Vaybee! Forum

Vaybee! Forum (http://localhost/forum/index.php)
-   Gesellschaft & Soziales (http://localhost/forum/forumdisplay.php?f=398)
-   -   Religion & Glauben (http://localhost/forum/showthread.php?t=4272)

06.11.2006 07:50

Politika yapmak politik
 
düsünmekle baslar bence.

cerenirem 06.11.2006 11:00

Meine Güte ey :-)
 
Iyiki bi almancaniz var haaa...
bu kadar abartilip almanca dilinizde konusmaniza kime ne beweisen yapamka istiyorsunuz..Ihr seit hier net in der Uni wo ihr einen Vortrag über einen Professor haltet...also bleibt mal bisschen locker :-)))

o2cando 06.11.2006 11:31

Wurzeln definieren...
 
da wir im Forum für Religion und Glauben sind ist die Wurzel hier natürlich der Anfang des Islams. Wären wir im Forum für Kultur und Erdkunde würden wir natürlich darüber reden das wir aus der Mongolei kommen und das frauen damals die ziegen gemolken haben usw..

o2

o2cando 06.11.2006 11:35

laizismus???
 
hmmm
Sorry du aber deinen Beitrag habe ich auch nach dem zweiten durchlesen nicht verstanden. Vor allem auch nicht worauf du da geantwortet hast und wo ich märtyrer und vergleichbare genannt habe!!!
Hilf mir bitte mal aus dem dunkeln raus damit ich dir antworten kann.

o2

darya 06.11.2006 12:26

Ich finde...
 
...Deine Logik unschlüssig. Wie soll bitte ein ´Forum´ ein Parameter sein, der die Wahrheit beeinflusst? Deine Wurzeln als Türke liegen nicht im Islam, sondern weit vorher. Du kannst höchstens sagen, dass Du vom Islam geprägt worden bist, aber nicht, dass Deine Wurzeln, Anfänge, Ursprünge darin liegen.

Egal, in welchem Forum Du Dich befindest. :)


Cheers,
Darya

06.11.2006 12:54

Hayatin bir parcasi Politika
 
ikili iliskilerde... kari, koca, dost, arkadas arasindada ayni sekilde siyaset vardir...

Bu gayet dogal olaydir....

Herkes en iyi sekilde kendini ifade etmek ister.... basarininda anahtari bu olsa gerek... :)

06.11.2006 13:10

Sihhat Sihhat...
 
Halk içinde muteber bir şey yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda, bir nefes sihhat gibi.
Saltanat dedikleri bir cihan kavgasıdır,
Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.

(Sultan Süleyman)

Ecevitin son dönemi aklima geldi ve Sihhatin önemini, bence en güzel Kanuni Üstadimizin bu siiri söylüyor...

roman 06.11.2006 13:49

???
 
Elçiye zeval olmaz.

roman 06.11.2006 14:53

Sevgili Enis!!!
 
İnsanlar aynı şeyleri düşünüp, savunmak durumunda değildirler.

Haklısın pek çok konularda farklı, farklı düşünüp o şekilde açıklamalarda bulunuyoruz.

Ben savunuyorum insanların bu değişikliklerini.

Her insandan bir şeyler öğreniyorum.

Ama insanların bunları savunurken birbirlerini kırmalarını, aşağılamalarını, tepeden bakmaklarını doğru bulmuyorum.

Aşağılarda bir konuya (yazmış olduğum) açıklık getirmek istiyorum.

Tanrı günahlara bakmaz diye yazmıştım. Tanrının günahlar ile uğraşacağını düşünmüyorum. Yoksa tepeden tırnağa günü birlik o kadar çok yanlışlarımız var ki!!! Sevgili Tanrı için insanın sürekli iyiye doğru gelişimi, temizlenmesi(ruhsal temizlik) ve güzel şeyler ile birlik olabilmesi önemlidir diye düşünüyorum. Mutlaka insan tüm yaptıkları ile bir bütündür. Lakin erdemliliğin en üst boyutuna ulaşırken sürekli hataları ile boğuşur bütün yaşamı boyunca. Neden sevgili Tanrı kötülüklerinin içinde bulunsun insanın.

Bu nokta dinsel veya inançlılığın bir gözlemi.

Elbet salt inançlı insanlar değildir ahlaklı ve erdemliliği savunan arayan.

İnançsız insanlar da en az inançlı insanlar kadar ahlaklı ve erdemli olmayı ararlar ve bulurlar. Evrensel hukuk düzlemi bunun en güzel sistemidir.

Bir başka nokta sevgili Tanrı mükkemmel midir gibisine kısaca değindim. Kimi din ulemalarına göre değildir.

Bir noktada haklısın karşılaştıra bileceğimiz ikinci bir örneği yok.

Aslında şöyle düşünmek daha doğru biz dünyalı ölümlüler olarak pek çok derin Mistiksel konularda kavrayabileceğimiz var olan tüm kapasitemiz şu anki gelişmişlik düzeyimizden ibaret, daha fazlasını anlamaya çalışsakta buna gücümüz sınırlı gibi.

Selamlar...

06.11.2006 15:17

ehhh öyle olsun.. :)) o.T.
 
ohne Text

06.11.2006 15:21

Belki su bazda anlasalim
 
Tanrinin Kaainatin kendisi olduguve ucsuz bucaksiz tek.... iyilik ve kötülügü her seyi iceren bir mekanizma olarak algilarsak senin dedigine geliriz...

evet bu cercevede bizim insanlarin anlayisina göre MÜKEMMELLIK olmayabilir... ama yinede Kaainatin bir sistemi var...

iste o sistem kimseye bakmayan zerre kadar oynamayan sadece var olan bir sistem....

Neyin ne olacagini ölünce görecegiz.. :))

oezsu 06.11.2006 16:07

o.T.
 
Mütevaziligin Pasasi gelip gecti desekde dogru olacagini düsünüyorum..

Allah rahmet eylesin !

oezsu 06.11.2006 16:14

hmm, natürlich.,. alles klar!
 
Mach dir mal keine Sorgen über mich und meinem Wortschatz!!!

Naja, man dir wirklich nicht zumuten, dass du wirklich die Ansichten der Pragmatiker besitzt nach deinen Statements!

oezsu 06.11.2006 16:14

hmm, natürlich.,. alles klar!
 
Mach dir mal keine Sorgen über mich und meinem Wortschatz!!!

Naja, man dir wirklich nicht zumuten, dass du wirklich die Ansichten der Pragmatiker besitzt nach deinen Statements!

oezsu 06.11.2006 16:14

hmm, natürlich.,. alles klar!
 
Mach dir mal keine Sorgen über mich und meinem Wortschatz!!!

Naja, man dir wirklich nicht zumuten, dass du wirklich die Ansichten der Pragmatiker besitzt nach deinen Statements!

roman 06.11.2006 16:35

Ben çok Farklı bir şeyden bahsediyorum.
 
Kainat, yani Evren ve onun tek bir hata bile yapmadan süren sisteminden ve varlığından bahsetmiyorum Enis.

Sevgili Tanrıyı salt bu kalıbın içinde olarak görmüyorum, ben daha genişinden bahsetmekteyim.

Senin S. Ateşin sürekli Hürriyet gazetesinde bulunduğu açıklamadan verdiğin örnekten bahsetmiyorum.

Eğer bu tür bir gerçeklliliği kabullenirsek ölüm sonrası gideceğimiz bölge, yada yer, yine bu kainatın içinde bulunun bir bölge olacaktır ve bir gün bilim o yeri bulacaktır, ki böylesine bir yerin varlığının üzerine kafa patlatanlarda bulunmakta SİRİUS yıldızı gibi.

Ben dimenzyonların içinde yada bulunan yerlerin içinde aynı esnada pek çok değişik dimenzyonların bulunduğundan bahsetmekteyim.

Ruhun ölüm sonrası gittiği yer ölüm öncesi bu dünyaya geldiği yer olarak düşünmekteyim.

Burada ortaya çıkan bir çok sorular bulunmakta, hangi kainat, kaç değişik kainat var??? Biz hangisine aitiz vs.

Ve Tanrı tek bir Tanrımı???

Neden bu kadar mükemmel olabilen bir güç yardımcılara ihtiyaç duymakta, bizlerde onun birer yardımcısımıyız, yada olacakmıyız vs.

Belki bu konuları buralarda genişletmenin bir anlamı yok, çünkü daha ellerinde var olan kitabın bile tümünü anlayacak bir şekilde okumamış insanların mevcüdiyeti çok fazla.

06.11.2006 19:26

Aynen... katiliyorum.. :) o.T.
 
ohne Text

06.11.2006 19:45

Hayir seni yanlis anlamis degilim
 
Türkcen mükemmel ve söylemek istediklerini isabetli sekilde yaziyorsun.... yanlis anlasilma yok bir kere....

Sanirim kavramlarda sorunumuz var... ekiden beri anlasamadigimiz nokta ise kavramlardir...

Bak dostum.. Tanrilarmiiii ?? yani cogaldan bahsettin.... kanaatimce ne kadar cogal Tanrilar denilse bile yine en dorukta en merkezde yine tek olan bir sey olmali... olmamasi insan beynini asan bir noktadir...

Beynimiz genetik olarak en yüksekte bir Kral Sultan yada baskalari oldugundan ve bazende zulüm cektiklerinden... Kraldan daha büyük birisinin olmasini arzular Ruhlarimiz... ve belkide genetik olarak Allah inanci bu sekilde gelismistir... :))

Ama su gercekte var..... bis nizam inzizamin olduguda kesin... yani kisacasi Allahin varligi kesindir... ama nasil ne sekilde ve bizlerin yasam amaci nedir... bu ve benzeri konularda keskin cevapta verebilineceginide sanmiyorum....

6 Milyar insan varsa tam 6 milyarda Allah kavrami DIN anlayisi vardir

o2cando 06.11.2006 23:16

iki hristiyanin arasina girmek...
 
.. istemem ama birbirinize ask ilan etmeniz benide etkiledi. Ne diyeyim Allah hidayet nasib etsin. Israrla islamiyete önce karsi cikmaniz ve daha sonra Allaha "tanri" diyerek olayi kendi acinizda cekmeniz ustaliginizin belgesi.
Ve aslina bakarsak siz ve biz yeni birseyi tartismiyoruz, asirlardir kimileri görmedigime inanmam diyor karsisindakilerde o zaman senin aklin yok diyorlar cünkü aklini/sevgini/korkunu vs. gösteremiyorsun diyorlar.
Siz de bu forumun misyonerleri misiniz??

basak80 07.11.2006 01:07

auch traurig drüber
 
:(((


hab ecevit sehr gemögt!!!!

basak80 07.11.2006 01:09

ich glaub das heist laiklik
 
bin mir aber net sicher

07.11.2006 01:10

Öyle oldugumuzu kim söyledi
 
MÖCHTE GERN PROPHET.... aber noch Amatörhaft....

basak80 07.11.2006 01:10

ubniversell ne yaaa????
 
könnt ihr mal hoch deutsch schreiben? wie redet ihr denn?

basak80 07.11.2006 01:13

du bist klug
 
ich kenne das alles ist relatif. war das nicht von göthe oder so??? ist schon zu lange her :((((

07.11.2006 01:13

Universell olacakti... yanlis yazdik
 
affina siginiyoruz... kaldiki amacimiz burada efsane yazilar birakmak degil.... kisa yoldan düsünclerimizi yazmak... imla hatasi daima var olacak tabiiiiii....

basak80 07.11.2006 01:14

önemli diil zaten anlayamiyorum fazla o.
 
ohne Text

07.11.2006 01:15

Keiner Ahnung
 
durchaus möglich.... alles ist eine Betrachtungsweise..... jeder sieht die gleiche Sache nun mal anders... das ist eine Cosmische-Konstante im leben... das wird sich nie ändernnnnnn....

07.11.2006 01:16

nedekiii ??
 
cokmu karisik yazdiklarimiz ??

basak80 07.11.2006 01:18

ihr redet soooooo viel über reli
 
was redet ihr so viel über religion. lasst die leute doch glauben was sie wollen. und diese worte von polylux pussy deluxe und sowas. das versteht keiner ey!!!

roman 07.11.2006 01:55

Farzet ki öyle! iki Hıristiyan yazmakta,
 
nedir seni rahatsız eden???

roman 07.11.2006 01:59

Sanıyorum okuduğun gibi değil,
 
kavradığın gibi anlatılmaya çalışılan.

Yoksa başka bir anlam mı türetmekte fazladan yazılan b harfi???

Varsa imla hatasından başka bir anlamı lütfen açıklada ne olduğunu sayende öğrenelim.

Öyle değil mi ama!!!

07.11.2006 15:55

ich finde es ziemlich naheliegend...
 
dass man im religionsforum über religion schreibt.

aber eigentlich wollte ich nur zum ausdruck bringen, dass die menschheit sich, entgegengesetz dem technischen fortschritt, politisch sowie sozial ständig zurück entwickelt.

der rest ist satire; oder kritik in bezug zur "angenommenen" biologischen entwicklung, sprich evolutionstheorie ala "homo sapiens", "homo erectus" oder "homo sexuell".

ob das keiner verstanden hat kann ich nicht beurteilen. ich schreibe nur. von mir aus kann jeder glauben und denken was er/sie will.

roman 07.11.2006 19:01

Miliyet gazetesinden güzel bir dizi!
 
"Bu parayı alamam"

12 Eylül günlerinde geçim derdine düşen Bülent Ecevit, Dünya gazetesine yazdığı bir İsmet İnönü yazısı için kendisine gönderilen parayı "İçime sindiremiyorum" diyerek iade etmişti

Ecevit"in çok özel belgeleri - 1

Rıdvan Akar - Can Dündar


Bu belgeler ilk kez yayımlanıyor

Bülent ve Rahşan Ecevit çifti henüz aşklarının o efsunlu ilk yıllarında geleceğe ilişkin düşler kuruyorlardı. Onların düşünde ne zenginlik, ne kariyer, ne de şöhret vardı. Tevazu dolu bir yaşamda, kırlar içindeki bir evde Rahşan Ecevit resim yapacak, Bülent Ecevit de şiir yazacaktı. Ekmeklerini nasıl olsa kazanırlardı. Sanata adanmış bir yaşamda, bir lokma ve bir hırka ile yetineceklerdi. Biri profesör, diğeri milletvekili çocuğuydu. Cumhuriyet aydınlarının yüzünü Batı"ya dönmüş o elit ikliminde siyaseti küçümsüyor, memurluğu akıllarından bile geçirmiyorlardı.
Ancak siyaset bir girdap gibi onları kendine çekti. Bülent Ecevit, Türk siyaset tarihinin en çok konuşulan, en çok tartışılan ve en çok sevilen liderleri arasına ismini yazdırdı.
Ecevit ciddi, kararlı bir devlet adamıydı. Yaşayan en eski politikacıydı. 50 yıllık bir politika deneyiminden süzülen devlet tecrübesi onu adeta devletin kara kutusu haline getirmişti.
"Karaoğlan" belgeselinin hazırlığı sırasında yarım asırlık siyaset hayatında biriktirdiği özel arşivini ilk kez bizimle paylaştı. Bu özel arşiv, Ecevit çiftinin "Kütüphane Ev" diye nitelendirilen ve yaşamlarını sürdürdükleri Or-An"daki evlerinde muhafaza ediliyordu. Ecevit, "Erica" daktilosunu edindiği günden itibaren kişisel notlarını, devlet adamlığı sürecinde kendisine yollanan bilgi notlarını, belgeleri bu arşivde değerlendirmişti. Ecevit"e yollanan mektuplar, "gizli" ya da "çok gizli" mahreçli yazışmalar klasörlerde birikmişti.
Ecevit"in bugüne kadar hiç bilinmeyen bu özel arşivindeki tarihi belgeler bu yazı dizisinde ilk kez kamuoyuna açıklanıyor.
Bu belgelerde kimi zaman 1970"lerin o kargaşa günlerinin izlerini, kimi zaman öfke dolu bir polemiği, kimi zaman da bir ailenin yaşadığı özlemi ve sıkıntı dolu günlerin izlerini okuyacaksınız.
Ecevit şimdi tarihin huzurunda yatıyor.
Biz ise bu dizide siyasetin yarım asırlık çınarını, arşivinde biriktirdiği belgelerle daha yakından tanımayı umuyoruz.

Türk siyasetinde hiçbir lider eşine olan aşkını onun kadar iyi dile getirmedi. Hiçbir lider, aile yaşamlarından taşan sevgiyi, siyasi yaşamından önemli görmedi.
"Bülent Bey" ve "Rahşan Hanım" arasındaki ilişki diğer liderler ve eşlerinden farklıydı. Rahşan Ecevit sadece siyasi yaşamı boyunca değil, Bülent Ecevit"in yaşamının her aşamasında, her anında ve her projesinde onunla birlikte oldu. Kâh lider Ecevit"in eşi olarak kurduğu Köylü Derneği ile siyasi yaşamının bir parçası, kâh yaptığı çevirilerle maddi sıkıntıları paylaşan eşi, kâh yaptığı yemeklerle eşinin cezaevi yaşamını kolaylaştıran aşçı, kâh yasaklı Ecevit"in siyasi yaşamdaki aksiydi.
İkisi de hayat boyu akçeli konulardan uzak durdular. Gösterişsiz, sade bir hayattan yana oldular. Ve ikisi de bu tercihlerinin bedelini, her dar günde ciddi sıkıntılar çekerek ödediler. Bu sıkıntıların bir kısmı mektuplara, anılara yansıdı, bir kısmı özel arşivde unutulmuş birkaç belge olarak kaldı.

Londra"da açlık günleri
Sıkıntıları aslında evlenmelerinden hemen sonra başlamıştı. Ecevit nikâh sonrası Londra Basın Ataşeliği"ne tayin oldu. Ayda 30 sterlin alacaktı. O maaşla ikisinin birden geçinmesi olanaksızdı. Rahşan Ecevit o yoksul günleri şöyle hatırlıyordu;
"Yiyecek kıtlığı vardı. Paramız olmadığı için vesikayla alınacakların tümünü alamazdık. Alabildiğimiz kadarıyla idare ederdik. Bülent kirası ucuz olsun diye şehirden uzak bir yerde yaşıyordu.
Öğlenleri yemeğe gelemezdi. Ben de öğlen yemezdim. Akşam yemeği beraber yiyelim diye, aldığım yiyecek malzemesinin çok küçük bir kısmını kullanırdım."

Yüzüklerini sattılar
Ecevitler Londra"da resmen açlık yaşıyorlardı. Önce nikâh yüzüklerini, sonra saatlerini sattılar. Rahşan Ecevit, ailesine yolladığı bir fotoğrafta öyle zayıf görünüyordu ki, zafiyet endişesiyle ailesi kızlarını Ankara"ya çağırdı. Bir ay yedirip iyice besleyip geri yolladı.
Londra sonrası Ecevit Ulus gazetesinde çalışmaya başladı. Rahşan Hanım Amerikan Haberler Merkezi"nde çalışıyor, tercümeler yaparak eve katkıda bulunuyordu.
2 odalı evlerinde istedikleri gibi mütevazı bir yaşam kurmuşlardı. Rahşan Ecevit"in ailesinin alt katına yerleştiler. Kayınpeder, damadı Bülent"in kira teklifini reddetmiş, maddi sıkıntıları hafiflemişti. Eve giren para ayda 175 liraydı. Bülent Ecevit daha ilk günden evin akçeli konularını eşine bırakmış, para ile ilişkisini asgariye indirmişti.

"Mutfaktaki kaşıkları sattım"

Rahşan Ecevit bir yandan eşinin verdiği demeçlerin izini sürmekle, onun istediği belgeleri bulmakla, ona çamaşır, yemek taşımakla uğraşıyordu. Bir yandan da geçim sıkıntısı nedeniyle evdeki eşyaları satmaya başlamıştı. O günleri şöyle anlatıyordu:
"Bir şeyler satıyordum, yani evde satılabilecek şeyleri satmaya çalışıyordum. Mesela en son hatırlıyorum çay kaşıkları bulmuştum mutfakta gümüş, en son onları satmıştım 6 tane... Gümüş çay kaşığı götürüp onları vermiştim işte ne verdilerse avucuma onunla geçiniyordum. Bülent"e hasretimden geceleri ağlıyordum."
Yine de duruşma günleri yüzünden gülücük eksik olmuyordu. "Asık bir yüzle sana gelmek istemezdim tabii, seni üzerdim başka türlü olsaydı" diyordu.

Ecevit pullarını satışa çıkarıyor

Rahşan Ecevit"in geçinme derdi hapisteki Bülent Ecevit için endişe kaynağıydı. Eşine belli etmeden kadim dostu Mehmet İsvan"a bir mektup yolladı. Yıllardır biriktirdiği pul koleksiyonu satılsa acaba kaç lira ederdi?
Mehmet İsvan"dan 8 Temmuz 1982 tarihinde şu cevap geldi:
"Kardeşim Bülent,
Maalesef, pullar hiç para etmiyor. Türk pulları yaklaşık 4.000, yabancı pullar 10.000 civarında. Bu rakamlardan belki birkaç bin lira fazla alabiliriz, fakat satmaya değecek bir değeri olmadığı anlaşılıyor."

Ecevit: İçime sindiremiyorum

Ecevitler 12 Eylül günlerinde geçim derdine düşmüşlerdi. Birikmiş tasarrufları eriyordu. Kıt kanaat geçindikleri eski dava arkadaşları tarafından biliniyor, ancak hiç kimse parasal bir yardımda bulunmayı teklif etmeye cesaret bile edemiyordu. Bu cesarete sahip olacakların alacakları yanıt belliydi.
İşte bu koşullarda Dünya gazetesinde görev alan partili arkadaşı Orhan Birgit, Ecevit"ten bir yazı istedi. İsmet İnönü"nün ölüm yıldönümüydü. Askeri yönetim, İnönü için Ecevit"ten alınmış bir yazıya itiraz edemezdi. Ecevit yazıyı gazeteye yolladıktan birkaç gün sonra CHP"deki kadim arkadaşından bir mektup aldı. Bu mektuba verilen yanıt, bir siyaset adamının o bıçak sırtı günlerdeki onurlu duruşunu anlatıyordu.

MEKTUPLARDAN...
"O gıdasızlığa hiç kimse dayanamaz Rahşanım"

1982"nin o karanlık günlerinde Ecevitlerin yazışmalarında hüzün vardı:
BÜLENT ECEVİT:
"O yorgunluğa, o uykusuzluğa, o gıdasızlığa, o gerilime kimse dayanamaz Rahşanım. Bunun kimseye yararı da olmaz. Ben cezaevine girmeden önce bana "Artık koşuşturma" diye çıkıştığını unutma. Kendine de hatırlat. Haydi benim Rahşanım. Toparla kendini. Seni dün gördüğüm hale geleceksen, dünyayı kurtarmak benim işime gelmez. Beceremem de zaten...Sevgilerle"
RAHŞAN:
"Sevgili Bülendim,
Çok güzel şeyler yazmışsın. Seninle dertleşmiş kadar oldum. Zaten sorunum da bu... Beraber olmadığımız için günüm sıkıntılar içinde kalıyor. Sen olmayınca patlayacak gibi oluyorum bazen.. Seni çok seviyorum ve seninle birlikte olmak istiyorum. Ama seni de üzüyorum."
BÜLENT:
"Evren"in Burdur konuşmasının özetini dinledim. Bildiklerini yapmakta çok kararlılar. Nereye baksam, görünürde hiçbir umut yok. Bir aydınlık belirtisi yok. Gelen bayram kartlarından, birkaçındaki mum ışıklarından başka... Sanırım daha çok uğraşmanın bir yararı da yok. İçimizdeki dürtüyü yenebilsek de seninle bundan sonraki yaşamımızı bir adaya dönüştürebilsek. Sevgilerle..."
RAHŞAN:
"Sevgili Bülendim, Benim dürtülerim yok olmadı, ama herhalde hafifledi ki her an bırakabilecek durumda olduğumu hissediyorum. Şu sırada en büyük isteğim, gönlümüzce bir yönetimde "Adamız"da, her şeyden uzak, yazıyor, çiziyor olmak. Onun için de Allah"ın nereden, ne vereceği belli olmaz. Allah büyüktür diyorum. Seni çok seviyorum. Bekliyorum. Rahşan..."

Gazete alacak para bulamıyordu

Ecevit siyasete girdikten ve CHP Genel Başkanı olduktan sonra özel yaşamlarındaki en önemli değişiklik ilk kez kendilerine ait bir ev için kooperatife girişleri oldu. Or-An sitesinde bir eve girmişler, 2 bin lira taksitle ev sahibi olmuşlardı. Ancak 12 Eylül sonrası yine yalnızlık günleri başladı. Ecevit"in mahkûmiyeti her ikisi için de şok oldu. Uzun bir aradan sonra ilk kez ayrılacaklardı. Daha da kötüsü maddi sıkıntı içine düşmüşlerdi. Ecevit koğuş arkadaşı Şerafettin Elçi"ye "Benim param yok, o nedenle çok gazete alamıyorum" diye dert yanmıştı.

YARIN

Arsalarını nereye bağışladılar?

wobik 08.11.2006 20:39

Eigentlich bekannt?
 
Laut Bibel nähert sich rasant der Tag,wo das Weltreich der falschen Religion bloßgestellt wird...
Abfolge: Das wilde Tier(Die Politik) wird über die grosse Hure,Babylon die grosse,also fast alle vertretenen religionen herfallen und Ihre Fleischteile,sprich Ihr Kapital auffressen.Was nur geht,wenn alle Gläubigen stinksauer sind auf Sie...
Laut Bibel werden Ihre Vertreter auf offener Strasse zerrissen werden und verfolgt werden.
Richtet Eure Häupter empor,denn Eure Befreiung naht.Ist die Verheißung der Bibel,wenn dieses geschieht...
*fg*

10.11.2006 20:12

Alles Blödsinnn
 
heute Leben MILLIARDEN von Menschen zusammen.....

In Zeiten des Bibels lebten nicht einmal 100 Millionen Menschen Weltweit..... ich denke die Heiligenbücher sind heut zu Tage überholt mit Ihgren vorhersagen....

Was Zeitlos ist, ist die MESSAGE..... Ansonsten all diese Andeutungen des Untergangs Feuer usw..... das alles ist nur eine metapher

10.11.2006 20:14

Nicht falsch verstehen bitte
 
so denke ich bun einmal.... vieles mit Paradies oder Hölle kann nur ein metapher sein....

Ansosntgen ist es viel zu billig und so vorhersehbar.... und das kann nicht alles sein....

10.11.2006 23:52

ulu önder, büyük insan, büyük türk!
 
ve asla ölcü kabul etmez, masum ve saf hürmetin yegane muhattabi.
mavi gözlü kurt, ruhun sad olsun!


yollarin sonu

[...]

ey dogunun alnimi serinleten rüzgari!
ey karanlikta bana arkadaslik eden ay!
arzularim bir oktur, asar ulu daglari.
düstügü yer uzakta "dilek" adli bir saray.

o sarayda bulunca tanrilasan erleri
artik gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
hepsi sussa da kürsad uzatarak elini:
(hos geldin oglum atsiz, kutlu olsun!) diyecek.

hüseyin nihal atsiz

kerio 11.11.2006 11:45

auch das ist nicht war
 
die türken gab es nicht immer man mußte weiter zurück gehen, schliesslich möchte man zu den wurzeln. tja da gibt es die gabelung entweder ist die wurzel ein einzeller der aus dem nichts entstand oder das geschöpf Gottes.

Ich finde deine Schlüsse entbehrt tatsächlich jeder Logik. völliger quatsch, wodurch das türke sein an sich alles beeinflusst wurde ist hier gar nicht erwähnt. ein nomadenvolk welches durch das ländle durchjagt wird von vielen faktoren beeinflusst. usw.

ich finde daher deinen kommentar völlig daneben und absolut obsolet !

11.11.2006 16:41

Evrensel beyin yapisina sahipti
 
Büyk insandi... zekesiyla cesareti ve cagdas devlet adami sifatiyla dahlen kalbimizde yeri var ve olmayada devam edecektir....

Mustafa Kemali anlamak onu kopyalamak degil... verdigi Mesaji kavramak demektir....

roman 11.11.2006 17:57

Ama Magnumun yaptığı çarpıtmalar gibi,
 
Ne bir Kurttu nede kurtçu, nede ırkçı Atsızcıydı Atatürk.


Alle Zeitangaben in WEZ +2. Es ist jetzt 23:56 Uhr.