![]() |
YA BIN LADEN YA DA ABD
Londra"daki son terör saldırıları nedeniyle çoğu ABD kaynaklı ilginç nasihatler dinlemeye devam ediyoruz.
Bunların yayınlanması ile anında Türkiye"deki bazı kalemlerin bu görüşleri kesin doğrular olarak ilan etmesi ve parmaklarını sallayarak, "biz söylememiş miydik" demeleri arasında en fazla 12 saat geçiyor. Bu nasihatlerin çoğunu Avrupa"da, hatta son saldırıya maruz kalan İngiltere"de kimse fazla ciddiye almazken, bizimkiler nedense bunları Amentü bellemekte kusur etmiyor. Mesela her patlamanın, çatlamanın arkasında aranan şu Bin Laden meselesi... Bizimkiler sağolsunlar, Irak"ta cereyan eden işgale her karşı çıkanı, orada uygulanan vahşeti her dile getireni Bin Laden"le ittifak halinde, hatta suçüstü vaziyette olduğunu söyleyedursunlar, artık bu lafları ciddiye alan kimsenin kalmadığını nedense anlamak istemiyorlar. Oysa bu demagoji artık bitti. Bakın, saldırının ertesi günü 8 Temmuz tarihli Guardian Gazetesi"ne bir makale yazan İngiltere"nin eski Dışişleri Bakanı ve İşçi Partisi"nin Irak"ın işgaline karşı bayrak açan sol kanadının aktif üyesi Robin Cook bu konuda ne diyor? (Bir önceki yazımızda da bu makaleye atıf yapmıştık) "Bin Ladin, Batılı güvenlik birimlerinin vahim hesap yanlışlarının bir ürünüydü. 80"ler boyunca, Afganistan"daki Ruslara karşı cihat yürütsün diye CIA tarafından silahlandırıldı ve Suudi parasıyla desteklendi. Kaide, ilk başta CIA"in eğittiği binlerce mücahidin kaydedildiği bir bilgisayar dosyasından ibaretti. Washington, Ruslar bir kez Afganistan"dan çekildikten sonra, Bin Ladin"in örgütünün gözünü Batı"ya çevireceğini asla akıl edemedi ve bu körlüğün sonuçları felaket oldu." Bizimkilerin bu gerçeği bilmemeleri mümkün değil, buna rağmen El Kaide ile Müslümanları aynı kefeye koyarak, "Bu Müslümanlar arasındaki bir meseledir" demeleri başka bir hesabın bahanesi olmalı. Cook devam ediyor: "Bugünkü tehlike şu: Batı"nın terörist tehdide verdiği mevcut tepki o en baştaki hataya rahmet okutabilir. Batı çatışmayı vurguladıkça, Müslüman dünyada işbirliğinden konuşmak isteyen ılımlı sesleri de susturuyor. Başarı ancak teröristleri izole etmekle ve onların destek, para ve yandaş kanallarını tıkamakla mümkün. Bu da Müslüman dünya ile farklılıklardan ziyade ortaklıklara odaklanmak anlamına geliyor." Aslında bu yaklaşım "terör" diye tanımlanan her çatışma için geçerli. Terörü önlemek için girişilecek her benzer eylem ılımlıların ortadan çekilmesine ve meydanların yok etme hedefine kilitlenmiş savaşçılara kalmasına yol açıyor. Ondan sonra gelsin polisiye tedbirler, özgürlüklerin kısıtlanması vesaire... ABD kaynaklı nasihatlerin ikinci bölümünü de bunlar oluşturuluyor. "Teröre karşı alınacak tedbirler" Bu konuda uluslararası büyük iş ve siyaset çevrelerinin etkili gazetesi Financial Times bile bizimkilerden daha özgürlükçü bir yaklaşım içinde bu tavsiyeleri elinin tersiyle itiyor. Gazetenin 12 Temmuz tarihli sayısının başyazısında, İngiltere"yi Müslümanlara karşı "fazla" hoşgörülü davranmakla suçlayan ve Londra"yı "Londonistan" olarak tanımlayan Amerikan medyasına cevap veriliyor. "Eğer Londonistan hukuk devleti anlamına geliyorsa, varsın öyle olsun" diye başlayan yazı şöyle devam ediyor: "Bu yazıların bazılarında, İngiltere hükümetinin İslamcı teröristlere başkentte rahatça hareket imkânı verdiği ve bu nedenle de saldırının yapılacağının aşikâr olduğu yönünde bir görüş hakim. "Bazıları bunu hakaret olarak nitelendirecektir. Ama daha önemlisi, bu yanlıştır. İngiltere cihad teröristleri için bir üs ya da liman değildir. Ayrıca hiçbir demokrasi, terör saldırılarından muaf değildir çünkü korumaya çalıştığı özgürlükleri içindeki radikallere de tanır. Ama bu özgürlükler aynı zamanda bizim en güçlü savunma kalkanımızdır. "Amerika, 11 Eylül saldırılarından sonra bu ilkeyi gözardı etti. Guantanamo, Ebu Gureyb ya da Bagram"da zanlılara karşı nasıl muamele edildiğine bakın mesela. "Bu uygulamalar, ABD"nin güvenliğini mi arttırdı? Yoksa eylemcilere yandaş bulmaları için paha biçilmez bir fırsat sunarak Batı"yı saldırılara karşı daha korumasız mı kıldı?" Bu görüşlere, İngiltere"nin üçüncü büyük partisi olan Liberaller de katıldı. Partinin lideri Charles Kennedy, üç büyük parti içerisinde bombalama olaylarıyla Irak savaşı arasında ilişki kuran ilk siyasetçi oldu. Kennedy şöyle dedi: "Irak ve 11 Eylül olayları tamamen farklı ve ayrı güvenlik konularıdır. Ancak biz şimdi her iki tarafın da en kötü haliyle karşı karşıyayız. İstikrarsız, Saddam Hüseyin"in zulmünden uzak ama intihar eylemcilerinin zulmüyle karşı karşıya olan ve teröristlerin eğitim sahası haline gelen bir Irak"la..." Bizimkilere bakılırsa bunlar palavra. ABD"nin Irak"ı işgal edip Saddam dönemini aratmayan bir baskı ve zulüm rejimi oluşturmasının doğurduğu ve doğuracağı tepkilerle (Onlar Irak"ta baskı ve zulmün olduğunu da kabul etmiyor) Batılı ülkelere yönelik saldırılar arasında bir ilişki bulunmuyor. Bizzat İngiliz politikacılar, yazarlar ve ruhunu ABD"ye satmamış gazeteciler ise, bu ilişkiye dikkati çekerek ülkelerinin savaşa bulaşmasına karşı çıkmaya devam ediyorlar. Ne garip ve ne hazin bir durum değil mi? KORAY DÜZGÖREN |
Fena bir yazı değil!
Bir kısmı güzel düşünceler ve istemler. Sosyal yanları olan güzel şeylerde var yazıda.
(Hayır! hiç bir ön yargıya düşmeye gerek yok, ben ne sordu isem dürüstçe ve bilerek sorarım, laf gelişi olarak hiçbir şey yazmam, için rahat olsun.) Tekrar yazına dönersem her kes için,hak, hukuk,adalet, iş, aş ve özgürlük istemlerin var, anlaştğım noktadır burası. Ama bunun mutlaka koruyucu bir şemsiyesi olacaktır, bu şu an Birleşmiş milletler olarak gözükmekte,lakin BMM bunu şu haliyle kaldırabilecek bir konumu yok ve bu ağırlığı tam anlamıyla taşıyamıyor. Öyle garip ülkeler var ki BMM de kendi ülkesinde bireyin özlük haklarına bile en küçük saygısı yok ama BMM de söz hakkı var. Elbet BMM bu günkü haliyle istenileni yerine getiremiyor hem hantal, hemde ülkesinde DEMOKRASİYİ bile yerli yerine oturtmamış,oturtmak içinde bir çabası olmayan küçük ve bazı nadir büyük ülkeler var.(bir ÇİN vs) Ama BMM bunları mutlaka aşacak ve istenilen konuma mutlaka gelecek ve mazlum milletlere ve o ülkelerin insanlarına gereken acil yardımlarla ulaşacak, şu an bunun kıpırtısı var. Dünyanın temel sorunu DEMOKRATİKLEŞME sorunudur, tüm dünya insanlarının doğuştan bir hak olan kişinin özlük haklarına saygı ve onun güvenceye alınmasıdır, buda ancak tam DEMOKRASİYE ulaşılmış ülkelerde ve topluluklarda evrensel hukukun güvencesi ile yaratılabilmiştir. DEMOKRASİSİNİ kuramamış tüm ülkeler yoksul ülkelerdirler. Ben yalnızca DEMOKRASİDEN ve kişilerin özlük haklarından yana bir insanım, bu demek değildir ki diğer görüşleri ve düşünceleri değerlendirmem, demokrasinin en güzel olan bir başka yönü düşünce özgürlüğüdür, şiddete bulaşmadığı sürece demokrasilerde tüm insan düşünceleri kutsaldırlar. Bunlar işin sosyal yönleri. Bu karşı çıktığın senin deyimin ile(emperyalistler ve kapitalistler) Benim deyimimle serbest ekenomiye alternatif sunabileceğin iktisadi bir proğramın var mı? Yoksa sistemler yerli yerinde kalacak, (yani rehabilete olarak değindiğin nokta) ama gelir dağılımını tüm dünya insanlığına adilce paylaştırılacak mı demek istiyorsun? Alt yapı ve üst yapıda temel noktalardan birisi İKTİSAT vardır yani EKONOMİ. Eğer buysa deme istediğin ülkelerin yönetimleri ve sistemleri DEMOKRASİYE geçmediler ve geçmek istemiyorlar ise bu tür ülkelerde asla adil bir dağıtım olamaz, ne buna izin verilir nede yapılan yardmlar o insanlara ulaşılır,şu an Afrikada olan zorluklar gibi. Kimse Mafya ile ve onun yöntemleri ile yönetilen diktatör devletlere iktisadi yardım yapmıyor artık bu çağda. Ancak sivil yaşamı benimsemiş ve onun kurumlarını oluştumuş, saydam ve şeffaf ülkelere yardım yapıyor. Buda Demokrasidir. Şu iktisat konusunu biraz açarmısın, hani o rehabilete meselesini. Teşekkürler. |
tüm peygamberler-savası hor görüyorlarmı
isa peygamber: düsmanlarımızı seviniz!
son peygamber aynı fikirdemiydi??? foXXX |
İsa nın düşüncelerini aktardığı tüm
zamanın toplamı yalnızca üç yıldır. Bildiğim kadarı ile insanlık üzerine söylediği bütün söylevleri evrenseldir.
Bir tane bile olsun şiddet içermez bu söylevleri. Ve İncil bütün zamanların en çok satılan kitabıdır. |
Sana açiklamam!
Sen laftan anlamiyorsun, çünkü! Du lebst in deiner eigenen Scheinwelt, mit der ich nichts zu tun haben will.
Abgesehen davon, ist Religion keine Frage der persönlichen Ansicht, was du die ganze Zeit hier tust, sondern der WAHRHEIT! Und Wahrheit hat nichts mit persönlicher Meinung zu tun. Aber so einfache Leute wie dich, glauben stets, dass ihre unbedeutende Meinung so wichtig wäre. Und deine billigen Sprüche „Einbildung ist auch eine Bildung“, kannst du dir mal selbst verinnerlichen. Wie wär’s, wenn du mal eine andere Kassette auflegst, mmh? |
nee, Eniscim
wir sind nicht so dumm
|
önce oku!
sonra sus!
|
REHABILITASYON
Su an hüküm süren sistem, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmaya devam ediyor. Bu iki kesim arasindaki ucurum gittikce büyüyor.
Buda kacinilmaz olarak toplumsal rahatsizliklar yaratiyor ve bu sorunlar kontrol edilemez hale dogru gidiyor. Ben sosyal acidan güclendirilmis serbest ekonomiden yanayim. Seninde degindigin gibi düzelmesi gereken gelir dagilimi, daha adil bir paylasim olmasi gerekiyor. Toplumdaki az gelirli kesimin, üstgelir kesim tarafindan gözardi edilip, sömürülmesi yerine, bizzat yine bu zengin kesim tarafindan maddi kaynaklar ve projelerle desteklenmesi gerekiyor kanimca. Böylece hem dar gelirli kesim maddi durumunu düzeltip bir üst kademeye yükselme sansini elde edecek, hemde üst gelirli kesim, toplumun direk yada dolayli katkisiyla elde ettikleri maddi kaynaklar icin, vefa borcunu ödeme sansini elde edecek. Buda toplumda huzuru ve barisi arttiracak cok önemli bir unsur olacak. |
Evet tüm Resüller aynidir... ama ARAPLAR
ayni degildir.. hele hele EMEVI anlayisi HZ. Muhammedi bir savasklolik Resül olrak tanitti...
Araplar GERI ZEKLAIDIR... onlarin DINI olmaz olsun |
Halts M.. und antworte gefällig
Wahrheitmis... kimin WAHRHEITI... seninmi ???
Senin dediklerini ben Kuranda göremedim.. yok öyle bir sey DINDE.... Hadismis yok su yok bu.... haut ab mit eurem Teror DIN man... Allahi bile tarif etmesini bilmiyorsun... resmen bilmiyorsun... das ist Erbärmlich |
Blind bir DINE inanmak olmaz
hic aklini kullanmiyorsmusun...
Allah nedir diye hiiiic aklindan gesmedimi.... eger gecmeydiyse, dann hast du ein Problem... Allahini dahlen taniyamadik senin... |
Deli olursam o zaman Hadis okurum
vorher nicht...
|
Bu yazının altına imzamı atarım,
Teşekkürler.
|
AKLIN YOLU BIRDIR o.T.
ohne Text
|
HAK VE BATIL
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem,
Gelenin keyfi için geçmişe asla sövemem. Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım, Boğamazsam hiç olmazsa yanımdan kovarım. Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam Hele hak namına ölsem haksızlığa tapamam. Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim, Adam aldırma da git, diyemem aldırırım Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım. MEHMET AKIF ERSOY |
Cumhuriyet i Taniyalim
İnsanlığa getirdiği rezaleti gördüm
Merak ettim araştırdım,inceleyip durdum İslam alimlerine din bilginlerine sordum Batılılardan geldi dediler; Cumhuriyet. Gayri İslami düşünce,fikri kaide den İslam’ı olmayan kapitalizm akide den İnsanların koyduğu kanun kaide den Oluşup meydana gelmiştir. şu Cumhuriyet Din ayrı,devlet ayrı fikri; demokrasi Bu fikir;kapitalizmin temel akidesi Bu akide Cumhuriyetin aslı esası Bu esas üzere kurulmuştur, Cumhuriyet İslam’ı olmayan;din seçme hürriyetin den İslam dışı oluşan; fikir hürriyetinden İstediği yol dan,mülk edinme hürriyetinden Oluşup meydana gelmiştir, şu Cumhuriyet. Hayata hakimiyet halka verilmesinden Hayat için insanların kanun koymasından Kapitalizm tarzı yönetim yapılmasından Oluşup meydana gelmiştir şu Cumhuriyet İslami olmayan bir siyaset gütmek için İslami olmayan bir yönetim yapmak için İslami olmayan ahkamla hükmetmek için Batıdan Müslim’e gelmiştir. şu Cumhuriyet Hülasa Cumhuriyet,düşman batıdan geldi O muazzam İslam nizamı; yerine kondu Cumhuriyetle İslam hayatı sona erdi Tüm İslam’a karşı gelmiştir. şu cumhuriyet Gelmeseydi Cumhuriyet gitmezdi hilafet Olsa’idi hilafet olurdu İslam adalet Olsa’idi İslam adalet,olmazdı zillet Müslümanlara zillet olmuştur Cumhuriyet Gerekmez kamile arzuhal arife tarif Zira her şey vakasıyla olmuştur maarif Cumhuriyeti kabul etmez akliden arif Müslüman’a bir kabus olmuştur Cumhuriyet Şerrinden hakka sığınır, Abdullah muakkil Cumhuriyet;aslı olmayan bir küllü kail Cumhuriyeti istemez her akeiden akil İnsanlar sözünden olmuştur şu Cumhuriyet |
Işın nerelerdesin yaw?
Buralardayım diye yazıyorsun ama ulaşmak mümkün olmuyor.
Bazen bir sohbet edeyim senin ile diyorum buraya üye olmadığım için bir türlü olmuyor bu istemim. Her şeye rağmen kendine sevgiyle ve iyilikle davran. Selamlarım ile... |
Cumhuriyet, Cagdas uygalik yoludur
DIN pisligi yolu degildir.. ki sen zaten Müslüman degilsin... bunlari anlayacak ne yürek ne alt yapi nede nefis var sende...
Nacak Tüm dünyanin söyledigi sekilde.. RADIKAL bir tipe sahipsin... |
KOCA MIMAR SINAN
"Ben Abdülmennan oğlu Sinan. Osmanlı Devletinde dört padişaha hizmet etmekle şeref kazandım. Sanatım ve çalışkanlığımla mimar başılığa kadar yükseldim. Allah"ın takdiriyle şöhretim bütün cihânı tuttu. Hizmetinde bulunduğum ilk padişah Sultan Selim Han"dır."
Kayseri"nin Ağırnas köyünde doğdu. Sinan"ın dedesi Doğan Yusuf Ağa neccar idi ve Sinan sık sık onun yanına gider, çalışmasını merak ve hayranlıkla izlerdi. Çoğu kez Doğan Yusuf Ağa, civar köy ve kasabalara bir iş için gidince torununu da yanında götürürdü. Sinan"ın ilk yolculuğu Karatay kervansarayına oldu. Usta marangoz bu binanın ahşap kısımlarını tamir ederken, cami, hamam, ambar ve konak yerlerini bir araya toplayan taş sütunlu, yüksek tavanlı ve kemerli bu yapı ile köydeki evleri arasında büyük fark, küçük Sinan"ı etkilemişti. Sinan"ın gözünde ve zihninde yalnız bu Türk-Selçuklu anıtı değil, bir süre sonra gördüğü Mah Peri külliyesi ve Gevher Nesibe Hatun Şifaiye Medresesi gibi eserler, medreselerde öğrendiğinden çok yer etmeye başladı. * Sinan 22 yaşındaydı. Gönlünü kendisinden 6 yaş küçük olan Suna"ya kaptırmıştı. Yeşil gözlü, kumral saçlı, güzel yüzlü Suna ile köy meydanındaki çeşme başında karşılaşırlardı. Suna, Ağırnas"ta Kumru teyzenin kızıydı. Çeşme başında karşılaştıklarında Sinan Suna"ya "Yarın annemi size göndereceğim!" dedi. Sinan"ın annesi ertesi gün Kumru teyzenin evine gittiğinde, kapıyı kızarmış gözlerle Suna açtı. Geç kalmışlardı. Timur ile söz kesilmişti. Timur, Sinan"ın arkadaşıydı. Sinan artık Ağırnas"ta kalamazdı. 1512 yılında ilk defa olarak Anadolu"dan "devşirme" asker toplanmaya başlanmış ve Sinan"ın babası Abdülmennan"a kâtiplik görevi verilmişti. O da oğlunun köyden uzaklaşmak isteğini yerinde bulmuştu. Sinan"ı yolcu ederlerken, dedesi, Sinan"a sanatını unutmaması gerektiğini söyledi. * "Ben, Kayseri Sancağından devşirilen ilk acemi oğlanlardanım. Asker ocağına girdikten sonra, marangozluğa merak ettim. İyi ustalar elinde yetiştim. Bıkıp usanmadan çalışıp bu sanatı öğrendim. Yükselmek ve kendimi göstermek için fırsat gözlüyordum. Bilhassa ülkeler gezip görgümü arttırmak istiyordum. Bir fırsat çıktı, Sultan Selim Han"ın ordusunda Acem ve Arap diyarlarını baştan başa gezdim. Mimarlığı, hendeseyi öğrendim. Gördüğüm her binadan, her harabeden ibretle ders aldım, İstanbul"a döndüm. Devlet adamlarının hizmetinde bulundum. Yeniçeri zâbiti olarak kapıya çıktım." * O zamanlar Van gölünün batı ve güney kıyıları Osmanlıların elindeydi. Van gölünü bir iç göl haline getirmek için doğu kıyılarını elde etmek, Van"ı almak gerekiyordu. Çevrenin en önemli şehriydi ve kalesi güçlüydü. Bu harekatta kumandan olan Lütfi Paşa, Ağırnaslı Sinan"ı çağırttı ve şöyle dedi: - Deryanın karşı yakasındaki düşmanın ahvalini öğrenmek isteriz. Bu işi başarabilir misin? - Emirlerinizi bekliyorum. - Karşı kıyıya geçmek için gemi lazım gelir. Gemiler binasına mukayyet ol. - Gemiler binasına mukayyet olacağım. Sinan üç gemi inşa etti. İnşa ettiği bu üç gemi, Sinan"ın ilk eseriydi. Lütfi Paşa gemilerin kaptanlığını da Sinan"a verdi. Sinan, Van gölünde kendi yaptığı üç kadırga ile gece karanlığında karşıya geçti. Adamlarına "Gürültü etmeyin, nöbetçileri öldürmeyin" emrini verdi. Karşıdan sessizce yakaladıkları dört nöbetçiyi getirdiler. Onların verdikleri bilgilere göre hareket edilerek Van ele geçirilmiş oldu. Sinan 44 yaşındaydı. Bu başarısı üzerine "Subaşı" unvanı verildi. * 21 Ağustos 1538"de Sultan Süleyman komutasındaki ordu İskaçi"ye gelmişti. Boğdan seferi sırasında Tuna nehrini geçmek için bir köprü inşa edilmişti. Üzerinden sırasıyla akıncılar, semenderler ve Rumeli gazileri geçmişti. Köprü oldukça sağlam yapılmıştı. Köprüden geçenler, köprünün sağlamlığına şaşmışlardı. Şaşmayan tek kişi vardı: Ağırnaslı Sinan. - Asıl hüner, böyle bir köprüyü akıntılı bir su üzerine inşa etmektir, demişti. - Madem bu kadar iddialısın, sen böylesini tutturabilir misin? diye sordular Sinan"a. - Sırası gelirse evet, dedi. Ordu Prut nehrine geldiğinde sırası gelmişti. Sultan Süleyman bir köprünün önemini çok iyi biliyordu. Macarisan seferi sırasında Budin ile Peşte arasında kurulan köprü ancak dört gün dayanabilmişti. Padişah, Sinan"ı çağırdı ve sordu: - Daha önce hiç köprü inşa ettin mi? - Hayır Sultanım... Emir buyurursanız Allah"ın izniyle bu işi başarırım. Geceli gündüzlü çalışma 13 gün sürdü. Köprü bitmişti. Sultan Süleyman ve askerleri, Sinan"ın ilk köprüsünden güvenle geçtiler. Bu başarısının ardından Sultan, Sinan"a mimar başı olmasını teklif etti. Yeniçeri ocağından yetişmiş bir asker olan Sinan, bütün hayatını aynı ocakta geçireceğini düşünüyordu. Üç kadırga yapmış, bir köprü inşa etmiş, birkaç onarım yapmıştı. 50 yaşındaydı. Askerlikten ayrılmak zor gelse de emir büyük yerdendi. Böylece Sinan, dedesinin sözünü tutmuş, sanatını unutmamıştı. O bundan sonra Koca Mimar Sinan"dı. * 80 yerde cami, 400"den fazla mescit, 60 yerde medrese, 31 yerde saray, 19 türbe, 7 darülkürra, 17 imaret, 3 darüşşifa, 11 köprü, 15 su yolu kemerleri, 6 mahzen, 19 han ve 33 hamam inşa etti. Şehzadebaşı Camii çıraklık eseri, Süleymaniye kalfalık eseri, Selimiye ustalık eseri olarak bilinir. Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Sarı Selim ve 3. Murat dönemlerinde yaşayan Koca Mimar Sinan, 98 yaşında ruhunu teslim etti. Mekânı cennet olsun. Mimar Ahmet Ağa, Mimar Kemalettin, Mimar Davut Ağa, Mimar Yetim Ali Baba, Genç Sinan, Mimar Yusuf gibi talebeler yetiştirmişti. Sultanahmet Camii, Tac Mahal gibi eserler, Koca Sinan"ın yetiştirdiği talebeler tarafından inşa edildi. |
Bir cogu uydurmadir
cünkü bir insanin ömrü ona yetmez... yarisi kadar eseri varsa bir o kadar daha uydurmuslardir...
Übrigens ben gecen yil gittim en degerli eseri olan Süleymaniye külliyesini gezdim... hem Sultan Süleymanin hemde kendisinin Mezari orada bulunmkata... Sultan Ahmed Camiisi en taninmisi olsada, Süleymaniye Külliyesi en zarif ve en etetik Camiidir.. hatta bence Selimiye Camiinden dahada güzeldir ki hem manzara hem etrafinda diger eserlerle braber dahlen hizmet vermekte... Gidip görülmeye deger.... ama cogulari Süleymaniye Camii diye bir eserin var oldugundan bey haberler.. |
Bu arada Süleymanin dogdugu evde
yani Trabzonda, onun bir Heykeli var....
Sayin DIn azmanlari icin söylüyorum... tüm Trabzon o heykele tapmis olmasin... ?? grins grisn... o yüzden bir gece aksiyno ile gidip Sultan Süleymanin dogdugu evin önünden heykelini koparmaniz sizlere Allahin Jandarmasi olarak emredildi... gazaniz bubarek olsun ve kiciniz yagli olsun.... Selamlar |
ECEVIT VE VAHDETTIN
Zaman?ın sorularını cevaplayan eski Başbakan, Padişah Vahdettin ile uzaktan akraba olduğunu açıklıyor. Vahdettin?in damadı Sadrazam Tevfik Paşa, Ecevit?in annesinin teyzesinin kayınpederi. Ecevit Abdülhamid içn de ?Hem dinine bağlı birisiydi hem de Batı kültürünü ihmal etmedi. Okullar, köprüler, yollar yaptırdı. Eğitim çalışmaları yaptı.? diyor.
-------------------------------------------------------------------------------- ZAMAN(Ömer Şahin/ Ankara) Osmanlı döneminde Anadolu halkının durumunu araştıran Ecevit, Zaman?a önemli tespitlerde bulundu. Eski Başbakan, uzaktan akrabası olan Padişah Vahdettin?le ilgili tarihî bir yanılgıyı düzeltti: Kurtuluş Savaşı?na açıktan olmasa da belirgin şekilde destek verdi. Osmanlı İmparatorluğu?nun son padişahı Vahdettin... Kimilerine göre, İngiliz gemisiyle ülkeyi terk eden bir hain, kimilerine göre ise Mustafa Kemal?in Samsun?a çıkışını onaylayan ve vatanın kaderini Atatürk?e teslim eden bir kahraman... Resmî tarih ile muhalif görüşü savununlar arasındaki tartışma 80 yıldır sürüyor. Türk siyasetinin sembol isimlerinden Bülent Ecevit, olaya yeni bir boyut kazandırdı. Osmanlı?nın son sultanı ile uzaktan akraba olan eski Başbakan, Vahdettin?e ?vatan haini? denilmesine karşı çıkıyor: ?Kurtuluş Savaşı?na açıktan olmasa bile belirgin şekilde destek oldu. İstanbul?dan ayrılacağı zaman devletin elinde külliyetli altın ve para vardı. O, çok az bir miktar aldı. İstese tümünü alabilirdi. Saygıdeğer bir davranışta bulundu.? 3 Kasım seçimlerinin ardından aktif siyasete veda eden DSP?nin eski lideri Ecevit, günlerini Or-An Sitesi?ndeki kütüphane evinde geçiriyor. Oluşturduğu ?Ulusal Uzmanlar Grubu? aracılığıyla ağırlıklı olarak dış politikayla ilgili çalışmalar yürüten Ecevit, Osmanlı döneminde Anadolu halkının durumunu ele alan bir kitap yazıyor. Zaman?ın sorularını cevaplayan eski Başbakan, Padişah Vahdettin ile uzaktan akraba olduğunu açıklıyor. Vahdettin?in damadı Sadrazam Tevfik Paşa, Ecevit?in annesinin teyzesinin kayınpederi. Ecevit?in anlatımına göre, Sultan Vahdettin, Damat Ferit Paşa?dan sonra Tevfik Paşa?yı sadrazamlık makamına getirir. Atatürk?ün öncülüğündeki Milli Mücadele hareketine destek veren Tevfik Paşa?nın iki oğlu vardır; İsmail Hakkı Oktay ve Ali Oktay. İsmail Hakkı, Vahdettin?in kızı Naciye Sultan ile evlenir. Fakat bu evlilik kısa sürer. Anadolu?ya geçerek Kurtuluş Savaşı?na katılan İsmail Hakkı Bey, İstanbul?daki Naciye Hanım?la ayrılır. İsmail Hakkı Bey?in daha sonra hayatını birleştirdiği Ferhande Hanım ise Ecevit?in akrabasıdır. Eski Başbakan bu durumu şöyle anlatıyor: ?Ferhande Hanım annemin teyzesidir. Annemle aynı yaşlarda, kardeş gibiydiler. Beni de oğlu gibi severdi. Aynı zamanda Arabistan?da bulunan büyüğümüzün de akrabasıdır.? Bülent Ecevit, bu sebeple çocukluk döneminde Tevfik Paşa?yı tanıma fırsatı bulur. Tevfik Paşa, Kurtuluş Savaşı?na destek verdiği için saltanatın kaldırılmasından sonra zarar görmez, sürgüne gönderilmez. Erenköy?deki bir konakta hayatını sürdürür. Ecevit, o günleri hâlâ unutmamış: ?4-5 yaşlarında idim. Eniştem İsmail Hakkı Bey, babası ile görüşmeye gittiği zaman beni de götürürdü. Tevfik Paşa, benimle ilgilenir, kıvançlandırırdı. Onu ilgi ile izlerdim.? Bülent Ecevit, Osmanlı padişahları için iyi-kötü ayrımı yapmanın doğru olmadığını, hepsinin farklı yönleri olduğunu vurguluyor. Abdülhamit?in ?demokratikleşmeyi engelleme ve aydınları yurtdışına gönderme? gibi tavırlarını eleştiren Ecevit, olumlu bulduğu yanlarını ise şöyle özetliyor: ?Hem dinine bağlı birisiydi hem de Batı kültürünü ihmal etmedi. Okullar, köprüler, yollar yaptırdı. Eğitim çalışmaları yaptı.? |
sen öyle san! o.T.
ohne Text
|
Gerci senin icin arkasinda namaz....
kildigin imam ibne olsa farketmez ama......
|
BÜYÜK DÜSÜNMEK
Haklisin, onlarin bir ömre sigdirdiklarini sen hayal bile edemiyorsun.
Bunu anlayabilmek icin büyük düsünmek lazim, ufku genis olmak lazim. |
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN
Ömrü Gaza Meydanlarında Geçen
Tevhid Sancağını Zirveye Çıkaran Şanlı Hünkâr KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN On altınca asır, tarihimizin en parlak devresi... Bu devreye 46 yıllık saltanatı ile mührünü basan şanlı hünkâr... Avrupalıların, "Muhteşem" sıfatını kullandıkları Sultan Süleyman... Karadeniz"in şirin vilayetlerinden ve Osmanlı Devleti sancaklarından Trabzon"da 6 Kasım 1494"te dünyaya gelen küçük yavruya isim düşünülmektedir. Bu erkek çocuğun babası, geleceğin "Yavuz"u olacak olan Şehzade Selim"dir. Sancak Beyi olarak Trabzon"da bulunmaktadır. İsim için eskiden beri devam edegelen bir an"aneye başvurulur ve Kur"an-ı Kerim"den tefe"ül edilir. Açılan sahifedeki "İnnehu min Süleyman..." âyetinden alınarak yavruya Süleyman ismi verilir... Şehzade Süleyman henüz küçük yaşlanndan itibaren şanlı pederinin bırakacağı muazzam Devletin becerikli idarecisi olacak şekilde yetiştirilir. Mükemmel dinî kültürün yanında san"at da öğretilir istikbalin Kanunisi"ne... Hocası Mevlânâ Hayreddin O"na dinî ilimleri öğretmiştir. Ayrıca devrin meşhur âlimlerinden müsbet ilimleri tahsil etmiştir. San"at olarak ta kuyumculukta karar kılınmıştır. Bu san"attaki ustasıyla Şehzade Süleyman arasında cereyan eden bir hadise hayli enteresandır. Şehzade Süleyman, ustasının verdiği vazifeyi yapmayınca ustası, "Sana bin sopa vuracağım" der. Bunu duyan Şehzade Süleyman"ın annesi Hafza Hatun ustadan evladının affını rica eder ve ustaya bin altın verir. Fakat usta yemin etmiştir. Yemini yerine getirmek için bir formül bulur ve çırağı Şehzade Süleyman"dan altınları yüz ince tel haline getirmesini ister. Ustanın isteği yerine getirilince, usta bu yüz altın telle Şehzadeye on kere vurur... Şehzade Süleyman dedesi III.Bayezıd"ın sağlığında Devlet idareciliğine ilk adımı atmıştır. Evvela Şebinkarahisar, ardından Bolu sancak beyliğine tayin edilir. Bu iki tayine de amcası Şehzade Ahmet itiraz etmiştir. Tahta oturmayı ümid eden Şehzade Ahmed, yeğeninin, Yavuz Selim hesabına ümidini engelleyeceğini hesaplamaktadır... Ve şehzade Süleyman Kefe sancakbeyliğine tayin edilir. Henüz çocukluk çağındaki Şehzade Süleyman sancak beyliğinden önce yine henüz Şehzade olan pederi Şehzade Selimin Şah İsmail ordusunu Erzincan"da darmadağın ederken de yanıbaşındadır... Yavuz Sultan Selim"in padişahlığı esnasında; Şehzade Süleyman padişah"ın payitahtta bulunmadığı sıralar babasına vekalet etmiş, daha sonra Saruhan sancak beyliği vazifesi ile Manisa"ya gönderilmiştir. Tahta oturuşu ve sonrası Yavuz"un 22 Eylül 1520"de vefatı üzerine Şehzade Süleyman 30 Eylül 1520"de Osmanlı tahtına oturmuştur. İlk icraat olarak adalet işlerini yoluna koymuş ve iç huzuru sağlamak için uğraşmıştır. 6 Şubat 1521 de Canbirdi Gazali isyanının bastırılmasından sonra üç kıtada 46 yıl boyunca devam edecek seferlere başlamıştır. Kanunî, 7 Eylül 1566"da vefatına kadar 13 "Sefer-i Hümâyûn"a" çıkmıştır. Bu seferlerin neticesinde dört bir yanda kazanılan zaferler ve yapılan fetihlerle Devlet ihtişamın zirvesine ulaşmıştır. Garpta Belgrad"ın, Rodos"un fethedilmesi, Mohaç zaferinin kazanılması, Estergon seferi neticesinde alınan topraklar ve Viyana kapılarına dayanış... Doğuda ve Güneyde; İran üzerine yapılan seferlerle doğu hududunun sağlamlaştırılması... Akdenizdeki fetihler... Afrika kıtasındaki fetihler... Bütün bu fetihlerle Kanuni pederinden devraldığı topraklara; Trablusgarb"ı, İrak"ı, Cezayir"i... Anadolu"da Van"dan Ardahan"a kadar kuzey ile kuzeydoğu topraklarını, Batı"da; Macaristan, Erdel, Belgrad havalisini, Rodos"u, Adalar denizinde en mühimmi Sakız olmak üzere çeşitli Venedik ve Ceneviz sömürgelerini... Akdeniz"de büyük ehemmiyeti olan Cerbe adasını ilave etmiş; Akdeniz"le Kızıldeniz"i ve Basra Körfezini birer Müslüman Türk gölü haline getirmiş; Osmanlı sancağını Umman ve Hint denizlerinde dalgalandırmıştır. Doğu sınırında çıbanbaşı olan Safevileri büsbütün sindirmiş ve İspanya krallığı ile Almanya imparatorluğuna ve Avusturya devletine, Osmanlı Devletinin hakimiyetini kabul ettiren anlaşmalar imzalatıp haraca bağlamıştır. Geriye hudutlarında güneş batmayan muhteşem bir Devlet bırakan bu idarecilerin devresinde Osmanlı Devleti "süpergüç" olmuştur. Osmanlı Devleti Kanuni devrinde adaletiyle, idaresiyle, iktisadi faaliyetleriyle, ilim, kültür, san"at faaliyetleriyle bütün dünyaya örnek olmuştur. Kanuni rahat döşeğinde ölümü hazmedememiş, Hakkın emanetini harp meydanında teslim etmek istemiş ve öyle de olmuştur. Son "Sefer-i Hümayun"da" ordu Zigetvar kalesi önlerindeyken top, tüfek sesleri, kılıç şakırtıları arasında teslim-i ruh etmiştir. Vefatının akabinde de kale fethedilmiştir. Kanuni harp sanatındaki mahareti yanında, san"atkarlığıyla da tanınır. Aynı zamanda usta bir şairdir. "Muhibbi" mahlasıyla (takma ad) yazdığı şiirlerde san"atının ve fikrinin pırıltılarını görmekteyiz. Bütün hayatı boyunca adımlarını, Allah rızası için atmaya çalışmış olan bu cihangir padişah Tevhid uğruna her fedakârlığı göze almaktan çekinmemiştir. Bir şiirinde şöyle der: "Halk içinde mü"teber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Saltanat dedikleri ancak cihan gavgaasıdır Olmaya baht-u saadet dünyada vahdet gibi" Hak için, "İla-yi kelimetullah" için çalıştığını hareketleriyle gösterdiği gibi, fikrini "Muhibbi" mahlasıyla yazdığı şiirlerinde sık sık işlediğini görmekteyiz. Kanuni, şu meşhur şiirinde niyetini açıkça belirtmektedir: "Allah Allah diyelim, sancak-ı şahı çekelim, Yürüyüp her yandan Şark"a sipahi çekelim İki yerden kuşanalım yine gayret kuşağın, Bulaşıp toz ile toprağa bu rahı çekelim, Payimal eyliyelim kişverini sürhserin, Gözüne sürme deyu dûd-ı siyahı çekelim. Bize farz olmuş iken olmamız İslâm"a zahir Nice bir oturalım bunca günahı çekelim! Umarım rehber ola bize Ebübekr ü Ömer Ey Muhibbi, yürüyüp Şark"a sipahi çekelim!" Bu büyük hükümdarın devrinde yüzlerce büyük şahsiyetler yetişmiştir. Edebiyyata; Fuzulî, Bakî... İlim"de; Zenbilli Ali Efendi, İbni Kemal ve Ebussuud Efendi... Mimaride; Koca Sinan... Tarih"te; Selanikî Mustafa, Âli, Celâlzâde Mustafa, Nişancı Mehmet... Coğrafyada; Pîri Reis... Denizcilikte; Barbaros Hayreddin Paşa ve Turgut Reis... Önde gelen isimlerdendir. Şair Padişahlardan Kanûnî"nin meşhur Beyti: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi İlme ve buna bağlı olarak âlimlere ve san"atkarlara büyük değer veren Kanuni Devrinde Osmanlı sınırları yüzlerce san"at eserleriyle süslenmiş, yüzlerce eser yazılmıştır. Mimari sahasındaki başlıca eserler; Süleymaniye Külliyesi, Babasının namına yaptırdığı Sultan Selim Camii, oğullan Şehzade Mehmed ve Cihangir namına yaptırdığı camiler... Kızı Mihrimah Sultan namına yaptırdığı Edirnekapı ve Üsküdar"daki camiler, Haseki Sultan Camii ve medresesi ve her tarafa dağılmış, köprüler, medreseler, tekkeler... Şan ve şerefle dolu bir devri ve Hak âşığı şanlı hünkan anlatmaya ciltler dolusu yazılar yetmez. Biz Kanuni hakkındaki yazımızı taşıdığı mânâ itibariyle vasiyyeti ve bir şiirle noktalayalım. Kanuni hastalığı esnasıda Ebussuud efendiye bir sandık teslim ederek vefatında bu sandıkla gömülmesini vasiyyet etmiştir. Vefatı takiben ulemâ arasında yapılan tartışmalar neticesinde, dinimizde eşya ile gömülmek caiz görülmediğinden sandık kabre konulmaz. Fakat merak üzere açılır. İçindekileri gören Ebussuud efendi göz yaşlarını tutamaz. Sandıkta. Kanuni"nin verdiği hükümler için aldığı fetvalar vardır. Ebussuud efendi ağlayarak "-Süleyman sen kendini kurtardın biz ne yapacağız..." der... Kanuni için ağlayanlardan birisi de şair Baki"dir. "Kanuni Sultan Süleyman Mersiyyesi" ile hislerini dile getirmiştir. Bu meşhur manzumenin altıncı bendininin son beyitleriyle yazımızı noktalayalım: Şöyle diyor Baki şanlı hünkar için: "Dest-i fenada merg-i hevâ durmayıp döner Tiğın Huda yolunda sebil etti canları Şemşîr gibi rûy-ı zemine taraf taraf Saldın demir kuşaklı cihan pehlivanları Aldın hezâr bütkedeyi mescid eğledin Nâkus yerlerinde okuttun ezanları Âhir çalındı kûs-ı rahîl ettin irtihâl Evvel konağın oldu cinân büstanları Minnet Hudâya iki cihanda kılup saîd Nâm-ı şerifin eyliye hem gazi hem şehid" |
dostum benim kendim Mühendisim
benim kadar sen Mimar Sinani taniyamazsin kiii gidip adamin mezarinida ziyaret ettim, anla artik adama ne kadar hayran oldugumu.... ama bunu ben degil uzmanlar söylüyor bir cok yapinin onun adina uydurulmus olamsini....
Zaten esas büyük eserleri oratada..... öyle her kösede yapilan Camiileri yada kervansaraylari hep Miamr Sinan yapmis degilya... hem ondan önce hem ondan sonra ne kalitelei Mimarlar vardirki... Mostar köprüsü olsun yada Sultan Ahmed Camiisi gibi dünya eserleri birakmislar... |
Trabzonda dogmasi enteressant
ben her zaman derim... Hayir ve Ser Trabzondan gelir...
Trabzon her zaman TR capinda en önde gelen insanlar cikarir veeee ayni zamanda en salaklarini cikarir.... Bu sebeple iki cesit Trabzonlu veridr... cift Beyinli ve sifir beyinli... traurig aber wahr... Mafyasindan alda en Üstad Hocasindan al.. bunlar hep Trabzondan geliyor... Futbolculari unutmayalim tabiii |
Farz etki Imam IBNE
simdi sen namazmi kilacaksin kardesim... yoksa Hocanin kicinami kafayi takip Hocanin üzerine atlayacaksin....
Artik biraz kafayi calistirmanin zamani geldi ve geciyor bile... kimse kimsenin nen kicindan nede hayatindan sorumludur.... bunu ögrenin |
ÖNYARGILI OLMAMAK LAZIM
Trabzonlu olmadigim icin bir yorum yapamayacagim ama yinede ön yargili olmamak lazim.
Sen en iyisimi Trabzonlu aziz dostun isigadogruya sor bu meseleyi. |
gerek yok.. ben bana yeter ve artarim o.
ohne Text
|
COK BILMIS OLMAMAK LAZIM
Cok bilmis olmamak lazim benim bildikleri kendine yeterde artar arkadasim.
|
her kötük bizim müslümanlardan cikiyor
her kötülükler bizim müslümanlardan cikiyor su din yüzünden daha ne kadar insan ölecek cok merak ediyorum .. yok alevi sünni hiristiyan , yahudi vs... ya hepimiz insaniz önce bu önemli herkezin agzi , gözü beyni var tabi burada beyinsizlerde var .. din icin beyini yikayanlar mesela.. bizim islamcilar böye devam ederse daha cok can yanacak ,, savaslar neden ?? soruyorum sizlere?? müslümanlarin adi cikmis 9 za inmez 1re ....
savas`dan asiri dincilerden nefret ediyorum nefret .. insan ayirimi yapanlardan nefret ediyorum ... |
AGZI OLAN KONUSUYOR
Kimden nefret edersen et, yanliz nefretini dile getirirken biraz daha dikkatli ol.
Müslümanlar veya Islamcilar deyip yeryüzündeki 1,5 milyar müslümani haksiz yere suclama, rencide etme. Nefret edecegin kisileri daha iyi ve detayli tanimla. Iki dinleyip bir söylemek lazim, ne söylediginide iyi bilmek lazim ! |
Raus mit ihnen!
Ich bin weder rechtsradikal noch intolerant, aber diese Probleme mit islamistischen Fanatikern sind letztendlich importiert. Toleranz hat Grenzen dort wo Intoleranz System ist. Ich bin weitgereist und kenne die islamische Kultur sehr gut. Hier bestehen (mittelalterliche) Westanschauungen, die mit den unseren absolut nicht vereinbar sind. Wir haben mit dem Muslimen weder eine gemeinsame Geschichte, noch eine gemeinsame Kultur, noch sonstwelche Verbindungen. Mir ist auch nicht bekannt, dass sich irgendeine muslimische Persönlichkeit öffentlich gegen die Form des Radikalismus geäussert hat. Gewährt man den Europäern denn eine ebensolche Toleranz in ihren Ländern? Bestimmt nicht. Ich sage: Schickt sie alle nach Hause und lasst sich sich dort die Köpfe untereinander einschlagen. Wir brauchen sie hier nicht. Weder ihre Minarette, ihre Kopftücher, ihre "Kulturvereine" oder ihre Gebetsteppiche. Europa den Europäern oder die nächsten Schlagzeilen kommen aus Berlin oder Rom. Trennung in Freundschaft!
|
Wir bleiben hier...!!!
Ich begrüße Ihr Zitat sehr, den es zeigt wie dumm Sie in Wirklichkeit sind.
Sie haben vergessen wer dieses Land mit aufgebaut hat, damit dieses Land eine Wirtschaftmacht wird. Ihre Vorfahren haben die Moslems in Europa als Sklaven gebracht, und haben Sie die Drecks Arbeit machen lassen. Sie haben die Immigranten aus den Moslemischen Länder in Gettos wohnen lassen, zu 6 in Unterkeller Wohnungen untergebracht. Sie haben Sie aus Ihrer Gesellschaft fern gehalten, und haben nichts für die Ihre Integration getan. Selbst Schuld sage ich mal! Jetzt Wolle alle Sie Los werden " zu spät " Von jemand wie Ihnen lasse ich nicht zu dass er so was abfälliges über die Menschen den Sie und Ihres Gleichen den Wohlstand dieses Landes verdanken. Ohne uns währt ihr niemals in der Lage gewesen Eure Gescheiterte Wiedervereinigung zu finanzieren. Die Wiedervereinigung hatte bestens gezeigt, wie sich diese Gesellschaft zerfällt. Keiner ist in Deutschland mit dieser Situation zufrieden, und deshalb lässt man das nach Deutschenmanieren an die Ausländer Raus wie es in den Reich mit dem Juden War. Wenn jemand überhaupt das Recht hat hier zu leben, dann sind es meine Eltern die sich hier über 45 Jahre für Euren Wohlstand zu Tode geschuftet haben. Jetzt sind Sie Rentner und Sehr Krank!! Deshalb ist Deutschland unsere Heimat, wir Beleiben hier ob es Euch gefällt oder nicht. Mit uns müsst ihr klar kommen, wir und unsere Kinder sind die Nächste Deutsche Generation. Schaut euch eure Geburtenrate mal an, unsere Kinder werden eure Renten und Statt Finanzieren. Zurück zu den Moslems. Sie haben vergessen wem Sie den Ursprung vielen Lehren verdanken, wie z.b.s Chemie, Mathematik, Astronomie, Biologie, Philosophie, Architektur, Geschichte, Literatur, Musik, Kunst, Soziologie, Universitäten und viel mehr. Die Arabische Welt war 600 Jahren die Europäische Welt im vor raus, bis Eure Barbarische Vorfahren die nur Gewalt im Kopf hatten, Sie Überfallen hatten und Ihre Lehrten Gestohlen haben. In dem Sie die Gelehrten in Ihrer Heimat verschleppt haben damit Sie Ihre Kinder Lehren sollen. Sie haben die Araber und Moslems verboten zu Schule zu gehen, damit die Kommenden Generationen Ungebildet werden. Das haben Sie auch geschafft! Aber Jetzt dreht sich der Spieß um, und diese Generation ist sehr viel Intelligenter geworden, und die Nächste Generation wird viel Intelligenter als Eure kommende. Das sehe ich in vielen Arabischen Länder wie schnell die Kinder Lernen und wie weit sie schon sind. |
So eine Lüge....
Zu Ihren Auslassungen möchte ich gerne Stellung nehmen. Nicht Ihr verdreckten Moslems habt hier irgendwas aufgebaut sondern es waren nach dem Krieg zuerst einmal die Deutschen Trümmerfrauen, die den Schutt weggeräumt haben und ein die ersten Gebäude wieder gebaut haben. Also erdreisten Sie sich nicht so ein Müll zu erzählen und sich Lorbeeren anzueignen für die Sie und Ihre Eltern Nichts aber auch gar nichts getan haben. Erst nachdem die Nachfrage nach Konsum von den deutschen Arbeitskräften nicht mehr gedeckt werden konnte baten wir das Ausland um Hilfe. Zuerst kamen unsere italienischen Freunde und dann Spanier und Griechen sowie Jugoslawen zu uns. Ihr kamt erst zum Schluss. Also Fresse halten.
Zu Ihrer Bemerkung mit Chemie, Mathematik, Astronomie, Biologie, Philosophie, Architektur, Geschichte, Literatur, Musik, Kunst, Soziologie, Universitäten: Die Chemielehre, die Lehre der Mathematik, die Architektur und auch die Astronomie wurden von den Moslems aus der Antike übernommen. Wenn ich von der Antike spreche meine ich damit das Griechenland von Alexander dem Grossen, Sokrates ect, die haben Philososhie und die Lehre der Mathematik also auch die Astronomie hervorgebracht, kein Moslem. Das römische Imperium glänzte durch sein Strassenbau, durch seine Aquätukte, durch Thermen ect. nicht die Moslems, Kein Moslem hat den Koloß von Rhodos gebaut. Also erzählen sie keinen Blödsinn. Was habt ihr zum Bereich Kunst getätigt. Laut eurer Lehre ist das Abbilden von Menschen verboten. Wer hat die wunderschönen Skulpturen geschaffen. War Leonardo da VInci, Mozart, Beethoven, Schiller, Goehte, Fontane, Picaso, Dali, Van Gogh, Wilhelm Busch, Gebrüder Grimm, Edison, Werner von Braun, Sokrates, Diogenes, diese Liste könnte ich beliebig fortführen Moslems, nein waren sie nicht. Wer waren den die Babaren, die Türken waren ein wildes Reitervolk aus den Steppen, die es leider irgendwann geschafft haben Byzans, Hauptstadt den oströmischen Reiches, später Konstantinopel, heute Istanbul einzunehmen, Nur da durch sind sie an Errungenschaften gelangt, die sie mit ihrem begrenzten islamischen Denken nie erhalten hätten. Wo seit ihr intelligenter geworden, das Geschmeis was hier durch Deutschland Strassen kriecht erreicht noch nicht mal den IQ von einer mittelmäßig erwärmten deutschen Wohnung. Also bevor Sie hier wieder dumm rumlabbern machen Sie sich schlau. Mit Ihrem Geschätz beeindrucken Sie allen falls Ihre moslemischen Freunde in eurer Dönerstube. |
hauptsache auffallen oder? o.T.
ohne Text
|
Aynene öyle möchte gern Musilmanlar
insanligin KANSERI haline gelmisler.... bunlar Müslüman degil.. Seytanin taaaa kendileridir..
Baris DINI iken Seytan dinine döndü ISLAMIN adi..... Warum weil einige Arschlöcher sich für Gottes Jandarm halten |
Erschiesst Sie einfach
das ist die einzige Alternative....
Es ist die einzige alternative, diese Fundamentalisten muss man Killen... aber alle.... den das sind keine Menschen meher.. es sind Tiere, die Kinder Tötetn... und wer Frauen und Kinder in die Luft Jagtm hat eine Kugel verdient |
Alle Zeitangaben in WEZ +2. Es ist jetzt 07:46 Uhr. |