Einzelnen Beitrag anzeigen
  #1  
Alt 19.03.2015, 10:07
sarioglan
 
Beiträge: n/a
Standard Bahçeli: Türk Devleti şirket Değildir

BAHÇELİ: TÜRK DEVLETİ ŞİRKET DEĞİLDİR


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "AKP hühümeti, Türkiye'nin tarihsel yürüyüşünü sakatlamakta, Türk milletine kötülük üzerine kötülük yapmaktadır. Bu hükümetin miadı dolmuş, son kullanım süresi geçmiştir" dedi.

Bahçeli, MHP Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin belirsiz bir sürece girdiğini savunarak, sorunların gittikçe yoğunlaştığını ve kutuplaşmanın her geçen gün arttığını ifade etti.

Milli birliğin de hasar aldığını ve hırpalandığını ileri süren Bahçeli, "AKP hühümeti, Türkiye'nin tarihsel yürüyüşünü sakatlamakta, Türk milletine kötülük üzerine kötülük yapmaktadır. Bu hükümetin miadı dolmuş, son kullanım süresi geçmiştir. Bu hükümet eskimiş, tükenmiş, yorulmuş ve hurdaya çıkmıştır. Bir yandan 17-25 Erdoğan diğer yerden Serok Ahmet, bir tarafta İmralı canisi diğer tarafta Kandil Dağı'na çöreklenen bölücü terör çetesi ülkemizin tekerine çomak sokmaktadır. AKP-PKK işbirliğiyle tecelli eden ihanet ittifakı Türkiye'nin mezarını kazımakta, tarihsel haklarını kazımaktadır. Demem odur ki bölücülük furyası, bölünme kampanyası, fitne-fesat kalkışması vatan coğrafyasını baştan ayağa tesiri altına almıştır" dedi.

-"EKONOMİ ZORA SOKULDU"-
Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarının Türkiye ekonomisini zora soktuğunu savunarak, "Enflasyon-faiz-kur arasındaki ilişkilere cahilce bakışı ekonomik maliyetleri katlamış, durduk yere dövizin yükselmesine yol açmıştır" diye konuştu.

Bahçeli, şöyle devam etti:
"Erdoğan'ın ateşlediği döviz en başta reel sektöre zarar vermiş, vatandaşlarımızın bütçesini sarsmış, dış borcu çoğaltmış ve makro ekonomik parametrelere irtifa kaybettirmiştir.
Piyasalar deyim yerindeyse felç geçirmiştir. 2014'ün Nisan ayında 78,5 olan Tüketici Güven Endeksi 68 puana gerilemiştir. 2014 yıl sonu itibarıyla 174,5 milyar dolar olan finansal kesim haricindeki firmaların açık pozisyonu, uykuları kaçırmaktadır. Erdoğan'ın yüzünden reel sektör yaklaşık 82 milyar liralık ek bir finansman giderine mahkum etmiştir.
Başkanlıktan başka gözü hiçbir şey görmeyen, kendi kariyer planlamasından başka hiçbir gündemi olmayan Erdoğan, Türkiye'ye döviz şoku yaşatmış, milletimizi fakirleştirmiş, ekonomiyi darboğaza itmiştir. Erdoğan konuştukça kur uçmuştur. Erdoğan, şuursuzluğuna yenilerini ekledikçe dolar kanatlanmış, ihracat erimiş, ithalat patlamış, borçlar katlanmıştır."

-"YOL HARİTASI YIRTILDI"
"AKP'nin yol haritası yırtılmış, planları havaya uçmuştur" diyen Bahçeli, Türkiye ekonomisinin meçhule doğru sürüklendiğini ileri sürdü.

Hükümetin ekonomik politikalarının vatandaşları perişan ettiğini savunan Bahçeli, şunları da söyledi:
"Kazanan döviz lobisi, karlı çıkan para baronları, servetine servet ilave eden sıcak para tacirleri, karanlık çevrelerdir. Kazanan rantiyeciler, sevinen faizciler, gülen küresel simsarlar, palazlanan döviz stokçularıdır.
Kazanan dolar milyarderi Erdoğan, cebini dolduran hırsız çetesidir. Kaybeden ise Türkiye'dir, yoksullaşan Türk milletidir. Kaşla göz arsında Türkiye'den çekilen 2 milyar dolara yakın döviz miktarı, aynı zamanda emeğimiz ve alın terimizi de götürmüştür.
Dövizdeki patlamayı kürsel gelişmelere bağlayan hükümet yanlıştadır.
'Başka ülkelerde de artıyor ne yapalım' diyenler gaflettedir. Dövizi omuzlayan, sırtında gezdiren, elinden tutan Erdoğan'dır. Döviz artışına çanak tutan, doların ateşini yükselten; AKP'nin ilkesiz, düşüncesiz ve donanımsız hamle ve adımlarıdır" diye konuştu.
Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıklamalarını eleştirdi. "Dolardaki artışı tesadüfi bulan Davutoğlu da zırvalamayla meşguldür" ifadesini kullanan Bahçeli, şu görüşleri savundu: "Çelimsiz ve çeyrek Başbakan, siyasi ve ekonomik göstergeleri tersine çevirmek için muazzam bir Türkiye karşıtı kampanyanın varlığına dikkat çekmektedir. Davutoğlu'na göre kara propaganda ustaları işbaşındadır. Bizim bildiğimiz bir tek kara propaganda ustası, bir tek de çırağı vardır: Bunlar da Recep Tayyip Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu'dur.
Madem Türkiye karşıtı kampanya var idiyse, Davutoğlu apar topar, üstelik ABD yönetimine bile haber vermeden New York'a niye gitmiştir? Sermaye çekmek, iş adamlarını davet etmek için el açmasını, etek öpmesini, yardım dilenmesini nasıl izah edecektir? Başbakan beyhude yere çırpınmaktadır, zira inandırıcılığı sıfırın altındadır.
Erdoğan'dan yediği çalımlarla defalarca ters köşeye yatan, saraydan kumanda edilen Davutoğlu iflas etmiş bir siyasetçi olup Başbakanlık makamından fiilen ve ahlaken düşmüştür."
Öngörülebilir olmayan, geleceği muammaya teslim edilen hiçbir ülkeye yatırım amaçlı yabancı sermaye gelmeyeceğinin altını çizen Bahçeli, "Anayasa'nın askıda olduğu" Türkiye'nin, ekonomik olarak toparlanması ve umut vadetmesinin akla da mantığa da bilime de aykırı olduğunu söyledi.
Bahçeli, "Demokratik reflekslerin kaybolmaya yüz tuttuğu, muhalefete komploların tertip edildiği, havuz medyasının bin türlü yalanla algı operasyonları düzenlediği bir ülkeye kimsenin ilgi göstermesi beklenmemelidir" dedi.
Türkiye'de "hukuku takan", "Anayasa'ya uyan" kimsenin olmadığını
iddia eden Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"Erdoğan'ın ceberut tavırlarına, kural, ölçü, yasa ve vicdan tanımayan üslubuna engel olmadıktan sonra ekonomik güvenlik, ekonomik özgürlük, ekonomik rahatlık, ekonomik yükselme nasıl sağlanacaktır? Kurumlara saldıran Erdoğan, yaklaşan ağır ekonomik şartlardan dolayı peşinen günah keçisi aramakta, kendisini dolduruşa getirenlere kanmakta, aklının dibini her seferinde dökmektedir.
11 Mart günü, Merkez Bankası Başkanı tarafından verilen brifingden sonra her şeyin tatlıya bağlandığını açıklayan Erdoğan, döviz saldırısına mihmandarlık yapmaktan dolayı milli vicdanlarda mimlenmiştir. Sonunda her şey tatlıya bağlanacak idiyse, bu kadar karmaşaya, alt üst oluşa ve krize ne gerek vardır?
Dövizdeki fahiş artış Erdoğan için ballı börek olabilir. Dövizdeki tırmanış Erdoğan için kaymaklı kadayıf da sayılabilir. Fakat milletimiz için acı bir diyet, vahim bir eziyet, ateşten gömlektir."
-"TÜRKİYE, ŞİRKET DEĞİLDİR"
Türkiye Cumhuriyeti'nin eşsiz fedakarlıkların eseri, göz kamaştıran ve hayranlık uyandıran mücadelelerin emaneti olduğunu söyleyen Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuyla ilgili sözlerini eleştirdi ve Türkiye'nin işletme, şirket veya holding olmadığını kaydetti.
Bahçeli, şunları anlattı:
"Türk devlet geleneğinde kara odaklanan, karı önceliğine alan, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş, borçlarından dolayı yalnızca malvarlığıyla sorumlu bulunan anonim şirket özelliği yoktur, olmamıştır. Devlet şirket gibi yönetilemeyecektir.
Erdoğan Cumhurbaşkanı olduğunu tamamen unuttuğundan, aklına ne eserse, dilinin acuna ne gelirse fütursuzca söylemektedir. Geçtiğimiz hafta sonunda Çanakkale ve Balıkesir'de salon toplantıları, mitingler düzenleyen Erdoğan
sonunda içindeki derdi de tavzih etmiştir. Balıkesir Ekonomi Ödülleri 2015 Töreni'nde konuşma yapan bu şahıs, bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye'nin de öyle yönetilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Erdoğan ya ruhen iflah olmaz bir hastalığın pençesindedir ya da aklını ve mantığını yemiş bitirmiştir. Binlerce yıllık Türk devlet felsefesini inkar edercesine konuşan Erdoğan artık çok olmuş, çizmeyi aşmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin şirket gibi yönetilme hedefi aslında adı konmamış bir yıkımı, itiraf edilmemiş bir rejim değişikliği hazırlığını deşifre etmektedir.
Erdoğan aziz şehitlerimizin mirasını, ecdat yadigarı bu kutlu vatanı paylara ayırıp kimler arasında bölüştürmeyi düşünmektedir? Ve kimin emellerine sözcülük etmekte, kimlere taşeronluk yapmaktadır? Türkiye'nin tarih, millet, toprak ve kültür varlığını; Kandil ve İmralı canisinin gözetim, denetim ve tembihiyle kurulan ihanet borsasında Türk düşmanlarına arz etme hevesi, tarifi olmayan bir ahlaksızlıktır. Erdoğan her şeyi bitirmiş, her görevi yerine getirmiştir de geriye bir tek devleti şirketleştirmek mi kalmıştır? Bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir körlük, nasıl bir ucubeliktir?"

-"MEYDANI BOŞ BULDU"-
Basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştirmeyi sürdüren Bahçeli, şu görüşleri dile getirdi:
"Recep Tayyip Erdoğan, eğer ille de şirket yönetmek istiyorsa, derhal ve hemen aile fertlerinin üzerine geçirdiği bol kazançlı bir şirketin başına geçmeli, ahlaken boş olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamını hukuken de terk etmelidir.
Erdoğan meydanı boş bulmuştur. Erdoğan, gemi azıya almış, ferasetiyle arayı kapanmayacak derecede açmıştır. Türkiye Erdoğan karanlığıyla boğuşmaktadır.
Cumhurbaşkanı ettiği yeminleri tamamen çiğnemiştir. Ve içinden geçtiğimiz şu zaman diliminde Türkiye'nin bir Cumhurbaşkanı sorunu doğmuştur.
Çünkü Erdoğan tarafsızlığını bozmuş, muhalefetle siyasi mücadeleye girişmiş, Anayasa'da yazılı görev ve sorumluluklarını kasten göz ardı etmiştir.
Türk milleti yasa ve Anayasa tanımaz bu şahsiyetin zulmüyle muhataptır. Artık Erdoğan Anayasa'ya taammüden karşı gelmekten, taşıdığı vazifenin saygınlığını yok etmekten, görevini kötüye kullanmaktan sorumlu ve suçludur.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamı bize göre işgal altındadır. Recep Tayyip Erdoğan kuruluş ilkelerine, Cumhuriyet'in esaslarına saldırmaktadır. AKP'nin yan kolu gibi çalışmakta, paralel başbakan, eş genel başkan gibi siyasi faaliyet göstermektedir."