Vaybee!
 
  #11  
Alt 21.02.2017, 03:03
___OZAN___
 
Beiträge: n/a
Standard ...

Zitat:
Zitat von YigitAdam Beitrag anzeigen
Osmanlı yıkılış döneminde süper güçtü demiyoruz zamanın güçlü devletlerine karşı savaşmayı başarabilen onları perişan edebilen bir devletti diyoruz. Günümüzle karşılaştırıldığında ancak süper olarak isimlendirebilir...birilerinin yerden yere vurduğu vebadan kırılan bir devlet olmadığı aşıkardir tarihi gerçek budur..duyun-i umumiye, osmanlının dışborçlarını denetlemek için kurulan kurumdur.bunda yadırganacak birşey yoktur.herdevletin borcu olur..neyse konumuz bu değil konumuz Osmanlıya ihanet edilip yıkılmasaydı bugün Türkiye Süper güç olabilirdi, çünkü süper olarak geçinen devletler Osmanlının mirasını sömürdüklerinden süper olmuşlardır
Sen sözlükten bakmışsın anlaşılan,Düyun u Umumiyenin gerçek anlamı devlet içinde,başka devleterin kontrol ettiği bir mali kurum,bir zamanların deyimiyle devlet içinde devlettir.
Ayrıca konu bunlardan bağımsız değil,şimdi şurada Mustafa Kemal in ingiliz ajanı iddiaların varya,gerçekten ayakları havada bir tez.Nedenine gelince,Osmanlı işgal edildiğinde senin şu çok övündüğün Sultan varya,İşgal edilen istanbulda sarayında yaşıyordu.Türkiyeden çıkarken,nasıl seyahat ettiğini öğrenirsen,ajanın kim olduğunuda öğrenirsin...
  #12  
Alt 21.02.2017, 03:35
Benutzerbild von YigitAdam
YigitAdam YigitAdam ist offline
Erfahrener Benutzer
 
Registriert seit: 13.03.2016
Beiträge: 261
Standard

Ne ilgisi var ya Duyun-u umimiyeye bilhasa osmanli sultani abdulhamithan tarafindan kurulmustur...Dis borclari gözetim altina tutmak icin sen yalan dolan üzerine bina edilmis resmi tarihten bahs ediyorsun.biraz bagimsiz kaynaklardan faydalanmani salik veririm...Asagida tapu gibi belgelere dayanan belgeli bilgiler aktardim, okuyun kimin hain kimin kahraman oldugunu ögrenin..mizrak cuvala sihmiyor.

Zitat:
Zitat von ___OZAN___ Beitrag anzeigen
Sen sözlükten bakmışsın anlaşılan,Düyun u Umumiyenin gerçek anlamı devlet içinde,başka devleterin kontrol ettiği bir mali kurum,bir zamanların deyimiyle devlet içinde devlettir.
Ayrıca konu bunlardan bağımsız değil,şimdi şurada Mustafa Kemal in ingiliz ajanı iddiaların varya,gerçekten ayakları havada bir tez.Nedenine gelince,Osmanlı işgal edildiğinde senin şu çok övündüğün Sultan varya,İşgal edilen istanbulda sarayında yaşıyordu.Türkiyeden çıkarken,nasıl seyahat ettiğini öğrenirsen,ajanın kim olduğunuda öğrenirsin...
  #13  
Alt 21.02.2017, 09:45
___OZAN___
 
Beiträge: n/a
Standard ...

Zitat:
Zitat von YigitAdam Beitrag anzeigen
Ne ilgisi var ya Duyun-u umimiyeye bilhasa osmanli sultani abdulhamithan tarafindan kurulmustur...Dis borclari gözetim altina tutmak icin sen yalan dolan üzerine bina edilmis resmi tarihten bahs ediyorsun.biraz bagimsiz kaynaklardan faydalanmani salik veririm...Asagida tapu gibi belgelere dayanan belgeli bilgiler aktardim, okuyun kimin hain kimin kahraman oldugunu ögrenin..mizrak cuvala sihmiyor.
Ya arkadaşım ne belgesi?
Senin belge diye sunduğun şeylerin hepsi,senin gibi insanlar tarafından yapılmış,düzmece kanıtlar.Bence sen ve senin gibiler biraz değişik yerlerden okusun.
Sizlere neden yobaz diyoruz anlıyormusun şimdi.Senin belge diye sunduğun hiçbirşeyin geçerlilik payı bile yok.Neyse ya şu refarandum olsun önce siz bir yenilgi alın,hasta Erdoğanı alıp gidin bu ülkeden,sizin yeriniz arabistan.Tabi onlarda sizi kabul ederse....
  #14  
Alt 21.02.2017, 12:56
Benutzerbild von YigitAdam
YigitAdam YigitAdam ist offline
Erfahrener Benutzer
 
Registriert seit: 13.03.2016
Beiträge: 261
Standard

Nasılda duvara tosladığınızda çirkinleşiyorsunuz.yine aynı terhane "ben dedim oldu"zihniyeti utanmadan SIKILMADAN yobaz ve bağnazlığınızı bize yamamaya çalışmanız var ya, tam bir klinik vakıa.Sizden ricam bu tartışmaya belgelerle katılamıyacaksanız uzak durmanızdır.BİR BELGEYİ ÇÜRÜTMENİN YOLU BAŞKA GÜVENİRLİR BİR BELGEYLE ARGÜMAN GÖSTERMEKTİR..İŞKEMBEDEN SALAMALARA KİMSE BAKMIYOR..Resmi Tarih diye doksan yıldır okutulan tarih artık iflas etmiştir.Millet gerçekleri öğrendikce kemal ve zihniyeti selaniğin çöplüğüne atılıyor..esas sizin gibi suyu tükenmiş kurbağalar, ya gerçekleri kabul edecek yada cıbiliyetinizin ait olduğu yere gideceksiniz.Saygi saygi deger insanogullarina


Zitat:
Zitat von ___OZAN___ Beitrag anzeigen
Ya arkadaşım ne belgesi?
Senin belge diye sunduğun şeylerin hepsi,senin gibi insanlar tarafından yapılmış,düzmece kanıtlar.Bence sen ve senin gibiler biraz değişik yerlerden okusun.
Sizlere neden yobaz diyoruz anlıyormusun şimdi.Senin belge diye sunduğun hiçbirşeyin geçerlilik payı bile yok.Neyse ya şu refarandum olsun önce siz bir yenilgi alın,hasta Erdoğanı alıp gidin bu ülkeden,sizin yeriniz arabistan.Tabi onlarda sizi kabul ederse....
  #15  
Alt 21.02.2017, 15:59
Benutzerbild von YigitAdam
YigitAdam YigitAdam ist offline
Erfahrener Benutzer
 
Registriert seit: 13.03.2016
Beiträge: 261
Standard M. kemal Islam düsmani bir haindi

MEDENİ BİLGİLER ve Mustafa Kemalin orginal El Yazıları


https://onturk.files.wordpress.com/2...untitled-3.jpg

https://onturk.org/2011/05/22/medeni...n-el-yazilari/

Geändert von YigitAdam (21.02.2017 um 16:03 Uhr).
  #16  
Alt 22.02.2017, 01:40
Benutzerbild von Lara__
Lara__ Lara__ ist offline
Erfahrener Benutzer
 
Registriert seit: 28.12.2015
Beiträge: 907
Standard g.ötünden tarih yazdi Yobaz

Zitat:
Zitat von YigitAdam Beitrag anzeigen
Nerden okuduysan bu saçma sapan yaveleri, zaten bu saçmalıklar sizi tapanak şövalyesi haline getirdi...biraz gerçek tarih okusaydınız, ahmakça süpuruntuleri tarihi bilgi diye yutmazdınız.Osmanlı yıkılış döneminde yani hasta adam olduğu dönemde bile yedi düvelle baş edebilecek gücü nerde buldu ?be kara cahil, Dünyanın bütün süper güçleri toplanıp gelmişlerdi hepsini senin ibne tapanağınmı domelerek yok etti....Kafanız sarmıyor değil mi? dur sana biraz geniş açıdan anlatayım...düşün bugün Fransa, ingiltere,italya, avusturalya ,Rusya,kıvır zıvır devletler yunanistan vs , toplanıp geldiler..bunlara bugünkü Tc baş edebilirmiydi? Veya Almanya, Amerika bas edebilirmi?Hasta durumda olan osmanlı nasıl etti? senin tapanağın bile osmanlının yetiştirdiği bir subaydı şayet tapacaksan osmanlıya tap-....Sen Süleymaniye kutup hanesi diye bir kutup hane duymadın tabiki..nerden bileceksin, üç kıtaya 600 yıl senin yavelerinle hükm ettik değilmi:-)) nekadarda cahilmişsiniz...İngilizlerin hatırı için 1000 yıllık bilim alfabesini geçiş dönemi vermeden bıraksamda yasaklayan bir satılmışın niyeti nasıl iyi olabilirki....bunu bir çocuğa söyleseniz bile güler size



Seni Yobaz din tücari -Önce bana $unu acikla TAPINAK ne demek Osmanli artigi??? Senin gibi KUlla kulluk edenlerden deylim hamam oglani...kicina görede tarih yazarsin
Osmanlinin 600 yil dünyaya hükmettigine ancak senin gibi AHmaklar inanir algilama yetenegin yok anladik sorgulama yetenegin hic yok burada 100 deyil-150 deyil 600 YIL....hadi bu yazdiklarini var kabul edelim!!!!..Peki Sonu???

600 yil bin Dünyaya hükmeden Padi$ahlarin neden kadinlarin köle halinden kurtarilip erkeklerle e$it kilinmasini saglamadi?Köleligi kaldirip insanlarin e$it $artlarda bireyler olarak ya$amasini saglamadi?Neden halkinin insan onuruna yaki$ir bir $ekilde ya$amasini saglamadi? Neden halk yoksul,peri$an,cahil biraklildi???Köleligi $art koydu???insanlari


bu haritada kimin nereyi yönettigini görebilirsin yok öyle bir Dünya buna ancak senin gibi Ahmak yobazlar inanir..
http://www.slate.com/features/2013/08/histomapwider.jpg.

osmanlı kurulduğu gibi dünyaya hükmetmeye başladığını sanan Mal. yok öyle bi dünya.
osmanlı devleti 1453 - 1699 yılları arasında dünyaya hükmetmiştir. geri kalan yıllarını kuruluş ve yıkılış süreci kapsar. 250 yıl hükmettik. o da dünyaya değil. avrupa kıtasının yarısı, kuzey afrika, karadeniz, doğu akdeniz, ve arap coğrafyasına hükmettik. haritada çoğu zaman bizde gözüken iran'a bile tam anlamıyla sahip olamadık hiç bir zaman.

osmanlı 1699'dan 1923'e kadar yıkılmakla meşguldü. bu 600 yıl dünyaya hükmettik sanan arkadaşlar ne hikmetse 1923'de bir anda atatürk'ün osmanlı'yı yıktığını sanmaktadır.



osmanlı devleti 1453 - 1699 yılları arasında dünyaya hükmetmiştir. geri kalan yıllarını kuruluş ve yıkılış süreci kapsar. 250 yıl hükmettik. o da dünyaya değil. avrupa kıtasının yarısı, kuzey afrika, karadeniz, doğu akdeniz, ve arap coğrafyasına hükmettik. haritada çoğu zaman bizde gözüken iran'a bile tam anlamıyla sahip olamadık hiç bir zaman.

osmanlı 1699'dan 1923'e kadar yıkılmakla meşguldü. bu 600 yıl dünyaya hükmettik sanan arkadaşlar ne hikmetse 1923'de bir anda atatürk'ün osmanlı'yı yıktığını sanmaktadır.

Osman Ertugrul-Abdülhamidin torunu Cnntürke reportaj verdi ve canli yayinda acik acik aynen bunlari sölüyor acip izleyin.

Laiklige sahip cikin Ben dahil bütün türkler Atatürke borcluyuz Vatani o kurtarti.Cumhuriyeti kurtarmakla cok iyi etti,o olmasaydi Allah bilir ne olurduk..
Osmanli hanedanin resi'i laiklige sahip cikin diyor.Unutmayin MUSTAFA KEMAL OLMASAYDI hicbirimiz olmazdik diyor,yaptigi devrim hanedam icin kötü oldu ama Türkiye onun sayesinde var,siz ben hepimiz varligimizi ona borcluyuz diyor...

ATATÜRK dü$manlari Osmanliyi alet eden din ,irk,insan dü$manlari Yobazlar....osmanlidan bile daha iyi biliyorlar

Geändert von Lara__ (22.02.2017 um 02:06 Uhr).
  #17  
Alt 22.02.2017, 02:27
Benutzerbild von YigitAdam
YigitAdam YigitAdam ist offline
Erfahrener Benutzer
 
Registriert seit: 13.03.2016
Beiträge: 261
Standard

İnsanca yazışmayı bilmiyorsan defol karşımdan Rum bozuntusu çapulcu.Osmanlı olmasaydı sen bugün ne Türk olabilirdin nede insan..bizans zindanlarında ortanın mali olurdun...Hangi mağarada yetiştiğini bilemiyeceğim fakat Osmanlı 3 kıtaya adaletle hükm etiığinin sırlarını aşağıda tarihi belgelerle aktaracağım.olirki aydınlık görürda bağnaz mağarandan kurtulursun.Saygı , saygı değer insanogullarina.

M.kemal ABD yalakalik yapmak için kicini yirtarcasina takla atarken ,

Amerika 29 yıl Osmanlı'ya vergi ödedi

ABD'nin Osmanlıya haraç verdiği anlaşma:Trablus
Osmanlı'nın 1795 yılında ABD'nin kendi teknelerine dokunmaması karşılığında Osmanlıya haraç ödediğini biliyor muydunuz?Trablus anlaması'nın önemi: ABD tarihinde kendi dilinde olmayan tek uluslararası anlaşma Türkçe'dir ve ABD tarihinde vergi vermeyi kabul ettiği tek ülke Osmanlı Devleti’dir...........Murat Bardakçı
--
İşte Osmanlı’yı Cihan Devleti haline getiren 20 özellik:

Madde ve mânâda efendi olmaları
Mekke ve Medine’nin hizmetçileri olmaları
Oğulun babasını geçmesi
Karaların ve denizlerin sultanı olmaları
Asker destekleyici olmaları
İstanbul’a sahip olmaları
Yedi iklime malik olmaları
Şehirlerin imarı ve halkın serveti
Merkez olmaları
Şiir yazmaları
Kahraman olmaları
Yardım istememeleri
Saltanat temizliği
Salgın hastalıklardan muaf olmaları
Hasep ve nesep şerefi
Şeriata bağlılıkları
Edepli olmaları
Hazineyi çoğaltma ve arttırmaları

Etkili ve itaat edilen emir sahibi olmaları

Müsadere yapmamaları
---Unlu Fransiz Tarihci Fernand Braudel
--------------------------------------------

Zitat:
Zitat von Lara__ Beitrag anzeigen
Seni Yobaz din tücari -Önce bana $unu acikla TAPINAK ne demek Osmanli artigi??? Senin gibi KUlla kulluk edenlerden deylim hamam oglani...kicina görede tarih yazarsin
Osmanlinin 600 yil dünyaya hükmettigine ancak senin gibi AHmaklar inanir algilama yetenegin yok anladik sorgulama yetenegin hic yok burada 100 deyil-150 deyil 600 YIL....hadi bu yazdiklarini var kabul edelim!!!!..Peki Sonu???

600 yil bin Dünyaya hükmeden Padi$ahlarin neden kadinlarin köle halinden kurtarilip erkeklerle e$it kilinmasini saglamadi?Köleligi kaldirip insanlarin e$it $artlarda bireyler olarak ya$amasini saglamadi?Neden halkinin insan onuruna yaki$ir bir $ekilde ya$amasini saglamadi? Neden halk yoksul,peri$an,cahil biraklildi???Köleligi $art koydu???insanlari


bu haritada kimin nereyi yönettigini görebilirsin yok öyle bir Dünya buna ancak senin gibi Ahmak yobazlar inanir..
http://www.slate.com/features/2013/08/histomapwider.jpg.

osmanlı kurulduğu gibi dünyaya hükmetmeye başladığını sanan Mal. yok öyle bi dünya.
osmanlı devleti 1453 - 1699 yılları arasında dünyaya hükmetmiştir. geri kalan yıllarını kuruluş ve yıkılış süreci kapsar. 250 yıl hükmettik. o da dünyaya değil. avrupa kıtasının yarısı, kuzey afrika, karadeniz, doğu akdeniz, ve arap coğrafyasına hükmettik. haritada çoğu zaman bizde gözüken iran'a bile tam anlamıyla sahip olamadık hiç bir zaman.

osmanlı 1699'dan 1923'e kadar yıkılmakla meşguldü. bu 600 yıl dünyaya hükmettik sanan arkadaşlar ne hikmetse 1923'de bir anda atatürk'ün osmanlı'yı yıktığını sanmaktadır.



osmanlı devleti 1453 - 1699 yılları arasında dünyaya hükmetmiştir. geri kalan yıllarını kuruluş ve yıkılış süreci kapsar. 250 yıl hükmettik. o da dünyaya değil. avrupa kıtasının yarısı, kuzey afrika, karadeniz, doğu akdeniz, ve arap coğrafyasına hükmettik. haritada çoğu zaman bizde gözüken iran'a bile tam anlamıyla sahip olamadık hiç bir zaman.

osmanlı 1699'dan 1923'e kadar yıkılmakla meşguldü. bu 600 yıl dünyaya hükmettik sanan arkadaşlar ne hikmetse 1923'de bir anda atatürk'ün osmanlı'yı yıktığını sanmaktadır.

Osman Ertugrul-Abdülhamidin torunu Cnntürke reportaj verdi ve canli yayinda acik acik aynen bunlari sölüyor acip izleyin.

Laiklige sahip cikin Ben dahil bütün türkler Atatürke borcluyuz Vatani o kurtarti.Cumhuriyeti kurtarmakla cok iyi etti,o olmasaydi Allah bilir ne olurduk..
Osmanli hanedanin resi'i laiklige sahip cikin diyor.Unutmayin MUSTAFA KEMAL OLMASAYDI hicbirimiz olmazdik diyor,yaptigi devrim hanedam icin kötü oldu ama Türkiye onun sayesinde var,siz ben hepimiz varligimizi ona borcluyuz diyor...

ATATÜRK dü$manlari Osmanliyi alet eden din ,irk,insan dü$manlari Yobazlar....osmanlidan bile daha iyi biliyorlar

Geändert von YigitAdam (22.02.2017 um 02:32 Uhr).
  #18  
Alt 05.03.2017, 00:34
Benutzerbild von YigitAdam
YigitAdam YigitAdam ist offline
Erfahrener Benutzer
 
Registriert seit: 13.03.2016
Beiträge: 261
Standard M. Kemal atatürk (!) (ihanetinin resmi vesikası)

{ May 8, 2010 @ 3:09 pm } · { M. Kemal atatürk }

İngiliz Ajanı Mustafa Kemal (ihanetin resmi vesikası)

İslam düşmanı mason yahudi Mustafa Kemal’i bir kahraman gibi ira’e ederek 70 senedir milletin beynini yıkamaya çalışan kemalistlere tokat gibi vesika.

Aşağıda kıraat edecekleriniz (okuyacaklarınız) “The Sunday Times (London)” isimli ingiliz gazetesinin 11 şubat 1968 tarihli nüshasında Martin Gilbert tarafından neşredilen “How Our Man Declined To Rule Turkey” isimli makalenin Türkce tercemesidir. Masdarın sahihliğini tecessüs edenler tahkik edebilirler.

(Makalenin aslını buradan kıraat edebilirsiniz.)

Kasım 1938 Türkiye’nin şefi Kemal Atatürk’ün vefat ettiği tarihtir. O, 15 senelik katı diktatörlüğü döneminde Türkiye’yi, halkı istemediği halde cebir ile Garb medeniyetine götürmeye çalışmıştı. O, sarık ve çarşafı men etmiş, İslam’ın kuvvet ve kudretini kırmış, hatta latin alfabesini bile kabul ettirmişti.

Atatürk’ün vefat döşeğinde, üzerinde en fazla tefekkür ettiği mesele; kendisinden sonra programını tatbik edebilecek birisini bulup yerine geçirip geçiremeyeceği hususuydu.

Bunun için zamanın İngiliz sefiri Sir Percy Loraine‘i İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’na çağırdı. İkisi arasında geçen mülakatlar yaklaşık olarak otuz (30) sene gizli kaldı. Gizli mülakatlar ilk olarak Piers Dixon’un babası (Sir Percy Loraine) hakkında hazırladığı “Double Diplomat” (Çifte Diplomat) isimli kitabında yer aldı ve daha sonra da “Hutchinson Yayınevi” tarafından neşredildi.

Piers Dixon’un dökümanları arasında Sir Percy Loraine tarafından zamanın İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Halifax’a gönderilmiş bir telgraf da vardı. Telgraf İngiliz tarihinin en mühim senetlerinden birisi idi. Loraine, vefat döşeğinde olan diktatörle yaptığı bu mülakâtı çok enteresan olarak nitelendiriyordu.

Bu vesikada Loraine, Lord Halifax’a şunları yazıyordu:

“… Huzuruna vardığımda ekselanslarını yastıklara yaslanmış vaziyette, iki tabib ile, hemşirenin tedavisi altında gördüm. Ben girdiğimde, Reis (Mustafa Kemal), hizmetinde bulunanların ve hemşirelerin dışarı çıkmalarını istedi ve ihtiyaç anında kendilerini çağırabileceğini ifade etdi.

Ondan sonra, ekselansları benimle yavaş yavaş, fakat dikkatlice konuşmaya ibtida etdi. Beni hiç bir zaman bana layık olmayan makamda görmek istemediğini, “Beni daima en layık makamlarda görmek istediğini” ve beni buraya onun için çağırdığını söyledi. Hakkımda arzuladıklarını gerçekleştirmem için çok ricada bulundu. Kendisine müsbet bir cevab vermemi taleb ediyordu.

Şüphesiz ben geçmişte onunla bir arada çok bulundum ve çok mulâkatlar yaptım. Fakat bu, son mulâkatım olabilirdi. O, uzun ve mâcerâlı hayatı boyunca beraber çalıştığı arkadaşlarından bir çoğunu (kendisinden uzaklaştırarak) kaybetmiş ve yapılan tavsiyelerin bir çoğunu da reddetmişti. Sadece benim dostluğuma ve nasihatlarıma güveniyor ve bu dostluğun pekişmesine ehemmiyet veriyordu.

Ben sanki Türkiye’nin başbakanıymışım gibi, benimle çok sade ve serbest bir vaziyetde meşveret ediyordu.

Onun bir reis olarak vefatından evvel, kendi makamı için birisini takdim etme selahiyeti vardı. Onun en büyük arzusu kendisinden sonra “Türkiye’nin Reisi” olarak onun vazifesini üzerime almam idi. Teklifi karşısında benim nasıl bir cevab vereceğimi bir an evvel bilmek istiyordu.

Mütefekkirane bir sessizlikle geçen bir anlık bekleyişden sonra ekselanslarına (Mustafa Kemal’e) “Bütün taleb ve duygularımı kelimelerle izah etmeye yetkili değilim!” şeklinde cevab verdim. Hakikaten o anda çok şaşırmış bir vaziyetde tefekkür ediyordum; hatırladığım kadarı ile yapmış olduğum mulâkatların hiç birisinde bu kadar derin tefekkür edecek derecede bir mülâkatla karşılaşmamıştım.

Ekselansları (Mustafa Kemal) yaptığı bu teklif ile sadece benzeri görülmemiş bir ikramda bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda majestelerinin (İngiliz kralının) hükümetine olan bağlılığını da izhar ediyordu.

Ekselansları benim ömrümün büyük bir kısmını majestenin hükümetinin hizmetinde geçirmiş olduğumu biliyordu. Ben halihazırdaki işimde bir kaç sene daha çalışmayı ümit ediyordum. Ekselansları ise, şimdi benden kesin bir cevab taleb etmekteydi. Kendilerine şu cevabı verdim: “İdarî işleri iyi yapıp yapamıyacağımdan şüphe ediyorum. Türkiye’nin Reisicumhurluğu’nu yüklenmek mesuliyeti ile İngiltere Sefirliği arasında çok büyük fark vardır. Tecrübe ve kabiliyetlerimin, ancak elimdeki işi yürütmek için aranan imtiyazlar olduğunu biliyor; bunun için kesin bir şekilde ve üzülerek teklifinizi kabul edemediğimi bildiriyorum!”

Ben konuşmamı bitirdikten sonra ekselansları (Mustafa Kemal) çok heyecanlandı ve yatağına tekrar gömüldü, hizmetinde bulunan hemşireleri çağırdı (ve derin bir uykuya daldı.) Ekselansları ikinci defa konuşmaya ibtida edebildiğinde kendisine bildirdiğim kararda müessir olan hususları idrak ettiğini söyledi. Durumu henüz verdiğim cevabdan çok üzüldüğünü söyleyebilecek kadar iyi idi. Benden başka bir cevab alamayacağını idrak edince “Reislik” için İsmet İnönü’yü tavsiye etti.

Atatürk sonra dirseklerine dayanarak doğrulmaya çalıştı ve ellerimi sıktı, gelecekte de Britanya ve Türkiye ilişkilerinde faal roller oynayacağımı belirterek teşekkür etti ve kendinden tekrar geçti.

Bu teklifi reddedişimin isabetli bir karar olduğunu düşünüyorum.

Şayed yapmış olduğum teşebbüslere dair ekselanslarından te’vidli bir mesaj alabilirsem pek müteşekkir ve mesrur olurum.

Lütfen Kral’a da bildiriniz!..”

Martin Gilbert
-----------------------------------NOT:
Makalenin orginal aslı Burada......http://www.atajew.com/2000/05/sunday-times.html
Bu belge yaklaşık 50 yıldır başına açıklanmış kamoyuna mal olmuştur. aslı ingiliz devlet arşivlerinde mevcuttur...İsteyen herkes gidip görebilir...Ne acıdırkı Kemalist çapulcular bugüne kadar bu vesikayı gündeme getirenlere sağdan soldan havlayıp küfür etmekten başka birşey yapamadılar....ASLINDA KEMALİSTLERDE BİLİYOR BUNUN GERÇEK OLDUĞUNU AKSİ HALDE BU BELGEYİ YAYINLAYAN GAZETEYİ MAHKEMEYE VEREBİLİRLERDİ; İNGİLİZ HÜKÜMETİNİ KÖŞEYE SIKIŞTIRABİLİR HESAP SORABİLİRLERDİ...BENDE BURDAKİ TAPANAK ŞÖVALYELERİNE KEMALIN GERİCİLERİNE DİYORUM Kİ; BURDA KLAVYANIN ARKASINDAN HAVLAYACAĞINIZA GİTİN İNGİLİZ HÜKÜMETİNİ DAVA EDİN ATAMIZA İFTİRA ATIYORSUN DESENİZYA? YEMİYOR DEĞİLMİ....İşte böyle mızrak çuvala sihmiyor tapanağınızın alçak sıfatlarını milletim öğrendikçe onun putları ve zihniyeti tarihin çöplüğüne etilacaktır
  #19  
Alt 05.03.2017, 13:34
Benutzerbild von Lara__
Lara__ Lara__ ist offline
Erfahrener Benutzer
 
Registriert seit: 28.12.2015
Beiträge: 907
Idee Yobaz

Zitat:
Zitat von YigitAdam Beitrag anzeigen
{ May 8, 2010 @ 3:09 pm } · { M. Kemal atatürk }

İngiliz Ajanı Mustafa Kemal (ihanetin resmi vesikası)

İslam düşmanı mason yahudi Mustafa Kemal’i bir kahraman gibi ira’e ederek 70 senedir milletin beynini yıkamaya çalışan kemalistlere tokat gibi vesika.

Aşağıda kıraat edecekleriniz (okuyacaklarınız) “The Sunday Times (London)” isimli ingiliz gazetesinin 11 şubat 1968 tarihli nüshasında Martin Gilbert tarafından neşredilen “How Our Man Declined To Rule Turkey” isimli makalenin Türkce tercemesidir. Masdarın sahihliğini tecessüs edenler tahkik edebilirler.

(Makalenin aslını buradan kıraat edebilirsiniz.)

Kasım 1938 Türkiye’nin şefi Kemal Atatürk’ün vefat ettiği tarihtir. O, 15 senelik katı diktatörlüğü döneminde Türkiye’yi, halkı istemediği halde cebir ile Garb medeniyetine götürmeye çalışmıştı. O, sarık ve çarşafı men etmiş, İslam’ın kuvvet ve kudretini kırmış, hatta latin alfabesini bile kabul ettirmişti.

Atatürk’ün vefat döşeğinde, üzerinde en fazla tefekkür ettiği mesele; kendisinden sonra programını tatbik edebilecek birisini bulup yerine geçirip geçiremeyeceği hususuydu.

Bunun için zamanın İngiliz sefiri Sir Percy Loraine‘i İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’na çağırdı. İkisi arasında geçen mülakatlar yaklaşık olarak otuz (30) sene gizli kaldı. Gizli mülakatlar ilk olarak Piers Dixon’un babası (Sir Percy Loraine) hakkında hazırladığı “Double Diplomat” (Çifte Diplomat) isimli kitabında yer aldı ve daha sonra da “Hutchinson Yayınevi” tarafından neşredildi.

Piers Dixon’un dökümanları arasında Sir Percy Loraine tarafından zamanın İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Halifax’a gönderilmiş bir telgraf da vardı. Telgraf İngiliz tarihinin en mühim senetlerinden birisi idi. Loraine, vefat döşeğinde olan diktatörle yaptığı bu mülakâtı çok enteresan olarak nitelendiriyordu.

Bu vesikada Loraine, Lord Halifax’a şunları yazıyordu:

“… Huzuruna vardığımda ekselanslarını yastıklara yaslanmış vaziyette, iki tabib ile, hemşirenin tedavisi altında gördüm. Ben girdiğimde, Reis (Mustafa Kemal), hizmetinde bulunanların ve hemşirelerin dışarı çıkmalarını istedi ve ihtiyaç anında kendilerini çağırabileceğini ifade etdi.

Ondan sonra, ekselansları benimle yavaş yavaş, fakat dikkatlice konuşmaya ibtida etdi. Beni hiç bir zaman bana layık olmayan makamda görmek istemediğini, “Beni daima en layık makamlarda görmek istediğini” ve beni buraya onun için çağırdığını söyledi. Hakkımda arzuladıklarını gerçekleştirmem için çok ricada bulundu. Kendisine müsbet bir cevab vermemi taleb ediyordu.

Şüphesiz ben geçmişte onunla bir arada çok bulundum ve çok mulâkatlar yaptım. Fakat bu, son mulâkatım olabilirdi. O, uzun ve mâcerâlı hayatı boyunca beraber çalıştığı arkadaşlarından bir çoğunu (kendisinden uzaklaştırarak) kaybetmiş ve yapılan tavsiyelerin bir çoğunu da reddetmişti. Sadece benim dostluğuma ve nasihatlarıma güveniyor ve bu dostluğun pekişmesine ehemmiyet veriyordu.

Ben sanki Türkiye’nin başbakanıymışım gibi, benimle çok sade ve serbest bir vaziyetde meşveret ediyordu.

Onun bir reis olarak vefatından evvel, kendi makamı için birisini takdim etme selahiyeti vardı. Onun en büyük arzusu kendisinden sonra “Türkiye’nin Reisi” olarak onun vazifesini üzerime almam idi. Teklifi karşısında benim nasıl bir cevab vereceğimi bir an evvel bilmek istiyordu.

Mütefekkirane bir sessizlikle geçen bir anlık bekleyişden sonra ekselanslarına (Mustafa Kemal’e) “Bütün taleb ve duygularımı kelimelerle izah etmeye yetkili değilim!” şeklinde cevab verdim. Hakikaten o anda çok şaşırmış bir vaziyetde tefekkür ediyordum; hatırladığım kadarı ile yapmış olduğum mulâkatların hiç birisinde bu kadar derin tefekkür edecek derecede bir mülâkatla karşılaşmamıştım.

Ekselansları (Mustafa Kemal) yaptığı bu teklif ile sadece benzeri görülmemiş bir ikramda bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda majestelerinin (İngiliz kralının) hükümetine olan bağlılığını da izhar ediyordu.

Ekselansları benim ömrümün büyük bir kısmını majestenin hükümetinin hizmetinde geçirmiş olduğumu biliyordu. Ben halihazırdaki işimde bir kaç sene daha çalışmayı ümit ediyordum. Ekselansları ise, şimdi benden kesin bir cevab taleb etmekteydi. Kendilerine şu cevabı verdim: “İdarî işleri iyi yapıp yapamıyacağımdan şüphe ediyorum. Türkiye’nin Reisicumhurluğu’nu yüklenmek mesuliyeti ile İngiltere Sefirliği arasında çok büyük fark vardır. Tecrübe ve kabiliyetlerimin, ancak elimdeki işi yürütmek için aranan imtiyazlar olduğunu biliyor; bunun için kesin bir şekilde ve üzülerek teklifinizi kabul edemediğimi bildiriyorum!”

Ben konuşmamı bitirdikten sonra ekselansları (Mustafa Kemal) çok heyecanlandı ve yatağına tekrar gömüldü, hizmetinde bulunan hemşireleri çağırdı (ve derin bir uykuya daldı.) Ekselansları ikinci defa konuşmaya ibtida edebildiğinde kendisine bildirdiğim kararda müessir olan hususları idrak ettiğini söyledi. Durumu henüz verdiğim cevabdan çok üzüldüğünü söyleyebilecek kadar iyi idi. Benden başka bir cevab alamayacağını idrak edince “Reislik” için İsmet İnönü’yü tavsiye etti.

Atatürk sonra dirseklerine dayanarak doğrulmaya çalıştı ve ellerimi sıktı, gelecekte de Britanya ve Türkiye ilişkilerinde faal roller oynayacağımı belirterek teşekkür etti ve kendinden tekrar geçti.

Bu teklifi reddedişimin isabetli bir karar olduğunu düşünüyorum.

Şayed yapmış olduğum teşebbüslere dair ekselanslarından te’vidli bir mesaj alabilirsem pek müteşekkir ve mesrur olurum.

Lütfen Kral’a da bildiriniz!..”

Martin Gilbert
-----------------------------------NOT:
Makalenin orginal aslı Burada......http://www.atajew.com/2000/05/sunday-times.html
Bu belge yaklaşık 50 yıldır başına açıklanmış kamoyuna mal olmuştur. aslı ingiliz devlet arşivlerinde mevcuttur...İsteyen herkes gidip görebilir...Ne acıdırkı Kemalist çapulcular bugüne kadar bu vesikayı gündeme getirenlere sağdan soldan havlayıp küfür etmekten başka birşey yapamadılar....ASLINDA KEMALİSTLERDE BİLİYOR BUNUN GERÇEK OLDUĞUNU AKSİ HALDE BU BELGEYİ YAYINLAYAN GAZETEYİ MAHKEMEYE VEREBİLİRLERDİ; İNGİLİZ HÜKÜMETİNİ KÖŞEYE SIKIŞTIRABİLİR HESAP SORABİLİRLERDİ...BENDE BURDAKİ TAPANAK ŞÖVALYELERİNE KEMALIN GERİCİLERİNE DİYORUM Kİ; BURDA KLAVYANIN ARKASINDAN HAVLAYACAĞINIZA GİTİN İNGİLİZ HÜKÜMETİNİ DAVA EDİN ATAMIZA İFTİRA ATIYORSUN DESENİZYA? YEMİYOR DEĞİLMİ....İşte böyle mızrak çuvala sihmiyor tapanağınızın alçak sıfatlarını milletim öğrendikçe onun putları ve zihniyeti tarihin çöplüğüne etilacaktır

YObaz,Sen bu yazidan ne cikardin ne anladigini bize aciklarmisin,Atatürkün ingiliz valisi olmak istedigimi kanitlamaya calisiyorsun? Bilirsin cehalet basa bela ben anlamadim ,sen YObaz Atatürkün Nutuk Kitabini satir satir okumus ezberine almi$ biri olarak bizleri aydinlat.

Atatürk ingiliz valisimi olmak istiyordu???


ona göre bende sana belgelerle buraya cevap verecegim
  #20  
Alt 05.03.2017, 15:00
Benutzerbild von YigitAdam
YigitAdam YigitAdam ist offline
Erfahrener Benutzer
 
Registriert seit: 13.03.2016
Beiträge: 261
Standard

Demek tapanağının kitabını hıfz etmişsin:-))
Çok anlaşıyli tapanak şövalyesi :-)))))) o.çocuğu olduğunuda ordanmı hıfz ettin.Onun dininde küfür hakaret etmek ibne olmak orospu olmak yatıp kalkıp putlara tapmak,marifet olduğunu hifz ettinde, ingiliz sefirini Konsolosunu) çağırıp gebermeden önce idareyi ona teklif etmek istediğini görmedin mi? vay zavalı vay:-)) ben sana belge gönderdim..bana müteşekkir olman gerekmezmi? Hakaret küfür edeceksen belgeyi yayınlayan merci bellidir 50 yıldır ortada dolaşıyor..kimseden yalanlama aksini isbat etme gibi bir belge ortaya konulmadığına göre,(VARSA BUYUR GÖSTER) bunun gerçekliği aksini isbat edene kadar devam edecektir...aksini isbat etme mahkeme kararıyla olur bunuda yapmaktan korkan kemalistlerdir...ben zaten senin tapanağının ingiliz ve siyonistlerin oyuncağı olduğunu biliyorum...
.................................................. ...............
neyse burayi iyi oku olurki anlarsin....dikkat et zoka moka girmeyesin............
Piers Dixon’un dökümanları arasında Sir Percy Loraine tarafından zamanın İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Halifax’a gönderilmiş bir telgraf da vardı. Telgraf İngiliz tarihinin en mühim senetlerinden birisi idi. Loraine, vefat döşeğinde olan diktatörle yaptığı bu mülakâtı çok enteresan olarak nitelendiriyordu.

Bu vesikada Loraine, Lord Halifax’a şunları yazıyordu:

“… Huzuruna vardığımda ekselanslarını yastıklara yaslanmış vaziyette, iki tabib ile, hemşirenin tedavisi altında gördüm. Ben girdiğimde, Reis (Mustafa Kemal), hizmetinde bulunanların ve hemşirelerin dışarı çıkmalarını istedi ve ihtiyaç anında kendilerini çağırabileceğini ifade etdi.

Ondan sonra, ekselansları benimle yavaş yavaş, fakat dikkatlice konuşmaya ibtida etdi. Beni hiç bir zaman bana layık olmayan makamda görmek istemediğini, “Beni daima en layık makamlarda görmek istediğini” ve beni buraya onun için çağırdığını söyledi. Hakkımda arzuladıklarını gerçekleştirmem için çok ricada bulundu. Kendisine müsbet bir cevab vermemi taleb ediyordu.

Şüphesiz ben geçmişte onunla bir arada çok bulundum ve çok mulâkatlar yaptım. Fakat bu, son mulâkatım olabilirdi. O, uzun ve mâcerâlı hayatı boyunca beraber çalıştığı arkadaşlarından bir çoğunu (kendisinden uzaklaştırarak) kaybetmiş ve yapılan tavsiyelerin bir çoğunu da reddetmişti. Sadece benim dostluğuma ve nasihatlarıma güveniyor ve bu dostluğun pekişmesine ehemmiyet veriyordu.

Ben sanki Türkiye’nin başbakanıymışım gibi, benimle çok sade ve serbest bir vaziyetde meşveret ediyordu.

Onun bir reis olarak vefatından evvel, kendi makamı için birisini takdim etme selahiyeti vardı. Onun en büyük arzusu kendisinden sonra “Türkiye’nin Reisi” olarak onun vazifesini üzerime almam idi. Teklifi karşısında benim nasıl bir cevab vereceğimi bir an evvel bilmek istiyordu.

Mütefekkirane bir sessizlikle geçen bir anlık bekleyişden sonra ekselanslarına (Mustafa Kemal’e) “Bütün taleb ve duygularımı kelimelerle izah etmeye yetkili değilim!” şeklinde cevab verdim. Hakikaten o anda çok şaşırmış bir vaziyetde tefekkür ediyordum; hatırladığım kadarı ile yapmış olduğum mulâkatların hiç birisinde bu kadar derin tefekkür edecek derecede bir mülâkatla karşılaşmamıştım.

Ekselansları (Mustafa Kemal) yaptığı bu teklif ile sadece benzeri görülmemiş bir ikramda bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda majestelerinin (İngiliz kralının) hükümetine olan bağlılığını da izhar ediyordu.

Ekselansları benim ömrümün büyük bir kısmını majestenin hükümetinin hizmetinde geçirmiş olduğumu biliyordu. Ben halihazırdaki işimde bir kaç sene daha çalışmayı ümit ediyordum. Ekselansları ise, şimdi benden kesin bir cevab taleb etmekteydi. Kendilerine şu cevabı verdim: “İdarî işleri iyi yapıp yapamıyacağımdan şüphe ediyorum. Türkiye’nin Reisicumhurluğu’nu yüklenmek mesuliyeti ile İngiltere Sefirliği arasında çok büyük fark vardır.

Zitat:
Zitat von Lara__ Beitrag anzeigen
YObaz,Sen bu yazidan ne cikardin ne anladigini bize aciklarmisin,Atatürkün ingiliz valisi olmak istedigimi kanitlamaya calisiyorsun? Bilirsin cehalet basa bela ben anlamadim ,sen YObaz Atatürkün Nutuk Kitabini satir satir okumus ezberine almi$ biri olarak bizleri aydinlat.

Atatürk ingiliz valisimi olmak istiyordu???


ona göre bende sana belgelerle buraya cevap verecegim

Geändert von YigitAdam (05.03.2017 um 15:10 Uhr).
Antwort


Themen-Optionen Thema durchsuchen
Thema durchsuchen:

Erweiterte Suche

Forumregeln
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge anzufügen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

vB Code ist An.
Smileys sind An.
[IMG] Code ist An.
HTML-Code ist Aus.
Gehe zu