Vaybee! Forum

Vaybee! Forum (http://localhost/forum/index.php)
-   Gesellschaft & Soziales (http://localhost/forum/forumdisplay.php?f=398)
-   -   Religion & Glauben (http://localhost/forum/showthread.php?t=4272)

16.08.2005 16:48

Yoktu tabii onuda takan kim yaww o.T.
 
ohne Text

donpepelino 16.08.2005 16:49

ORIGINALGUELER i kacirdin olum
 
Aylardir kiza yalvarmadigin kalmadi siirler köfteler lokumlarlan besledin kizi parali bir bektasiylen beraber Abaza gizi



Fr
12
Aug
--------------------------------------------------------------------------------
16:54 ORIGINALGUELER

Askím beni o kadar mutlu ediyorsunki buraya hissettiklerimi yazsam tüm kelimeler defterinde yer bulamaz, tek söylecegim bir sey var, sen hayatimda karsilastigim en degerli insansin, iyiki varsin bir tanem, seni cok ama cok seviyorum.

16.08.2005 16:50

Evaqt ALLAH Hazretleri sen bilirsin tabi
 
ki... yahu kardesim Yasar Hoca su aniyle aralarindaki en iyi Hoca diyelim... ama o bile yetersiz... kaldiki Mzehpe falanda kurmus degil... cünkü millet akillandi...

Ben oinun yerinde olsam tüm DINLERI fes eder ve yeniden saaaadece tüm DINLERIN temelindeki Teolojiyi esas alir ve tüm insanliga yeniden cagiri yapardim..

Görüyorsunki Enis Abin Mezhepleri Yasari masari yada kasari asali yillar omus

16.08.2005 16:54

Helal olsun Gülere.. akilli kizdir hayat
 
ini yasiyor.... sende burada baskalarinin pesinde kosarak kiskanclik yapiyorsun...

Sen bir zavallisin... kiii bizim kapasitede veya dünya görüsünde hic bir arkadasin yoktur... ve bizleri o kadar kiskandigin icin, bizlerinde senin gibi olmamizi istiyorsun... cünkü bizim gibi olamayacagin apacik ortada...

Sen kiskan kardesim.. asalaetimizi, kariyerimizi, seviyemizi, DINI bilgimizi, tipimizi ve dostluk kurabilme becerimizi...

SEN KISKAN DUR..... baska ne gelirki elinden... sen bir zavallisin... DIN acisindan bakilirsa tam bir FITNEKARSIN..... yada CAHILDE denebilir

donpepelino 16.08.2005 16:54

Yalanmi issisin Guler seni istemedi :)
 
Parali bir bektasiylen beraber simdi yakinda Dede nikahida kilarlar Zina olmamasi icin hehehehehe

Olum paran olsaydi guler simdi sana Aschk siirleri yagdiracakdi yazikk ulenn yazik kizi kacirdin zaten evde kalmissin kafani yasar nuriylen bozmussun aksam uckurunda kalkmazdi kim bilir fazla okuyanlar biraz o islerde basarisiz oluyorda klickkkk klickkkk :O))))

16.08.2005 16:55

yakisikli neber o.T.
 
ohne Text

donpepelino 16.08.2005 16:56

:O))))))))
 
vahhh zavalli vahhh sanki ona yazdiklarini hic okumadim göz ler ve sözler herseyi gösterir morukk

ona döktügün sözlerin arkasinda baska seylerde var neyse Ferdi Tayfurun kasetini dinlede sacin biraz beyazlassin daha sexi olur siirlerin hehehehhehehee

donpepelino 16.08.2005 16:57

ne yakisikligi loo balyoz gibi surat
 
var bizde hehehehehe :O)))

16.08.2005 16:58

sen bir zavallisin... kafadan catlaksin
 
sen Nikahi git aslen annen babana sor... asil nikahsiz olan onlardir... kii zamaninda kendileri degil vekiller gönderdiler Hocanin karsinina... ve birde sor bakalim anneki acaba babani ne zaman ilk defa gördü...

Soll ich weiter vermuten heeeeee .... also am besten hälts du wohl dein Maul....

Haaa noch wasss... yakinda bizim Web-Seite bitiyor.. sana Link gönderirim...

16.08.2005 16:59

bilmeyen yok zaten o.T.
 
ohne Text

donpepelino 16.08.2005 17:02

linkini al basina cal
 
papaz nikahinida unutma haaa hahahahaha

donpepelino 16.08.2005 17:05

Bunlarin Yaptigini Arab Vahabileri :)
 
Seneler evvel yapiyordu Arabi beyenmezler ama Tükürdügünüde yalarlar bunlar Vahabi kilikli Mesebsizlere ne diyelim :O)))

selva 16.08.2005 17:07

o.T.
 
Masallah ne kadar top kafada sivri zeka varsa, bu Forumda buluschmuschlar....hepnizi tebrik ederim :-P

donpepelino 16.08.2005 17:22

Seytana Özenmek Yasar Nuri?
 
Alinti Bir Yazi.


YASAR NURI OZTURK


Evet degerli okuyucuyularim bugunku, Konumuz bir insan,daha dogrusu bir hayvan. Bu (Yasar Nuri Ozturk) denen ucube seytan. degerli okuyucularim bu seytan, sanki İslamci veya bir alim edasiyla ortaya cikmis, ve islam adina kitab yazmis hatta islamdaki, bazi kurallarin islamdan olmadigina dair aciklamalar yapmis ve halada yapmaktadir. İslama yakin bir insan dusunun ve solcu olsun, Solculuk bir defa islama aykiri bir kuram. Bunu her hangi bir asiri solcuya sorun size cevaplasin. Ama bu gizli seytan bu kefere bu Yasar Nuri Ozturk denen zindik, insana benzemeyen cirkin yaratik Turkiyede solcu bir parti olan CHP den milletvekili olmustur chp kimdir. Chp nin basindaki insan kimdir Deniz baykal.

Deniz baykal kimdir deniz baykal denen adam Deniz Gezmis, Mahir Cayan ve buna benzer uc bes capulcuyla 1970 lerde kominizm Tanri tanimazlik ve buna benzer seyler yapmis bir kafirdir peki boyle bir kafirin yaninda onun partisinden milletvekili olan bir imamin imamligindan nasil emin olabiliriz? Neler oluyor Turkiye"de? Turkiye"de akli basinda dinimiz olan islami yorumluycak baska kisi kalmadi mi? Neden bu ne idugu belirsiz sahsiyet tv lere cikip islam dini adina konusmuyor?

Benim kanaatime gore bu Yasar Nuri Ozturk ve bununla birlikte zekeriya beyaz denen zibidi ve bunun gibi insanlar Islam"a ve Islam dinine zarar veriyor, neden diyanet cikip bu kisileri durdurmuyor?

Evet degerli okuyucularim Turkiye tuhaf bir ulke ve biz tuhaf bir milletiz. Adam acik acik yalan soyluyor, Sol bir partiden milletvekili oluyor ve bizim milletimiz hala bu seytanin bu zebaninin bu cenabet insanin pesinden surukleniyor ne yapalim hayirlisi.

Saglicakla kalin

19/04/04 09:46
Bu makale su ana kadar 1319 defa okundu

<a href="redirect.jsp?url=http://www.turkla.com/yazar.php?mid=204&yid=14" target="_blank">http://www.turkla.com/yazar.php?mid=204&yid=14</a>

16.08.2005 23:09

Yasasin Yasar KAHROLSUN KÜRT SAIT ;-))))
 
ohne Text

16.08.2005 23:11

Ihr seid alle KÜRT SAID
 
Sage mir mal, warum sehen die Kurden alle so gleich aus? Seid Ihr die Erzeugnisse widerwärtigen Treibens wie des Inzest? Balik bastan kokarmis saficii kürtcük

16.08.2005 23:13

En son hamlede bende sünni olurdum!
 
Deger zincirlemesinde birazda olsa bir hayat kadininin cocugu olmaktan galiba daha iyidir! O da hayat kadinina bagli!

16.08.2005 23:16

S...............KTIR ORDAN YAVSAK KÖPEK!
 
ohne Text

16.08.2005 23:18

Bin bir tanrili putperestler!!!
 
Ayse"nin özel bölgesindeki killarida yalarmisiniz?

16.08.2005 23:21

Nede olsa oraya peygamber seyi dokundu
 
anlarsin ya. Ondan sizlerin mantigina göre kutsal olabilir o killar. Ama neyse wollen wir doch das Mäntelschen der Heiligkeit darüber breiten......

donpepelino 17.08.2005 10:53

Alevi dedelerin baya sna dans
 
etmeyi sana ögretmis Kürt said olmasaydi neneni simdi Ermeniler becerecekti.

Kurana uymayi git Alevi dedelerine anlat bizler Kurana uyuyor ibadet ediyor zekat veriyor oruc tutuyoruz.

Araba düsmanlik yapip sonra Arabin kilicini boynumuzda tasimiyoruz.

Bu bir nevi Alevi kepcesiylen Arab Boku yemeye benzemiyormu sence hahahahahaha :O)

donpepelino 17.08.2005 10:55

Biz Sünni Dogulular Sünni Türkmenlerin
 
Yolundayiz Büyük Turan cilardaniz Türkmen Alevilerin ne kadar vatan perver olduklarini gördük Avrupada türkmen alevi derneklerinde apo yakalandigi zaman posterlerini acanlar kimler.

donpepelino 17.08.2005 11:02

Ateist kürtcüler ve özgürgündem
 
Özgür gündeme bir bakin tüm yazarlari Alevidirler.

Aydin gecinirler Türk bayraklarini sitelerinde yakarlar Türke nefretlerini kusar Ermenilere dostluk elini uzatirlar.

Avrupada cogu pkk derneklerinin baskanlarida asiri kominist alevilerdir?

Gidin bir bakin tanisin ve negibi düsüncelere sahib oldugunu göreceksiniz.

Dogu ve Türkmen Sünni hareketi 1000 senelik tarihimizde geciyor.

Sschig Ismalen büyük Alevistani kurmak istiyen Türkiyedeki Alevilere karsi Hamideye Alaylari ve Türkmen Akincilari büyük tokat vurmuslardir.

Yavuz Sultan SElimin keskin kilicini bizler suanda yüreklerimizde tasiyor ve hala bu mücacdelenin devamini yapiyoruz.


Bugün OZGURGÜNDEM NE kadar kürt cülük yaparsa yapsin perde arkasindaki gercekleri hic bir zaman millete göstermemislerdir.

Gaztelerini Türkce yayinliyor ve diyer dilleri inkar edip zaza gorandi yezid leri arkalarina aliyorlar.

Türk Bayragina Düsman olan bu dinsizler neden acaba Gaztelerini Türkce yayinliyorlar Ermenice yayinlasalar olmazmi.

Iste Türkiyede Türmen ve kürt gecinen Ateistlerin hali.

Kominizim bitti suan din dusmanligina ve kürtler üzerinden politika yapiyorlar.

Ama Yavuz Sultan SElimin kilicini unutmusa benziyorlar.

kerio 17.08.2005 11:09

tuhaftir ki
 
kasarlanmaktan baska bir mok yaptigin yok, astigin ülema-i kibriyanin tefsirlerinden nicün rivayet etmektesin?

donpepelino 17.08.2005 11:11

Bu Maddeöeri Unutmadinizmi. :O)
 
Komentar? ZaZaX.....

Bu maddeleri unutmadin mi ? ;))

Mum yakmak ???
Cem evinde Dans (früher SEMAH) etmek
Solcu ve özgürlükcü olmak
Zülfikar kolyesi asmak
Bakire olmak (sadece kizlarda)
Sünni erkekler tarafindan kullanilip sen alevisin
bizim
aileye uymazsin diye terkedilmek (kizlarda)
ickici berdos olmak (erkeklerde)

Adak kesmek
Fal acmak fal bakmak
Sihir yapmak keramet sahiplerine el etek öpmek !
Dedelere hürmet etmek gaibi bilmek !
Asure pisirmek
Siir okuyarak sarki söylerek ibadet etmek !

Hü hü dost hü cekmek
Kadinli kizli sosyetik Cem etmek koca bulmak !
Karsilikli Eline beline diline saglik yarasin demek !
CHP ci devrimci olmak
Atatürk bir aleviydi diyip sahiplenmek !
Ateist acikca Allaha küfür edenlerle haci bektaside
tören yapmak
Pir sultan abdal in ALLAHINA küfredenlere hürmet etmek
°
Laik ve demokrat olmak
Hz ayseye ve muaviyeye küfür etmek
Gelene gidene sen yezidsin diye itham etmek !
Yobazlarla islam üzerine sidik yarisi yapmak !
Ahmet kaya arif sag dinlemek
Acilarin cocugunu oynamak
Ezilmek
Horlanmak
Hakir görünmek
Komplexlenmek
Azinlikta olmak
Her Türbanli kizlardan sakallilardan yobaz diye nefret
etmek !
Tarihi carpitmak
Dedelere tapmak
Samanist sazi tari calmak
Kötü ruhlari kovmak icin tören yapmak

Yobaz gelenekci olmayan her sairi alevi yapmak
Haci bektasiye gidip orada agaclara caput baglamak ve
HACI olmak !
Ramazanda 3 gün oruc tutmak
Kurandan Hz ali ilgili ayetler osman tarafindan atildi
kuran degistirildi demek !
Kurban kavurma bayraminda sünnilerden fazla kurban
kesmek !
Hz aliyi tanrilastirmak Allahin aslani sifati vermek !

Ancak dogumla alevi olabilmek yani kan yoluyla alevi
dogmak (yahudiler gibi)
Kürt ve türk oldugu halde Peygamber soyu (kureys arab)
oldugunu iddia etmek
Alevilik kültürdür ama ben ateistim demek (genau so
wie yunus emre und hz ali *fg )

donpepelino 17.08.2005 11:13

ALEVILER NEREYE KOSUYOR?
 
Evet degerli, okuyucularim uzun bir sure sonra, Yazimi yaziyorum eminim bazilariniz yine cok kizacak, Ama bu benim dusuncelerim, sadece ben dusunduklerimi yaziyorum. Bugun bana gore turkiyedeki en buyuk sorun PKK, dan enflasyondan, Hayat pahaliligindan bile daha buyuk sorun ALEVILER, dir.

Esasinda butun turkiyenin basina bela olmus ne varsa hepsinin altindan, Aleviler cikmaktadir tabi bunlara ornekler vericem sadece dusunce degil. Orenegin 1930 da dersim denilen esasinda bugunku tuncelide baslayan ayaklanmalar ancak 1937 de durdurulabilmistir ve bu ayaklanmalarda Yaklasik 250 alevi militani oldurulmustur ve 1000 e yakin alevi militani tutuklanmistir ve bu ayaklanmalarin lideri seyyid riza denen adam ve yanindaki Yedi kisi idam edilmistir.
Ve yine tikko dhkp ve ayni zamanda pkk gibi ayrilikci sol kominist orgutlerin Tabanlari yine alevi kokenlidir. Yine 20 aralik 1978 te kahramanmarasta alevi kokenli 2 ogretmen sinemayi bombalamis ve katliam yapmistir ve ayni kesim kentteki camileri atese vermistir.
Ve cikan olaylarda yuzlerce kisi olmustur ve yine bu olaylarin altinda alevi kokenliler cikmistir.

Esasinda alevi olaylari alevi ayaklanmalari turkiye cumhuriyeti zamaninda baslamis, Bir sey degildir taa 1400 lu yillarda baslamis tir ve yavuz sultan selim zamaninda doruga erismistir ve yine osmanli ordularinin iran la bir savasinda aleviler osmanli Ordularinin arkadan vurmaya kalkmistir. Sivas olaylari sivasta cok yogun alevi vardir ve ayni zamanda sivas oldukca tutucu Bir sunni kokenli musluman kokenli bir ildir ve sivasda alevilerin bir toplantisi olur ve bu toplantiya aziz nesin denen keferede gelir ve aziz nesin denen zebani o gunlerde asirir derecede hazreti muhhamed ve onun ailesine hakaretler yagdiran salman rusdi denen kafirin kitabinin reklamini yapmaktadir ve kitabdan alintilar yaparak resmen hz muhhamed ve onun ailesine kufurler ve hakaretler etmektedir, Ve bu sebebten dolayi sivasda yasayan ve oldukca tutucu olan sivasli sunni muslumanlar aziz nesinin sivas sehrine gelmemesi icin telkinde bulunup gelmemesinin sivas icin daha iyi oldugunu belirtmislerdir ama aziz nesin denen adam yinede gelmistir ve 2 temmuz 1993 gunu Cuma gunu Cuma namazindan cikan bir gurup aralarindaki kiskirticilarinda yardimiyla madimak otelini atese vermistir ve yaklasik 37 kisi hayatini kaybetmistir cok kotu bir sonucu olmustur ve Bu olaylarin tek sorumlusu olan aziz nesin ne yazikki ordan kurtulmustur.

PEKI ALEVILER NE ISTIYOR????????
Alevilerin ne istedigi tam olarak bilinmesede benim tahminlerime gore Aleviler sinsi bir sekilde turkiyedeki sunni kimligini yikip kendilerine irandaki Gibi sii bir devlet kurmayi istiyor ve bunu aydin maskesinin altindan cok iyi goturuyorlar. Ornegin aleviler diyanete karsi aleviler camilere karsi aleviler diyorki cem evlerine izin verilmiyor ama devamli cami yapiliyor aleviler nufus kagidina neden din hanesi var diyor.

Turkiye diyanet isleri MUSTAFA KEMAL ATATURK tarafindan kurulmus bir kurumdur eger aleviler ataturkcuyse neden ATATURKUN kurdugu bir kuruma karsilar?

İkinci konu cem evleri turkiyede hic bir zaman ben bir cem evi insaatinin durduruldugunu gormedim duymadim tv de gormedim gazetelerde gormedim isteyen cem evi yapar ve turkiyedeki camileri devlet yapmaz devlet hic bir yere cami yapmaz camiler hayir sever halk tarafindan veya maddi durumu iyi kisiler tarafindan isim icin veya hayir icin yaptirilir ve hic bir camiye devlet yardimi yapilmaz isteyen arastirsin. Nufus kagidina dinin yazilmasi kosunu bilindigi uzere turkiyedeki yesil nufus kagitlarinda din hanesi vardir ve burda genelde hangi dinden olursan ol islam yazar ve aleviler buna karsidir bu konuda bende alevilerle hemfikirim bencede nufus kagidinda bir insanin hangi dine mensup oldugu yazilmamali.

Yine size bir alevinin hayalinden bir ornek vermek istiyorum((((((Aleviler, su anda ne tür örgütler içinde yer aliyorlar? Aleviler"in en önemli örgütleri, Hacibektas ile büyük illerde bulunan Haci Bektas dernekleri, Pir sultan Abdal dernekleri, Semah Kültür Vakfi ile Alevi köy ve sehirlerinin yardimlasma ve dayanisma dernekleri. Bütün bur dernek ve vakiflar, Alevi dergah ve tekkelerini yasatan koruyan, Aleviler"in cemevleri açmalarina olanak saglayan örgütler. Bu örgütlerin ve ileri gelen Aleviler"in olusturdugu Alevi Temsilciler Meclisi, Aleviler"in örgütsel birligini saglayarak yüzyillardir pesinden kosulan bir hayali yerine getirmeye çalisiyor,)))))))))) Evet sizinde gordugunuz gibi turkiyedeki ana problem budur saygilarimi sunuyorum. VE HERKESIN GELEN MUBAREK RAMAZAN BAYRAMINI KUTLUYORUM.

Bora DONTWORRY

06/11/04 14:32
Bu makale su ana kadar 1844 defa okundu
--------------------------------------------------------------------------------

<a href="redirect.jsp?url=http://www.turkla.com/yazar.php?mid=300&yid=14" target="_blank">http://www.turkla.com/yazar.php?mid=300&yid=14</a>

berlinfatih1 17.08.2005 22:38

Bu Filmi Seyredin
 
ALLAHin Selami Rahmeti ve Bereketi Müslümanlarin üzerine olsun.
Ey Müslümanlar,
Asagida verecegim linkte, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenlik kurumlari, Müslümanlara karsi nasil düsman olduklarini kendi gözlerinizle görme imkani bulacaksiniz. Click here to Watch Video buraya tiklayin ve sizde kendinizi sorgulayin, Bende zulüm karsisinda susan dilsiz Seytanmiyim diye ? <a href="redirect.jsp?url=http://www.hizb.org.uk/ecoverage/index.php?id=2226_0_47_0_M114
" target="_blank">http://www.hizb.org.uk/ecoverage/index.php?id=2226_0_47_0_M114
</a>

17.08.2005 23:00

Hadi len ordan kiro ;-))
 
kürt saide bir sana iki emi. ;-) Tarihin akibetini bilmeden gercekleri ve uydurulmus hikayeleri ayirt etmeden cak cak ötme. Sende ki piskinlige bak hayret dogrusu. Bir yandan yalanlari uyduruyorsun bir yandan da Dogrucu Davut kesiliyorsun basima. Radyodan cikan seslere cinlerin sesi diyen aklini yitirmis bunak mi bizi kurtardi ;-) Hssstir ordan.

Kendine hayiri olmayan bir magara ayisi mi beni kurtaracak. Ihtiyacim yok sagol istemez. dütür git simdi bakalim. Yoksa ense trasi olursun tandik. Asiretine de Sana dedirtme simdi.

17.08.2005 23:01

Selamini da sabahini da s....iyim senin!
 
Canin cehenneme yavsak irticaci hain köpek1

17.08.2005 23:03

Hadi lan ordan annasi belli babasi
 
yüzelli olan dürzü döllü. Yalanlarinla tavuklara yem mi atiyorsun. Namert yavsak!

17.08.2005 23:08

Zwei Halbe sind noch lange kein Ganzes
 
Asylant. Anlat hele. Kaderden, kismetten, nasipten anlat. Allah"tan baska hic bir seyden korkmadigindan anlat. Anlat biraz egleneyim. Anlat bakalim icinden kin ve nefret kustugun ve ardindan demedigini birakmadigin ALMANLARIN insanligina kaldigini. Onlara gavur diyorsunuz ama onlardanda gavursunuz. Soyun bozuk senin. Ar damarin catlamis. Ama onlar Tierlieb biliyormusun bak Senin gibi bir köpege bile yal canagini uzatiyorlar ;-)))

roman 18.08.2005 04:37

o.T.
 
HACI BEKTAŞ VELI

A) Hacı Bektaş Veli’nin Doğum Yeri ve Yılı

13. Yüzyılın ilk yarısında gerek Moğol istilasının etkisiyle, gerekse başka nedenlerden dolayı Horasan’dan kalkıp Anadolu’ya gelen, Anadolu Aleviliğinin oluşumunda büyük çabalar harcayan, daha sonraki yıllarda “Horasan Erenleri” diye anılan Türkmen babaları arasında Hacı Bektaş Veli önemli bir yer tutar.

Hacı Bektaş Veli, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’na başkentlik yapmış, Horasan’ın Merv, Herat, Belh ile birlikte dört önemli kentinden biri olan Nişabur’da doğmuştur. O dönemin sayılı kültür merkezlerinden biri olmasından başka, Nişabur ve çevresi, Hacı Bektaş Veli’nin doğduğu sıralarda Türkmen nüfusunun yoğun olduğu bir bölgeydi ve orada bir Türkmen pirinin kurduğu Yesevilik tarikatı büyük bir yayılma ve gelişme göstermişti. İşte Hacı Bektaş Veli, bu kültürel ve dinsel ortamda yetişmiş, Arapça ve Farsça’yı kitap yazacak kadar iyi öğrenmiş, devrinde geçerli olan bütün bilgilerle donanmıştır.

Ahmed Yesevî-Hacı Bektaş Veli ilişkisine önemli bir yer ayıran Vilayetnâme Ahmed Yesevî’den övgü ve saygıyla bahsetmektedir. Ahmet Yesevî hakkında “Doksan dokuz bin Türkistan pirinin ulusu” ve “Pirlerin piri” sözleri yer almaktadır. Vilayetnamede “Ahmed Yesevî ‘Biz yokluk yurdunda eğlenmeyiz, ahirete gideriz. Var seni Rum’a saldık, Sulucakarahöyük’ü sana yurt verdik, Rum Abdallarına seni baş yaptık’ dedi. Hacı Bektaş Veli, ertesi gün, gün doğarken Ahmed Yesevî’den izin alarak yola düştü” diyerek Hacı Bektaş Veli’yi Anadolu’ya Ahmed Yesevî’nin gönderdiği belirtilmektedir.

Hacı Bektaş Veli, Nişabur’dan ne zaman ayrıldığına yanıt verebilmek için onun doğum tarihini tam olarak bilmek gerekir.

Vilayetnâme, Hacı Bektaş Veli’nin doğum tarihini belirtmediği gibi, elimizde Haci Bektas Veli’nin doğum tarihini kesin olarak bildiren kaynak da bulunmamaktadr.

Vilayetnâme’nin ilk yaprağında Hacı Bektaş Veli’nin doğum tarihinin 606 (1209-10) olarak yazıldığı belirtilmektedir. Başta Alevi kaynakları olmak üzere bazı kaynaklar bu konuda 1241’den 1249’a kadar değişen rakamlar vermektedir. Onun 1281 yılında Anadolu’ya geldiğini, 1337 yılında vefat ettiğini (hakka yürüdüğü) yazarlarsa da bu bilgiler tarihi gerçeklere aykırı düşmektedir. Çünkü Hacı Bektaş Veli’nin on üçüncü yüzyılın ortalarında ölen Baba İlyas ile, 1260 yıllarında ölen Ahi Evren ve onu çağdaşı olan Kırşehir valisi Nureddin Caca ile Anadolu’da görüştüğü ve 1273 yılında ölen Mevlâna ile haberleştiği kesin olarak bilinmektedir.

Ayrıca Vilayetnâme’ye göre Hacı Bektaş 92 yıl ömür sürmüştür. Yine bu yazılı kaynaklara göre, Türkistan’da 40 yıl çile hayatı yaşayarak kamil insan mertebesine ulaşmıştır. Ölüm tarihi 1270-71 olarak kesinleşen Hacı Bektaş’ın 92 yıllık ömrü ile 40 yıllık çile hayatını birlikte değerlendirirsek onun 1178 yılı civarında doğup, 40 veya 42 yaşlarında Nişabur’dan ayrılmış olabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü Nişabur, 24 Mart 1220 tarihinde Cebe ve Sübetay Noyan komutasındaki Moğol askerleri tarafından kuşatılmıştır. Kuşatma sırasında şehri canla başla savunan Nişaburluların attığı bir okun Cengiz Han’ın damadı Tagacar’ın canını alması üzerine gazaba gelen Moğollar, Tuli komutasındaki 30 bin kişilik ilâve bir güçle 25 Mart 1221 tarihinde şehre girmişlerdir. Şehri ele geçirdikten sonra aldıkları emir üzerine şehrin bütün yapılarını yıkarak orayı tarla haline getirmişlerdir. Moğollar sağ kalan Nişaburluları şehrin dışındaki boş alana çıkarmışlar, aralarından 400 sanatkârı seçip Türkistan’a gönderdikten sonra geri kalanları kılıçtan geçirmişlerdir.Kedi, köpek dahil şehirde hiçbir canlı bırakmamışlardır.

Hacı Bektaş Veli, Nişabur’dan ayrıldıktan sonra Hac yolunu tutmuş, Necef’e ve Kerbelâ’ya uğramış, Hac göre-vini yerine getirdikten sonra üç yıl Mekke’de kalmıştır. Anadolu’ya gelirken Halep’e uğrayarak orada bulunan kutsal yerleri ziyaret etmiştir. Oradan Elbistan’da bulunan Ashab-ı Kehf’e, sonra Kayseri’ye, Kayseri’den Ürgüp’e, Ürgüp’ten de bugün Hacıbektaş olarak bilinen Suluca Karahöyük’e gelip yerleşmiştir.

Menteş ismindeki kardeşiyle birlikte Sivas’a, sonra Baba İlyas’a yani Amasya’ya, Amasya’dan Kırşehir’e, Kırşehir’den Kayseri’ye varmıştır. Hünkar’ın kardeşi Menteş, Kayseri’den Sivas’a gittiği sırada orada şehit olmuştur. Hacı Bektaş Veli de Kayseri’den Suluca Karahöyük’e gelmiştir.

Gerek Aşıkpaşa-zâde’nin verdiği bilgilere, gerekse Eflakî’nin Ariflerin Menkıbeleri adlı eserinde Hacı Bektaş Veli için söylediği, “Baba Resul’un has halifesiydi” sözüne dayanan bazı araştırmacılar, Hacı Bektaş Veli’nin, on üçüncü yüzyılın başlarında, bazılarına göre Baba İlyas, bazılarına göre de Baba İshak tarafından düzenlenen ve uzun süren Babai İsyanı na katılmıştır. Yani Hacı Bektaş Veli’nin Selçuklu yönetimi tarafından 1240 yılında Kırşehir civarında bastırılan ve elebaşları idam edilmiş olan Babaîler İsyanı nı aktif olarak katıldığını iddia etmişlerdir. Kendisi de Türkmen babası olan Hacı Bektaş Veli’nin Baba İlyas, Baba İshak ve diğer Türkmen babalarıyla iyi ilişkiler içinde olması doğaldır. Ancak onun Babaîler İsyanı na katılmış olması zayıf bir ihtimaldir. Çünkü O, söylendiği gibi isyana katılıp canını kurtarmış olsaydı, oradan kalkıp, Suluca Karahöyük gibi her türlü saldırıya açık bir yere gelip yerleşmez, orada serbest olarak faaliyetlerine devam edemezdi. Bunun dışında Hacı Bektaş Veli’nin yaşamını ayrıntılarına kadar anlatan Vilâyetnâme’nin bu konuya kesin olarak değinmesi gerekirdi.

Hacı Bektaş Veli’nin yaşadığı dönemde Türkmen topluluklarında başlıca iki insan tipi hâkimdir: Gâzi ve Veli tipi. Bunlardan birinci gruba girenler ülkeler fethetmişler, ikinci gruptakiler ise, alınan ülkelere yerleşmeyi, yerleşik bir toplum meydana getirmeyi olanaklı kılmışlardır. İsminin sonundaki sıfattan da anlaşıldığı gibi Hacı Bektaş Veli, gazi değil veli tipine girmektedir.

Hacı Bektaş Veli, Suluca Karahöyük’e yerleştikten sonra orda bir tekke kurarak halkı eğitme ve aydınlatma faaliyetlerine devam etmiştir. Vilâyetnâme’ye göre ona bağlı 36 bin kişi vardı ve bunların 360’ı huzurunda hizmette bulunurdu. Hacı Bektaş Veli’nin halifeleri; onunla birlikte Horasan’dan Anadolu’ya gelmiş olan Sarı Saltuk Dede Rumeli’nde, Abdal Musa Sultan Elmalı’da, Karaca Ahmed Sultan İstanbul’da ve Akhisar’da, Akça Koca Akyazı’da, Barak Baba Bigadiç’te, Hızır Samut Bozok’ta Yozgat’ta, Sultan Şüca Eskişehir’de, Hacım Sultan Uşak’ta, Taktuk Emre Sakarya bölgesinde, Geyikli Baba Bursa’da inançlarının, gelişip kök salması için çalışmışlardır.

B) Hacı Bektaş Veli’nin Çağdaşları :

Hacı Bektaş Veli’nin Suluca Karahöyük’te yaşadığı dönem, Anadolu’nun karışıklık ve sıkıntılarla dolu bir devri olmasına rağmen, aynı zamanda Baba İlyas, Mevlâna, Ahi Evren ve Yunus Emre gibi Türk düşünce hayatını zamanımıza kadar etkileyen büyük insanların yaşadığı bir dönemdir. Bu büyük insanların herbiri, bir başka yönden halkın maneviyatını yükseltmek, birlik, beraberlik duygularını ayakta tutmak için çabalar harcamışlardır.

Baba İlyas Amasya’da yönetime karşı eleştirileri ile Mevlâna, Konya’da saray ve yöneticilerle hoşgörü telkinleriyle; Hacı Bektaş, köylü ve göçebe halk arasına da girerek onların her türlü ihtiyaçlarıyla, dilleriyle, şiirleriyle, musikileriyle, ahlâkıyla ilgilenerek; Ahi Evren, esnaf ve sanatkârları bir birlik altında toplayarak sanat ve ticaret ahlâkını, üretici ve tüketici çıkarlarını güven altına almak suretiyle bu kötü politik ve ekonomik atmosfer içinde onlara yaşama ve direnme gücü vermişlerdir.

C) Hacı Bektaş Veli ve Baba İlyas :

Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’da görüştüğü önemli şahsiyetlerden biri, yukarıda da değindiğimiz Baba İlyas’tır. Baba İlyas, Hacı Bektaş gibi Horasan’dan Anadolu’ya gelmiş, bir süre “Kayseri Kadılığı” yaptıktan sonra Amasya’ya yerleşerek orada Mes’udiye tekkesinin başına geçmiştir. Türk şiirinin öncülerinden sayılan Âşık Paşa’nın (1272-1333) dedesi, Aşıkpaşazâde’nin de dedesinin dedesi olan Baba İlyas, özünü Orta Asya’da yaşamış olan Türkmenlerin ilk din ve inançlarından alan, içinde çoğunlukla “Horasan Erenleri” diye adlandırılan şahsiyetler bulunan, Hayderîlik, Melâmilik, Kalenderîlik, Ahîlik, Hatta Mevlevîlik ve Bayramîlikte önemli izleri bulunan ve Hacı Bektaş Veli’yi de derinden etkilemiş olan Babaîliğin şeyhidir.

D) Hacı Bektaş Veli ve Ahi Evren :

Hacı Bektaş Veli’nin Ahiler, onların şeyhi Ahi Evren ve başta vali Nureddin Caca olmak üzere Kırşehir’in ileri gelenleri ile sık sık görüşüp konuştuğunu hem Eflâkî hem de Vilayetnâme’de bulunan şu beyitler bize söylemektedir:

“Nakleder ol kân-ı eltaf-ı kerem

Hacı Bektaş-ı Veli-yi muhterem



Kırşehrî’de Ahi Evren ile

Oturup sohbet ederlerdi bile



Kırşehrî’de ne ki var hâs u âm

Kıldı istikbâl Hünkâr’ı tamam..”



.Ahilerin pîri Ahi Evren hakkında bilgi veren hemen hemen tek kaynak Vilayetnâme’dir. O bu konuda şöyle diyor: “.. O zamanlar Kırşehrî’nin adı Gülşehrî (Kırşehir) idi. Camileri, mescitleri, medreseleri çoktu ve mamur bir yerdi. Şehirde müderrisler, bilginler ve olgun insanlar vardı. Bunların içinde Ahi Evren adlı bir er de vardı ki, Denizli’den Konya’ya, oradan Kayseri’ye gelmiş, Kayseri’den de kalkıp Gülşehrî’ne gelerek yerleşmişti. Fütüvvet ehlinin ulusuydu. Fakat onun aslını, soyunu, nereli olduğunu kimse bilmez. Çünkü gayb erenlerindendir. Onu Sdreddin-i Konevî âleme bildirdi. Bu erin birçok kerameti vardır ve onlar gün gibi meşhurdur.”

Silah taşımalarına izin verilmiş, bir şeyhin yönetimi altında bulunmuş, yolcu ve misafirlerin ağırlamasından, yolların güvenliğinin, huzur ve asayişin sağlanmasına kadar çeşitli görevler üstlenmiş olan esnaf ve sanatkârlardan oluşan Ahilerin şeyhi Ahi Evren bir sözünde “Şeyhi olduğum kimsenin Hacı Bektaş da şeyhidir” demiştir. Gerçekten de Hacı Bektaş Veli’nin ilk öğrencileri aynı zamanda birer ahi idiler. Bunlar, Batı Anadolu’ya göç ederek Osmanlı Devleti’nin kurulmasına yardımcı olmuşlar, fetihlere katılmışlar, Balkanlara geçerek Türk kültürünü oralara kadar götürmüşlerdir.

Ahilerin ayin ve erkânlarında görülen kemer takma, aynı tastan içme, özel elbiseler giyme, tarikata girişte dualar etme, her talebin iki yol arkadaşı, bir de yol atası tutmaya zorunlu olması, çeşitli derecelerden geçmek için birçok şartları yerine getirmesi, her derecenin ayrı ayrı sırlara sahip bulunması gibi konular Hacı Bektaş Veli’nin bu teşkilata yaptığı etkinlerin açık işaretleridir. Zaten Ahiler, XIV.yüzyıl sonlarında Bektaşî adını alıp, silsilelerini Hacı Bektaş Veli’ye dayandırmışlardır.

donpepelino 18.08.2005 12:01

baban seni bellerken
 
sana ne bok oldugunu galiba söylememis yalanmi her yazi yalanmi oluyor

ulan Dürzü sen kimsinde Peygambere küfür ediyorsun senin inancin bir kere iki kurus etmez götün sIkistidami öyle küfürlere baslarsin hadi ordan sen ?

donpepelino 18.08.2005 12:13

o.T.
 
Haci Bektasi Veliye karsi deyilim ozamanki alevilerlen bu zamankiler arasinda büyük farkliliklar var.

Hem birde alevilerde 10 dan fazla deyisik gurublar var Islama en yakini Bektasilerdir ve Caferiler diyerleri baska türlü bir ibadet tarzinda yol cizmislerdir.

Bir ikincisi Caferiler ve Siia larin yanlisliklarida vardir yani Kurani bazen baska türlü tefsir ederler mesela intahar saldirilari.

Bunu ilk yapan Siia lar oldu Lübnanda 200 abd askerini birden öldürdüler sonra Sünni lerede sicradi gerci Cecen yada ki savasin liderligini yapanlarinda cogu Sünni deyillerdir Vahabilerdir yani onlarda mesebsizdir.

Tekrar Siialara geliyorum Kuranda bazi Ayetlerin deyistiklerini söylerler yani HZ Muhammet Peygamber olmuyacakmista HZ Ali olacakmis o yati yezitler deyistirmis güya yada baskalari.

Demokrasinin icine cumhuriyetin icine nasilki hertürlü sey girebiliyorsa Dinin icinede sokabiliyor insan oglu insan oglu cok nankördür herzaman dahasini ister nefsine sahib olamaz.

Birde aktardigin sitelerin adreslerini verirsen iyi olur.
küfürbaz bazi Mesebsizleri de destekliyorsun onlarin ruhunda irkcilik ve fasizim vardir kemalizimlen kafalari yikanmis birer zavallilar.

Cumhuriyetcigili ve Dini bir arada toblamaya calisan irkci sapiklara destek verdigini arasira görüyorum ama herzaman fasizme karsi oldugunu söylerdin.

xkurtcu55 18.08.2005 12:22

Beyaz Adam?ın karanlık yüzü
 
Beyaz Adam?ın karanlık yüzü

Hazırlayan: Resul Serdaş Ataş Beyaz Adam?dan önce Amerika Kıtası?nda 112 milyon insan vardı. Bu tarihlerde Avrupa nüfusu 65 milyondu. ?Beyaz Adam?ın yaptığı katliamı anlamak için şöyle düşünebiliriz: Bugün dünyada hiç Avrupalı ve hiç zenci olmasaydı ancak bu kadar büyük bir soykırım yapılmış olurdu. Batının soykırım tarihini bilmeden Amerika?nın Irak?ta Ebu Gureyb Cezaevi?nde neden işkence yaptığını, Felluce?de yaşananları ve Batılıların bugün Filistin, Çeçenistan ve dünyanın muhtelif yerlerinde yapılan katliamlara neden göz yumduğunu veya bu katliamlara doğrudan ya da dolaylı olarak niçin destek verdiğini anlayamazsınız...

NATO, 28-29 Haziran 2004?te İstanbul?da tarihinin en kritik toplantısını gerçekleştirdi. Soğuk Savaş sonrasında dünyanın tek egemen gücü olarak öne çıkan ABD?nin karşısına, Irak işgalinden sonra belirginleşen geniş çaplı ve kapsamlı bir projenin ürünü olan AB, yeni ve güçlü bir blok olarak çıktı. Yaşlı Avrupa yeni bir revizyondan sonra, ABD?nin kanatları arasından sıyrılarak kendi semasında uçmaya başladı. Avrupa Birliği, büyük bir medeniyet projesi olarak ilk defa W. Churchill tarafından ortaya atıldıysa da, bu, o günkü coğrafya içerisinde bir ütopyadan öte birşey ifade etmiyordu. İkinci Dünya Savaşı?nda bir canavar olup kendi yüreğini kemiren, adeta mazoşist bir tavırla kendi gerçekliğini katleden Avrupa?nın, büyük bir medeniyet birliğinden ne kadar uzak olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz.


Tüm siyaset bilimciler ve sosyologlar, Birinci Dünya Savaşı?ndan sonra kapitalizmin ve sosyalizmin kapışmasını beklerken, ansızın hesapta olmayan devasa bir faşizm dalgası, Avrupa?nın ortasında doğup bütün siyaset bilim kuramlarını yerle bir etti. Bu savaştan iki güçlü blok, Avrupa?nın uzantısı ve rüştünü henüz ispatlamaya çalışan ABD ve tüm bir Doğu Bloku adına tarih sahnesinde yeniden görünen SSCB, ortaya çıktı. Tarih, insan zekası ve tahminlerine acı bir şaka yapmış ve yeniden kendi kovuğuna çekilerek meydanı insana bırakmıştı. Avrupa ise, ürkek bir kuş gibi kendine bir sığınak arıyordu. Avrupa?nın motoru olan Batı Avrupa, kendisine daha yakın olan genç ve yıpranmamış ABD?yi seçti doğal olarak. ABD ise, bu fırsatı iyi değerlendirdi ve yaşlı Avrupa?nın genç çocuğu olarak, her an kapının önüne bırakma ve hınç dolu sosyalist bloka korunaksız olarak teslim etme tehdidiyle, Avrupa?nın kadim atraksiyon ve tecrübelerini felç ederek kendisine hapsetti.

Kıta Avrupası, tarihinin en derin özgüven problemini yaşarken, kendisini Western kültürüne teslim etti ve kovboyların hoyrat ellerinde yaklaşık elli yıl hırpalandı. Fakat yaşlı Avrupa, yine de geçmişinin aydınlık dolu günlerini unutmuş ve iç rahatlığıyla kendisini bu köksüz kovboy kültürüne tamamen teslim edebilmiş değildi. Bu durumu bir türlü kanıksayamamış Avrupa, ilk fırsatta, içinde bulunduğu bir başkası tarafından şekillendirilme durumuna son vermek için içten içe bir hesap yapıyordu.

Doğu Bloku?nun çöküşü

1991?de Gorbaçov iktidarıyla, hoyrat kovboyların acemi düşmanları kendilerini feshettiler. Kremlin Sarayı acı bir sancıyla kıvrandı. Kızıl Meydan, kızıl yıldızlı tanklarla doldu ve işçi cennetini vaadeden yalancı peygamberin heykeli, statüko ve bürokrasi cehenneminin çocukları tarafından devrilip, bir tarih müzesine bile kalmayacak şekilde un ufak edildi.

Yeşil Kuşak, uyuşuk bir sevinç yaşadı. Kovboylar, zafer sarhoşluğuyla etrafa tehditler savurup caka atarak tüm arza meydan okuyan naralar attılar. Sınırlandırılmış, dizginlenmiş, yönetilmeye ve yönlendirilmeye mecbur edilmiş Yaşlı Kıta ise, üzerindeki korku perdesini yırtarak geçmişinin parlak günlerinin hayaline kaptırdı kendisini.

Görmek ve anlamak zor değil. En görkemli ve derin sevinç, Yaşlı Kıta?nın sevincidir. Artık hınç dolu sosyalist blok olmadığına ve Marks?ın sakalları yolunduğuna göre, kovboyların ellerindeki bu acılı beden, Roma?nın atlas ve ipek yataklarının düşünü rahatlıkla kurabilirdi. Generallerin sert çizmeleri, kovboyların mahmuzlu çizmeleriyle boy ölçüşebilirdi. Ve nihayet yaşlı Avrupa yeni bir revizyonla kendi kadim köklerini yeniden diriltme umuduna iştiyakla yapıştı ve kovboyları deneyimsizlikle suçlamaya başladı.

Herkesin merkezi kendine

İspanyollar, dünyanın merkezinin Barcelona olduğunu düşünürler. Merkez Barcelona olduğuna göre, doğal olarak da tüm dünya etrafında dönen bağımlı uydular olacaktır. Bu düşünüş, müthiş bir özgüvenin dışa vurumudur. Vatikan da kendisini arzın merkezi olarak görür. Roma?nın kendini merkez olarak görmesi gibi... İslam?ın altın çağlarında Müslümanlar mutlak bir idrak ile Kabe?yi yeryüzünün merkezi olarak görüyorlardı. O sıralar, zihinsel olarak Müslümanlar, rasyonalist felsefe ile doğrudan bir bağın içinde değillerdi ve doğal olarak da düşünsel anlamda bir bütünlük ve berraklık mevcuttu. Mutlak bir idrak ile her Müslüman bilirdi ki rızkı veren, ma?mur eden, kahreden, muntakim olan, her şeyi görüp gözeten yalnızca Allah idi. Cezalandırmada veya ödüllendirmede hiçbir siyasal ya da zihinsel erk, en azından zihinsel anlamda, Allah?ın buyruklarına teslimiyet hususunda kuşku ve şüphe doğuramazdı.

Haçlı Seferleriyle tüm büyü bozuldu. 650.000 kişilik devasa bir ordu, masum ve bakir topraklarımıza kendi lekesini düşürdü. Veni, vidi, vici... Geldiler, gördüler ve yendiler... Ama bir anlam veremediler... Ve Avrupalı aydınlar, önce bizden başlayarak tüm arza Richard?ın kılıcıyla anlam biçmeye başladılar. Karar kesin ve değiştirilemezdi; onlar insan, bizler ise yerliydik.

İnsanlar ve Yerliler (!)

Batılı, bu cümleden başlayarak tanımlamalarını geliştirdi. Dünyanın beşte biri insan, geri kalanlarsa yerliydi. İnsan olan doğal olarak, kültürün ve uygarlığın üreticisi; yerliler ise medenileştirilmesi gereken yığınlar olarak görüldü.Bu düşüncelerini gizlemeye bile gerek görmediler. Ruh bilimci Freud bile; Avrupalılara hitaben, ?Sokaklarda yanı başınızdan geçen bu sarışın, mavi gözlü insanları küçümsemeyin. Bunlardan herhangi birini, Afrika?ya veya Asya?ya gönderirseniz devasa dengeleri değiştirebilecek yöneticiler olurlar. Oysa Asya ve Afrika?nın tüm ariflerini ve sanatçılarını toplasanız, üç kişilik bir kurumu bile yönetemezler? diyordu. Buradan çok açık bir şekilde Avrupalı?nın Efendilik psikolojisi anlaşılabilir. Bu düşünüş tarzı, coğrafi keşiflerden beri, hatta Roma?dan beri adeta genetik bir kodlamayla taşınıyor diyebiliriz. Öyle ki, doğu kaynaklı bir dini kabul ettiklerinde bile, ona kendi renklerini vurdular; İseviler, üç yüz yıllık bir mücadeleden sonra dinlerini Roma?ya kabullendirdiler ama Roma Hristiyanlığı alırken, ona bütün Antik Yunan?ın renklerini enjekte ederek aldı.

Batı?nın üstünlük kompleksi

Batılıdaki bu üstünlük kompleksi, bugün de hâlâ çok canlı olarak devam etmektedir ve tanımlamalar bu eksen etrafından geliştirilmektedir. Avrupalılar, coğrafi keşiflerde Amerika kıtası topraklarına çıktıklarında orada karşılaştıkları insanlara, yerliler dediler. Zira onlar, Avrupalı değildi.

Afrika da aynı akibete uğradı. Avrupalılar, ellerinde İncil ve süngülerle Afrika topraklarına girdiklerinde, onlar da yerli olarak tanımlandı ve Hümanist Avrupa, onların da insan yapılmasına karar verdi. Amerikalı ve Afrikalı?ya denildi ki; ?senin bir kültürün yoktu ve olamaz da! Kültürünü üretemeyeceğin için de sana İncilimizi lütfediyoruz...? Bu durumu mizahi bir dille Kenya Başkanı şöyle dile getirir; ?Avrupalılar geldiklerinde bize dediler ki: ?Gözlerinizi kapayın ve dua edin!? Bizler gözlerimizi kapattık ve dua ettik. Gözlerimizi açtığımızda, bizim ellerimizde İncil, onlarınsa ellerinde topraklarımız vardı.?

Avrupalının, Asya?ya karşı stratejisi biraz daha farklıydı; çünkü Asya topraklarına geldiklerinde orada binlerce yıllık kadim dinler, ince bir ruhun ürünü olan şiir ve sanat, canlı toplumsal gelenekler, kendine özgü siyasal bir yapı ve mistizmle yoğrulmuş bir bilgiyle karşılaştılar. Bu nedenle Afrika ve Amerikalıya karşı duydukları rahatlığı hissedemediler. Ve yeni bir söylemle çıktılar Asyalı?nın karşısına; ?senin bir kültürün vardı, ancak bu kültür tarihin karanlığında kaldı ve bugünün ihtiyaçlarına cevap veremez!

Asyalı?nın önünde Batılının kültürünü kabullenmek yerine bir seçenek olarak beliren, öze dönüş hareketinin engellenmesi için Batılı, cebr ve sosyal bilimlerin gücünü kullanarak, sermayenin de kudretini arkasına alarak Asyalı?nın zihninde yeni bir dalgalanma yaratmaya çalıştı. Bu aşamada Batılı, Asyalı?yı kendi geçmişinden soyutlamalıydı. Fertlerin ve ulusların geçmişlerinden soyutlanmasının en pratik ve mutlak sonuca götürücü metodu ise, bu geçmişten utanç duymalarını sağlamaktı. Asyalı?ya kendi dininin bir afyon olduğunu, halkları uyuşturduğunu, boş ve kısır döngüler olduğunu, gücün ve kudretin maddi yaşamda olduğunu, öte taraftaki cennetin yeryüzünde inşa edilmesi gerektiğini ve bunun yalnızca abes ve dayanaksız dini motiflerden vazgeçmekle mümkün olabileceğini, rahiplerin, imamların, mubetlerin, brahmanların, ermiş ve azizlerin aslında olmayan bir şeker dağını vaadettiklerini, akıl ve bilim ölçülerine göre bunların temellerinin çürük olduğunun ivedilikle anlaşılabileceğini, edebiyat ve sanatlarının ise boş vehimlerden, insan yaşamı için asla gerekmeyen bir deli saçması ve kocakarı uydurmasından öteye gidemeyeceğini ve bunların dini destekleyen farklı uyuşturma öğretileri olduğunu; siyasal yapılarının ise insancıl olmadığını, doğanın fertleri özgür ve eşit haklara sahip olarak doğurduğunu, bunun için de bu siyasal yapının reddedilmesi gerektiğini empoze etti. Yani Batılı, Asyalı?nın mistik dünyasının karşısına Matrix?i çıkardı...

Köklerden kaçış, utanç ve özenti

Hinduizm, İngilizlerin işgalini kolaylaştırdı

Tarihte İngilizlerin en rahat işgallerini Hindistan?da yapmış olmaları bir tesadüf değildir. İngilizler, Hint topraklarına ayak basıp oradaki billur ve masum değerleri, çizmelerinin altında kirletirken, Hindu Rahipler halkı arkalarına alarak savaşmak, bağımsızlık, özgürlük ve onurlarını kazanmak yerine, Ganj?da yıkanıp Nirvana?ya ulaşma çabasındaydılar. Mistizm, bütün dirençkenliklerini ve karşı koyuş yetilerini felç etmiş ve bu durum yalnızca İngilizlerin işine yaramıştı. ABD?nin; Irak?ı işgalinden sonra Araplar arasında oluşmuş olan ABD karşıtlığını ortadan kaldırmak ve ABD?ye sempati uyandırmak için mistizmi yaydığını, salt tasavvufi hareketleri desteklediğini, onlara finansal kaynak sağladığını ve propaganda araçlarıyla onları palazladığını biliyoruz. Böylece ortada eli tesbihli, gözleri buğulu, cennet hesapçısı, halkın mukadderatına ve çalınıp çırpılan zenginliklere karşı lakayt bir yığın zararsız meczuplar oluşturulurken, petrolün nereye aktığını düşünecek, kirletilmiş değerlerin kurtarılması derdine düşecek yüreği yanık, hisli ve sorgulayıcı, gecenin muvahhidi, gündüzün aslanları rutubetli inlere mahkum edilmişti; ya mezar ya da zindandı kaderleri. Bizim gözümüzde ise vahşi.


Köklerden kaçış

Asyalıda oluşan özenti, teslimiyeti getirdi ve yönetilmeye hazır bir toplum oluştu. Bu aşamada sosyal bilimlerin vahşi yüzünü, Asya medeniyeti çok derinden hissetti. Köklerden kaçış, geçmişten utanç ve özenti, Asyalı?nın kendi özüne yabancılaşmasını doğurdu. Yabancılaşmanın en korkunç ve tamiri en güç olanı, yani kültürel yabancılaşma gerçekleşti.

Batı?nın yoğun kültür bombardımanı sonucunda Asyalı, kendi geçmişinden ve kültüründen derin bir utanç ve tiksinti duydu. Asyalı?da anlatılamaz bir aşağılık kompleksi oluştu. Geçmişinden utanan ve aşağılık kompleksi içinde olan fertler ve uluslar, köklerinden kaçmaya başladılar. Bu psikoloji, doğal olarak batılıya özentiyi doğurdu. Köklerde ciddi çözülmeler başladı. Köksüz ve temelsiz kalmış bu halklarda tarih şuuru eksildi ve güçsüzleşti. Özenti, teslimiyeti getirdi ve yönetilmeye hazır bir toplum oluştu. Bu aşamada sosyal bilimlerin vahşi yüzünü, Asya medeniyeti çok derinden hissetti. Köklerden kaçış, geçmişten utanç ve özenti, Asyalı?nın kendi özüne yabancılaşmasını doğurdu. Yabancılaşmanın en korkunç ve tamiri en güç olanı, yani kültürel alinasyon gerçekleşti. Asyalı?nın beyni bomboş bir kazana dönüşüverdi. Birkaç hoş kokulu baharat, bu kazanda kaldıysa da bu baharat ya Avrupa?yı hapşırtmayan kokular yayıyordu, ya da Avrupa bu baharatı kendi yemeklerinde kullanıyordu. Asimilasyon! Yani bu baharat, Avrupalı?nın yemeklerinin potasında eritilerek işlevsizleştirildi...

Atıl kalmış olan bu kazana Batılı, kendi yağını ve tuzunu ekleyerek, kendi tarzında bir yemek pişirdi. Asya?da çarpık ve hilkat garibesi bir Avrupa inşaa etti. Asyalı kadın, konken partilerinde; Asyalı erkek ise fesini ve sarığını el yordamıyla indirerek smokin ve kravatıyla kokteyllerde arz-ı endam etmeye başladı. Batılılar zevkten sarhoş olarak kıs kıs güldüler bu zevzekliğe... Asyalı yeni mahlukat, Batı?nın tüm üretimini tüketmeye hazır, açgözlü bir obur haline geldi. Eskiden Hintli bir kadın, ağaç kabuğunu, nadir bulunan bir çiçeğin yapraklarını kına ve suyla harmanlayarak kendini süslüyorken, hiç yoktan kuaförler, estetik salonları ve Swartzkof marka boyalarla güzelleşmeye başladı.. Atı ve bıyığı kendisi için bir övünç kaynağı olan Asyalı erkek, bıyığı barbarlık sembolü, atı ise Western filmlerinin baş karakteri olarak algılamaya başladı.. Muzaffer, fastfood yiyeceklerle gıdıklı ve şiş göbekli Batılı, çatlayana kadar bu göbeği sıvazlayacak bu Asyalı kuklayı, binlerce kez şakşakladı. Asla fark edemediğimiz hakikat; onlar ?insan?, bizler ?yerli? olduğumuz sürece aramızdaki her çeşit hümanistik, demokratik, ekonomik, kültürel ve siyasal ilişki daima Batılının lehine işleyecekti...

Tanzimat?tan günümüze

Bizde ise Tanzimat?la beraber işlemeye başlayan bu süreç, Cumhuriyet?in kurulmasıyla belirginleşti. Yapılan inkılaplarla, keskin bir vuruşla halk bin yıllık kadim değerlerinden koparıldı. Harf inkılabıyla beraber bir gecede cehalet zindanlarına itilen halk, geçmişi üzerine kalın bir sünger çekilmiş olarak uyandı. Halkta derin bir aidiyetsizlik ve köksüzlük duygusu oluştu. Sosyal yapılarda böylesi atıl durumlar, anarşik bir ortama her an elverişli bir zemin hazırlar. Bu durumda halktaki bu boşluk duygusunun yeni değerlerle doldurulması gerekliydi. Bunun için de Cumhuriyet ideologları, Orta Asya kültürünü hortlattılar. Birden farkettik ki, aslında övünmemiz gereken geçmiş İslam tarihiyle başlayan süreç değil, aksine üç bin yıla yakın bir süre önceden Orta Asya bozkırlarında oluşturduğumuz kültür ve medeniyetimizmiş. Artık en insaflı olanlarımız bile Hira kadar Müslüman, Tanrı dağları kadar Türk?tü. Attila?yı Ali?ye, Mete?yi Ömer?e tercih etmememiz için hiçbir nedenimiz yoktu. Ali ve Ömer, Arapların; Attila ve Mete ise bizimdi. Bu durum öylesi bir komediye ulaştı ki, dilde bile öztürkçeleştirme furyası başladı ve nihayetinde Necip Fazıl?ın deyimiyle bir kurbağa dili ortaya çıktı. Hedef Akdeniz?di. Orta Asya?dan gerdirilen yay, Akdeniz?i aşarak bütün bir kıta Avrupasını dolaşan bir ok fırlattı. İnce düşler, hikmet, ilim - irfan ve basiretten koparılmış ve sersemletilmiş halk, Batılının makina, modernizm ve beşeri ilimlerinin kollarına atıldı. Kökleri gökte, dalları yerde olan ağacımız, tam da Batılının damağına uygun meyvalar verdi. Ve dağları yerinden oynatan ses, makinaların gürültüsüne karıştı ve duyulmaz oldu. Cibril-i Ekber ?oku? dedi; Hira suskun ve mahzun kaldı.

Uyuyan kişi uyandırılabilir ama uykuya çarpılmış kişi uyandırılamazdı

Bir dibe vuruşun fotoğrafı...

Allah, günleri Doğu ile Batı arasında evirip çevirendir. Mü?min ise, kıyametin kopmasına bir an kala bile, elindeki hurma fidanını dikmeye çalışandır?

1200?lü yıllardan sonra hür düşünce ve içtihadın kapısını kendi yüzümüze kapattığımızdan bu yana, yalnızca kılıç ve atla övünür oluverdik. Siyasal, ekonomik ve askeri alandaki başarıları, bilim ve düşünce ile destekleyemedik. Belki de dibe vurduğumuz ve sesimizin bir karınca türküsünden daha hafif çıktığı şu sıralarda, her zamankinden daha çok hür düşünce ile yeniden medeniyet projemizi, Rasulullah?ın hurma dalından ve kerpiçten yapılmış evini eksen alarak oluşturmak ve geliştirmek zorundayız.

Nasyonalizm?in gür bir egoizmden kaynaklandığı ve vahşetin çağrısı olduğu bir hakikattir. Fakat hiçbir ulus, ulus olma bilincine ulaşmadıkça kendi gerçekliğini kavrayamaz ve hareket edemez. Bu anlamda, ulus bilincimizi faşizme dönüştürmeden yeniden tanımlayıp oluşturmamız gerekiyor. Kısmi Nasyonalizm?de diyebiliriz buna. Başka halkların varlığını ve gerçekliğini küçümsemeden, farklı dil, renk, kavim ve kültürleri bir çatışma unsuru olarak değil; bir diyalog unsuru olarak görüp, onların varlığını yadsımadan kendi ulus bilicimizi oluşturabiliriz.

Bu, Hitler?in faşizmi değildir. Bir müşahhas varlık olarak, varolma bilincidir. Afrikalının İkinci Dünya Savaşı?ndan sonra Avrupalıyla girişmiş olduğu mücadele böylesi bir bilinçten kaynaklanıyordu ve hiç kimse Afrikalı ulusları faşizmle suçlayamadı.

Özkültürümüze yeniden yönelmek

İkinci olarak; gür kaynağımız olan özkültürümüze yeniden yöneliş gerekli... Bu yönelişin İslamın hür düşünce anlayışı, hikmet, irfan, bilim, yenilik ve ilericilik gibi yönlerine yoğunlaşması gerekiyor. Ata - ecdad muhabbetini aşarak, tüm bir İslam coğrafyasının Hira?yla başlayan serüven sonrasında ortaya koymuş olduğu tüm zenginlik ve değerlerin üstünü yeniden açmak ve bilimsel metodlarla onları yeniden tanımlamamız, geçmişte kalan fantaziler olmaktan çıkarıp özümseyerek kendimize yeni yaşam alanları oluşturmalıyız. Bir köklere dönüş değil, kökleri yeniden hissediş hareketi de denilebilir buna... Böylesi dönüşler, görkemli ve gözalıcı olsa da hemen her yerde ve her an hazır olan bir ifrit, pusulanın göstergesiyle oynayabilir. Kaldı ki geçmişte böylesi çokça tecrübemiz oldu. Pusulamızın yönü, öyle tuhaf yönlere kaydırıldı ki dönüş denilince bundan hemen boncuk, eşek çulu, adak ağaçları anladık ve bunları kutsadık.

Oysa bilinir ki İslam gibi aydınlık bir düşünce, hikmeti hiçbir zaman bu sembollerde aramadı. Nihayetinde sarık, sakal ve cübbeye değer veren yitiklerimiz, ruhlarımızda yeniden canlanmadıkça, bunlar anlamsız motifler olarak kalacaktır. Böylesi bir dönüş, gerici bir dönüştür. Pusula daima İbrahim?in ayak izlerini sürmeli. Tibet ya da Ganj, tarih boyunca pusulamızın ibresini kendisine doğru çevirdi. Mistik değerleri, İslamın hareketli ve daima ileriye taşıyan atraksiyonlarının yerine geçirdik. Hindu tembelliği, bizim coğrafyamızda baştanbaşa dolaşarak, yarı uykulu ve esrik bakışlı insanlarla doldurdu mabetlerimizi. Ali?nin elinden Zülfikar?ı alıp, O?nu Hayber?den çekerek Şam?ın ya da Bağdat?ın loş ve karanlık mahzenlerinde bir tesbihle başbaşa bıraktık. Virdler, zikirler, erbain, yarım hurma, yünlü elbiseler, arzın karanlığından göklerin aydınlığına, balçıktan ruha, şeytandan Allah?a ulaşmaya çalışırken, unuttuk ki peygamber; ?ben rahmetin ve kılıcın peygamberiyim? demişti. Tesbihlerimiz alabildiğine bileylenmiş ve parlaktı ama kılıcımız paslı, eğri büğrü ve kesmez olmuştu. Din, insanlara can ve ruh veren, içlere bir dirençkenlik tohumu olarak düşen hareket ettirirci, ileriye taşıyıcı bir nurken, donduran, uyuşturan, devinimsizlikten ayaklarda romatizma oluşturan tütsülü bir Aura?ya dönüştürüldü...

Kadim İslam kültürü

Dinler, ideolojiler, akım ve öğretiler çift yönlü işlerler. Doğru kullanıldıklarında düşmana karşı keskin bir kılıç, yanlış kullanıldıklarında ise sahibini yaralayan bumerang oluverirler. Bu nedenle dönüş hareketlerinin dikkatli ve titiz olması gerekiyor. Arz ile Arşın bitişik olmasıyla, bunların bereketi zuhur eder. Kısacası iki uçlu bir dönüş gerekli; Uhrevi ve dünyevi... İktisadi ve kültürel... Arz yadsınırsa, boynu bükük ve salt Nirvana derdine düşmüş bir Brehmen; Arş yadsınırsa, herşeye sahip olma hırsıyla dolup taşan, maddeye tapıcı bir canavar oluşur...

Unutulmamalıdır ki, geceleri uzun namazlarda ayaklarının altı şişen, secdede canı çıktı sanılan, Allah huzurunda haşyetten kıvrılıp iki büklüm olan ve gözleri ıslanmamış olan kişi cennete giremez, diyen Peygamber?le; gündüzleri savaş meydanlarında yüzünde bir Romalı generalden daha sert çizgiler taşıyan, kim bu kılıcın hakkını verir? Bir kavmin üzerine yürüdüğümüzde onların vay haline! diyen Peygamber, aynı peygamberdi...

Bizler, dini rahmet ve kılıç, arz ve arşın birleşmesi olarak algıladığımızda ancak gerçek köklerimizi hissedebiliriz. Böylece bu yenilmiş ümmet, Rönesans geçirmiş Batılıya karşı, ?Ben; kadim İslam kültüründen, doğurgan, üretken, ilerici, dönüştürücü, geliştirici, şahsa tapıcılık ve geleneklerin dar kalıplarına sığınmışlık olmayan, bilim, sanat, felsefe, matematik, astronomi gibi alanlarda berrak beyinler ve aydınlık bir ufka sahip güçlü dehalar yetiştirmiş olan köklerden besleniyorum? diyecek kadar bir özgüvenle dolup taşabilir. Bunun sonucunda da, sahip olduğumuz kültür ve medeniyetimiz, bu dolgunluk ve özgüvenle başka kültürlerle özgürce ilişkiye girebilir, etkileyebilir, etkilenebilir ama asla kendisini yadsıyıp yok ederek yabancı bir kültüre teslim olmaz...

?Bitti?

<a href="redirect.jsp?url=http://www.milligazete.com.tr/index.php?action=show&type=dizi&topicid=14" target="_blank">http://www.milligazete.com.tr/index.php?action=show&type=dizi&topicid=14</a>

xkurtcu55 18.08.2005 12:26

Osmanlida ülkeler yönetti
 
Ama tarihinde hic bir zaman bati topraklarinda katliyamlar yapmadi onlarin kiliselerine dokumadi yahudileri kurtardi.

Ne güzel bir Demokrasi sergilemisler deyilmi.

Suanki avrupada yüzbinlerce afirkada öldürülen hayvanlarin kürtleri giyiliyor yazik deyilmi o hayvanlara hani hayvan severlerdiler :O)))

Ispanyada diri diri öküz öldürüyorlar kameralar karsisinda ingilterede tilkilere yapmadiklari kalmadi tilkilere tecavüz bile diyorlar yaziikkk cok yazikkk

Cocuklarada deyer verelim biraz.?

xkurtcu55 18.08.2005 12:27

Yasasin Büyük Türk Irki
 
Tüm Kürtlere ölüm.

Atam izindeyiz?

xstudentxnrw 18.08.2005 12:30

Süleyman Hilmi Tuna Han"a karsi nefret?!
 
Bu nefretin kaynaklari nedir? Adini duydum, ama hic bir sey bilmedigim icin bir baktim.. Cumhuriyet kurulduktan sonra Kuran okuma ve ögretme yasagi geldiginde yinede bir sürü emekle bunu yapan, Islam icin hizmet eden büyük zâtlardan, alimlerden biriymis! Burdaki bazi kisiler "SADECE KURANA UYARIZ" deyipte, Kuranin unutulmamasi icin bu kadar hizmet veren birine bu kadar nefret duymalari BIR SORU ISARETI getirmiyormu bizlere?

Bu kisi bu yolda tabiki tek kisi degildi.. Kurani ve güzelliklerini ögreten her kisiye saygi duymak gerekir!

VESSELAM

xstudentxnrw 18.08.2005 12:38

Bediuzzaman Said Nursi"ye nefret?!
 
Bu nefretin kaynagi ne? Islam yolunda, Kuran yolunda büyük hizmeti olan daha kimlere karsi küfür edip nefretinizi sunacaksiniz??!!

Burada "SADECE KURAN" diyenlerin kafalarindan ne geciyor?

ANLASILIYOR!

baska isimlerde yazacaksaniz, bir bakayim onlar kimmis :O)

xstudentxnrw 18.08.2005 12:42

NEFRETCI ve KINCILERE!!!
 
Burada Kuran ve Islam yolunda hizmet edenlere dil uzatmayi iyi beceriyorsunuz! "SADECE KURAN" diyorsunuzda, SIZ neler yaptinizki?!

Onlar gibi hapisle tehdit edildinizmi, hapis yatanlariniz oldu bu yolda?

Buna magruz kalanlara karsi nefretinizi sunmaktan baska yaptiginiz icrat yok!!!


Alle Zeitangaben in WEZ +2. Es ist jetzt 16:24 Uhr.