarla işbirliği içinde olan Tugsad da, 718 yılında Çin imparatorundan yardım ister.. Çin, Türklere yardım göndermez.. Turgis Kaani Sulu, Bati Göktürk Boylarının başına geçerek, 720 yılında Sogd’daki Türklerin Araplara karşı isyanını desteklemek için bir birlik gönderir.. Sulu’nun, Kur-Sul adındaki komutanı, Seyhun nehrini geçerek, Sogd’a gelir ve oradaki diğer Türklerle birleşerek, Semerkant’a doğru yürür.. Arap Valisi, Said ibni Haris, Türkleri durduramaz ve Semerkant’a çekilir.. Ancak Türkler Semerkant’ı kuşatamazlar.. Bu arada Said ibni Haris yerine 721 yılında Horasan’a Said ibni Harasi atanır.. 722’de Hisam Halife olur, Said ibni Harasi’yi görevden alarak yerine Müslim ibni Said’i atar.. Müslim ilk olarak Afşin’i haraca bağlar.. Seyhun’u geçerek bütün ekinleri ve ağaçları yakarak ilerler.. Bunun üzerine Turgis Hakanı Sulu, Müslim’in üzerine yürür.. Sulu’nun üzerine geldiğini ögrenen Müslim geri çekilmeye başlar.. Seyhun nehri yakınlarında, bir başka Türk birliği tarafından durdurulur.. Bir yandan yukardan Sulu’nun birlikleri ilerlediği için acele eden Müslim, zayiat vermesine rağmen, Seyhun nehrini geçerek Semerkant’a çekilir.. Bu yenilgi üzerine, Müslim görevden alınır, yerine Esed ibni Abdullah atanır..Esed ilk olarak Hoten şehrini ele geçirerek yağmalar.. Ancak, Turgis Hakanının Müslim’i kovalamasından cesaret alan halk Araplara karşı ayaklanır.. 726 yılında Turgis Hakanı Sulu kararlı bir şekilde Esed’in üzerine yürür.. Huttal’da çarpışırlar.. Esed, Sulu karşısında ağır bir mağlubiyet alır.. Bunun üzerine 727’de Esed’de görevden alınarak yerine Esres ibni Abdullah atanır..
Esres halk üzerinde baskı uygulayarak denetim kurabileceğini düşünürsede başarılı olamaz.. Bir kısım halk Müslüman olduklarını söyleyerek vergi vermek istemezler ve Turgis’lerden yardım isterler. Turgis Hakanı Sulu 728 yılında Buhara’yı zapteder.. Bu arada Esres’in yerine Cüneyt ibn Abdurrahman geçer..Araplar Semerkant’a çekilir..Hakan Sulu ve Kur-Sul idaresindeki Turgis kuvvetleri 729 yılında 58 gün süreyle Arapları Kemerce kalesinde kuşatma altında tutarlar.. Açlıktan ölme noktasına gelen Araplar Kemerce’den çıkarak teslim olurlar, yapılan anlaşma gereğince teslim olanlar Debusia’ya gönderilirler.. Daha sonra Hakan Sulu, Semerkant’ı kuşatır.. Semerkant’ın işgal komutanı Savra ibni Hurr, Cüneyd ibni Abdurrahman’dan yardım ister.. Cüneyd yardıma gelmeden Savra ve Hakan Sulu Semerkant yakınlarında savaşırlar.. Araplar savaşı kaybeder, Semerkant’ın Arap Karargah komutanı Savra bu savaşta ölür.. Halife Hisam, Kufe ve Basra’dan 20000 kişilik ek bir kuvveti Cüneyd ibni Abdurrahman’a gönderir.. Hakan Sulu 732’de Buhara’yı terk ederek çekilir.. 734’de Cüneyd ibni Abdurrahman ölür, yerine Asım ibni Abdullah geçer, bir yıl sonra onun da yerine Halid ibni Abdullah geçer..

Hakan Sulu"nun Ölümü ve Cuzcan Beyinin ihaneti

Hakan Sulu, 737 yılında Halid’in üzerine yürür.. Araplar zayiat vererek Ceyhun’un güneyine çekilir.. Türkler Ceyhun nehrini geçerek Arapları Belh’e kadar çekilmeye zorlar, ancak Cuzcan önderi, Arap’larla birleşerek Hakan Sulu’nun ülkesine çekilmesine sebep olur.. Göründüğü kadarı ile eğer Cuzcan önderi Araplarla işbirliği yapmamış olsaydı Hakan Sulu’nun ordusu muhtemelen Arapları Türk topraklarından temizleyecekti.. Hakan Sulu ülkesine döndükten sonra bir zamanlar Araplara karşı beraber savaştiğı Kur-Sul tarafından şahsi nedenlerden dolayı öldürülür..
Bu gelişmenin birazda Çin tarafından tezgahlandığı, ve tarihte Çin’in Türk Beyliklerini birbirine düşürme siyaseti olarak görülür.. Hakan Sulu’nun ölmesi Araplar arasında sevinçle karşılanır.. Öyleki Horasan Valisi Araplara Hakan’ın öldürülmesinden dolayı şükür orucu tutulmasını ister.. Haberi Halife Hisam’a ulaştırırsa da, Halife bu haberin doğruluğunu anlamak için güvendiği adamlarını yollayarak haberin doğruluğunu öğrenmelerini ister.. Hakan Sulu’nun öldürülmesinden sonra Türkler bir daha toparlanamazlar.. Arapların Türk yurtlarından temizlenmeleri ile ilgili umutları bir anda söner.. Öncelikle Dikhanlar denen yerel egemenlikler Araplara büyük tavizler verirler.. Müslümanlığı kabul eden kişilere büyük ekonomik çıkarlar sağlanır.. Cizye olarak alınan vergilerin miktarları düşürülerek önceki zorlamalara göre çok daha yumuşak bir sömürü politikası uygulanır.. Buraya kadar ki tarihte Türklerin zorla Müslümanlaştırılmalarına hizmet etmiş olan en önemli 2 isim, Arap Komutanı Kuteybe ve Hakan Sulu’nun tam önemli bir darbe indirmek üzereyken kendini Araplara satarak onlarla işbirliği içine giren hain Cuzcan Beyi’dir.. Kur-Sul’da, Turgis Hakanı Sulu’yu şahsi çıkarları uğruna öldürerek ister istemez Arapların korkulu rüyasını ortadan kaldırmış, Müslümanlığın Türk topraklarında daha rahat bir şekilde yayılmasına neden olmuştur..

Kur-Sul"un Ölümü ve Türk Ordularının Dağılması

Emevilerin son valisi, Nasır ibni Seyyar’ın valiliğe gelmesi ile birlikte Güney Türkistan’da Arap güçlerinde bir toparlanma başlar. Nasır, Arap hakimiyetinin yumuşak bir politika ile daha kolay bir şekilde yayılabileceği bilinci ile güçlü bir ordu kurarak Türk topraklarına yayılır. 739 yılında Araplar Semerkant’a tamamen yerleşirler.. Ancak, Seyhun nehrini geçmeye çalışırlarsada, Kur-Sul komutasındaki Türk ordusu tarafından durdurulurlar.. Sayı olarak Kur-Sul’un ordusundan daha kalabalık olmalarına rağmen, nehrin öte tarafına geçmeye cesaret edemezler.. Ancak bu arada Araplar için hiç beklemedikleri bir gelişme olur.. Araplara karşı saldırı düzenlemeyi planlayan ve bu nedenle nehrin etrafında keşif yapan Kur-Sul, Arap askerlerine yakalanır.. Nasır, Kur-Sul’u hemen öldürerek cesedini Türklerin görebileceği şekilde Seyhun nehrinin kenarına astırır.. Bu manzara çok geçmeden Türkler üzerinde beklenen etkiyi yapar ve Türk ordusu zaten sayıca üstün olan Araplar karşısında dağılır.. Taşkent ve Fergana da teslim olur.. Nasır,bundan sonra Arap hakimiyetini daha yumuşak politikalar uygulayarak sürdürür.. Yurtlarını terk ederek giden Türklerin geri dönmeleri halinde vergi borçları affedilir.. Halk içinden Müslüman olanlara bazı ekonomik ve sosyal çıkarlar sağlanarak, onların kendiliğinden Müslümanlığı seçmeleri teşvik edilir.. İslam’ın taraftar bulabilmesi için, gerek korkutarak, gerek teşvik ederek gereken her türlü tedbiri alınır.. Bu alınan tedbirler yavaşda olsa sonuç verir.. Türk topraklarındaki son Emevi Arap valisi Nasır ibni Seyyar Türklere İslam’ı kabul ettirtmeyi başarmıştır..

Bizi ilgilendiren tarih buraya kadardır.. Bundan bir süre sonra Arap topraklarında, Emevi Hanedanının egemenliği son bulur ve Abbasilerin devri kendini gösterir..
749’da Abbasiler Emevi Hanedanını zorlamaya başlar.. Arap topraklarında başlayan iç savaş, Emevilerin dışarı yayılmaları için gerekli olan kuvvetin bölünmesine yol açar.. Abbasilerle birlikte, Müslümanlaştırılan halklar üzerinde daha uyumlu, onların örf ve ananelerine uyan bir İslam uygulanır.. Emevilerden sonra İslamiyetin evrensel bir din olduğu şeklinde uygulamalar yapılarak İslam"ın daha geniş kitlelere yayılmasına özen gösterilir.. Bu şekilde önceleri Arap dini olarak kurulan din, giderek daha bir evrensel görünüm kazanır.
Bu arada Araplar arası çatışmalar da giderek şiddetlenir.. Araplar arası kavgada Mevaliler, yani azat edimiş köleler de belli bir önem kazanırlar..
Bu çatışmaların içinde olan Arap şefleri Mevali’yi kendi taraflarına çekmek isterler.. Ancak, bütün Müslümanları eşit gören İslam karşısında Mevali’nin durumu belirsizdir.. Mevali, eşitliği öngören İslam adına, Arap üstünlüğüne karşı çıkar.. Ali tarafı ve Peygamberin amcası Abbas’ın soyu, Emeviler tarafından kendilerinden hile ve zorbalıkla alınan iktidarlarının asıl sahipleri olarak görünmeleri, beraberinde bir takım siyasal sorunları da başlatır.. Bu arada, sınıfsal farklılıklar ve beraberinde yaşanan olumsuzlukların nedeni olarak, ezilen sınıf tarafından İslamın kendisi değil, Emevi hanedanın iktidarı sorumlu tutulur..

Müslüman Araplar Türklere Neden Saldırmıştır

Genelde, bu tarihi bilen İslami çevreler, Müslüman Arapların Türklere saldırmasını, onları İslam dinine davet etmek, gerekirse bu uğurda zor kullanarak, onları İslam"a boyun eğdirmeye zorlamak şeklinde yorumlarlar.. Ancak tek neden bu değildir..
Bu konu da ayrıca Zekeriya Kitapçı"nın Yeni İslam Tarihi ve Türkler adlı Kitabında anlatılmıştır.. Aşağıdaki pasaj, aynı kitaptan alınma bir bölümdür.

Değişen Arap Toplumunun Yeni Hayat Anlayışı

a-) Harbeden Askerlerin Servete Kavuşma İsteği

Arapları, Orta Asyayı fethe zorlayan bir diğer faktörde harbeden askerlerin kısa zamanda büyük servet ve zenginliklere sahip olmaları idi. Değil daha sonraki devirler, ilk devirlerdeki fetih hareketlerinde bile sosyo-ekonomik nedenlerin çok önemli bir faktör olduğu ortaya çıkmaktadır. Genellikle Bedevi, çölde yaşayan, fakru zaruret içinde çok insafsız bir hayat mücadelesi içinde yoğrulan Araplar, daha İslamın ilk devirlerinde harbedeb askerlerin verilen yüksek maaş ve ganimetler dolayısıyla kısa zamanda büyük bir servet ve zenginliğe kavuştuklarını görmüşlerdir. Mücahit gazilerin bundan sonraki yaşantıları ve hayat seviyeleri bir anda değişmiş ve harbe iştirak etmeyenlere nazaran çok daha iyi ve müreffeh bir hayat sürmeye başlamışlardır. Bu kabil Arap bedevilerinin o zamanki durumu, bugün Anadolu"nun iç kısımlarından kalkarak aynı sosyo-ekonomik nedenlerle çalışmak için Almanya"ya giden Türk köylüsünü ve onun sosyal hayatındada meydana gelen başdöndürücü değişiklikleri hatırlatmaktadır. Bunun içindir ki Arap kabileleri çeşitli cephelerde savaşmak için hata Hz. Ömer devrinde Medine"ye çok büyük kafileler halinde akın akın gelmeye başlamışlardır. Daha sonraları bunları Bedevi aileler takip etmiş ve dolayısıyla Arap yarımadasının dışına daha o devirlerden itibaren çok büyük bir Müslüman Arap göçü L. Caetani"nin ifadesiyle tarihte ilk defa Sami ırkının göçü başlamış oluyordu.
Tarihte belki ilk defa vaki olan bu Sami Arap göçü, Emeviler devrinde de bütün canlılığı ile devam etmiş, sadece İran"a değil, Türkistan"ın Buhara, Baykent, Semerkant gibi daha birçok büyük şehirlerine önemli ölçüda Arap aileleri yerleştirilmiştir. Özellikle Buhara"ya yerleştirilen bu kabil muhacir Arap aileleri o kadar çoktu ki, Kuteybe b. Müslim be yerleşik Arap nüfusu ve kesafetine dayanarak bu büyük Türk şehrini nerede ise kolonize etmeye kalkışmış ve bunda önemli ölçüde de muvaffak da olmuştur. Genellikle 25-50 bin arasında değişen ve aile efradıyla birlikte yapılan bu göçler, bir taraftan İran ve Türkistan"ın büyük şehirlerinin Arap nüfusuyla iskan edilmesine, diğer taraftan da siyasi Arap hakimiyetinin bölgede daha kolay bir şekilde yerleşmesine ve hatta İslam dininin gelişme ve yayılmasına da yardım etmiştir.

b-) Yaygın Geçim Sıkıntısı

Müslüman Arapları komşu ülkeleri ve bu arada Türkistanı fethetmeye zorlayan önemli sebeplerden bir diğeri de çok yaygın hale gelen geçim sıkıntısıdır..Nitekim, el-Mesudi"nin en güzel kitap olarak tavsif ettiği ve fetih hareketlerini çok daha objectif kriterler içinde ele alan ilk tarihçilerimizden Belazuri"nin Fütuhu"l Büldan adındaki kıymetli eserinde, Arapların geçim sıkıntısı yokluk ve mahrumiyetler içinde sürdürdükleri hayat mücadelesi nedeniyle komşu ülkeleri fethetmeye zorlandıkları ve bu ülkelerde çok büyük sayıda yerleştikleri hakkında sarih ifadeler vardır. ( Sayfa 299..)

Taberi Anlatımları

Aşağıdaki pasajlar doğrudan Taberinin anlatımından alınmıştır.

Tarih-i Taberi / Cilt 3/(Syf-343)

Her kim Türk’lerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. İmdi müslümanlar bir bir Türk’lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar.Ve Türk’leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp Merv’e geldiler.

Yaz gelince Kuteybe Horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan’a vardı. Şehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle müttefik idi. Kuteybe’nin geldiğini işitince kaçtı. Kuteybe Talkan’a girdiği vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. Nekadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe’nin askeri orada hesapsız adam öldürdü.

Rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd’e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki oğlunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf-344)

Kuteybe dedi: - Vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )
Bunun üzerine Neyzek’i ve iki kardeşi oğulları ki biri Sol ve biri Osman’dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler.hepsi 700 adam idi. Buyurdu başlarını kesip Haccaca gönderdiler.(Syf-347)
Kuteybe deve palanı demek olur.(Syf-351)

Ganimet malının beşte birini Haccac’a gönderip Semerkant’ın fethini de ilan etti. Haccac da bu haberi işitip sevindi. Kuteybe tekrar Merv’e döndü. Kardeşi Abdullah’ı Semerkant’a emir yaptı. Askerlerinin bir miktarını onun yanında bıraktı ve lüzumu kadar harp aleti verip, Abdullah’a dedi: Kafirlerden hiç kimseyi Semerkant’a girmeye bırakma, ancak eline bir parça balçık ver ve o balçığın üzerine mühür vur.(Syf-353)

Kuteybe’nin Havarizem Şehrine Gitmesi Haberi

Havarizem melikinin adı Çaygan idi. Ondan küçük Havarizad adlı bir kardeşi vardı. Çaygan’ın üzerine galebe etmiş idi ve onun bütün işini tutmuş idi. İşitse ki Çaygan’ın eline güzel bir cariye girmiş, yahut bir nefis bir kumaş almış derhal adam gönderip aldırırdı.Yine işitse ki bir kişinin güzel kızı var yahut güzel bir avreti var derhal mecal vermez,çekip alırdı.Hiç kimse men edemezdi. Ve Çaygan’a ondan şikayet etseler ben ona bir şey diyemem,derdi. Çaygan da onun elinden bunalmış idi.Bu işi bu şekilde uzatınca Çaygan’ın tahammül etmeye takatı kalmadı.El altından Kuteybe’ye adam gönderdi. Havarizem şehirlerinden üç şehrin kilitlerini bile gönderdi.

Ve Kuteybe’ye dedi: Havarizem’e gelip kardeşimi öldürürsen her ne dilersen vereyim,dedi.Lakin bu haberi hiç kimseye bildirmedi.Bu haber Kuteybe’ye ulaşınca gaza vaktı idi.Kuteybe kavmine Segat gazasına varırız diye bildirdi.Çaygan’ın adamını geri gönderdi.Havarizad’e haber verdiler ki Kuteybe Segad’a gazaya gider. O da gayet sevindi. Ve kavmine bildirdi ki bu yıl cenkten eminsiniz,zira Kuteybe segad’a gidermiş.Ve bizde iş’e meşkul olalım dedi.Bilmedi ki Kuteybe kendi üzerine gelir. Bu esnada Kuteybe ansızın bin atlı ile Medinetül Fil ki Havarizemin ulu ve muazzam şehridir.Zira Havarizem ülkesi üç şehirdir.Ondan ulusu yoktur.Kuteybe çıkıp geldi.Havarizem halkı Kuteybe’yi görüp korktular. Kuteybe doğru Çaygan’ın yanına geldi.Ve Havarizad’a haber verdiler ki ne gafil durursun işte Kuteybe erişip alemi fesada verdi.Havarizad anladı ki bu iş Çaygan’ın başı altındadır.Diledi ki Çaygan’ı öldüre.Lakin fırsat ve mecal bulamadı.İmdi hazır bulunan sipahi ile sürüp Medinetil Fil’e geldi.Çaygan o üç şehri Kuteybe’ye verip kendisi de Kuteybe’nin yanına geldi.Ve Havarizad şaşkına döndü. Nihayet Kuteybe’ye adam önderip aman diledi.

Kuteybe dedi: Amanı kardeşinden dile eğer o aman verirse benden emin ol.Havarizad dedi: -İmdi bildim ki benim ölmem lazım.Zira benim kardeşime boyun eğmem ölmek demektir.Belki ölmek muti olmaktan iyidir,dedi. Bunun üzerine cenge koyuldu. Bir saat cenk edip sonunda tutuldu.Kuteybe’ye getirdiler. Kuteybe dedi:Kendini nasıl görürsün.
Havarizad dedi: -Ey emir,beni melamet etme ki ben kılıca eli onun için vurdum ki seninle benim aramda bir hüküm zahir ola.İmdi fırsat senin oldu,bana ne öğünmek gerek,ne dilersen et. Bunun üzerine Kuteybe buyurdu.Dışarı çıkıp boynunu vurdular.Çaygan dedi: -Ey emir,henüz gönlüm şifa bulmadı.
Kuteybe dedi: -Daha ne dilersin?
Çaygan Dedi: -Dilerim ki onunla bile olan kimselerin hepsini öldüresin.
Kuteybe dedi: -İmdi sen benim yanıma topla, ben öldüreyim. Çaygan da hepsini tutup getirdi.Kuteybe cümlesini öldürüp mallarını aldı. Çaygan şöyle şart etmiş idi ki:Bin baş esir ve nice bin kumaş vere. İmdi Kuteybe Medinetül File girip o malı Çaygan’dan aldı.

Çaygan Kuteybe’den yardım diledi.Zira Camhüd meliki daima gelip Çaygan ile cenk ederdi.Ve Çaygan’ı gayet incitirdi.Kuteybe Abdurrahman’ı ona yardıma gönderdi.Ve Abdurrahman varıp muharebe etti ve o meliki öldürdü.Çaygan o yerleri fethedip dört bin baş esir aldılar. Kuteybe buyurdu. Hepsini öldürdüler. (Syf-349-350)

-Şaş askeri bize gece baskın etmek dilermiş, imdi varın onların yolunda filan yerde pusuda durun.Ve onlar çıktığı vakit üzerlerine sürünüz.Ola ki bir fetih edesiniz,dedi.Muslih b.Müslim’I bunlara kumandan tayin etti.Muslih de gelip o 700 adamı üç bölük etti.Bir bölüğünü yolun sağ yanına,bir bölüğünü sol yanına koydu ve kendisi bir bölükle yolun üzerine durdu.Gece yarısı geçince Şaş askeri çıkıp geldiler.Muslih’i yol üzerinde görünce cenge meşgul oldular.Ve o iki bölük gaziler de iki taraftan hamle edip aç kurdun koyuna girdiği gibi kafirleri tarumar ettiler.Gazilerde Şübe adlı bir bahadır yiğit vardı.Kendisini Şaş güruhuna ve kalabalığına vurdu.Onların ortalarında bir melikzadeleri vardı.Yetişip Şübe onu kulağı tözünden kılıç ile çaldı.Öyle bir çaldıkı başı top gibi havaya uçtu.Şaş askeri bu heybeti gördüklerinde hepsi bozguna uğradılar.Müslümanlar ardına düşüp onları hesapsız kırdılar.Onlardan kurtulan pek az oldu.Ve onların ekserisi Melikzadeler idi.Ziynetli ve silahlı kimselerdi.Onların başlarını ve silahlarını ve elbiselerini hepsini aldılar geri dönüp Sürür ile Kuteybe’nin yanına geldiler. Ertesi gün Kuteybe hükmetti ki cenge atılalar.

Gavrek Kuteybe’ye adam gönderip dedi: -Bu ettiğin harbi öyle zannetme ki arapların kuvveti ile edersin belki acemden benim kardeşlerimdir ki sana yardım edip cenk ederler.Yoksa harbe arapları gönder.Gör ki biz de neler ederiz,dedi.Kuteybe bu sözü işitip gadaba geldi ve münadilere çağırttı.Müslüman mübarizleri toplanıp kafirlerin üzerine yürüyüş ettiler ve buyurdu ki mancınık kurdular ve bir burcu döğe döğe yıktılar.Ve Müslümanlar o yıkılan yerden hücum ettikte kafirlerden bir bahadır er gelip o gedikte durdu her kim ileri gelse mecal vermez öldürürdü.Müslümanlarda silahşörler çok idi.Kuteybe onları çağırtıp dedi ki:Sizden kim ki o şahsı ok ile vurursa ben ona on bin dirhem veririm.O silahşörlerden biri ileri yürüyüp ok ile o şahsı atıp gözünden vurdu ve ensesinden çıktı.derhal düştü.O kişi Kuteybe’nin yanına gelip on bin dirhemi aldı.(Syf-351-352)

11.05.2007 16:56

o.T.
 
Mein erster Satz birgt mehr Inhalt, als ich Dir noch weiterhin zum Ausdruck bringen werde. Gar nichts muß ich Dir also beweisen, bevor Du nicht angefangen hast, richtig zu Lesen und zu Verstehen. (;
Nachdem Du gelernt hast, wie man außerdem mit Leuten unterhält, darfst Du Dich wiedermelden.

11.05.2007 17:13

copy paste yapmak kolay
 
bilginle gel buraya
bana dinsizin yazdigi bir siteden alinti yapip bilgiclik taslama
bu ancak senin cahilligini ve salakligini gösterir

11.05.2007 17:14

mankafa sen anlamazsin o.T.
 
ohne Text


Alle Zeitangaben in WEZ +2. Es ist jetzt 12:46 Uhr.