![]() |
Alevilik .
Bazi arkadaslarin istegi üzere bunu ekledim.
Peygamber Efendimizin (a.s.m.) şöyle bir duası vardır: "Ya Rabbi, dirilerin ve ölülerin fitnesinden sana sığınırım." Bu gelişigüzel bir dua değildir. Kıyamete kadar yaşayacak olan ümmetine mesajlar vardır bu duada. Bu anlayış içerisinde baktığımız zaman Efendimiz en önce fitneden Allah"a sığınıyor. Fitne de dirilerden geldiği gibi, ölülerden de geliyor. Şimdi biz birinci kelimenin işaret ettiği mânâ üzerinde durmak istiyoruz: Dirilerin sebep olduğu fitneden Allah"a sığınmak. Ölülerin sebep olduğu fitne malumdur. İnsan ölmüştür, o ölmüş insanın dünyada sevenleri vardır, siz o ölmüş insanın aleyhinde konuşursanız sevenleri size karşı gelir, bu defa bir tartışma, çatışma ortamı meydana gelir, barış ve huzur bozulur? Böylece ölülerin fitnesi meydana gelmiş olur. Bu konumuzun dışındadır. Fitne nedir? Fitne, barışı, huzuru, kardeşliği bozan söylentiler, davranışlar ve tutumlardır. Son senelerde ülkemizde fitneler çıkartılmak istenmektedir. Doğuda fitne çıkarılmak istenmekte, kardeşçe yaşadığımız Kürt-Türk arasına bir savaş unsuru sokulmak istenmektedir. Alevi-Sünni barışını bozup bir fitne çıkarılmak istenmektedir. Şimdi bu fitneler bizce dikkate alınmalı, bunun üzerinde durup temkinli olunmalıdır. Fitneyi bir kuyuya benzetirseniz insanın yolda giderken kazılmış olan kuyuya düşmemesi lazımdır. Fitne de ehl-i imana karşı kazılmış bir kuyudur. Kardeşlik duygumuzu milli çapta bozmaya çalışan olaylar bir fitnedir. Alevi-Sünni kardeşliğini, Türk-Kürt kardeşliğini bozmaya çalışırlar, laik veya antilaik şeklinde fitneler meydana çıkarırlar. Böylece barışı bozmaya çalışırlar. Bunların tümüne ehl-i iman bir fitne gözüyle bakmalıdır. Ve bunlara alet olmamak, oyuna gelmemek, tahrik olmamak, onların istediği vasatı meydana getirmemek suretiyle, daha doğrusu onların yaktığı fitne ateşine odun atmamak suretiyle bu fitne kuyusuna düşmekten kurtulurlar. Alevi-Sünni olayına kısaca bir göz atmak istiyorum. Bu memlekette beraber yaşadığımız Alevi kardeşlerimizin düşüncesi, inancı nasıl olursa olsun, biz onlarla dostça, kardeşçe yaşayacağız. Başka çıkar yol da yok zaten. Yani "Sizin inancınız şöyle, öyleyse sizinle biz dostça değil de kavga ederek yaşayacağız" diyecek birisi çıkamaz herhalde. Alevilik nedir? Dedelerin televizyonlardaki tariflerinden veya daha başka uzman kişilerin basındaki izahlarından anladığımıza göre, dondurulmuş, tek tip bir Alevilik tarifi çıkmıyor karşımıza. Her dedenin kendi anlayışına, kültür seviyesine göre bir Alevilik tarifi çıkıyor. Neden bu kadar farklı Alevilik tarifleri çıkıyor? Bakıyoruz ki, elde Aleviliği netleştiren, ittifak edilecek bir yazı yok. Daha ziyade vicahi kültürle geliyor, sözlü geliyor. Alevi olduğu söylenen bir milletvekilin bir tarifini okudum. Diyor ki: "Alevilerin içine karışan ateist kimseler, Alevileri de kendileri gibi dinsiz göstermek istiyorlar. Böylece Alevileri kendi zihniyetlerine alet edip kullanmak istiyorlar. Binaenaleyh Aleviler asla ateist değildir. Onların Müslüman olduğundan kimse şüphe etmemelidir." Ben de bu tarife gönülden iştirak ediyorum. Aleviler Müslümanlığın içerisinde olunca "Alevilik bir mezhep midir, yoksa tarikat mıdır?" suali akla geliyor. Çünkü Aleviler, Allah"ı, Peygamberi, Kur"an"ı kabul etmekle kalmıyor, ehl-i beyti de hemen yanında ilave ediyorlar ki, biz bunlarda zaten müttefikiz. Ehl-i beyt konusunda Sünniler Alevilerden ileri gider, geri kalmazlar. Çünkü biz beş vakit namazın tahiyyatlarında salli-barik dualarıyla ehl-i beyte dua ediyoruz. Şimdi bir mukayese yapacak olursak, hangi Alevi günde beş vakitte ehl-i beyte dua ediyor? Namaz kılmıyorlarsa, dua etmiyorlardır. Demek ehl-i beyt konusunda ittifakımız var, hem de onlardan daha da ileride... Alevilik bir mezhep midir, bir tarikat mıdır? Mezhep olması için yazılı bir tarifleri olması lazım. O yazılı tariflerden de İslâmî delillere müracaat edip oradan hükümler çıkarmaları gerekir ki, bir mezhebe girsinler. Böyle yazılı bir vesika olmadığına göre, İslâmın içinde bir mezhep değil de bir tarikat tarifine girebilir. Eğer bu yorum doğruysa. Alevilik İslâmın içerisinde bir tarikat tarifine giriyorsa, bunu da kayda geçip sabitleştirmek lazım. Neden böyle yapmak lazım? Her insan kendi zihniyetiyle Aleviliği yorumlamaya kalkmasın, ateistler de Aleviliği dinsizliğe alet etmesinler diye... Efendimiz, "Fitne uykudadır, uyandırana Allah lanet etsin" diye buddua ediyor. Bizim barışımızı bozma teşebbüsleri bir fitne uyandırmaktır. Biz Alevi kardeşlerimizle kardeşlik duygusunun devam etmesini istiyor, bu duygunun bozulmasını isteyenlerin faaliyetini fitneyi uyandırma olarak telakki ediyoruz. Dolayısıyla maksadımız fitneyi uyandırmak değil, kardeşliğin devamını temin etmektir. Aleviliğin menşe olarak ayrılma noktası neresidir? Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendimiz ehl-i beyttendir. Vaktiyle sahabe arasında olaylar cereyan etmiş ve Hz. Ali taraftarları Hz. Muaviye taraftarları diye iki taraf teşekkül etmiş ve iki taraf arasında bazı tartışmalar münafıkların da araya girmesiyle vuruşmaya kadar gitmiştir. Alevi kardeşlerimiz de oradan bir ayrılık noktası buluyorlar, Hz. Ali taraftarlığı yapıyorlar. Bunlara saygı duyarız. 1400 sene evvel cereyan etmiş bir olayda bir tarafı haklı bulmaları, gayet normaldir. Nitekim biz de Hz. Ali taraftarıyız, onun haklı bulunduğunu biz de kabul ediyoruz. Öyle ise ayrılığımız nerede? Biz Alevi kardeşlerimiz gibi Hz. Ali tarafında bulunurken karşı tarafa hürmetsizlik ve saygısızlıkta bulunmuyoruz. Ve Hz. Muaviye tarafına hürmetsizlik ve saygısızlıkta bulunmamakta da fayda vardır. Çünkü Hz. Muaviye tarafında da büyük sahabeler vardı. Konu, "O günün ihtiyaçlarını karşılamak? Hz. Ali siyasetiyle mi mümkün, Hz. Muaviye siyasetiyle mi mümkündür" tartışmasına gelmiş ve Muaviye"nin düşündüğü tarz, o günkü ihtiyaçlara cevap veremez değerlendirmesi yapılmıştır. Bu bir içtihat meselesidir. Dolayısıyla "İçtihat konusunda isabet eden iki sevap alır, isabet etmeyen bir sevap alır" diye alimler bir ölçü koymuşlardır. Bu sebeple biz de Alevi kardeşlerimiz gibi Hz. Ali tarafını tuttuğumuz halde Hz. Muaviye tarafına karşı saygısızlıkta bulunmaktan, hürmetsiz ifade kullanmaktan çekiniyoruz. Burada şu sual akla geliyor? "Niçin saygısızlıkta bulunmuyorsunuz?" Yine alimler demişler ki: "Onların içinde yanlış davranan varsa, onlara karşı beddua etmez, kötü davranmazsanız size bir mesuliyet gelmez. Ya beddua eder, kötü söylerseniz onlar da ona layık değillerse o zaman bir tehlike vardır." Vebal söz konusu. İslâm alimleri Yezid için, "Kimseye lanet okumak uygun olmaz, fakat Yezid"e lanet okursanız vebali yoktur" demişler, orada kapıyı açık bıramışlardır. Bu konuda da yine biz Alevi kardeşlerimizle beraberiz. Ve yine lanet okumak caizdir demişler, ama sevaptır dememişler. Habis bin Sa"d, âlim bir sahabedir. Hz. Ömer birgün bunu karşısına alıyor, bunun ilmini, fazlını, kemalini bildiği için ona diyor ki: "Ey Sa"d oğlu Habis, seni ben bir yere vali tayin etsem, nasıl hareket edersin?" Diyor ki: "Evvela, Kur"ân-ı Kerime bakarım, onunla amel ederim. Kur"ân-ı Kerimde aradığımı göremezsem, Resulullah"ın hadisine, sünnetine bakarım, onunla amel ederim. Orada da göremezsem aklıma, mantığıma bakar, çevredeki insanlarla istişare eder, öyle yönetirim." Hz. Ömer (r.a.), "Ya Habis, şu andan itibaren sen Şam"da Humus valisisin, derhal git, vazifeye başla" diyor. Habis b. Sa"d böylece gidiyor, Humus"ta valiliğe başlıyor. Aradan bir müddet geçiyor, Hz. Ömer"e bir haber geliyor: "Ya emirelmü"minin, Humus valisi Habis b. Sa"d seninle görüşmek istiyor" diyorlar. Hz. Ömer şaşırıyor, "Daha yeni vali olarak göndermiştim, niye hemen geri gelip görüşmek istiyor?" diyor. İçeri aldırıyor ve soruyor: "Ya Habis, benimle görüşmek istemenin sebebi nedir?" "Efendim, gelişimin sebebi bir rüyadır." Hz. Ömer, "Hayrola, insan bir rüya için kalkar da tâ Şam"dan Medine"ye gelir mi?" "Gelmez, ama bu rüya Rahmanidir, şeytani değildir. Onun için geldim. Evhama kapıldım" diyor. Hz. Ömer, "Anlat bakalım rüyanı" diyor. O da anlatıyor: "Rüyamda bir meydandaydık. Çarpışan iki taraf vardı. Baktım, bir taraf güneşi, diğer taraf da ayı temsil ediyor. Sanki ayla güneş çarpışıyorlar. O ayla güneşin yanında da sayamayacağımız kadar yıldız vardı." Hz. Ömer, birden irkiliyor, "Söyler misin, sen hangi tarftaydın?" diyor. "Efendim, ben maalesef ay tarafındaydım" diyor. O zaman Hz. Ömer duraklıyor ve tek cümlesi şu oluyor: "Ya Habis, Humus valiliğin sona ermiştir." Habis b.Sa"d, "Böyle diyeceğinizi ben de tahmin ettim. Fakat sebebini öğrenebilir miyim? Bu rüyayı nasıl yorumladın, bunda ben de tereddüt ettim" diyor. Hz. Ömer şöyle cevap veriyor: "İleride ayla güneş seviyesinde iki insan, çevresine yıldız gibi insanları da alarak karşı karşıya gelecek, savaşacaklar. Anlaşılan bu iki tarafın çarpışması sırasında sen de ay tarafında bulunacaksın. Orada bulunurken vali olarak bulunursan daha çok zararlı olabilirsin. Makamının nüfuzuyla vilayetindeki insanların tümü senin tarafına geçer. Dolayısıyla sen daha mühim bir makamdan çarpışmaya destek vermiş olursun. Eğer vali olarak değil de, şahıs olarak girersen, tarafında kimse bulunmaz. Onun için valiliğin sona ermiştir." Bu olaydan bir müddet sonra, Hz. Ömer şehit oluyor, yerine Hz. Osman, onun da yerine Hz. Ali (r.a.) hilafete geçiyorlar. O sıralarda da Hz. Ali ile Hz. Muaviye taraftarları arasında Sıffin"de savaş başlıyor. Yani Hz. Ali (r.a.) güneşi temsil ediyorsa, karşı taraf da ayı temsil ediyor. Güneşle ay çarpışıyor ve iki tarafta da yıldızlar, yani sahabeler var. O çarpışmanın sonunda taraflar ayrıldıktan sonra, ölüler kaldırılıyor. Bir de bakıyorlar ki, Tay kabilesinin bayrağı altında Hz. Ömer"in valilikten aldığı Habis b. Sa"d yatıyor. O da istemediği halde kendisini ay tarafında bulmuş ve şehit olmuştur. Şimdi bu rüya ile Alevi kardeşlerimizin ayrılık menşei olarak gördükleri o olaya bakacak olursak, diyoruz ki, Hz. Ali ve onun taraftarları haklıdırlar. Biz de ehl-i beytin tarafındayız. Ancak karşı tarafa edep dışı kelime kullanmak, saygısızlıkta bulunmak bizim işimiz değildir. Ulemanın meşhur bir sözü vardır: "Allah bizim elimizi o olaylara karıştırmadı, elimiz kana bulanmadı, öyleyse biz de dilimizi o olaylara karıştırmayız, o olayların vebalini sebepsiz yere sırtımıza yüklemeyiz." Böyle düşünürsek, fitne ateşini yakmamış oluruz, fitneye malzeme vermemiş oluruz. Ama tutar da 1400 sene evvel cereyan etmiş ve bugünkü insanların hiçbirimizin dahli olmamış olayı, bugün ortaya getirir, sanki dün biz yapmışız gibi o işin sorgulamasını yapar da, birbirimizi suçlamaya girersek, o zaman iki taraf da bir fitne ateşi yakmış olur. Kitaplarda fitneye verilen enteresan bir misal vardır. Küçük bir fitne büyük sonuçlara nasıl sebep olur, o olayı arzedeyim. Bakın kitaplarımızda fitneci adamın küçük bir hareketinin neye mal olduğu nasıl ifade ediliyor? Ailenin birisi evinin bahçesinde bir koç besliyor. Adam bahçesindeki çimlerin üzerine bir kazık çakmış, koçu o kazığa bağlamış. Koç o çimleri yiyor, semizleniyor. Kurban zamanı gelince kurban edilecek. Bunu çekemeyen birisi, içeri giriyor, koçun ipini gevşetiyor. Amaç fitne çıkarmak. Koç kazığın etrafında biraz dolaştıktan sonra ipi koparıyor, doğru kapıdan içeriye giriyor. Bakıyor ki karşıda bir ayna. Aynanın içerisinde de kendisi gibi bir koç var. "Burada da benim gibi bir koç varmış" diye geriye çekiliyor, aynanın içerisindeki koça öyle bir kafa vuruyor ki, koca antika eser tuzla buz oluyor. Evin hanımı öbür taraftan koşuyor, geliyor, bakıyor ki, babadan kalma antika ayna param parça olmuş. Fevkalade öfkeleniyor ve hemen çağırıyor, "Kesin şu koçu" diyor. Öfkeyle koçu kestiriyor. Akşam eve bey geliyor, o güzelim koç kesilmiş, içeri giriyor, bakıyor ki, koç kesilmekle kalmamış, asar-ı antika ayna da kırılmış. Hanıma diyor "Bu koçu niye kestirdin?" "İşte," diyor aynayı göstererek hanım, "babamdan kalma antika aynayı kırdı." "Yani şimdi aynayı kırdı diye sen koçu mu kestirdin? Peki senin bundan ne menfaatin oldu? Hem ayna kırıldı, hem de koç gitti" diye öyle bir hiddete kapılıyor ki, çekiyor tabancayı, hanımı orada dang diye vuruyor. Onun üzerine haber mahalleye yayılıyor. Hemen hanımın kardeşleri devreye giriyor, kavga kargaşa çıkıyor, bu sefer onlar da o adamı vuruyorlar. Bu olay üzerine polis geliyor, suçlular hapise götürülüyor, ölenler de mezara gidiyor. Bunlardan sonra fitneye sebep olan, koçun ipini gevşeten adam bulunuyor. Onu suçluyorlar. Onun da cevabı şu oluyor: "Ben hiçbir şey yapmadım ki. Sadece koçun ipini gevşettim, hepsi ondan ibaret." Evet, fitne böyledir. Başında çok basittir. Aynen büyük bir ormanın bir kibritle kül olması gibi. Kibrit ucu küçüktür, ama büyük bir ormanın yanmasını sağlayabilir. Fitneci insanlar da böyledir. Hareketler küçüktür, fakat büyük olaylara sebep olabiliyorlar. Gerek aile çapında, gerek memleket çapında fitne çıkaran insanlara, gruplara, politikacılara karşı çok hassas ve uyanık olmalıyız. Birliğimizin, beraberliğimizin devamı için Sünnisiyle, Alevisiyle kardeşçe yaşamayı esas almalıyız. Oyuna gelmemeli, hislerimize tabi olmamalıyız. Bizim bildiğimiz ve inandığımız budur. |
für den coach!
selamunaleyküm coach kardes!
sen diyorsunki "aleviler bölünüyor".... azizim insanlari bölemesin, eger sana iki cesit alevi varsa "yani biri namaz kiliyor, biri kilmiyor!"...eeeh kardesim,o zaman bende sünni kardeslerimizi iki"ye degil 1000(!)"e bölerim. biri küfür eder, biri kerhaneden cikmaz, biri annesine bagirir vs vs... muhterem kardesim ben diyorum ki: ALEVILIK BIRDIR!! alevilik 4 kapi 40 makam"dir, alevilik tevhid"dir! hayat arkadasimiz eger "aleviligi birakti" diyorsun... bana göre kendisi hic bir zaman bile alevi degildiki aleviligi biraksin! yolunu degistirmis...yok kardesim! hic bir zaman yolda olmayan bir insan nasil olmayan yolu degistirsinki? eger hakikaten yoldaydi ise, o zaman ne oldu"da bu yoldan memnun olmadi? cok mu insansever bir inanc mi alevilik? cok mu hosgörülü? cok mu kültürlü? cok mu edebiyatli? imam huseyin"e (a.s.) aglamak cani istemedimi? alcak muaviya"ye (l.a.) ve kahpe yezid(l.a.) cani hic mi hic lanet okumak istemedi? daha dogrusu ilk defa yeni bir yol bulmus diyebilsek uygun olur bence! evet hayat83 bacim! sana kizmiyorum kesinlikle, ama sen peygamberin ehlibeytine her türlü zulumü yasatanlarin tarafina gectin! muaviyanin (l.a.) kurdugu "ehli (emevi) sünnet" bakkalina hos gelmissin! benden bu kadar!! ve selam! |
Harikaaaaaa Bir Yazi Ama
Harika bir yazi ama eksik. ikinci grup Alevilerden hiç bahsetmemissiniz. Oysa onlar Hz. Ali (ra)"nin peygamber olmas gerektigine,Peygamber Efendimiz"in onun hakkini yedigine inaniyorlar. Ne namaz ne oruç...vs hiçbir sey yok.Keske onlardan da bahsetseydiniz.
|
@ OezBektasi kardes
ve alleykümselam OezBektasi kardes,
yanlisin var ben Peygamber efendimizin ehli beytine zülüm eden tarafinda degilim hic bir sünni degildir. Zaten en büyük yanlis burada bizi Yezidle ayni kefeye koymanizdan rahatisiz oluyorum. Ve bunu kattiyyen red ediyorum. Yezid sunnimiydi ?? Yani Peygamberimizin ahlakinami sahipti ? Sünni kelimesi ne demek Peygamberimizin Sünneti tabiiki. Bu Yezid Peygamberin yollundamiydi ?? Tabiiki kendi koltugunun derdine düsmüs olan bir acimazsiz bir insandi. Hasan ve Hüseyini sehid edende Yeziddir kendi koltuk savasi icin sehid etti Hasan ve Hüseyinimizi. Anlatabildimmi? Hayat83 kardesimize Peygamberimizin ehli beytine her türlü zulüm edenlerin tarafa gectin diyemezsin. Bu ayiptir bunu nasil yazabilirsin anlayamiyorum. Siz Ehli beytine sadik kalabildinizmi ? Ehli beytin dedelerimi vardi ? Ehli beyt camiilerinde namazmi kilardi yoksa, sizin gibi cem evlerinde dedelerden sohbetmi dinlerlermiydi. Asil ehli beyte en büyük zulmü siz ediyorsunuz. Neyi savundugunu iyi bil kardesim onlardaki hayat bicimi hic birinizde yok. Yani siz Ehli beytten uzaklasmissinizdir. Selamlar saygilar. Zamanin var ise su alttaki yaziyi okumani rica ederim ----------------------------- Bu konuda Resulullah"in bana bir ahdi yoktur "Müslümanlarin karsi karsiya gelip birbirlerini öldürecekleri bu gelisin, Resulullah (s.a.s.)"in sana olan bir ahdi veya emriyle midir?" Hz.Ali r.a. su cevabi verdi:"Bu konuda Resulullah (s.a.s.)"in bana bir ahdi olup olmadigini soruyorsunuz. Bana verilmis böyle bir ahid yoktur. Vallahi ona ilk inanan ben oldugum gibi, ona ilk defa yalan isnâd eden ben olmayacagim. Sayet bu konuda Resulullah (s.a.s.)"in bana bir ahdi olsaydi, Ebû Bekir ve Ömer"in onun minberine çikmalarina müsaade etmezdim, elimle onlarla savasirdim (Resulullah (s.a.s.)"in emri oldugu için. Fakat Resulullah (s.a.s.). ne öldürüldü, ne de aniden öldü. Hastaligi bir kaç gün ve gece devam etti. Müezzin ona namaz vaktini bildirmek içín geldiginde, O Müslümanlara namaz kildirtmak için Ebû Bekir"e emrederdi. Kaldi ki, benim orada oldugumu da görüyordu. Hanimlarmdan birisi (2) Hz. Peygamber (s.a.s.)"e, bu görevi Ebû Bekir"den almasini söyleyince kizdi ve "siz kadinlar Hz. Yusufun basini derde sokanlarsiniz, Ebû Bekir"i geçirin Müslümanlara namazi kildirsin!" dedi. Allah, Peygamberinin ruhunu alinca, isimize baktik ve Resulullah (s.a.s.)"in dinimiz için lâyik gördügünü dünyamiz için seçtik. Namaz, Islâm"in aslidir; o dinin emri, dinin diregidir. Biz (bunun için) Ebû Bekir"e biat ettik ve o bu isin ehliydi. Içimizden iki kisi dahi ona muhalefet etmedi. Ebû Bekir"e hakkmi edâ ettim ve ona itaat etmesini bildim. Onunla beraber askerleri için de cihad ettim. Bana verdigini aldim, savasa gönderince gittim; onun emriyle had cezalarini kendi kamçimla yerine getirdim. Ölünce, yerine Ömer geldi ve arkadasinin (yâni Ebû Bekir"in) yolunu takib etti, onun gibi hareket etti. Böylece Ömer"e biat ettik ve içimizden iki kisi dahi ona muhalefet etmedi. Hiç birimiz de baskasini ona tercih etmedik. Ömer"e hakkim edâ ettim ve ona itaat etmesini bildim. Onunla beraber askerleri içinde cihad ettim. Bana verdigini aldim, savasa gönderince gittim; onun emriyle had cezalarini kendi kamçimla yerine getirdim. Ölünce Hz. Peygamber (s.a.s.)"e olan akrabaligimi, Islâm"da önceligimi ve selefiyyetimi ve bu ise liyâkatimi düsünerek bu konuda baskasinin bana tercih edilmeyecegini sandim. Öldükten sonra, onun yüzündcn halifenin bir günah islememesi ve kendini mesuliyetten kurtarmak için Ömer hilâfeti çocuguna yasakladi ve yeni halifeyi seçmek üzere alti kisilik bir heyet seçti ki ben onlardan biriyim. O isteseydi oglunu seçebilirdi; yapmadi. Heyet toplaninca, kimsenin bana tercih edilmeyecegini sandim. Abdurrahman b. Avf, kimi halife tayin ederse (3) ona kesinlikle itaat edilecegine dair bizden söz aldiktan sonra Osman b. Affan"in elini tutarak, eline vurdu ve biat etti. Ben de isime baktim. Ona itaatim ise, biatimdan önce oldu. Böylece Osman"a biat ettik. Ona hakkini edâ ettim ve itaat etmesini bildim. Onunla beraber askerleri içinde cihâd ettim. Bana verdigini aldim, savasa gönderince gittim; onun emriyle had cezalarini kendi kamçimla yerine getirdim. Vurulunca, kendi isime baktim. Resulullah (s.a.s.)"in iki halifesi gitmis, birisi de vurulmustu. Haremeyn"deki (Mekke ve Medine"deki) ve iki bölgedeki Müslümanlar bana biat ettiler. Bunun üzerine birisi ortaya atildi ki, dengim degil; ne Resulullah (s.a.s.)"e olan akrabaligi benimki kadar yakin, ne ilmi benim ilmime denk ve ne de Islâm"daki önceligi benimki gibi eskiydi. Dolayisiyle ben bu ise ondan (yâni Muaviye"den) daha lâyiktim!"(4) ---------------------------- Bu yaziyi okuduktan sonra niye hala Aleviler Halifelik Hz.Alinin hakki idi diyorlar anlayamiyorum. Hz. Ali kendisi kendinen önceki halifelere biat etmistir. Ve o Halife olunca ona biat etmislerdir. Sirayi ayni demokraside oldugu gibi Millet secmistir. Buna kendisi itiraz etmemistir hic bir zaman. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin meselesine gelince: Ikiside Peygamber (sav.) efendimizin torunlaridir ve Hz. Alinin ogullaridir. Peygamber efendimiz onlari cok severmis. Öyle severmiski: Bir gün Peygamber efendimiz sav. odasina kapanip iceriye kimsenin girmesini istiyordu. (vahiyden dolayi). O zamanlari cocuk olan Hasan ve hüseyin. Kapi Mapi tanirlarmi. Kapiyi acip dedesinin yanlarina girerler. Peygamber efendimizde hemen sarilir onlara ve öper koklar torunlarini. Hz. Cebrail söyle bir soru sorar: "Cokmu seversin torunlarini ?" Peygamber efendimiz de:" Onlar benim herseyim torunlarim der." Onlari ümmedin sehid edecek demistir Cebrail. Peygamber efendimiz aglamaya baslamistir.... Yani peygamber efedimiz biliyormus önceden ve herkes biliyordu onlarin sehid olacagini !! Hz.Ali (R.A.)"ın yerine büyük oğlu Hz.Hasan geçti. Ancak, altı ay sonra, yerini babası zamanında Şam vâlisi olan Hz.Muâviye"ye bırakarak çekildi. Böylece İslâmda "Hulefâ-i Râşidîn" devri sona erdi. Muâviye, hicretin altmışıncı yılında Recep ayının ortalarında Şam"da vefat etti. Muâviye"nin vefatından sonra Şamlılar Muâviye b. Ebi Sûfyan"ın oğlu Yezid"e bey"at ettiler. Yezid"in iktidara geçmesi saltanat seklinde gerçekleşti. Yezid, kendisinin bu şekilde idareyi ele alışına başta Hz. Hüseyin olmak üzere pek çok Sahabe"nin rıza göstermeyeceğini, hatta şiddetli tepkilerle karşılayacağını biliyordu. İktidarı elden kaçırmamak için çok süratli davranıyordu. Hemen Medine valisi Velid b. Utbe b. Ebi Sufyan"a bir mektup gönderdi. Mektubunda şöyle yazıyordu: "Mektubum sana geldiği zaman, Hüseyin b. Ali ile Abdullah b. Zübeyr"i buldur, onların bana bey"atlarını al! Eğer, bey"attan kaçınırlarsa, boyunlarını vur, başlarını bana gönder: Halkın da bey"atlarını al, Bey"attan kaçınanlar hakkında, Hüseyin b. Ali ve Abdullah b. Zübeyr hakkında olduğu üzere, hükmü yerine getir, Vesselam " Yezidin; Medine valisine yazmış olduğu mektubunda Hz. Hüseyin"den ve ileri gelen sahabilerden bey"atlarını almasını, bu konuda gevşek davranmamasını istediği de kaynaklarda kaydedilir.Yezid"in iktidarı ele almasından sonra Kûfeliler Hz. Hüseyin (r.a)"e mektuplar göndererek, onu dâvet edip, yanlarına geldiği takdirde kendisini Emirü"l-mü"minin ilan edeceklerini üst üste yazdıkları mektuplarda belirtmişlerdi. Ayrıca şu anda emirleri olmadığından cuma namazına çıkmadıklarını bildirmişlerdi. ... Devami cok uzun isteyen olursa eklerim. |
:) o.T.
ohne Text
|
Selamun Aleykum Oezbektasi!
nasilsin? Insaallah iyisindir!
Ich bin nicht religioes erzogen worden. In unserer Umgebung sind sehr viele Tuerken. Aleviten auch Sunniten. Ich glaube nicht daran, dass es einen Unterschied zwischen dem Muslimen gibts. Ich habe mich nie als Alevit oder Sunnit gesehen. Ich habe mich im falschen Weg gesehen, weil ich keine Aufgaben die Allah gestellt hat erfuellt habe, ausser das ich gelegentlich im Jahr einmal gefastet habe. Ich habe immer an Allah geglaubt, aber mein Tagesinhalt war nur Schule, Freunde, Einkaufen, auf gut deutsch gesagt abhaengen. Es konnte nicht mehr so weitergehen, eines Tages kam es von meinem Inneren, dass ich mich endlich mit Ilim beschaeftige, ich habe mir Buecher ausgelihen angefangen zu lesen, dadurch kam es zu vielen Fragen, die ich von meiner Schwester, meinen Freunden und vielen anderen beantwortet bekommen habe. Ja und irgendwann wollte ich halt anfangen zu beten, denn ich hatte mir die Informationen geholt und wollte diese jetzt in die Tat umsetzen. Nicht nur das Beten, auch viele andere Dinge, denen man jeden Tag ins Auge blickt, z.b. die Nahrungsaufnahme, das Verhalten gegenuber des Anderen und Den Blick warnehmen zu koennen, dass jedes Geschoepf von Allah erschaffen wurde etc. Ich behaupte nicht ich bin auf dem richtigen Weg, aber insaallah werde ich irgendwann diesen Weg erreichen, ich habe jetzt einen Schritt in diese Richtung gemacht und hoffentlich werde ich diesen Weg finden. Das vorherige Leben von mir war Zeitverschwendung, aber was soll ich machen es wurde nun mal so geschrieben dass ich erst jetzt mich bemuehe um alles ueber den Islam zu erfahren... Vorher hatte ich nicht einmal daran gedacht den Koran zulesen und mittlerweile freue ich mich darueber, das ich Interesse daran gefunden habe. Wenn mich jemand fragen wuerde, bis du Alevi oder Sunni, ich wuerde sagen, dass ich ein Geschoepf Allah" s bin und das meine Religion halt der Islam ist. Hayirli Gunler! |
Evet Cariyelik kalmadi Ama Türban var :o
Bu kabullerden yola cikarsak Örtünme sosyal bir konum belirleyici ÖRF olur.
Buraya yukari yazdigim Icma larin birincisi dogru ise ikincisinin su sekilde düzeltilmesi gerekir: HÜR kadinin örtülmesi gereken yerleri yüz ve elleri disinda tüm bölgelerdir. Oysa ki günümüzün gelenekcileri Örtünmeden söz ederken sadece KADININ demekte ve HÜR sözcügünü kullanmamaktadir.Cünkü Köle -cariye hür kadin ayriminin olmadigini Bu gün biliyorlar Yani birinci ICMA dogru ise o zaman örtünme konusu bir Din emri olmaktan cikar sadece sosyal konum belirliyici bir ÖRFI düzenleme olur.. birinci ICMA yok veya isabetsiz sayiliyorsa O zaman ICMA denen kavram ve kuruma geleneksel anlayisin yükledigi Baglayicilik temelden cöker.Bir kurum bir yerde baglayici bir baska yerde isabetsiz ve ise yaramaz Olabiliyorsa Inananlarin kaderi O kavram veya kuruma TESLIM EDILEMEZ ! Geleneksel Fikih a göre kadinlar Hür ve cariye olarak ikiye ayrilmaktadir. Cariyelerin örtünmesi tipki erkeklerinki gibidir.Yani onlar edep yerlerini örttüklerinde örtünme görevlerini yerine getirmis olurlar.. dahasi da var;Cariyeler örtünme serbetisine sahip olarak kalmazlar. Örtünmemeleri sart kosulur.Namaz kilarken bile baslarini örtmelerine izin verilmez.. Hz. Ömer gibi bir Sahabi nin,Basi örtülü olarak namaz kilan bir cariye nin basini actigini ve onu : ** Sen Hür kadinlara mi özeniyorsun ** Seklinde azarlayip Dövdügü rivayeti konu ile ilgili kaynaklarda yazilidir..Arastirabilirsiniz.. Burada iki ihtimal var: hz.Ömer in bu yaptigi bir bidat olarak RED edilecektir ki Dogrusu da budur.Cünkü Kuran kadinlari cariye hür diye ikiye ayirmadigi gibi hic bir emrini özellikle Ibadetleri hürler ve cariyeler icin Iki ayri düzenlemeye Tabii tutmamistir..Eger tutsaydi Zaten evrensel HAK dini olmazdi..BIR SINIF IDEOLOJISI olurdu sizin Inanciniz gibi :O) ikinci sik ise Ömer in davranisi bir BIDAT degil DIN in bir uygulamasidir. O zaman örtünmenin bir DIN EMRI oldugunu idda etmek TUTARSIZLIK olur. Cünkü Allah Kullarindan her bir sosyal sinif icin ayri bir DIN göndermemistir. Örtünme emri Kadinlardan bir sosyal sinif icin baska öbür sinif icin baska oluyorsa Bir DIN emri olmaktan cikar Sosyolojik Bir sinif göstergesi olur. O zamanda sunu söylemek gerekir: Bu günkü dünya da HÜR_CARIYE-KÖLE gibi ayrimlar olmadigina göre( ki Islam in da amaci budur ) ÖRTÜNME DIYE BIR DIN EMRI OLAMAZ !... |
Kuran ne diyor ?
Simdi Olaya KURAN acisindan bakalim:
Su bir gercek ki KURAN da kadinin örtünmesi ile ilgili EMIRLER vardir.ancak bu emirler bu günkü Islam(!) dünyasinda Özellikle Arab-ACEM cografyasinda siyasal bir simge ye dönüstürülen ve adina tesettür denen Cok Ilginc :O) Bunun kelime anlami yani tesettür ün : Zorla baski ile kapanma ve kapatmadir :o) Uygulamanin Iddalarina asla destek vermez.. Kuran in Örtünme emri ABDEST ORGANLARINI yani el dirseklere kadar yüz SAC ve ayaklari icermemektedir. Basin Örtülmesi sosyal sinif göstergesidir. Eskiden toplumun Hürler kisimina ait olanlar SERBEST sözcügü ile taninirdi serbest Farsca daki SER ( Bas ) BEST ( bagli ) kelimelerinin birlesmesinden olusmustur ki ** Basi bagli demektir. KURAN in örtünme emri tüm kadinlaradir.Cariye hür diye ayrim yoktur. NUR 31.ayet de basin örtülmesini buyruk altina alan bir ifade yoktur. Bu ayet deki emir Kipi Basa iliskin degil Gögüs e iliskin bir emir kipidir. yani Mutlak emir gögüsün Kapatilmasina yöneliktir.. simdi size gazali ye Imam safii ye Fahreddin RAZI ye girmeden Hanefi fikihinin ve FIKHI tefsirin öncülerinden Biri sayilan el-CASSAS Ahkamü"l KURAN adli tefsirinde NUR 31 ayeti aciklarken örtünme ili ilgili sözlerini aktarayim :o) ** Bu Ayet den anlasilir ki Kadinin gögsü ve boynu avrettir.yabanci erkeklerin görmesi caiz olmaz Evet el-CASSAS böyle diyor.. Said bin CÜBEYR Tabiun devrinin en ünlü mefessirlerinden biridir bu zat Söyle diyor: Saclarin acilmasi HARAM degil sadece MEKRUH tur.. Imam MALIK de böyle diyor Razi Öyle diyor Safi böyle diyor malik Söyle diyor..:o) Eeee hani ICMA nerede ? isin kötüsü SÜNNET in verileri de ABDEST uzuvlarinin Örtünmeye dahil olmadigini gösteriyor.. Bu konuda bakin : Ibrahim en-NEHAI ( taberi-tefsir 18 /120 ) Imam es-SARASI Abdullah el-Mavsili Ayrica KAFFAL ( Ebu Bekr Muhammed b.ali es-SASI Büyük kaffal diye anilir.. evet bir Maruzatiniz varsa simdi Duymak isterim.. :o) Hoscakalin |
Alinti acik :o) o.T.
ohne Text
|
Alinti acik :o) o.T.
ohne Text
|
söyle ki:
Hayiz halinde olan Kadinlar.
Namaz da kilarlar Oruc ta tutarlr Camiler e de Giderler. Fakat allah onlara ayricalik vermistir. Hallerinden dolayi Rahatsizlik Duyarlarsa Bunlari yapmadiklari takdirde Üzerlerine Günah yoktur. Fakat Fikihlar ne yapmistir. Onlara Hayizli halde Ibadeti yasaklamistir..:o) Afedersiniz Kendi basurlu dötleri kan icindeyken Camii ye girmekte sakinca görmeyen asil erkekler Kadin i Ibadet den MEN edebilmislerdir. Fakat sehvetleri kabarinca KURAN YASAGINA bile bir care Bulmuslardir. Buna Müslümanlik denmez SATANISTLIK DENIR !.. Hoscakal |
o.T.
es-selamunaleyküm coach kardes!
ilk önce bunu nerden copy+paste uyguladigini gercekten ögrenmek isterim! zira bana göre biraz iki yüzlülük ve küstahlik var bu yazida.... |
O yazi Aleviler hakkinda olabilecek..
O yazi Aleviler hakkinda yazilabilecek en hosgörülü yazidir. Lütfen arkadasi yalan yanlisseylerle deitham etmeyin. O yazida ne iki yüzlülük var ne de küstahlik var.
Saygilar |
kendi yazim degil dogru ...
A.selam Oezbektas kardes.
nerden copyaladigimi bilmiyorum benim arsivde idi yeri geldi ve paste ettim. Sana asagiki yazina cevap ekledim umarim cevap verirsin bana ben senin yazilarini cevapsiz birakmiyorum. |
evet...
salatu"selam coach kardes!
"yanlisin var ben Peygamber efendimizin ehli beytine zülüm eden tarafinda degilim hic bir sünni degildir. Zaten en büyük yanlis burada bizi Yezidle ayni kefeye koymanizdan" kardesim...simdi ben buna güleyimmi aglayimmi? azizim, siz bu emevi alcaklarina mesela muaviya"ya (lanetullah aleyhi) "hazret" diyerseniz, onun pis ismi gectikce "radiyallahu ahn" - (allah ondan razi olsun) diyorsaniz, "o aliye karsi haksizlik yapti, ama hicte ise onun bir sevabi oldu alinin"de iki sevabi" beyinsiz"ce ifadeler kullanirsaniz, YALAN SÖYLEYEREK ona "vahiy katibi" diye inlenirseniz, imam aliye (a.s.) (kendisine sevgi iman, BUGZ ise küfür ve münafiklik"dir***SAHIH MÜSLIM***) LANET VE KÜFÜR yagdirana överseniz, ve onun itine yezide lanet etmek"den sakinirsaniz vs vs vs vs... O ZAMAN EVET MUHTEREM KARDESIM SIZ EHLIBEYTE ZULÜM YAPANLARIN TARAFINDASINIZ! "Yezid sunnimiydi" babasi ve kendisi ve emevi akrabalari kendilerin "EHLI SÜNNET VE"L CEMAAT" diye adlandiriyorlar! ve evet yine söylüyorum azizim, siz onlarin yaptiklarinia IMZA atarcasina davraniyorsunuz! ve daha nice seyler!!! "Hasan ve Hüseyini sehid edende Yeziddir kendi koltuk savasi icin sehid etti Hasan ve Hüseyinimizi." iste seni de tebrik ederim! islami tarihinden ZERRESINE kadar hic bir bilgin olmadigini kendin kanitladin! azizim bir kere hz.hasani (a.s.) yezid kerbela"da degil muaviya zehirle sehit ettirmistir! sen azcik daha kendi kaynaklarini oku azizim! bu zehir olayini da göz ardi etmelerini sebebi ise muaviya (l.a.) temize cikarmak icindir! " Anlatabildimmi?" evet ben gercekten cok sey anladim! "Hayat83 kardesimize Peygamberimizin ehli beytine her türlü zulüm edenlerin tarafa gectin diyemezsin. Bu ayiptir bunu nasil yazabilirsin anlayamiyorum." kardesim eger imam ali (a.s.) ve hz.fatima anamizdan ZORLA BIAT almalari icin, hz.fatimanin (s.a.) EVINI BASANLARA VE HATTA YAKMAK ISTENILINCE "EY ÖMER! BU EVDE FATIMA VARDIR" (denildigi halde ömer:"FARKETMEZ!") halifeligi ali degil onlar yürütmesinden yanayim diyorsa (ki demin zikrettigim olay yüzlercesinden BIRTANESIR!!), o zaman yine EVET diyorum muhterem kardesim, ehlibeyte zulüm edenlerin tarafina gectiginin kanaatindayim! hayat83 ve sen ilk önce kendi kitablarinizi okuyun! sünnilerin ve sia"nin ITTIFAK ettikleri olaylarda ve hadith"leri agir agir düsün kardesim! o zaman benim derdimi anlarsin! "Siz Ehli beytine sadik kalabildinizmi ? Ehli beytin dedelerimi vardi ?" kardesim ayni seyi sana"da sorabilirim: sahabelerin hocalari , ruhban sinifi varmi idi? dedelik bugün maalesef elden gidiyor azizim, bunu ben biliyorum! "Ehli beyt camiilerinde namazmi kilardi yoksa, sizin gibi cem evlerinde dedelerden sohbetmi dinlerlermiydi." iste azizim yine sen hataya düsüyorsun! bir kere peygamberin zamaninda minareli, ici süslü püslü ve pahali lüks halili camii mamii yoktu!!! bu lükslügü kime borclusun biliyormusun? evet azizim EMEVILERE!! öyle emeviler"ki kendilerini "EHLI SÜNNET VE"L CEMAAT" diye adlandirirlar ve ehlibeyte 60-70 sene minberlerden KÜFÜR VE LANET YAGDIRIRLARDI!! eskiden mescitler vardi, buna ben karsi birsey demiyorum, ama oralarda sedece ibadet degil, toplantilar, beraberce yemek yenilirdi, hatta sportif etkinlikler yapilirdi! üstelik sadece namaz degil, zikir ve tasavvufi ayinleri yapilirdi!(yani alevilerin algiladigi sekilde CEM). namaza gelince: PEKI SIZ PEYGAMBERE SADIK KALABILDINIZ MI? peygamber kollari baglamiyordu namazda, tespih cekmezdi, pahali seccade denilen birsey yoktu (topragin üzerinde secdeye inerdi), sonra"dan (!) meydanan cikan camiilerde topluca teravih namazi kildirmazdi, sabah ezani bile degistirildi, hutbeler sirf ehlibeyte lanet okunmak icin ve insanlarin(sahabelerin) kacmamalari icin cuma namazin ÖNÜNE yerlerstirildi.... ve daha nice seyler azizim....!! evet siz acaba sadik kalabildinizmi? islam adina o kadar zulüm, pislik ve terör isletenler EHLIBEYT DOSTLARI olan sii ve alevilermi di? yoksa kimler?? kimlerde 11 eylül lekeleri var? kim muhammed askina ve onun adina INSAN yaratiyor ve kimler ise CANAVAR??? vs vs vs " Asil ehli beyte en büyük zulmü siz ediyorsunuz. Neyi savundugunu iyi bil kardesim onlardaki hayat bicimi hic birinizde yok. Yani siz Ehli beytten uzaklasmissinizdir." azizim bir takim cahil insanlar alevilik adina safsata konusanlar vardir, bunu asla inkar etmem!benim degindim konu ise bilincli bir sekilde alimsiz birakilan alevi insanlara degil, aleviligin özü"dür, aleviligin ÖZ kaynaklaridir!! mesela sünnilik adina o kadar safsata ve canavarca fetva veren "din adamlari"(!) varki, akli basinda olan insan kacar!! diger aktardigin hadisler ve olaylara gelince.. kaynaklarin adresini verebilirmisin azizim? yoksa öyle kup kuru bir sekilde copy+paste etmenin bir anlami yok! medalyonun iki tarafi vardir.... simdilik bu kadar ve selamunaleyküm! |
Mutlu Bir Aile için
Aile ve Önemi
Anne-babanin, birbirlerine karsi her müspet tutum ve davranisi, çocuklarin irfan dagarcigina atilmis essiz bir elmas mahiyetindedir. Mevsimi geldigi zaman çocuk, dagarcigi açar; elmasi çikarir ve degerlendirir. Simdi, bu noktadan geri dönerek, haneye kusbakisi bir göz atmak ve sonra da bizzat onun talim ve terbiyesine ve bu hususta ona verilmesi gerekli olan seylere temas etmek istiyoruz. Aile, çocugun içinde büyüyüp gelisecegi bir (hücre) ve mescerelik (fidanlik) ve onu topluma yükselten en birinci dinamik müessesedir. Aslinda mükemmel kurulmus bir aile, onu meydana getiren fertleriyle dar çerçevede bir millet ve küçük bir toplumdur. Dede, nene; anne, baba; büyük ve küçük kardesler ve hatta, maca ve halalardan tesekkül eden -olabilirse- derli toplu mevzun ve ahenkli bir toplum... Milli yapinin en saglam rükünleri, bu küçük hücrede serpilir gelisir. Âdap, ahlak ve içtimai muaseret orada elde edilir. Evet, yaslilara saygi ve hürmet, küçüklere sefkat; arkadaslara gönülden ve insanca davranma hep orada ögrenilir. Orada, dede ve nenesine merhamet; anne ve babasina hürmet ve itaat; emsallerine insanca davranma ve mürüvveti ögrenen kimse, toplum içinde de bu yüce hasletleriyle varolacak ve görünecektir. Orada, faziletlerden mahrum ve ?güdük? yetisenler ise, toplumda içtimai cereyanlara sebebiyet vereceklerdir. Buna binaen, terbiye için mutlaka derli, toplu ve sihhatli bir aileye ihtiyaç vardir. Ailenin sihhati nispetinde, yetisen nesiller de, dengeli ve millete yararli olur. Aksine, o aile, toplum düsmani yetistiren bir fabrika gibi, yurdun da yuvanin da aleyhinde isler durur... Ailenin sihhatli ve dengeli olmasi 1. Anne-baba, birbirlerine karsi hak ve vazifelerinde, münasebet ve davranislarinda tam açiklik ve uyum içinde bulunmalidirlar. Anne-babanin, birbirlerine karsi her müspet tutum ve davranisi, çocuklarin irfan dagarcigina atilmis essiz bir elmas mahiyetindedir. Mevsimi geldigi zaman çocuk, dagarcigi açar; elmasi çikarir ve degerlendirir. Aksine, ebeveynin her huysuzlugu da, onlarin masum dimaglarinda simsiyah bir çizgi olarak kalir gider. Onlari menfi (olumsuz) tanitan ve küçük gösteren siyah bir çizgi... 2. Aile fertleri behemehal(kesinlikle) bir reisin etrafinda toplanmali ve onu o haneye ait bütün islerde merci kabul etmelidirler. Böyle bir davranis, yuvada itaat düsüncesinin yerlesmesine, birlik ve düzenin teessüsüne yardimci olur. 3. Hanenin reisi, bütün aile fertlerine ve bilhassa küçüklere karsi, mülayim (yumusak), lütufkar, onlarin hizmetinde ve onlari sevindirecek davranislar içinde bulunmalidir. Reisin, kendine düsen mükellefiyetleri bihakkin yerine getirmesi, ona karsi aile fertlerini yumusatacagi gibi, onun idari islerini de bir hayli kolaylastiracaktir. 4. Aile reisi, örf ve adetler geregince ve imkanlari nispetinde, onlara hediyeler almali ve alamadigi zamanda, neden almadigini, onlarin içinde herhangi bir kuskuya meydan birakmayacak sekilde izah etmelidir. Yoksa, onlardan bazilarinin içinde, büyüme istidadini gösteren bu rahatsizlik, onulmaz bir ailevi hastaliga dönüsebilir. 5. Reisin, eve ait bazi islerde, hanimina ve çocuklarina yardimci olmasi, her ne kadar, kendine ait islerin yaninda bir külfet ise de, her an aile içindeki agirligini korumasi ve istikbalin yuvalarini kuracak olan çocuklara ders verilmesi bakimindan oldukça mühimdir. 6. Aile fertleri, birbirlerine karsi çok saygili ve terbiyeli davranmalidirlar. Böyle hareket, ister istemez çocuklara da tesir eder ve onlarin disa karsi münasebetlerini seviyeli kilar. Bundan baska, sira onlara geldigi zaman, onlar da teskil ettikleri hanelerde birbirlerine karsi kibar ve efendi olmaga çalisirlar. Daha çocukluk çaglarinda, kalp ve ruhlarina yerlestirilen bir hususu, hayata intikal ettirirken, riya ve sunilige girdiklerini iddia etmeye de imkan yoktur. 7. Anne-baba, kendi anne ve babalarina karsi gösterecekleri hürmet ve tazim, çocuklar için en büyük terbiye dersi olacaktir. Modern yuva, dede ve neneye kendi içinde barinma hakki tanimadigi için, günümüzün çocuklari bu noktada talihsiz ve nasipsiz sayilirlar. Keske yuvalarimizi, onlari da barindiracak sekilde ayarlayip, dede ve neneler torunlarini sevme imkanini, kendimize de, anne ve babalarimiza hizmet etme zemini hazirlayabilseydik. Heyhat! Bir tarafta, bakim-görüme muhtaç ve çocuk sevgisine susamis dedeler ve neneler; beri tarafta da bütün hayati tek basina omuzlamaya çalisan toy babalar ve görüp gözetilmeden mahrum bedbaht yavrular... Surasi bir kere daha hatirlanmalidir ki, yuvanin emniyet ve huzur verici olmasi, içinde teati edilen karsilikli his alis verisine baglidir. Büyükler, sevecek ve sefkat edecek; küçükler de hürmet ve saygida bulunacaklar... Ana-baba, hep sever ve sefkat eder, çocuk ise, daha ziyade bir vazife ve mükellefiyet suuru içinde, ebeveynine hürmetli ve saygili olmaga çalisir. Insanda hizmet ve vazife suurunun gelismesi, uzun temrinlere (egzersiz) baglidir. Çocuk, elli defa, baba ve anneye, nasil itaat ve hürmet edilmesi lazim geldigini görmelidir ki, onu kavrasin, hazmetsin ve yasayabilsin. Yoksa, pratigi olmayan mücerret (gecici) telkinlerle, beklenen neticeyi almak oldukça zor; belki de bazi ahvalde imkansizdir. Denebilir ki; herkesin kendi büyüklerini yaninda bulundurmasi, bulunduranlarin da bu isin devamini temin etmeleri bir hayli müsküldür. Hususiyle günümüzdeki hayat sartlari, aile fertlerinin, ayri ayri yerlerde yasamalarini mecburi kilmaktadir. Bu ise, arzu edilen stilde bir yuvanin teessüs (meydana gelme) ve devamina mani gibi görünmektedir. Bunlar bir bakima dogru olsa bile, ideal yuvanin kurulmasini imkansiz kilacak mahiyette sebepler degillerdir. Neden, sene, belli bölümlere ayrilarak, her bölüm, aile fertlerinden birine tahsis edilip onunla geçirilmesin! Her mevsimin, aile fertlerinden birinin yaninda geçirilmesi pekala mümkündür.! Bence, çocugun ruhuna duyurmayi tasarladigimiz seyleri, ona duyurmak için, icabinda, Çin"den, Maçinden dede ve nene ithal etmek gerekse dahi, bundan geri kalinmamalidir. Evet, çocugu doyurmak ve tatmin etmek için her sey, ama mesru olan her sey, mutlaka yapilmalidir. Aksi halde o, evde bulamadigi seyleri sokakta arayacaktir. Bu ise, aile reisinin isini bütün bütün zorlastiracaktir. Zorlastirmasi bir tarafa, çocuklarin tamamen ele avuca gelmez birer azgin olmasini netice verecektir. Bir kere düsünün, evin içinde çocugunu tatmin edememis, kendine baglayamamis baba, ona sahip çikmak için, sokakla da bogusma mecburiyetinde kalmistir. Keske, çocugu uslandirmak ve insan kilmak için, gerekli olan herseyi onun yataginin basina kadar getirebilseydik de, sokaklarda, endiseli nazarlarla arkalarindan kosturup durma mecburiyetinde kalmasaydik! 8. Yuva içindeki bütün isler ve bilhassa çocugun bakim ve görümüyle alakali olanlari, önceden tanzim edilip, sonra bir program altinda yürütülmelidir. Bu hususta hülasa olarak sunlar söylenebilir: a. Yatip kalkma ve yeme içmenin düzene sokulmasi. b. Okuma, düsünme, çalisma ve çocuklarla mesgul olma saatlerinin tanzim edilmesi. c. Çocugun, mektep, sokak ve arkadaslariyla geçirdigi zamanlardaki durumunu tetkike sarf edilecek vaktin belirlenmesi. Yiyip içme ve yatip kalkma düzene konmamis bir hanede, ne bugün, ne de yarin verimli çalismadan, istirahat ve sihhatten bahsetmeye imkan yoktur. Evet, fertleri, vakitli vakitsiz yatip kalkan bir ailede, istirahat saatleriyle mesguliyet saatleri iç içe girdigi için, hem istirahat bozulmus olur hem de çalismalar neticesiz ve semeresiz kalir. Birinin yatma saatini öbürü; berikinin çalisma saatini de digeri ihlal edince, o hanede hiçbir sey yapmaya imkan kalmaz... Bu bakimdan, çocuklarin, kendilerine en uygun saatte yatirilmalari; soguk-sicak hisaba katilarak, münasip vakitlerde disariya çikarilmalari ve her gün onlarla mesgul olmaya tahsis edilen saatlerin, onlarin yaninda ve onlarin terbiyesinde geçirilmesi elzemdir. Onlara karsi muvaffak olmanin çok mühim bir yolu, sevgi, disiplin ve prensip üçlüsünden meydana gelmektedir. Bu yol, insanlara kadar uzanan, kainat çapindaki ilahi ahlak ve fitrat yoludur. Bu itibarla, bu yolda yürüyen anne ve babalar rahat ve emniyetli, toplum da mesut ve huzurludur. |
Typisch Alevi !?!
Esselamüaleyküm Ozhaci kardes.
biraz sinirini yen ve benim neyi bildigmi neyi bilmedigmi örcmeye kalkma. Cünkü sen insan sarrafi degilsin. Ben size karsi gayyet saygli konusmayi tercih ediyorum, bu da alevi olmana ramen her yazinda Allahin selamini esirgememen. Bunu daha hic bir Aleviden duymamistim. "Hasan ve Hüseyini sehid edende Yeziddir kendi koltuk savasi icin sehid etti Hasan ve Hüseyinimizi." Bu cümlede Hz. Hasan ile Hz.Hüseyini sehid ettiler diye yaziyorum. Ama nerede ve nasil oldugunu belirtmedim kardesim hatirlatayim. Yani yanlis yorum yapiyorsun. Beni cok kirdin bu ithaminla. Benim kime (Hz.) veya (ra.) diyecegimi cok iyi biliyorum. Sahabelerin hepsine (Hz.) derim. Sunu belirteyim gerekce ne olursa olsun hic bir Sahabinin aleyhinde hic bir söz söylemem. Hz. Muaviyye olmak üzere. Resulullahin Vahiy katipligni yapan katibe terbiyesizlik yapamayiz. Ve sunuda söyleyim Kerbele olayi cinayetin baslanmasi, Hz. Muaviyyenin vefaatindan sonradir. Hz. Muaviyye yasamis sag olmus olsaydi Kerbela olmayacakti! Seninde saygili olmani isterdim ama o senin tercihin. Hz. Hasani sehirlediler ve onu sehirleyenler fitnecilerdir. Eski bir köle olan karisi sehirledi. Badagina elmas tozu atti karisi. Onu görevlendirenler fitnecilerdir. Hüseynide bildigin gibi Kerbelada sehid ettiler. Sadece hüseyin degil ogullari Aliülkebir ve Abdullah, kardesleri Abdullah, Cafer, Osman, Muhammed, Abbas, Ebu Ebekir. Hz. Hasanin cocuklari Akilin üc cocugu ve ismini hatirlamadigim daha cok sehid. -----Alinti--- eskiden mescitler vardi, buna ben karsi birsey demiyorum, ama oralarda sedece ibadet degil, toplantilar, beraberce yemek yenilirdi, hatta sportif etkinlikler yapilirdi! üstelik sadece namaz degil, zikir ve tasavvufi ayinleri yapilirdi!(yani alevilerin algiladigi sekilde CEM). namaza gelince: PEKI SIZ PEYGAMBERE SADIK KALABILDINIZ MI? peygamber kollari baglamiyordu namazda, tespih cekmezdi, pahali seccade denilen birsey yoktu (topragin üzerinde secdeye inerdi), sonra"dan (!) meydanan cikan camiilerde topluca teravih namazi kildirmazdi, sabah ezani bile degistirildi, hutbeler sirf ehlibeyte lanet okunmak icin ve insanlarin(sahabelerin) kacmamalari icin cuma namazin ÖNÜNE yerlerstirildi.... -------------- Cem evleriyle o eski mescitleri nasil ayni kefeye koyabiliyorsun anlayabilmis degilim. Cem evlerinde namaz kiliniyormu ? Sizin o cem evi dediginiz bizim cemiyetlere benzer cay icilir, konusulur sohbet edilir. Dedelerin vaazlari dinlenir. Mescitler namaz toplu halde namaz kilmak icin yapilmistir hatirlatayim efendi. Peygamber efendimiz kollarini baglayarakta kilmistir baglamiyarakta kilmistir. Her ikiside kabul dur efendi. Tesbih cekerek Allahi anariz efendi biz. Sevaptir. Ama mecburi bir görev degildir. Bu tesbih sadece Türkiyemizde vardir baska Islam ülkelerinde yoktur. Zaten farzda degildir. Kusura bakma benim pahali seccadem yok. Böyle kötüleyeceksen Namaz kilanlari vay halimize :) Peygamber efendimiz terafih namazi sünnettir. Yani Allahin bir buyurugu degildir. Bunu bil Terafih namazini kilmamizin sebebi sünnet oldugu icindir. Yani Peygamber efendimiz Ramazan ayinda kilarmis bu Namazi. Ezan degistirilmisti (türkceye) Allaha sükür eski halini aldi yine. Copy Paste yaptigim yorumlari üzerinde belirtiyorum kadesim yani kendi ismimi yazmiyorum altina ister okursun ister okumazsin. O sana kalmistir 11. Eylülü sünnilermi organize etti yoksa b.ladinmi ? Siyasette temas etme ben onlara karsiyim bunu biliyorsun. Sen kendin kaynaksiz yaziyorsun senin su yazilarin kaynagi kim Haci bektasimi ?? Saygilar selamlar. Not. Ben Siilerin Arab olmasina ramen onlari kendimize sizlerden daha yakin hissediyorum. Sizin neye ibadet ettiginiz bile belli degil. Hasa Hz. Aliyi Peygamber sinifina koyuyorsunuz. |
sagol bu güzel yazi icin :) o.T.
ohne Text
|
Namaz ...
Namazın Beş Vakit Olduğunun Kur"an"da Tesbiti
Namazın Beş Vakit Olduğunun Kur"an"da Tesbiti Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Gündüzün iki ucunda ve gecenin bir kısmında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir." (Sad suresi : 114) Gündüzün iki ucu akşam ve sabah namazı, bir kısmında da yatsı namazı vardır. Üç vakit bu ayette. "Güneşin batıya yönelmesinden gece karanlığına kadar namazı kıl. Tanyeri ağarırken de sabah namazını kıl. Zira bu namaz görülmeye değerdir." (İsra Suresi :7 Güneşin batıya yönelmesinden gece olana kadar kılınan namaz ikindi namazıdır. Sabah namazı tekrar edilmiştir. "Ey Muhammed! Onların dediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce ve batmasından sonra Rabbini tesbih et (namaz kıl) geceleyin ve gündüzün yanlarında da tesbih et (namaz kıl)." (Taha suresi : 130) Güneşin doğmasından önce sabah namazı, batmasından önce ikindi namazı, geceleyin yatsı namazı, gündüzün yanlarında akşam ve öğle namazı kılınacak. Bu ayetle beş vakit namaz sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları sabit oluyor. Beş vakit namaz; sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları Kur"an-ı Kerim içinde değişik yerlere serpiştirilerek zikredilmektedir. Bazan ikisi, bazan üçü, bazan dördü değişik bir ifade üslupla anlatılmaktadırlar. Cenab-ı Peygamberimiz, Kur"an-ı Kerim"i hem sözü ve hem de işi ile tefsir etme hakkına sahip olduğu için bu hak kendisine Allah tarafından verilmiştir sözü ve işi namazın beş olduğunu açıklamıştır. |
Namaz imanin diregidir...... o.T.
ohne Text
|
antwort.
Den Genuss von Schweinefleisch ist nicht nur ungesund sondern sadet auch unserer Sehle.
Es verwandelt das Karakter der Menschen in der der Tiere... |
::))
Selamünalleyküm OezBektas kardes,
Seninle tartisma ortamini ben kurmak istemedim. Bende ayni senin gibi sinirliydim ve kimseyi üzmek istemem. Bir insan mesheplere bagli degildir hangisi kendisine uygun ise ona uyar bizde böyledir. Yani sen Hayat arkadassa sen zaten Aleviligi yasamiyordun demenin anlami ney? Bu bize hakaret anlamina geliyor. Yani Aleviligi tam yasiyan bir insan hic bir zaman Alevilikten vaz gecemezmi? Su Aleviligi tarif et bana kardesim. Kimler var kimler yok tarif et. Sunuda yazmak zorundayim. Binlerce yil önceki islenen cinayettin faturasini sen biz Sunnilere cikarmak ayip degilmi ? Vay sizinkiler vay böyle söyle. Hatirlatayim. Hic bir sünni kardesimiz bu katliyami desteklemiyor. Sadece iki taraftada degerli insanlar vardi diye (yani sahabeler) onun faturasini cikarmak biz insanlara düsmez diyor. Onun cezasini ancak ve ancak Allah kendisi verir. Aleviligi gercekten anlayabilmis degilim. Alevilikte itikadi meseleler varmidir? Fikih varmidir? Aleviligin onca cesitleri varki suda "SIZLER" yazmaya bile cekiniyorum. Ama bizler tek cemaatiz bunu biliyorsun. Dört büyük meshebin hepsini kabul ederiz. Saygilar selamlar. |
@coach01
sevgili coach,
aleviligi analize ayrilmis gerek kopya, gerek kendin yazdigin bir kac beitrag ile yogun bir zahmete giristigini görüyorum.. yalniz ben haddimi asarak sana iyiniyetli bir tavsiyede bulunacagim.. -aleviligin islam( kati islam dogmatigi) icinde kalarak ve sadece onun icinden bakarak saglikli analiz yapilamaz kanisindayim.. -zira herkesin malumu; alevilik pratikte yasanarak ve sözle aktarilarak bugüne gelmistir..komplex bir hadisedir ve islami pradigmalarla saglikli bir sonuca varilamaz... ve ben alevileri anlamak isteyenlere islami teoriye basvurmak yerine alevilerle iletisim kurup yasam tarzlarini gözlemlemek daha faydali olur kanaatindeyim.. |
@donvonramses
merhaba donvonramses kardes,
Yok ben Alevilige karsi filan degilim herkes kendi yasantisinda hürdür. Dogru anlayabilmis isem siz simdi Aleviligi Islama katmadan yani Kurani Kerimden ayirarak bakmamimi istiyorsunuz? Buna bir aciklik getirirsen sevinirim. Pratikte ne demek ? Ve hangi sözlerle bu güne kadar ulasti ? Aleviler kendilerini Müslüman olarak kabullenmislerse, bende onlari Kuran ve Hadise dayanarak yanlislarini söylemek zorundayim. Cünkü Müslümanligin yani Islamin ve Imanin sartlari ihmal ediliyor Alevilikte. Sunu belirteyim ben Alevi kardeslerime kizmiyorum ve onlara karsida bir hic bir kinimde yoktur .Ama sevildiginizi bilin. Düsman hic bir zaman düsmanin hatasini söylemez. Banane veya oh olsun deyip gecip gider. Biz Arkadasca hatalari bulmaya calisiyoruz. Bunda kirilacak bir sey yok. Benim hatalarimi sizlerde söyleyebilirsiniz. Selamlar saygilar |
hmmm...
nicht unbedingt die Antwort auf meine Frage aber auch gut...danke. :)
|
Ansichten von Ali
1. Halunke Ulusoysuz muss weg!
2. 6azelsaray muss durch spenden gerettet werden! 3. "the69eyes" muss christlich erzogen werden! 4. Brat muss ein 6azelsaray Trikot in den Farben Pink und Orange anziehen! (Aufschrift Bülent Korkak!) 5.Wir verschmelzen Ampül-Man mit Mesuuth, 6azelsaray mit Besiktas, Halunke Ulusoy mit Idis Amin... usw. Dann haben wir Frieden auf der Welt! Ich entlehne den Worten des Staatsgründers der Republik Türkei: "Ligde sulh, UEFA"da sulh!" und daran GLAUBE ich! Ich finde auch das die RELIGIONen die Rasen segnen sollten, bevor das Spiel anfängt! Bei Fenerbahce spielen z.B. Christen und Moslems ... daher sollten mehrere Priester und Imame zur Segnung bereitstehen! (Bestimmt wird das von AmpülMan positiv aufgenommen werden) Was unfair wäre, aber die Arbeit des KATHOLISCHEN Priesters erleichtern würde, wäre eine Segnung per Sprinkler-Anlage! Ach wie schön, wenn sich Religion und Fußball vertragen können! ali PS: In Konya haben die Fussballer letztes od. vorletztes Jahr in ihrer Fussball Trikots, vor dem Spiel, auf dem Rasen gekniet und moslemisch gebetet!!! (Namaz) |
antwort.
Der Islam verbietet den Fussball doch garnicht.
Nur den Holiganismus. |
Der "Holiganismus" ist wie
... eine "Konfession" ;-)
|
Apropos: Nemetin Takkiye Takkan
... hat mal bei Zeiten den Fußball als unislamisch bezeichnet!
Kurze Zeit später hatte er es reumütig zurückgenommen ... LOL Wie kann man nur sowas in der TÜRKEI sagen heheehehehheehehe al" der hALIgan |
Leider
finde ich das nicht witzig ...
|
biraz uzun olacak ama...
Ve aleykümselam coach kardes!
?biraz sinirini yen ve benim neyi bildigmi neyi bilmedigmi örcmeye kalkma. Cünkü sen insan sarrafi degilsin. Ben size karsi gayyet saygli konusmayi tercih ediyorum, bu da alevi olmana ramen her yazinda Allahin selamini esirgememen. Bunu daha hic bir Aleviden duymamistim. ? yüce allahin (c.c)selamini bile almayan nasil bir tip insan oldugunu hepimiz galiba biliriz. "Hasan ve Hüseyini sehid edende Yeziddir kendi koltuk savasi icin sehid etti Hasan ve Hüseyinimizi." Bu cümlede Hz. Hasan ile Hz.Hüseyini sehid ettiler diye yaziyorum. Ama nerede ve nasil oldugunu belirtmedim kardesim hatirlatayim. Yani yanlis yorum yapiyorsun. Beni cok kirdin bu ithaminla. ?Benim kime (Hz.) veya (ra.) diyecegimi cok iyi biliyorum. Sahabelerin hepsine (Hz.) derim. Sunu belirteyim gerekce ne olursa olsun hic bir Sahabinin aleyhinde hic bir söz söylemem. Hz. Muaviyye olmak üzere. Resulullahin Vahiy katipligni yapan katibe terbiyesizlik yapamayiz. Ve sunuda söyleyim Kerbele olayi cinayetin baslanmasi, Hz. Muaviyyenin vefaatindan sonradir. Hz. Muaviyye yasamis sag olmus olsaydi Kerbela olmayacakti! Seninde saygili olmani isterdim ama o senin tercihin.? hayir dostum?muaviya BILINCLI bir sekilde ogluna halifeligi devretmisdir! Halifeligi saltanata cevirdiler?. Muaviyanin zamaninda ne oldu dostum? Imam ali ile (a.s) savaslar olmadimi? Binlerce müslümanin cani ve kani gitmedimi? Sen önce bir tarihi oku dostum! Öyle simarik bir sekilde neden hareket ediyorsun? Vahiy katibligine gelince: azizim, muaviya ve onun babasi KILIC ZORUYLA müslüman olduklarini hepimiz biliyoruz, sünni olsun alevi olsun! Bunlar?da hicretin 10.yil?da müslüman maskesini takdilar? 10 hicri yilinda VAHYIN NUZÜLÜ BITMEK ÜZERE IDI, ve simdi sana soruyorum allah askina nasil ve ne zaman bu zalim adam vahiy katibi olmus? Üstelik islami böyle sartlar altinda kabul eden bir adami vahiy katibi etmek.. sürekli emevilerden kin yigen sevgili hatemül enbiya (s.a.v) onlardan birini vahiy katibimi yapacak?? Peki bu bilgiler kimden geliyor? Onun menfaatci ve yagli sofralarina sarkitarak gelen ebu hureyre ve daha nice satin alinmis ?sahabiler? degilmi..... Yoksa bunu`(vahiy katibiligi) bir selmani farsi naklediyormu? Bir ammar? Bir ibni abbas? Bir mikdad? Bir ebuzer gifari? Vs..? vahiy katibligini yapan hic bir zaman ilmin sehirin kapisina SAVAS ACMAZ, LANET VE KÜFÜR de yagdirmaz kardesim!! Kuranin mantigina bu yanlis?dir! Sen önce bir muaviyin kisiligini arastir, ondan sonra gel? Peygamber (s.a.v) buyuruyorki: ?ammar (r.a.) zalim ve yoldan cikmis bir güruh öldürecekdir!? evet muhterem..arastir kimdir bu zalim ve sapik? sen muaviyanin ve emevilerin yaptiklarina RAZI oluyorsun kurban olayim! imam hasan"lan (a.s.) antlasma yapan, ve hz.hasana (a.s.) verdigi sözleri (kuran ve sünnete uyacagini, ehlibeyte lanet etmiyecegini, ehlibeyt dostlarini katletmiyegini) tutmayan, ve halkin önüne gecerek "ben sizin"le namaz kilmaya oruc tutmaya gelmedim! Ben hükmetmeye geldim ve kim önüme cikarsa onu ortadan kaldirim!" diyen bu zalime sen hz. diyersen R.A. söylersen arkadasim o zaman isin yas!! Peygamber (s.a.v) diyorki: ?Ey insanlar ben size iki EMANET birakiyorum, bunlara sarilirsaniz asla sapikliga düsmezsiniz! Biri kurani kerim biri ehlibeytimdir!? simdi sen emanetin birisinden yüz cevir, digerin?de katlett? e peki bu nedir? Nasil peygamberin önüne cikip nasil cevab vereceksiniz?? Simdi sen diyorsunki, gecmiste olanlarin benim sucum ne? Simdi kardesim eger sen bu olaylara tepkisiz kalirsan, katillere ve zalimlere ?hz? diye hitap edersin, o zaman sende emevilerin pastasina pay oluyorsun! Ve daha NICE seyler?. onlari aktarmayi gerek görmüyorum! ?Hz. Hasani sehirlediler ve onu sehirleyenler fitnecilerdir. Eski bir köle olan karisi sehirledi. Badagina elmas tozu atti karisi. Onu görevlendirenler fitnecilerdir.? Evet o kariyi görevlendiren muaviye idi 100bin dirhem söz vererek?. Tarihi arastir! ?Hüseynide bildigin gibi Kerbelada sehid ettiler. Sadece hüseyin degil ogullari Aliülkebir ve Abdullah, kardesleri Abdullah, Cafer, Osman, Muhammed, Abbas, Ebu Ebekir. Hz. Hasanin cocuklari Akilin üc cocugu ve ismini hatirlamadigim daha cok sehid. ? Evet yezidin hükmü ve emiri ile? bize göre kerbela bedir savasin, uhudun hendekin ve bütün islam savaslarin DEVAMIDIR azizim! Yezid (allah ona lanet etsin!) imam huseyinin (a.s.) kesilmis basini bir elinde zikkimlasmis sarabi ve diger elinde bir sopa ile, o imamin dudaklarini burnunu dürterek:?ne güzel dislerin varmis ey hüseyin! KESKE ATALARIM BUNU GÖRSEYDI, <HELAL OLSUN SANA YEZID BEDIRIN VE DIGER SAVASLARIN INTIKAMIN ALDIN< DESELERDI!? Evet azizim, simdi ben bunlari uyduruyorsam o zaman kusura bakma kendi kaynaklarinizda bu bile gecer! ?Tesbih cekerek Allahi anariz efendi biz. Sevaptir.? Bizde cemlerde allahi anariz, sadece cemde degil dünyanin her yeryüzünde. Allahi dört duvar arasina sokup allahi orada aramayiz! Bulursak yüce allahi (c.c.) o zaman kalbimizde buluruz! ?Peygamber efendimiz kollarini baglayarakta kilmistir baglamiyarakta kilmistir.? Sen en iyisi birazcik daha arastir azizim?. ?Kusura bakma benim pahali seccadem yok. Böyle kötüleyeceksen Namaz kilanlari vay halimize :) ? muhterem kardesim, peygamber her zaman TOPRAGIN üzerine (veya daha dogrusu yenilmeyen ve giyilmeyen bitkilerin üzerine) secde ettigini KENDI kaynaklarinizda yaziyor?.. imam ali (a.s.) buyuruyor ki: ?namaz her temiz kalbli insanin allaha yaklasmasidir!? evet sen ama dünyalezzetliginden bir türlü vaz gecemiyerek pahali ve lüks seccadelerin üzerinde allahi anmak(!) istersen ?kusura bakma sen o zaman namazi bile dogru dürüst anlamadin (ne demek istedigimi bir düsün hemen saldirma)! Simdi ben demiyorum ki seccadenin üzerinde namaz kilan bir insanin namaz kabul olmaz HASA, SÜMME HASA!! Ama peygamber (s.a.v) gibi kilmak ister müslüman kalbim ve canim! ?Peygamber efendimiz terafih namazi sünnettir. Yani Allahin bir buyurugu degildir. Bunu bil Terafih namazini kilmamizin sebebi sünnet oldugu icindir. Yani Peygamber efendimiz Ramazan ayinda kilarmis bu Namazi.? evet azizim sen su ?(kilar)-mis? ?lardan bir vazgecte, kendin arastir! Bir kere kusura bakma peygamber efendimiz (s.a.v) kesinlikle cemaatla beraber kilmazdi teravih namazini!! Bunu cemaatlan camiilerden ilk kildirani ve ?ne güzel bir bid?at?tir!? söyleyen ikince halife ömer idi! Kollarida namazda baglatan acaba kim idi?.? Sabah namazini az kalsin kacirdigi icin, sabah namazin ezanina ?es-salatu hayrul minel nevm? (yani: namaz uykudan daha hayirlidir) ekleyen ömer b. hattab idi?. Ve daha nice seyler!! Kisa deginmek istedim?. Galiba okuyunca rahatsiz olabilmissindir?. Bunu isteyerek yapmiyorum, biz kardes sayiliriz! Ama?Sen birazcik daha arastir dostum! Ve kaynaklari uzaklarda arama, sünnilerin ve sia?nin ittifak ettikleri kaynaklara bir göz at arkadasim, cok seymi istiyorum senden? ?11. Eylülü sünnilermi organize etti yoksa b.ladinmi?? evet duyduguma göre b.ladin buddhist?tir?.. ?Sen kendin kaynaksiz yaziyorsun senin su yazilarin kaynagi kim Haci bektasimi ??? üste yazilarim hepsi sünni kaynakladir, fakat yaziya uslüben ters gelebilirdi diye aktarmadim?. Inna lillah ve inna ileyhi raciun! Ve selamunaleyküm degerli can dostum! NOT: ?Not. Ben Siilerin Arab olmasina ramen onlari kendimize sizlerden daha yakin hissediyorum.? Siilerin türkü?de var, kürdü?de, azerisi, iran, arabi ve afrikali siiler var?.. ?Sizin neye ibadet ettiginiz bile belli degil. Hasa Hz. Aliyi Peygamber sinifina koyuyorsunuz.? Iste bunu?da hüsni zann ederek söyledigin icin seni tebrik ederim?..o kadar?da olmaz yani? |
deliiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii :) was ist
das denn für ein salat....
bak dini, top`a alet etme, yoksa bende feneri baska seye alet ederim haaaaaa *nazli kaslari catar* |
ohhh mein Gott.... o.T.
ohne Text
|
evet.
Seninle tartismak istemiyorum Oezbektas kardes.
Beni simarik yerine koyman benim sahsima karsi bir darvanistir. Bu sözü söylemene sasirdim. Ben senin gözünde simarik isem bi daha yazmam sana. Vesselam |
Peki Hz. Ilyas in yanindaki Hizir Kim ?
Bu konuda ne der islam ansiklopedisi ?..
Kuran in hic bir sey demedigi konularda alemin Roman yazmasi cok ilginc :o) |
ne oldu :( ??
selatu selam coach kardes!
ne oldu ki simdi sana? kardesim kalbini kirmak istemedim.... kusura bakma, ama sanki alevilerin inancina dil cikartacasina ve cogu tarihi hakikatleri kabullenmedigini görüyorum.... kal saglikca... vesselam... |
ok...
lieber bruder im islam coach,
selamunaleyküm! entschuldige, dass ich erst jetzt für dieses topic eine antwort erstellen kann. ich hatte vorher bei deinem anderen topic zu tun. kann ja nicht an zwei stellen gleichzeitig sein :-) tasten wir uns also ganz behutsam heran würde ich sagen. ok: zu punkt 1: " Ali ist - abgesehen von den Propheten - das höchste Beispiel eines vollkommenen Menschen." das ist richtig! in dem sunnitischen werk, welches unter der ahlus-sunna einen sehr hohen stellenwert geniesst, nämlich ?KENZ UL-UMMAL? heisst in einem hadith von hz-i muhammed (s.a.v): ?ali ist der höchste unter den menschen. Wer dies nicht akzeptiert ist ein kafir!? nun werden natürlich all unsere sunnitischen geschwister aufspringen, wegen dem term ?kafir?. Es heisst hier nicht, dass jeder der hz-i ali (a.s) nicht als den höchsten menschen akzeptiert für immer in der hölle schmoren wird. Mit ?kafir? ist gemeint, dass man ein grosse tatsache bewusst übersehen hat. Ich möchte nicht darauf näher eingehen... Nun, hz.i ali (a.s.) ist laut glaube der aleviten der imam und wirkliche kalif des propheten (s.a.v). ein imam (laut alevitischer vorstellung) hat zwar nicht 100%?ig die stellung des propheten hz-i muhammed mustafa (s.a.v), aber er als rechtmässiger imam erfüllt so einige pflichten, die dem prophet ebenfalls aufgetragen wurden. z.b. die menschen rechtzuleiten, zu korrigieren, und von gott beschützt (masum) zu sein, so dass ihm keine irrtümer unterlaufen. Zu punkt 2: ?Ali ist Mohammed in Erkenntnis und Autorität gleichwertig.? Der prophet (s.a.v) sagt: ?wessen gebieter (mevla) ich bin, dessen mevla ist auch ali.? Sahih müslim ?Ali und Mohammed sind miteinander verbunden? dass hz.i muhammed (s.a.v) zu seinem bruder sowohl im diesseits als auch im jenseits erklärte ist JEDER islamischen rechtsschule bekannt! Näher möchte ich darauf auch nicht eingehen.... ?Vor der Erschaffung Adams waren wir ein glor-reiches Licht; das Licht der Ehre auf Adams Stirn wurde in zwei Hälften geteilt; eine Hälfte erschien auf meiner, die andere auf Alis Stirn.? Soviel ich weiss, geht diese tradition ebenfalls in anerkannten sunnitischen quellen durch.... Zu punkt 3: ?Ali ist Gottheit in einer Dreieinigkeit mit Allah und Mohammed? das ist ja jetzt wohl der absolute schwachsinn.... ich habe noch nie ein buch gelesen, wo so etwas akzeptiert wird, weder habe ich einen dede gehört, der so was bestätigte... die reihenfolge allah ? muhammed ? ali ist deutlich aus dem koran zu entnehmen, siehe 5.sure maide vers 55: ?eure herzensfreunde sind gott, sein gesandter, und der gläubige, der sich beim gebet, während der verneigung die almosen gibt. Laut sogar zahlreichen sunnitischen tefsir werken, ist dieser gläubige der beim gebet seine almosen an einen bettler gab hz.ali (a.s.) gewesen. ?Für die Liebe Gottes, Mohammeds und Alis? (Hak-Muhammed-Ali askina).? Das ist korrekt, und ich persönlich sehe darin weder sirk noch sonst etwas, allah, den propheten hz.i muhammed mustafa (s.a.v) und seine ehlibeyt zu lieben ist farz (pflicht) für jeden muslim! ?Viele, die den Aus-druck ?Allah-Mohammed-Ali? verwenden, setzen damit bewußt die Autorität dieser drei gleich.? Wie ?viele? sind es denn?? In einem hadith heisst: wer ali liebt der liebt mich, und wer mich liebt, liebt gott. Wer alis feind ist, ist auch mein feind. Und wer mein feind ist, ist auch gottes feind.? Zu punkt 4: ?Ali ist Gott? tövbe estagfirullah! Ich frage mich ehrlich was sich der verfasser dieses textes gedacht hat... Solche gedichte wie z.b. von dem grossen bektaschitischem geistlichem m.hilmi dedebaba (möge allah ihm das paradies schenken), sind stets aus der sicht des tevhid zu verstehen! ?Ich verstehe diese Aussage so,? bedeutet also, dass man diese ansicht nicht den aleviten zuschreiben kann. Niemand kann sich in die lage von hilmi dedebaba versetzen und FÜHLEN was er im moment der ekstase gefühlt hat. Solche gedichte wurden im trance verfasst... jedoch immer mit dem massstab des tevhid! Wir lesen in anderen gedichten muhammed ali hilmi dedebaba, wie er bewusst allah?s majestät lobpreist, wie sollte er dann ali als gott betrachten? Wir wissen, dass hz.ali (a.s.) viele eigenschaften besass die viele propheten vor seiner zeit besassen, sei es vom wissen, vom ?takva? etc... Schon alleine, dass der prophet (s.a.v) ali und seine situation (bruderschaft und pflichten) mit der von den propheten hz.musa (a.s.) und hz.i harun (a.s.) vergleicht, ist nicht zu übersehen. ?Ali ist der erste und der letzte? zunächst einmal: ?el-ali? ist auch ein name gottes! Hier hätte auch stehen können: ?rahman ist der erste und der letzte.? Aber wie dem auch sei, man weiss, dass hz.i ali (a.s.) allumfassendes (erste und letzte) wissen über den koran und sunnah besitzt, das kann niemand leugnen. Ali wurde als erster und einzigster in der kabaa geboren. Auf der pilgerfahrt fängt zuerst die pilgerung am der kabaa und endet ebenfalls an der kabaa. Egal wie wir alles sehen möchten, ali (a.s) ist immer von anfang bis zum ende seines lebens im islam und leben des propheten (s.a.v) geblieben! Näher möche ich darauf auch nicht mehr zu diesem text eingehen...... Das wärs für erste... vesselam! |
velaleykümselam. o.T.
ohne Text
|
birsey yok
A.selam
Tarihi bilmis ve bilmemis olabilirim ama bu bana simarik söylemeni gerektirmez. Simariki ben ahlaki degerleri olmanyanlara derim. Belki senin düsüncelerin baskadir saygim yinede sonsuzdur. Selamlar. |
Rauchen
Salamu alaykum, Schwester!
Warum Schweinefleisch und Derivate den Muslimen (wie auch den Juden) verboten ist (selbst in der Bibel ist ein Hinweis auf die Unreinheit), möchte ich nicht erklären, da dies schon sehr oft gesagt wurde. Ich möchte nur, auch aus zeitlichen Gründen, nicht mehr als einen Vers aus dem Qur´an anbringen, der dir - inscha Allah - erklärt, inwieweit wir sagen können, dass das Rauchen aus islamischer Perspektive nicht unbedenktlich ist. "Und spendet auf dem Weg Allahs und stürzt euch nicht mit eigenen Händen ins Verderben und tut Gutes! Wahrlich, Allah liebt diejenigen, die Gutes tun." [2:195] Wer raucht, stürzt sich zweifelsohne (im wahrsten Sinne des Wortes) "mit eigenen Händen ins Verderben". Jeder nennt als Paradebeispiel der negativen Folgen des Nikotinkonsums den Lungenkrebs. Aber die Folgen des Rauchens sind noch viel weitreichender: neben der nicht zu unterschätzenden finanziellen Belastung (die man deutlich erkennt, wenn man mal eine Hochrechnung ausprobiert), und dem ästhetischen Faktor (vergilbte Zähne und Finger(-nägel), Mundgeruch, schlecht riechende Kleidung/Möbel, sind zu nennen Mundbodenkarzinom, Plattenepithelkarzinom (Krebsarten im Mundbereich; dies sind nur zwei mögliche!, die zum Tode führen (können)) , Parodontitis (Entzündung des Zahnhalteapparates) mit Zahnlockerung und Zahnverlust als Folge, Immunschwäche (ständiges Erkranken sind Folge), Austrocknung der Augen, Xerostomie (Mundtrockenheit), Karies, wahrscheinlich auch Beschädigung der Geschmackssinns etc. Vergessen wir nicht, dass dieser unser Körper nur eine Leihgabe ist. Wir besitzen diesen Körper nicht. Dieses Treuhandgut muß unversehrt zurückgegeben werden; wenn es uns irgend möglich ist, müssen wir ihn schützen. So kann also nicht Rede davon sein, den Körper nicht nur nicht zu schützen und pflegen, sondern gar "mit eigenen Händen" zu beschädigen. Aufgrund dessen gibt es einige Gelehrte, die das Rauchen als eine "makruh" Handlung nahe dem "haram" einstufen. Möge Allah unser Wissen mehren. Friede sei mit dir. Lakota |
Alle Zeitangaben in WEZ +2. Es ist jetzt 21:03 Uhr. |